02/09/2025
BU BİR ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ? ESKİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SAYIN TAYYAR ALTIKULAÇ
Hocamızın görüşlerinde isabet edip doğru tespitlerinin olduğu bir gerçektir, fakat bu işin çözümü sendikaları diyanet işleri başkanlığından dışlamak yerine yanlış yapan sendikaların ve yönetimde görev alan yöneticilerin ıslah edilmesi ve amir pozisyonunda olanların ya sendika yöneticiliği yada kurumdaki görevi arasında tercih yapmaları için gerekli mevzuatta değişiklilik yapılarak bu tespit edilen proplemlerin ortadan kalmasını sağlamak hem kurum açısından hemde sendikaların özüne dönmesini sağlayacaktır .BİZ DİNBİRSEN OLARAK Sayın hocamızın tespitlerini yıllardır dile getiriyoruz fakat ne hikmetse ne Dib.başkanlığındaki yetkililer nede bu yanlış sendikacılığı yapanlar duymazdan ve görmezden geldiler,Demekki işlerine böyle geliyor diye düşünmeye başladık.
Konumuz, Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatı ve özellikle din görevlileri açısından sendikalar problemi.
Bilindiği üzere kamu görevlilerinin genel anlamda özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, üyelerinin her alanda durumlarının geliştirilmesi amacıyla kurulan sendikalara Diyanet teşkilatında görev yapanların da üye olmalarının ve sendikal faaliyetlerde bulunmalarının önü açıktır.
Ama bilinmelidir ki söz konusu sendikaların kamu kuruluşlarında gerçekleştirdikleri oluşumlarında öne çıkan amillerden biri ve belki de en önemlisi, siyasi tercihlerdir ve sendikaların siyaset yapmalarının önünde bir engel yoktur. Hâlbuki:
Yasal durum sendikalar açısında böyle ama Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 25. maddesi Diyanet çalışanlarının siyasetle ilişkilerinin önünde ciddi bir engeldir. Bu madde aynen şöyledir: “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluşunun her derecesinde görev alan personel, Memurin Kanununun hizmetliler için yasak ettiği siyasi faaliyetten başka, dini görevi içinde veya bu görevin dışında, her ne suretle olursa olsun, siyasi partilerden herhangi birini veya onların tutum ve davranışını övemez ve yeremez. Bu gibi hareketleri tahkikatla sabit olanların, ilgili ve yetkili mercilerce işine son verilir”.
Bugün biliyoruz ki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda aktif olarak faaliyet gösteren 26 sendika bulunmaktadır. Siyaset kurumu ve siyasi kişiler hakkında bir cümle kurmasına dahi izin vermeyen teşkilat kanunu ile siyasi tercihini göz önünde bulundurarak sendika tercini belirlemek bir çelişki değil midir? Nitekim bir görevlinin yer aldığı sendikayı öğrendikten sonra onun siyasetteki yerini de bilmeniz mümkündür. Kanaatimizce bu açık bir çelişkidir.
Bu açık çelişkiyi kısaca ifade ettikten sonra sendikal uygulamaların kamu kuruluşları ve özellikle Diyanet açısından bir dizi başka sakıncalarından da söz edilmektedir. Bizzat Diyanet teşkilatı içinde söz konusu olumsuzlukları yaşayanların anlattıkları şeyler göz ardı edilecek sıradan şeyler değildir. Şöyle ki:
1. İl ve ilçe müftülüklerinde şube müdürü, murakıp, şef vb. unvanlarda görev yapan personelin sendika üyesi olması -tamamının olmasa da- önemli bir kısmının sendikal tarafgirlik yapması ve personel ile ilgili iş ve işlemleri yürütürken sendika ayrımını göz önünde bulundurması müftülüklerdeki çalışma barışını olumsuz şekilde etkilemektedir.
2. Sendikal faaliyet yürüten bu unvanlardaki personelin dikkate değer bir kısmı, üyesi olduğu sendikanın üye sayısını artırmak amacıyla personelin kendi sendikasına üye olması için baskı yapmaktadır. Bu durum personelin motivasyonunu düşürmekte, dolaylı olarak Başkanlığın hizmetlerinin aksamasına sebep olmakta ve çalışanların kaliteli hizmet üretme potansiyelini ortadan kaldırmaktadır.
3. Özellikle cami görevlilerinin farklı sendika üyesi olması aynı camide görev yapan personelin zaman zaman birbirine karşı olumsuz tutum ve davranışlarda bulunmasına sebep olmaktadır. Öte yandan bu durum çoğunlukla cemaate yansımakta ve toplum nezdinde din görevlisinin itibarı sarsılmaktadır.
4. Nüfus ve personel sayısı bakımından küçük ilçe müftülüklerindeki büro hizmetlerini yürüten bazı personelin (şef vb.) ilçedeki diğer görevlileri kendi sendikasına üye olmaya zorlaması, buradaki personelin özgür bir şekilde sendika seçim hakkını kullanamamasına neden olmakta, bu durum personelin kuruma olan aidiyetini olumsuz yönde etkilemektedir.
5. Büyük ilçe müftülüklerinde ise üye sayısını artırmaya yönelik rekabet hem idari işleyişi hem de yürütülen din hizmetlerini sekteye uğratmaktadır. Örnek verilecek olursa aynı il müftülüğünde birkaç şube müdürü, şef ve vb. personelin bir sendikaya, diğer birkaç şube müdürü, şef ve vb. personelin ise başka bir sendikaya üye olması durumunda bazen üst konumdakiler alttakilere psikolojik baskı uygulayabilmekte, kimi zaman da sendikal gayeler idari iş ve işlemleri olumsuz yönde etkilemektedir.
Bütün bu sakıncalı durumlar bir yana -bu yazımızın girişinde belirttiğimiz gibi- personel arasında siyasi farklılığı ortaya çıkaran sendikal faaliyetlerin, yukarda sözü edilen 25. madde karşısında Diyanet teşkilatı içinde yer almasının kabul edilebilir bir yanı kanaatimizce bulunmamaktadır.
Tayyar Altıkulaç /Diyanet İşleri Eski Başkanı