Dua Zamanı

Dua Zamanı @+[107148279462862:2]

14/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

4 -
Farzedelim ki, insan dünya lezzetlerinden faydalanamıyor ...
Ancak insanın bu zevki insanı ürucü, korkutucu şeylerden hali olamaz.
Onun için: Yaratmadığını isteyen kimse, kendini yorar ve o şey kendisine verilmez, denmiştir. O nedir ya Resıllallah? denildiğinde Hz. Peygamber : B4" gün boyu tam sevinçtir, buyurmuştur.
5 - Dünyadaki bu mal ve güzellikler ile insanın yann da faydalanacağını farzedelim. Ancak yine de bu faydalanmalar geçici ve aldatıcıdır. Bu faydalanmalar daha güçlü, tatlı ve mükemmel olduğu öl-
çüde, faydalanma bittiğinde insanın duyacağı üzüntü de dıiha güçlü
ve şiddetli olmaktadır. Bu noktada Şair Mütenebbi şöyle demektedir :
Üzüntülerin en ağın benim gözümde;
Bir sevinç ki, geçeceğine inanır kesinlikle.
Görülüyor ki, dünyadaki nimetler ve. mutluluklar pekçok noksaruıklan kendinde taşımaktadır. Ancak ahiret mutlulukları böyle
değildir. O halde ahiret kesinlikle daha mükemmel, üstün, sürekli ve
daha iyidir. (Fahreddin Razi, Mefatih el-Gayb, XII, 200 - 202).
Bu dünya hayatı kafirlere göre zevık duyulup eğlenilen, ikeder ve
gamlardan uzaklaşılan bir hayattır. Gerçekte ise bu hayat ahiret hayatı
için hiçbir fayda ve menfaat sağlamaması nedeniyle oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Çocukların- oyunu gibi sonunda fayda
sağlamayan iş ile basit geçici fayda sağlayan iş arasında bir durumdur.
Oyunun faydası gam ve kederleri geçici olarak ortadan' kaldırmaktır.
Bazı filozofların dünya zevklerinin tümü subjektiftir, çünkü acılan
izfile etmek içindir, sözleri de bu gerçeği açıklar. Mesela yemek zevki,
açlığın elemini izale etmek içindir. Bu acı ne kadar çok olursa onu imle
etmekten duyulan zevk de o kadar büyük olur. Su içme zevki, susuzluk
acısını izale etmek içindir. Rakı, afyon ve sigara gibi uyarıcı ve uyuş­
turucu şeyleri içmeye gelince; ilkin istenmeyen şeylere ve acılara tahammül etmek gerekçesiyle başlar. Çünkü tecrübe edenlerin de bildirdikleri gibi, bütün bunlar kendiliğinden hoşlanılmayan şeylerdir.
Geçici bir zevk peşinde koşmak için onları içen kişi, başkalarını taklid
ederek kendini buna zorlar. Sonra bu acılan geçici olarak ortadan kaldırmak için içilen bu şeylerin alışkanlıkları ona denk ibir acıya vesile
olur. Çünkü bunlar zehirlidir, kendiliğinden istenmeyen şeylerdir. Ne
zaman bu zehirler sinirleri etkilerse, bunun arkasından onun zıddı olan
bir elem ve acı gelir. Ve bunun üzerine kişi yeniden içmeye başlar. Sarhoşluğun etkisini temsil etmek için alkolik şairlerin en ünlülerinden
biri şöyle demiştir: «Hastalık olan şeyle beni tedavi ettiler. Zevkle bir
kase içtım sonra bundan zehiflendim.» Bu ilk zevk sahtedir. Çünkü
kişi bundan zevk almış değildir. Sadece zevk aldığını sanmıştır ve alkol
mübteralarını taklid ile yetinmiştir. Bazan da sarhoşlukla içkinin ver-

