26/05/2026
BU GÜN BAYRAM...BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN EFENDİM…
Bugün; caminin eşiğinden ilk kez adım atanın da, yıllardır aynı safta omuz omuza kıyama kalkanın da bayramı…
Bugün gökyüzü, bir nefes kadar yakın yeryüzüne. Minarelerden dalga dalga yükselen o aziz tekbirler sadece semanın derinliklerini değil, dünya telaşıyla yorulmuş kalplerimizi de birer birer uyandırıyor. Çünkü bayram; alelade bir takvim yaprağındaki gün değil, kırılmış gönüllerin ilâhî bir nefha ile onarıldığı mukaddes bir zamandır.
Gündelik hayatın telaşesinin askıya alındığı, iman kardeşliği şuurunun nadide bir durağı, zamanda açılmış müstesna bir geçittir, bugün her yer buram buram bayramdır. Kurban kesmek için kutlanan bir zamanın ötesinde, kulluktaki kurbdan kaynaklı, bayram olduğu için kurban kesilen özel bir andır. Muhtaca karşılıksız dokunmaya kodlanmış kulun, Allah'tan tarafına yönlendirilmiş olanı vermeye aracılık edecek kadar kıymetli bulunduğunu fark ettiği için şükrandır. Unutmaya yatkın, döngüyü tekrara meyyal akışkan toplumun yakınlıktan yoksun bağsız sakinine, yitirdiklerini hatırlatma vaktidir. Zihin mahzenlerinin dehlizlerinde kaybettiği görüntüleri, özlemekten korktuğu sıcaklığı yeniden yakalama fırsatıdır bayram.
Kalbimizin en derin köşesinde yankılan, çocukluğumuza, hatıralarımıza, eksilenlerimize, özlenenlerimize aralanan bir kapıdır. İçimizde hem taze bir sevinç hem ince bir sızı uyandırır. Bir yanımız gülerken, öte yanımız derin bir boşluğu hisseder. Zira susan sesler, tozlu hatıralar vardır. Öyleyse yanımızda bulunanlar için şükredelim, uzakta bulunanları yâdedelim, aramızdan ayrılanlara dua edelim.
Şimdi sessizce durup bir de etrafımıza nazar edelim…Kendi çocuklarımızı sevindirirken; boynu bükük yetimleri, çocuklarına bayramlık alamayan yoksulları, ekmek bulamayan muhtaçları sakın ola unutmayalım. Kapısı çalınmayan bir yaşlı, ziyaret edilmeyen bir büyük, sevindirilmeyen bir küçük, hali sorulmayan bir hasta, hatırı alınmamış bir kimsesiz kalmasın. Göçüp gidenlerimizi, toprağın atında bir Fatiha bekleyenlerimizi dualarımızdan eksik etmeyelim.
Bayramda yalnızca alacaklarımıza değil, gönlümüze alacaklarımıza ve hayatımızdan çıkaracaklarımıza da dikkat edelim.
Cahit Sıtkı’nın o naif çağrısına kulak kesilelim…” Bayrama alacaklarımızın arasına; birkaç pir-i faniden gönül, birkaç çocuktan gülücük, birkaç yaşlıdan dua almayı ihmal etmeyelim. Bayram alışverişlerimiz arasına biraz da merhamet katalım, birkaç garibin gönlünden yükselen sessiz bir teşekkür alalım.”
Bugün kendimize bir iyilik yapalım…Ama incitmeden, onurunu kırmadan, dökmeden, alanın yüreğini yakmadan…Çünkü biliriz ki; gerçek ikram, bir kalbi utandırmadan, sahibince saklanarak yapılandır. Varsılla yoksulu kardeş kılan, mutlu ile mahzunu muhabbet sofrasında buluşturandır.
Geliniz, bu bayram bir başka vecibeyi daha yerine getirelim: Kalbimizin katılaşmış duvarlarını yıkalım, rumuzu daraltan, vicdanımızı çürüten kızgınlıklarımızı içimizden atalım. Çatlamış bir gönlü tamir edelim, yarım kalmış bir selamı tamamlayalım, bir kırgınlığı bitirelim, taşınması zor yıllanmış küskünlükleri toprağa gömelim, Allah’la bağımızı güçlendirelim. Senelerdir birbirine dönmeyen yüzler, aranmayan numaralar, geçilmeyen eşikler bu bayramın bereketiyle aşılsın. İlk adımı biz atalım, “haklıyım” demekten önce “hayırlı olan barıştır” diyen ilk biz olalım.
Asıl mesele kurbanla beraber neleri de kurban edebileceğimizi doğru belirlemektir.
Gururu kurban edelim bu bayram, kibri kurban edelim. Ama dostluğu, kardeşliği, sıla-i rahmi asla kurban etmeyelim. Bilelim ki insanın insanla helalleşmesi, Allah ile olan bağını kuvvetlendirmenin ilk şartıdır. Kalbimizdeki o dargınlık düğümlerini birer birer çözelim ki, Rabbimize giden yollarımız temizlensin, O’na daha yakın kullar olabilelim.
Asıl idrak, nelerle bağımızı kesip nelerle ilişkimizi sürdürmemiz gerektiğini yeniden kavramaktır.
