Camii ve Şehir

Camii ve Şehir Hasanağa Camii

24/01/2026
22/01/2026

İSLÂMI YAŞAYAN ÖRNEK İNSANLAR

Ebu Dücane (R.A) sabah namazlarını Rasûlûllah (as)'ın arkasında kılmayı adet edinmişti.
Ancak namaz biter bitmez süratle camiden çıkar giderdi. Bu davranışı Rasûlullah (as)'ın dikkatini çekmiş olacak ki, bir gün Ebu Dücane'yi durdurdu ve
-Ey Ebu Dücane, Allah'a ihtiyacın yokmudur? (ki dua etmeden çıkıp gidiyorsun) buyurdu.

Ebu Dücane;
-Allah'a olan ihtiyacım o kadar fazladır ki bir an bile Allah'ı unutmuyorum ya Rasûlallah! dedi.

Rasûlullah (as):
-O halde niçin namaz bitip Allah'a dua edinceye kadar bizimle kalmdan çekip gidiyorsun?

Ebu Dücane;
-Ya Rasûlallah, benim Yahudi bir komşum var, bahçesindeki hurma ağacının dalları evimin avlusuna sarkmış. Gece rüzgar esince, hurmaları bahçeme düşmektedir. Küçük çocuklarım aç olarak uyanıp o hurmaları yemeden önce gidip onları topluyor ve sahibi olan Yahudiye veriyorum.

Birgün sabah namazından sonra eve biraz geç gidince, yeni uyanan bir çocuğumun o hurmalardan birini ağzına koyup çiğnediğini gördüm. Parmağımı ağzına sokup dışarı atmasını sağlayınca çocuk ağlamaya başladı. Ben ona,
-Allah'ın huzuruna Yahudinin hurmasını çalan bir hırsız olarak çıkmamdan utanmıyor musun ki hurmasını yiyiyorsun?* dedim.

Dolayısıyla bu durumun bir daha tekrarlanmaması için namazdan hemen sonra çıkıyorum.

Duruma vakıf olan Hz. Ebu Bekir Yahudiye giderek hurma ağacını satın aldı. Ebu Dücane ve çocuklarına hediye etti.
Yahudi, Hz. Ebu Bekir'in bu ağacını satın almasının sebebini öğrenince bütün ailesini yanına alarak Rasûlullah (as)'ın huzuruna çıktılar ve ailece müslüman oldular.

Kısa sürede İslam'ın bütün Arap Yarımadası'na ve kıtalara yayılmasının ve 'bölük-bölük' insanların İslam'ı girmelerinin sebebi o günkü müslümanların İslam'ı bu şekilde yaşamalarıydı.

Onlar İslam'ı az konuşur, çok yaşıyorlardı, biz ise çok konuşmaktan yaşamaya zaman bulamıyoruz.
Bugünkü zilletimizin sebebi de bu değil midir?

Allâhım..! Biz müslümanları Resûlullahın (as)'ın Ûsve-i hâsene olan ümmeti kıl!

15/01/2026

Her Namazımızda Miracı Yaşamamız Duasıyla…
Miraç Gecemiz Mübarek Olsun!

30/12/2025

Bir soru, bir cevap;
Miladi yılbaşı kutlaması yapan bir Müslüman dinden çıkar mı?
El cevap: Müslüman, Peygamber efendimizin ‘kafirlere muhalefet ediniz’ hadisi şerifi gereğince yılbaşı kutlamaz.

21/12/2025

‘Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır.’ Hz. Muhammed (sav)
Bizi üç aylara kavuran Allah’a hamdolsun. Sağanak halinde yağan Rabbimizin rahmetinden istifade ederek Ramazan bayramına, ve en büyük bayram olan cemalullaha kavuşmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. Amin!

30/03/2025

Ramazan ayını ihya edenlerin Bayramı mübarek olsun!
Bayram, hamasetin merhamete dönüşmesine vesile olsun.

03/03/2025
17/01/2025

1333 beğeni, 52 yorum. "Bilimsel araştırma. "

15/12/2024

Babasının sürekli "şikayetleri" nedeniyle babasının evinde yaşamaktan hoşlanmayan bir evlattım. Bana her zaman şunu söylerdi:
“Kullanmıyorsanız fanı kapatın”
“Kimsenin olmadığı odada televizyon açık. Kapat şunu!”
"Kapıyı kapatın"
“Bu kadar suyu israf etmeyin”

Babamın beni bu küçük şeylerle rahatsız etmesi hoşuma gitmiyordu.

Bir gün bir iş görüşmesi için davet aldım. Şöyle düşündüm: “İşi alır almaz bu kasabayı terk edeceğim. Bir daha babamın şikâyetini asla dinlemeyeceğim.”

Röportaj için ayrılırken babam bana bazı tavsiyelerde bulundu: “Size sorulan sorulara çekinmeden cevap verin. Cevabını bilmiyorsanız bile güvenle konuşun."

Bana yolculuk için ihtiyacım olandan daha fazla para verdi.

Görüşme yerine geldiğimde kapıda koruma olmadığını fark ettim.
Kapı dışarıya açıktı, muhtemelen geçen ya da girenleri rahatsız ediyordu.
Babamın sözlerini hatırlayarak kapıyı kapattım ve ofise girdim.