13/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

noktasında hayvanlar insanı geçmektedir. Mesela, deve in.sandan daha
çok yer, horoz ve serçe daha çok cinsi ilişkide bulunur. Kurt daha çok
tahribat yapar, akrep acı vermede daha güçlüdür. Nazari şehvetin övü-
nülecek bir şey olmadığını şuradan da anlamaktayız : Eğer övünülecek
bir şey olsaydı, bu konuda ileri bir noktada olmak insanın şerefini arttıran bir neden olurdu. Bütün hayatını; yeme içme ve cinsi yaklaşmaya veren kimse, insanların en şereflisi olması icab ederdi. Oysa, meselenin böyle olmadığı, böyle bir insanın kızılan, hoş karşılanmayan,
küçük görülen biri olduğu, bir hayvan, bir köpek hatta daha aşağı bir
yaratık olarak nitelendirildiği açıktır. Yine insanlar bu hallerle övünmezler, bu işlerini gizlerler. Akıllı kimseler bu işlerle meşgfü olu:ııken
insanların .gözlerinden uzak kalmak isterler. Bu da bu işlerin bir şeref
v~ilesi değil, eksiklik olduğunu gösterir. Bu işlerin bir şeref vesilesi olmadığına bir başka delil de; insanların birbirlerine söverken cinsi yaklaşma manasına gelen lafızları söylemeleridir. Bu lezzetler bir noksanlık olmasaydı, bu şartlarda telaffuz edilmezdi. Yine bu lezzetlerin
asli, bir takım acı ve eksiklerin giderilmesi esasına dayanır. Kim daha
aç, kim daha ihtiyaç içinde ise bu meselelerden daha fazla zevk alır.
Bu da bu işlerin aslında kendilerinin bir lezzeti olmadığını gösterir.
Yine bu lezzetler çabuk değişmekte, sona ermektedir. Bütün bunlar,
bu lezzetlerin kıymetsiz şeyler olduğunu gösterir. Ma'nevi saadetler ise,
değerli, kudsi, yüce ve devamlı lezzetlerdir. Bunun içindir ki, insanlar
bir kimsede çokça ilim olduğunu, dünyanın maddi lezzetlerinden uzak
durduğunu zannettiler mi, ona hürmet eder, hizmet ederler. Kendilerini o insanın kölesi yapar ve ona nisbetle nefislerini şaki sayarlar.
Bunlar, insan fıtratının maddi lezzetleri önemsiz ve aşağı saydığına
ma'nevi lezzetleri ise yüce mertebelerde gördüğüne delalet etmektedir.
2 - Şimdi ahiret nimetlerinin, dünya nimetlerinden daha hayırlı
olduğu meselesine temas edelim. Bir an için her iki tür nimetin de
aynı kıymette olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak ahiretteki nimetlere
kavuşulacağı kesinlikle bilindiği halde dünyadakiler böyle değildir.
Sabahleyin güçlü kudretli saltanatlı olan nice devlet adamları vardır
ki; o günün akşamı toprakların altına girmiş, niceleri sabahleyin bü-
yük bir saltanat sahibi iken akşama zavallı bir esir olmuştur. Dünya
nimetlerinde görülen bu değişkenlik, iki tür nimet arasında farklılık
olduğunu gösterir.
3 - Ya.şamakta olan bir insan düşünelim. Bu insan bu dünyada
topladığı mal, zevk verici ve güzel şeylerden faydalanıp faydalanamayacağını bilmemektedir. Ama uhrevi mutluluklar, hayırlar böyle de-
ğildir. insan ahirette bunlardan faydalanacağını kesinlikle bilir

