Dinbirsen UŞAK

Dinbirsen UŞAK Diyanet İşleri Başkanlığı Bünyesinde Kurulmuş Ötekileştirmeyen Sendika

12/07/2026

TASARRUF DA ADALET DE HERKES İÇİN OLMALI: DİYANET PERSONELİ ÜVEY EVLAT DEĞİLDİR!

​Resmî Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeler, “tasarruf” kavramının kurumlar arasında ne kadar seçici ve keyfi uygulandığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Tasarruf tedbirleri söz konusu olduğunda ilk akla gelen, ilk kısıtlanan ve en büyük özveriyi göstermesi beklenen kurumun Diyanet İşleri Başkanlığı olması kabul edilemez!

​Din-Bir-Sen olarak soruyoruz:
Tasarruf sadece Diyanet personeli için mi geçerlidir? Diğer kurumlarda yeni düzenlemeler ve iyileştirmeler yapılırken, din görevlilerimizin ekonomik şartları neden görmezden geliniyor?
​Özellikle vekil din görevlilerimiz ve geçici Kur’an kursu öğreticilerimiz; asgari ücretin dahi altında kalan gelirleriyle hayat mücadelesi verirken, diğer kurumlarda yapılan düzenlemeleri izlemek, teşkilatımızda "üvey evlat muamelesi" gördüğümüz hissini güçlendirmektedir.

Bizler, devletimizin her kurumunun kıymetini biliyoruz; ancak Diyanet personelinin sırtına yüklenen bu ağır yükün artık taşınamaz noktaya geldiğini de haykırıyoruz. Eşit işe eşit ücret, adil bir gelir dağılımı ve haklarımızın teslim edilmesi için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

19/06/2026

Büyük bir emek ve gayretle hazırlandığınız 2026 YKS sınavında, döktüğünüz her damla alın terinin karşılığını almanızı yüce Mevlâ’dan niyaz ediyoruz.

Sizler, neticeler ne olursa olsun bizim için çok değerlisiniz. Heyecanınızı paylaşıyor, sınavda her birinize başarılar diliyoruz. Allah zihin açıklığı versin.

07/06/2026

CAMİLER ALLAH'IN EVİDİR.
Kabenin şubeleridir
Camilerde Maç Yayını ve Manevi yok oluş.
Son dönemde, gençleri camiye kazandırma motivasyonuyla hayata geçirilen "camide maç izletme" uygulamaları, sadece bir metodoloji tartışması değil, aynı zamanda İslam medeniyetinin kurucu unsuru olan ibadethanelerin ontolojik mahiyetine dair ciddi bir kırılma noktasıdır. "Milli olma" kisvesiyle meşrulaştırılmaya çalışılan bu pratik, camiyi "Allah’ın evi" olma vasfından uzaklaştırarak, kitleleri manipüle etmeye yönelik seküler eğlence kültürünün bir uzantısı haline getirme riski taşımaktadır.

İbadethanenin Kutsiyeti ve "Popüler Kültür" İstilası

Camiler, İslam toplumunda sadece namaz kılınan fiziksel mekanlar değil, aynı zamanda seküler dünyanın gürültüsünden ve gündelik hayatın geçiciliğinden arınmış, "kutsalın" tecelli ettiği alanlardır. Bir spor müsabakasının, özellikle de modern dünyanın insanı uyutmak, ayrıştırmak ve belirli tüketim kalıplarına hapsetmek için kurguladığı rekabet odaklı bir oyunun, huşu ve teslimiyet mekanı olan camiye taşınması, dini ciddiyetin ve estetiğin tasfiyesidir.
Bu uygulamayı "gençleri camiye çekmek" gibi pratik ve pragmatist bir argümanla savunmak, pedagojik ve teolojik bir yanılgıdır. İslam, gençleri eğlence ile değil, hikmetle ve manevi bir derinlikle kazanmayı hedefler. Maç yayını gibi geçici heyecanlara dayalı bir yöntemle camiye çekilen gençten, hayatın geri kalanında hangi manevi motivasyonu koruması beklenebilir? Bugün maç izlemek için camiye gelen bir zihniyet, yarın daha üst düzey "eğlence ve haz" arayışına girdiğinde, din kurumunun verebileceği bir cevap kalmayacaktır.

Kurumsal Yozlaşmada Müftülüklerin Rolü

Bu sürecin en vahim boyutu, müftülüklerin bu "projelerin" bizzat organizatörü veya paydaşı haline gelmesidir. Belediye gibi yerel yönetim birimlerinin kendi sosyal sorumluluk alanlarında stadyum atmosferi yaratması, seküler bir faaliyet olarak değerlendirilebilir ve bu bağlamda rasyonel görülebilir. Ancak, İslam dininin temsil makamı olan müftülüklerin, "skor tabelası" ile "kıble" arasında bir hiyerarşi kuramaması, kurumun kendi varlık sebebine yabancılaştığını göstermektedir.
Müftülükler, ibadethaneleri birer sosyalleşme mekanı veya etkinlik merkezi gibi konumlandırmak yerine, camilerin asli fonksiyonu olan "irşat ve eğitim" faaliyetlerine odaklanmalıdır. İbadet mekanlarını, popüler kültürün tüketim araçlarıyla donatmak, İslam’ın vakarına ve caminin toplum nazarındaki dokunulmazlığına en büyük zararı vermektedir.