Geliniz, bu bayram kurbanla birlikte kötülüklerle bağımızı da keselim, dedikoduyu keselim, yalan söylemeyi keselim, kul hakkına girmeyi keselim, haram yemeyi keselim, israfı keselim. Kibri, cimriliği, merhametsizliği ve gönül inciten bütün kötü davranışları keselim.
Ama birbirimizden selamı sabahı, muhabbeti, kardeşlik bağlarımızı kesmeyelim. Kalbimizi kine kurban etmeyelim, ailemizi ihmalkârlığa kurban etmeyelim, gençlerimizi dijital yalnızlığa kurban etmeyelim, merhametimizi menfaatlere kurban etmeyelim, ahiretimizi dünyanın geçici heveslerine kurban etmeyelim. Ve en önemlisi Rabbimizin rahmetinden ümidimizi asla kesmeyelim.
Bilelim ki bayram; sadece gardıroplardan çıkan yeni takımları giyebilmek değildir. Mütebessim yüzümüzle, hayatın yükünü paylaştığımız eşimize sevgimizi gösterme, tatlı sözlerimizle göz aydınlığı çocuklarımızı bayram sevincine ortak etmektir. Bayram anne babanın ellerini öperken gözlerinde kaybettiğimiz çocukluğumuzu yeniden bulabilmektir. Bir babanın yüzündeki hayat yorgunluğu çizgilerini bir tebessümle silebilmek, bir ananın dizine başını koyup dünyanın bütün yükünü orada unutabilmektir.
Bugün nice anne babalar evlatlarının yolunu gözlemekte, nice yaşlılar çalmayan telefonlarını beklemektedir. İşte bayram, tam da bu yalnız bırakılmış kalpleri bulma ve sarma günüdür.
Bu bayram, yalnızlaşan günümüz insanına yeniden kendisini ve çevresini hatırlatsın; kardeşliğimizi kuvvetlendirsin, akrabalık bağlarımızı güçlendirsin, komşuluk bağlarımızı diriltsin, milletimizin birlik ve beraberliğini pekiştirsin. Büyüğüyle küçüğüyle, genciyle yaşlısıyla bütün insanlarımızın birbirlerini aramalarına, gönüllerimizin en ağır yükü olan küskünlüklere son verip, dargınlıkları bir kenara bırakarak birlik-beraberlik içerisinde yaşanılan günler olarak devam etmesini sağlasın. Evinde ve yatağında ziyaretçi bekleyen insanlarımızı hatırlamamıza; öksüz ve yetimlerin, kimsesiz ve ihtiyaç sahiplerinin yüzlerinin gülmesine ve ümitlerinin yeşermesine vesile olsun.
Sözün Özü: Bayramı bayram yapan; bir güler yüz, bir tatlı söz, alınan bir gönül, edilen samimi bir duadır. İnsanı insan yapan güzellikleri yeniden diriltmektir.
Öyleyse bu bayram; evlerden evlere barış, kapılardan içeri huzur, kalplerden kalplere kardeşlik taşıyalım…Unutmayalım asıl kurban; insanın Allah’a yakınlaşması; asıl bayram ise günahlardan arınmış bir kalbin huzurla Rabbine kavuşmasıdır.
Büyük usta Fuzûlî ne zarif dökmüştür içini;
Yılda bir kurban keserler halk-ı âlem îyd içün
Dem be dem ben senin kurbanınam
Ve yine öyle bir teslimiyetle feryat eder ki:
Cânımı cânân istemiş, minnet cânıma
Cân nedir ki vermeyeyim cânânıma
Bir başka gönül sultanı Erzurumlu Alvarlı Efe’de kalbimizin pusulasını şöyle çizer;
Derd-i derûnuma derman arardım
Dediler ki: “Derttir dermanın senin.”
Dergâh-ı dildâre kurban arardım
Dediler ki: “Canın kurbandır senin.”
Kurbanlarımız; var olan kardeşliğimizi perçinlesin, bizi Hakka yakınlaştırırken bizi, bizden ve kendisinden uzaklaştıracaklardan uzaklaştırsın.
Rabbimiz bayramlarımız ve kurbanlarımız hürmetine; başta Gazze, Filistin, Doğu Türkistan olmak üzere dünya üzerinde kurban edilen, acıyla kavrulan mazlum ve mağdur tüm kardeşlerimize imdat eylesin. Bizleri birbirine kenetlenmiş, acıyı da sevinci de paylaşan hakiki müminlerden eylesin.
Bayramımızı ve kurbanlarımızı kalbimizdeki perdelerin kalkmasına vesile eylesin. Paylaştığımız her lokmayı kardeşliğimizi artıran bir bağ eylesin. Bu bayramı sadece etin değil, merhametin, affın ve barışın bayramı kılsın. Akıttığımız kanlar, yeryüzünde akacak kınalı koçların kanlarını durdursun, toprağa düşmelerini engellesin, kurbanlarımız, kurban olduklarımızı korusun, kurbumuza vesile olsun, barışı egemen kılsın, mazlum coğrafyalara huzur indirsin…
Rabbimiz; bayramımızı, kurbanlarımızı ve kulluğumuzu kabul; dünya ve ahretimizi mamur eylesin, ahiretimizi cennet, akıbetimizi bayram kılsın duamızla...BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...