11/06/2026

Cuma akşamımız mübarek olsun hayırlı akşamlar hayırlı cumalar

11/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

de böylece çirkindi, diye cevab verir. Kokun ne kadar p*s? sözüne de
senin amelin de böyle p*s kokuluydu, cevabını alır. Elbisen ne kadar
p*s? dediğinde de; o kişi: Muhakkak ki senin amelin de p*s idi, diye
cevab verir. Zalim kişinin; sen kimsin? sorusuna; ben, senin amelinim,
diye cevab verir. Onunla beraber kabrinde kalır. Kıyamet günü diriltildiğinde de kendisine şöyle söyler : Ben dünyada seni lezzet ve arzularla taşımıştım. Bu gün· de sen beni taşıyacaksın. Onun sırtına biner
ve onu ateşe sokuncaya kadar sürer. İşte Allah Teala'nın: «Yüklerini
sırtlarına yüklenerek... dikkat edin. Ne kötüdür yüklendikleri şeyler.»
sözünün tefsiri böyledir.
Allah Teala buyuruyor ki : «Dünya hayatı (nın büyük bir çoğunluğu) ancak oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise; müttakiler
için daha hayırlıdır. Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?»
-----İZAHI
Bu hayata oyun ve eğlence denmesinin bit: kaç sebebi vardır :
1 -
Bu hayat gibi; oyun ve eğlencenin süresi de azdır, çabuk geç-
mektedir. 2 -
Dünya lezzetleri gibi oyun ve eğlence de çoğu kez bir
takım üzüntülere sebeb olmaktadır. 3 - İnsan oyun ve eğlenceye olayların ötesini, sonunu düşünmediği zaman katılır. Ancak mes'elelerin,
olayların sonu düşünüldüğü, göriildüğü zaman; oyun, eğlence diye bir
şey kalmaz. Yine oyun ve eğlence ile genellikle çocuklar ve aldatılmış
cahiller meşgıll olur. Akıllı bir insan nadiren bunlara dalar. Dünya lezzetleri de böyledir. Ancak cahil aldatılmışlar bunlara dalarlar. Hakikat
ehline gelince; onlar bu dünya zevk ve lezzetlerinin aslında önem verecek bir meta' olmadıklarını, aldatıcı şeyler olduklarını bilirler. 4 - Oyun
ve eğlencenin sonu hoş değildir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılmaktadır ki; dünya zevk ve lezzetleri bir oyun ve eğlencedir, i'Übar edilecek bir hakikat değildir. Allah Teala bu husüsu açıkladıktan sonra
«Ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır» buyuraraık, ahiretin
daha hayırlı olduğunu belirtir. Bunun böyle olduğuna, birkaç durumda dünya ve ahiret ahvali arasında bir farklılık bulunması delalet
eder. Şöyle ki: Bu dünyada insana zevk veren şeyler değersiz, ahiretin
hayırları ise değerli ve şerefli şeylerdir. Bunu birkaç şekilde görebiliriz : 1 - Bu dünya zev~leri, ancak şehevi ihtiyacı karşılamak içindir.
Şehevi ihtiyacı karşılamak ise, son derece değersiz ve basittir. Bunu
şöyle· isbat edebiliriz : Bu meselede aslında şeref bakımından aşağı seviyede olan hayvanlar insanla bir olmaktadırlar. Hatta nazari şehvet

10/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

31 -
Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, gerçekten
kaybetmişlerdir. Nihayet kıyamet ansızın gelip çattığı zaman yüklerini sırtlarına yüklenerek : Orada yaptığımız
eksikliklerden dolayı yazıklar olsun bize, derler. Dikkat
edin, ne kötüdür yüklendikleri şeyler.
32 -
Dünya hayatı, ancak oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise, müttakiler için daha hayırlıdır.
Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Gerçek Kaybedenler
Allah Teala kendine kavuşmayı yalanlayanlann kıyamet ansızın
geliverdiğindeki kaybım, eksik bıraktığı amellerine, geçmişte yaptığı

09/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

dediğini bildirmektedir. Başka bir ayette de Allah Teala Firavun ve kavminden haber vererek: «Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde zuhlın ve kibirle bunları bile bile inkar ettiler.» (Neml, 14) buyurmuştur.
Burada insanlara mü'min görünüp te içlerinde küfür gizleyen mü-
natıklar da kasdedilmiş olabilir. Bu ita.de; kıyamet günü kafirlerden
bir grubun diliyle vuku bulacakları haber verme tarzında da olması
mümkündür. Bu, münafıklık Medine halkının bazısı ile Medine civarındaki araplarda meydana gelmişken bu ayetin Mekke'de nazil olmasına münafi değildir. Allah Teala münafıkların ortaya çıkışını, Mekki
sürelerden biri olan Ankebut suresinde şöylece zikretmektedir : «Elbette Allah inananları bilir ve doğrusu O, münafıkları da bilir.ıı (Ankebut, 11). Buna göre bu, ahiret yurdunda azabı gördüklerinde mün8.fıkların halini haber vermekten ibarettir. O zaman küfrü, fasıklığı ve
münafıklığı gizlemiş olmalarının akıbeti onlara görünecektir. En doğ­
rusunu Allah bilir.
«Hayır, öteden beri gizleyegeldikleri şeyler karşılarına çıktı.» ayetindeki yüzçevirmeye gelince: Onlar, iman etmeyi arzuladıklarından
dolayı dünyaya dönüşü istememektedirler. Bilakis içinde bulundukları
küfrün bir cezası olarak müşAhede etmiş oldukları azabdan korktukları için dünyaya dönmeyi, görmüş oldukları ateşten kurtulmak için isteyeceklerdir. Bunun içindir ki Allah Teala :