Yolun her iki tarafında da güzel çiçekler görebiliyordum ama bahçıvan kapıyı açık bırakmıştı ve hortumdaki su akmaya devam ederek su yola taştı. Daha sonra tüpü kaldırdım ve ihtiyacı olan diğer bitkilerin yakınına yerleştirdim.
Resepsiyon alanında kimse yoktu ama görüşmenin birinci katta yapılacağını belirten bir tabela vardı.
Yavaş yavaş merdivenleri çıktım, saat sabahın 10'u olmasına rağmen ışıklar hâlâ yanıyordu, muhtemelen önceki geceden kalmaydı.
Sonra babamın sözleri aklıma geldi:
“Neden ışığı kapatmadan odadan çıkıyorsun?” Artık benim de duyabileceğimi düşündüm. Bu düşünceden rahatsız olsam da anahtara uzanıp ışığı kapattım.
Yukarıda büyük bir odada sıralarını bekleyen bazı insanlar gördüm. Oradaki insan sayısına bakınca o işi alma şansım olup olmadığını merak ettim.
Biraz tedirgin bir şekilde koridora girip kapının yanında yer alan “Hoşgeldiniz” yazan paspasın üzerine bastığımda ters olduğunu fark ettim. Sonra biraz sinirlenerek düzelttim.
Alışkanlıkları unutmak zordur.
Ön sıralarda çok sayıda insanın toplanıp beklediğini, arka sıraların ise boş olduğunu ve bu koltuklarda birkaç taraftarın birlikte çalıştığını gördüm.
Babamın sesini tekrar duydum: “Kimsenin olmadığı alanda taraftarlar neden birbirine bağlı?”
Ben de gereksiz vantilatörleri kapattım ve boş sandalyelerden birine oturdum. Birçok erkeğin görüşme odasına girdiğini ve hemen başka bir kapıdan çıktığını gördüm.
Dolayısıyla röportaj sırasında ne sorabileceklerini tahmin etmenin bir yolu yoktu.
Sıra bana geldiğinde, görüşmecinin karşısına biraz endişeyle çıktım. Evraklarını aldı ve bakmadan bana sordu: “Ne zaman çalışmaya başlayabilirsin?”

Şöyle düşündüm: "Bu röportajda sorulan yanıltıcı bir soru mu yoksa işi bana teklif ettikleri doğru mu?"

- “Ne düşünüyorsun?” ,- patron bana sordu.
- Burada kimseye soru sormuyoruz çünkü onlar aracılığıyla birinin yeteneklerini değerlendiremeyeceğimize inanıyoruz. Yani bizim testimiz kişinin tutumunu değerlendirmektir.
Adayların davranışlarına göre bazı testler yaptık ve hepsini kameralarımız aracılığıyla gözlemledik. Bugün buraya gelen hiç kimse kapıyı, boruyu, karşılama minderini tamir etmek, vantilatörleri kapatmak veya işe yaramaz bir şekilde çalışan ışıkları kapatmak için bir şey yapmadı. Bunu yapabilecek tek kişi sendin, bu yüzden bu iş için seni seçmeye karar verdik, dedi bana.
Babamın disiplinli öğretilerinden her zaman rahatsız olmuştum ama o andan sonra anladım ki ilk işime ancak bunun sayesinde kavuşmuşum.
Babama olan kızgınlığım ve kırgınlığım tamamen kaybolmuştu, sonra babamı da işe götürüp eve mutlu dönmeye karar verdim.

Anne ve babamızın bize söylediği her şey sadece bizim iyiliğimiz içindir, bize parlak bir gelecek diliyoruz!

Değerli bir insan olabilmek için kötü alışkanlık ve davranışları ortadan kaldıran azarlamayı, ıslahı ve hidayet etmeyi kabul etmeliyiz. Babalarımızın bizi eğitirken yaptıkları da budur.

Beş yaşındayken babamız öğretmenimizdir; Yirmili yaşlarımızda “kötü adam”, hayatımız boyunca yol göstericimiz.

Anne babanızı hayattayken üzmenin, gidince üzülmenin bir anlamı yok.

Onlara her zaman iyi davranın.🙏🙏💖💖

alıntı

10/12/2024

Daha Sofraya Bile Koyamadan Hepsi Biter - Karnabaharın en lezzetli hali. Muhtemelen de en hafif ve en sağlıklısı. Piştikten sonrası, tam bir lezzet fırtınası. Daha sofraya bile koyamadan hepsi biter, gider. ✨ Tarifini y'rumda bulabilirsiniz. Emeğe saygı için lütfen bir teşekkürü çok görmeyin.

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der. ”Kadınlar hayatta en çok ...
10/12/2024

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :
-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der. ”Kadınlar hayatta en çok ne ister?” budur bilmek istediğim… Bu sorunun yanıtını getir, kurtar kelleni der.

General sorar soruşturur, bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağı’ ndaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir. Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:

-Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil…
-Evlen benimle!.. O zaman öğrenirsin ancak istediğini…

Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit' e ve :
-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!.

Harun Reşit, Generalin hayatını bağışlar, ancak General cadıya da evlenmek için söz vermiştir.
Neyse evlenirler. İlk gece General bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada…..
Konuşur cadı :
- Benim kaderim böyle… Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim, der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa sen gündüzleri dışarıdayken mi?…..

General düşünür ve:
- Sen bilirsin, kararı kendin ver, der.

İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır.

Peki, bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir?

1. Kadınlar, en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.

2 .Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın, her zaman güzeldir.

3. İster güzel olsun, ister çirkin olsun, her kadın aslında bir cadıdır 🙂

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,
Bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,
Zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.

Hayat kat kattır. Babil' in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır…

Hayatınız seçtiğiniz kadındır…
ALINTI

Address

Çimenli Mahallesi
Trabzon
61030

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Camii ve Şehir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share