01/03/2025
👉🏾 Enam 38: Burada kastedilen ana umdeler, temel ölçüler olduğu açıktır. Lakin ayette geçen “Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” İfadesinin zahirine takılıp kalır da,
Hayata, insana, kâinata ya da Ahirete dair her türlü detayı kitapta bulmaya kalkarsak gerçekten büyük bir sorun içerisine düşeriz.
Çünkü ne Hz Peygamber zamanındaki ne de sonrasındaki her şeyi kitapta bulmamız asla mümkün değildir. Her şeyi bulmak bir yana, Kur’an’da zikredilen konuları bile herkesin aynı anlamadığı bir geçektir. Dolayısıyla zikredilenler bile farklı anlaşılabiliyorken zikredilmemiş hususları Kur’an’da bulmaya çalışmak beyhudedir.
Bu durum bize parçacı yaklaşımın ne kadar yanlış olduğunu gösterir.
👉🏾 Nahl, 89 ; Hud, 1: Buralarda kastedilen, Kur’an da ana umdelerin anlatılıp açıklandığı, kitabın doğru yolu bulmada yeterli bir kaynak olduğudur. Yoksa her bir şeyin ince ayrıntısına kadar anlatıldığı değildir. Zaten Kur’an’ın kendisi de her bir meseleyi ve ayrıntıyı içermemektedir.
👉🏾 Zumer, 27: Kur’an, birçok yerde olduğu gibi yukarıda geçen âyetlerde de bazı inanç ve zihniyet gruplarından örnekler vermiştir; maksadı da muhatabını bunların durumu üzerinde düşündürüp kendisi için ders çıkarmasını, aklını başına almasını, yolunu düzeltmesini sağlamaktır.
👉🏾 Yusuf 40: Ayetin; Sadece “Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Bölümü okunduğunda anlamın nasıl değiştiği rahatlıkla görülebilir. Çünkü baş kısmı zikredilmediği zaman ayetin bağlamı farklılaşmaktadır. Böyle bir yola tevessül ederek hadislere gerek yok demeye çalışmak doğru bir delillendirme değildir.
Haricilerde bu ayeti kafalarına göre değerlendirerek Hz Ali olmak üzere birçok sahabeyi tekfir etmişlerdir.
👉🏾 Ankebut, 51: Ayette kastedilen kişilerin Kâfirler olduğu açıktır ve iman için kitabın yeterli olacağı vurgulanmaktadır. Zaten devamındaki ayette şöyle denilmektedir.
✍🏽 De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.”
( Ankebut, 52 )
‼️ Görüldüğü üzere ayet bambaşka bir alana çekilmektedir. Kur’an elbette hakkı ve hakikati, dini ve hidayeti bildirmek için yeterlidir. Son elçi Kur’an'ın daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.
👉🏾 Casiye, 6: Hadis inkarcılarının Hadis inkarına delil olarak aldığı ayetleri nasıl saptırdıklarını ayetlerin tefsirinden sonra daha iyi anlamış olacağız. Ayetlerin nüzul sebebini ve Resulullah ve ashabının ayetlerden ne anladığına bakmadan ayetleri doğru anlamak mümkün değildir. Oysa hadis inkarcıları sırf akıllarını ve mantıklarını rehber edinerek ayetleri anlamaya çalıştıklarından ayetlerden Hiç alakası olmayan anlamlar çıkarmaktadır.
✍🏽 Onlar artık ondan (Kur’an’dan) sonra hangi söze inanacaklar? ( Murselat, 50 )
📖 Bu ayette geçen hadis kelimesi çarpıtılarak, "Allah'ın ayetlerinden sonra hangi Hadise inanacaklar?" İfadesinden, hadislerin Kur'an tarafından da kabul edilmeyeceği anlamını çıkarmaktadırlar. Oysa ayette geçen hadis kelimesi, lügavi olarak söz haber anlamına gelmektedir. Bu ayette geçen hadis kelimesini Resulullah'ın hadislerine tevil etmek büyük bir cehalettir.
Ayrıca Allah hadis kelimesini kendi ayeti içinde kullanmıştır.
✍🏽 Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir..... ( Zümer, 23 )
İbn Kesir bu ayeti şöyle tefsir ediyor.
"Allah buyurur ki; İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. İçindeki hüccet ve delillerle kur'an'dır. Onları, sana hak ile okuyoruz.
Haktan gelen gerçeği içermektedirler.
Madem ki onlar bu ayetlere iman edip boyun eğmemektedirler; o halde Allah'tan ve Allah'ın ayetlerinden sonra onlar hangi söze inanacaklardır? Yalancı, günahkar her kişinin vay haline. Kalvinde yalancı, çokça yemin eden, alçak; söz ve fiillerinde günahkar olanların, Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin vay haline. Kendisine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip de sonra onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta ( küfür, inkâr, büyüklenme ve inatlaşma da ) direnir.
Ona ( kıyamet günü Allah katında ) elim ( yakıcı, elem verici ) bir azabı ( haber verip )
Müjdele. Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde ( Kur'an'dan bir şey ezberlediğinde ) onu ( inkâr edip ) alaya alır.
İşte onlara ( Kur'an'ı hor görüp alay etmeleri karşılığında ) horlayıcı bir azap vardır.
👉🏾 Kıyamet, 19: Hz Peygamberin ilk vahiy aldığında yaşadığı telaş nedeniyle Allah teala onu rahatlatmış ve açıklama görevinin Kendilerine ait olduğunu belirtmiştir. Kur'an'da bazı hususların tahsil edildiği aşikardır. Ancak bunun dışında kalan pek çok husus Peygamber tarafından açıklanmıştır. Bunun anlamı ise Allah-u Teala'nın peygamberine bunun bilgisini verdiğidir. Yoksa hiç kimse Onun bunları kendi nefsine göre açıkladığını iddia edemez. Bu, peygamberlik makamına yakışmayacak bir durumdur. Demek ki açıklayan Hz Peygamber, açıklatan yüce Allah'tır.
👉🏾 Zuhruf, 43-44: bu ayetler Peygamberimizin Kur'an'a tam anlamıyla uymak yanında söyleyip yaptıklarının kontrol altında tutulduğunun ve yaşantısının ilahi onaydan geçerek devam ettiğinin en büyük gelirlerindendir.
Artı olarak; 📖 Ayette dediği gibi sadece Kur'an'dan sorulacağız... Doğru. Peygamber efendimiz ﷺ zaten bu sözü; Başta müşrikler olmak üzere muhataplarına yönelik söylemiştir.
👉🏾 Peki şu ana kadar bir kitap örneği gösterir misiniz; Sadece metinde yazılanlar ile sorgulanacağımız?🤔 Her kitabı, ilk muhatabı daha iyi anlar ve daha iyi insanlara açıklar.
🗣️ İnsanlara açıklanmayan bir kitaptan sorumlu olunmaz.
👉🏾 Kehf, 109: Allah’ın sözleri”nden maksat O’nun ilim ve hikmetidir. Yüce Allah’ın ilim ve hikmeti sonsuz ve sınırsızdır; denizler ise büyüklüğüne rağmen sonlu ve sınırlıdır. Şu halde Allah’ın ilmini ve hikmetini yazmak için denizlerin tamamı mürekkep olarak kullanılsa, bir o kadar da ilâve edilse yine de Allah’ın ilmini yazmaya yeterli olmaz. Lokman sûresinin 27. âyetindeki ifade de böyledir.