08/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

27 -
Bir görsen; ateşin başında durdukları : Keşki
geri döndürülseydik ve Rabbımızın ayetlerini yalan saymasaydık da mü'minlerden olsaydık, dedikleri zaman.
28 -
Hayır, öteden beri gizleyegeldikleri şeylerle kar-
şılarına çıktık. Eğer geri döndürülselerdi yine kendilerine
yasaklanan şeylere döneceklerdi. Doğrusu onlar, yalancı­
lardır.
29 -
Ve dediler ki : Hayat ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ve biz dirilecek değiliz.
'
~
·30 -· Bir görseydin eğer; Rablarının huzlirunda durdukları zaman, O : Bu, hak değil miymiş? deyince; onlar
da; Rabbımız hakkı için evet, derler. Allah da buyurur ki:
Öyleyse küfür edegeldiğinizden dolayı tadın azabı.
Ateşin Başında Durduklannda
Alah Teala kıyamet gününde ateşin başında durdukları, ondaki
zincir ve bukağıları gördükleri, bu büyük işleri ve korkulan gözleri ile
müşahede ettikleri zamanda kafirlerin durumunu anlatıyor. O sırada
onlar: «Keşki geri döndürülseydik ve Rabbımızın ayetlerini yalan saymasaydık da mü'minlerden olsaydık.» diyerek salih ameller işlemek,
Rablarının ayetlerini yalanlamamak ve mü'rninlerden olmak üzere dünya yurduna geri getirilmelerini temenni edeceklerdir. Allah Teala da;
«Hayır, öteden beri gizleyegeldikleİi şeyler karşılarına çıkacak.» buyuruyor. Gerek dünyada ve gerekse ahirette hoşlanmasalar da içlerinde
gizlemiş oldukları küfür, yalanlama ve inadlaşma onların karşılarına
çıkacaktır. Nitekim biraz önce de Allah Teala şöyle buyurmuştu : «Sonra onların, sadece : Andolsun Allah'a ki, ey Rabbımız, bizler müşrikler:­
den değildik, demelerinden başka çareleri kalmaz.» buyurmuştur.
Muh~meldir ki; kendilerine uyanlara aksini gösterseler bile, dünyada iken içlerinden bilmekte oldukları peygamberlerin getirdiklerinin
doğruluğu onlara zahir olacaktır. Nitekim Allah Teala Mıisa'dan haber
vererek onun Firavun'a : «Andolsun ki; sen, -bunları göklerin ve yerin
Rabbının açık deliller olarak indirmiş olduğunu biliyorsun.» (İsra, 102)