Sonuç: Cehaletin Zirvesi

"Gençler camiye gelsin de nasıl gelirse gelsin" yaklaşımı, İslam'ın davet metodolojisini hafife almaktır. Bir kutsal mekanı, oyun ve eğlence aracı haline getirmek, dindarlık seviyesini yükseltmek bir yana, dini sadece bir "sosyal aktivite" düzeyine indirgeyerek değersizleştirir. Din, bir toplumu uyutmak için kurgulanan spor endüstrisinin reklam alanı değildir.
Camilerin asli vazifesine dönmesi, popülist politikaların ve "günü kurtarma" hevesli projelerin ibadethanelerden elini çekmesi elzemdir. Aksi takdirde, camilerimiz sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da boşalmaya, yerini geçici heyecanların hüküm sürdüğü kaba bir "mekan anlayışına" bırakmaya mahkumdur.
Bu bağlamda, bu uygulamanın savunucularının kendilerine şu soruyu dürüstçe sormaları gerekir: "Eğlenceyle kazandığınız bir gencin, eğlence bittiğinde camiyle bağı devam edecek mi, yoksa siz sadece caminin kutsiyetini mi tüketiyorsunuz?

07/06/2026

ANADOLU KADININI VE TOPLUMSAL BİRLİĞİMİZİ HEDEF ALAN TALİHSİZ AÇIKLAMAYI KINIYOR, ÖZÜR BEKLİYORUZ"

Bir hastane açılışı gibi insana hizmeti ve şifayı esas alması gereken müstesna bir platformda, iş dünyasının tanınan isimlerinden Rahmi Koç tarafından anlatılan ve Kürt kadınlarını hedef alan fıkra görünümlü mesnetsiz ifadeler, toplumumuzun derinden bağlı olduğu kardeşlik ruhunu, inanç değerlerimizi ve toplumsal barışımızı zedelemiştir.

​Din-Bir-Sen olarak, aziz milletimizi asırlardır bir arada tutan harcın; ırk, dil, renk ayırt etmeksizin insana sadece "Eşref-i Mahlûkat" (yaratılmışların en şereflisi) olduğu için değer veren İslam ahlakı olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim’de Hucurât Suresi 13. ayette açıkça belirtildiği üzere: “Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve tanışasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
​Bu ilahi ikaza rağmen, bir topluluğu, bir etnik kökeni veya kadınlarımızı hor gören, alay konusu eden ve zihinlerdeki ön yargıları besleyen her türlü üslup ve yaklaşım, İslami ve insani değerlerle asla bağdaşmamaktadır. Hele ki Anadolu coğrafyasının cefakar, vakur ve onurlu Kürt kadınlarının bu tarz bir mizah anlayışına malzeme yapılması kabul edilemez bir saygısızlıktır.

​Ülkemizin birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, toplumun önünde olan, kanaat önderi konumundaki şahsiyetlerin konuşmalarında çok daha yapıcı, birleştirici ve hassas bir dil kullanması elzemdir. Bölücü ve ayrıştırıcı ifadeler barındıran bu talihsiz açıklamayı şiddetle kınıyoruz.

​İş insanı Rahmi Koç’u, maksadını aşan ve kırıcı olan bu ifadelerinden dolayı başta Kürt kadınlarımız olmak üzere tüm kamuoyundan özür dilemeye ve toplumun ortak değerlerine saygı göstermeye davet ediyoruz.
​Yüce milletimizin basiretine, kardeşliğine ve birliğine olan inancımız tamdır.

26/03/2026

📌DİN-BİR-SEN’ DEN SERT TEPKİ: UYARIYORUZ! HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ.

Son günlerde sahada bazı sendikaların, üye kazanmak amacıyla kamu görevlilerine çeşitli maddi değeri olan promosyonlar ve hediyeler dağıttığına dair üzücü gözlemler yapmaktayız. Din-Bir-Sen olarak, sendikacılığı "eşya dağıtma yarışı" olarak gören bu zihniyete karşı duruşumuz nettir.
▶ Kanun ve Genelgeler Hiçe Sayılmaktadır
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeler ve yürürlükteki mevzuat; sendika gelirlerinin yalnızca sendikal amaçlar, eğitim ve hukuk desteği için kullanılmasını emreder. Üyenin aidatını, yine üyeye "seçim rüşveti" gibi hediye olarak dağıtmak, sadece etik bir sorun değil, aynı zamanda hukuki bir usulsüzlüktür.
▶ Sendikal Mücadele İtibarsızlaştırılmaktadır.
Sendikalar; kamu görevlilerinin özlük haklarını korumak, çalışma şartlarını iyileştirmek ve masada güçlü temsil sağlamak için vardır. Sahada "kim daha iyi hediye veriyor" yarışı başlatmak, sendikal mücadelenin içini boşaltmakta ve camiamızın vakarına zarar vermektedir. Din görevlisi kardeşlerimizin iradesi, bir ajandaya, bir kaleme veya maddi bir promosyona sığmayacak kadar kıymetlidir.
▶ Açık Uyarımızdır: Hukuki Süreci Başlatıyoruz!
Bakanlık genelgesini hiçe sayarak "promosyonla üye avcılığına" devam eden sendikaları buradan açıkça uyarıyoruz:
▪ Sendika bütçelerini şahsi ikbaliniz gibi ve üye sayılarını suni artırmak için harcamaktan vazgeçin.
▪ Bu hukuksuz uygulamalara devam ettiğiniz takdirde, Din-Bir-Sen olarak kamu kaynaklarının ve üye aidatlarının usulsüz kullanımına dair gerekli tüm hukuki girişimleri başlatacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
‼️"Bizim sendikacılık anlayışımızda promosyon değil, icraat; hediye değil, hizmet esastır."