07/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

tetebbu' etmek ilmine «Mitoloji» derler ve bunu «Histoire fabuleuse
-
efsanevi tarih» ve «Sciences de myt -
masallar ilmi» diye ta'rif
de ederler ve bundan en ziyade «Hind avrupaiıı dedikleri Hind, Fars,
Yunan, Latin, Cerman, İslav, Celt akvamının ilk masallarını kasdederler ve bunları ibtidai insanların hissiyyatını, tehayyülatını, tefekküratını, i'tikada.tını, ma'hlmatını anlamak için delil ve ilmin ilk kaynakları sayarlar da tarih, felsefe ve dinler bunlardan çıkmıştır,
Ve felsefe tarihinde, dinler tarihinde mitolojiye mühim bir esas
derler.
nazariyle bakarlar. Böyle demek; tarih masaldır, felsefe masaldır, ilim ve
din masaldır, demek olmadığı ise zahirdir. Fakat bir çokları bundan
tarihin, felsefenin, ilmin, dinin ve bahus1is dinin bir masal demek olduğu tevehhümüne kapılarak yeni yeni masallar uydurmakla yeni tarihler, yeni felsefeler, yeni dinler, ilimler icad ve ihtira' olunabileceği
zannına kapılmışlar, hak dinin bir hakikat olduğunu, hayallerin, masalların bile bir hakikatin in'ıkas ve inhirafı demek olduğunu anlamamışlardır. Bunlar, hak ve batılı tefrik etmeyerek alel'wnum dinlere
«Esatir'ül-Evvelin» ve hurafe derler. Ve böyledir diye mücadele ederler.
Bu da kalblerinin hurafe ile dolu olmasından ve bu manialar içinde
hakkı anlamak fıtri kabiliyyetini 2:8.yi' etmiş bulunmasından neş'et
eyler. işte bu ayet bize gösteriyor k1 Kur'an'a; «eskilerin masallarından başka bir şey değildir» diyen kafirler de bunlardan ve bunların
pirlerindendir. Esitir'ül-Evvelin demekle de şöyle demiş olul7orlar: Evvela diyorlar, Kur'an ilahi bir vahy bir hak kitab değil, bunun me'hazı,
menbaı ilhamı eskiden yazılmış olan masturat ve mektubattan ibaret,
Muhammed (s.a.) bunu eski kitablardan alıb alıb yazdırıyor. Binaenaleyh bu bir mucize değil, hatta bunda yeni bir hakikat olmadıktan
başka hiç bir hakikat ta yoktur. Zira bu sade esatir değil, Esatir-i Evvelinden, Esatir-i Evvelin gibi hakikatte manası olmayan boş satırlardan, yalan hurafelerden, masallardan ibarettir. O, bunları yazdırıb
yazdırıb söylüyor diye bir ta'riz de yapıyorlar. (Elmalılı, Hak Dini
Kur'an Dili, III, 1903 - 1907).

06/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

manasıyle tarih, İslami bir kelimedir. Ve frenklerin istuvar kelimesinde de esasen bu mana yoktur. Ve demek ki Esatir-i Evvelin ta'biri dahi
kelimelerin manasına nazaran türrehat, hurafat demek değildir. Fakat
esatir içinde bir çok efsaneler bulunduğundan ve daha doğrusu «esatir-i
Evvelin» efsane halinde kaldığından türrehat ve huratat mefhumları
Esatir-i Evvelin ta'birinin bir lazımı olmuş ve bunun hafifletilmişi olarak «esaıtir» kelimesi de araplarca hurafattan kinaye olarak kullanılmıştır. Ve bunun için Kamiis'da da esatirin «n:izamsız kelam» ya'ni
saçma manasına geldiği gösterilmiştir. Netekim zamanımızda da tarih-i kadim ve hatta tarih kelimelerini vahi, boş şeyler manasına kullananlar vardır. O tarihe karışmış, bu artık bir tarih olmuş, denildiği
zaman; yalan olmuş, masal olmuş, sade lafta kalmış, yahud adı, nanıı
pay-dar olmuş, şöhret bulmuş manalarından her biri kasdedilebilir.
Bu suretle araplarca esasen

05/06/2026

EN'AM SÜRESİNİN DAVAMI

Allah Tefila buyuruyor ki: «Hem kendileri ondan uzaklaşırlar. Onlar sadece (bu hareketleriyle) kendilerini helake sürüklerler (ve bunun vebali sadece kendilerine döner) de farkına varmaz (h~tmeruer) ».
IZAHI---
Es~tir;
)... ) dan alınmış bir cemi sigasıdır ki müfredi üstür ve ü.stüre veya estır, estıre veya estaradır. Yahud ( )- . ) ın
cem'i sütür, «sütür» un cem'i estar, esrarın cem'i de e.satir'dir. Bunun
kendi lafzından müfredi olmayan abadid ve şematit gibi bir cemi ismi
olduğu da söylenmiştir. Fahreddin Razi der ki : Cumhfu

Address

Tokat

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dua Zamanı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Place Of Worship

Send a message to Dua Zamanı:

Share