26/03/2026

📌ÖZDEMİR, ÖSYM MBSTS’Yİ TÜM İLLERDE YAPMALIDIR.

Din-Bir-Sen olarak, Diyanet camiamızın ve tüm kamu çalışanlarının en büyük sorunlarından biri haline gelen "merkezi sınav " kısıtlaması hakkında sesimizi yükseltiyoruz. ÖSYM tarafından gerçekleştirilen MBSTS (Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı) ve benzeri sınavların sadece belirli bölge merkezlerinde veya kısıtlı illerde yapılması, personelimizi hem maddi hem de manevi olarak yıpratmaktadır.
▶Özdemir, bu uygulama Bir "Külfet" ve "Zül" Haline Gelmiştir.
Mevcut sistemde, sınavın yapılmadığı illerde görev yapan din görevlilerimiz, sadece birkaç saatlik bir sınav için yüzlerce kilometre yol kat etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durumun doğurduğu sonuçlar artık göz ardı edilemez bir boyuta ulaşmıştır:
◾️ Can Güvenliği Riski: Sınav stresiyle yola çıkan arkadaşlarımız, uzun mesafeler nedeniyle trafik kazası riskiyle burun buruna gelmektedir. Bir tek meslektaşımızın burnunun kanaması, yapılacak tüm sınavlardan daha değerlidir.
◾️ Maddi Kayıplar: Ekonomik şartların zorluğu ortadayken; yol, konaklama ve yemek masrafları personellimize ağır bir mali yük bindirmektedir.
◾️ Zaman Kaybı: Görev mahallerinden ayrılarak günlerini yollarda geçiren personellimiz, hem dinlenme haklarından mahrum kalmakta hem de zaman yönetimi açısından büyük mağduriyet yaşamaktadır.
▶Çözüm Önerimiz ve Çağrımız,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her ilde sınav yapacak fiziki altyapıya ve organizasyon gücüne sahiptir. ÖSYM, sınavları 81 ilin tamamında gerçekleştirerek bu mağduriyete son vermelidir.
Özdemir, sınav merkezlerinin yaygınlaştırılması bir tercih değil, personelin huzuru ve güvenliği için bir zorunluluktur. Din-Bir-Sen olarak; camiamızın hakkını korumak adına konunun takipçisi olacağımızı ve bu "külfetin" son bulması için gerekli tüm mercilere başvurularımızı sürdüreceğimizi belirtiyoruz.

26/03/2026

Din-Bir-Sen olarak YÖK Başkanlığı'na Üniversite yerleşkelerinde Emanet Stantlarının açılması noktasında kolaylık sağlanması talebini ilettik.

05/12/2025

Son zamanlarda gündemi oldukça meşgul eden ve çalışma barışını bozacağını düşündüğümüz sadece üst düzey yöneticileri kapsayan 30bin TL seyyanen zam, gelen yoğun tepkiler üzerine iptal edildi.

03/12/2025

📌KAMUDA ÇALIŞAN ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERE MAAŞ ARTIŞI YAPILDI.

“Amaç ,Uzman Personeli Özel Sektöre Kaptırmamak.”

TBMM Plan ve bütçe Komisyonunda kabul edilen üst düzey meslek gruplarını kapsayan maaş artışını, adaletsiz buluyor, kamu çalışanlarının huzurunu ve çalışma barışını bozacağı kanaatindeyiz. Yıllarını bu mesleğe veren, zor koşullarda görevini ifa eden kamu çalışanlarını görmezden gelmek, sadece üst düzey yöneticilere ayrıcalık tanımak, kesinlikle kabul edilemez.

Kamu çalışanlarının mevcut ekonomik şartlarda zaten zorlandığı ortadayken, kiralar almış başını gidiyorken, buna rağmen belli kesime ayrıcalık tanımak hakkaniyet ölçüsüne sığmamaktadır.

Din-Bir-Sen olarak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonun kabul ettiği maaş artışı, bütün kamu çalışanlarını kapsamalıdır. Düzenleme tüm kamu çalışanlarını kapsamaz, ilave seyyanen zam verilmez ise kamu çalışanlarının mesleğine olan inancı ve sevgisi zedelenecektir.

Address

Usak

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dinbirsen UŞAK posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share