26/07/2026
TANRI’NIN EGEMENLİĞİNDE EN BÜYÜK DEĞER NEDİR?
SADAKAT, ADANMIŞLIK VE GÜVENİLİRLİK
Luka 16:10’da İsa şöyle diyor.
“En küçük işte güvenilir olan kişi, büyük işte de güvenilir olur. En küçük işte dürüst olmayan kişi, büyük işte de dürüst olmaz.” (Luka 16:10)
VAFTİZCİ YAHYA’DAN BİR DERS
Bugün Tanrı’nın huzurunda, O’nun yüreğine dokunan ve topluluğumuzu sarsılmaz bir kale haline getirecek en temel ruhsal ilkeyi konuşmak ve Sadakat ve Güvenilirlik hakkında Kutsal Kitap’taki iman adamlarını örnek alacağız.
Bugün dünyasal sistemler karizmaya, yeteneğe, hızlı başarıya ve gösterişe bakıyor. Ama Göksel Egemenlikte ölçü çok farklıdır.
Tanrı, yeteneğe değil, adandığın yere ve sadakatine bakar.
Görkemli binalar ya da kalabalıklar bir topluluğu gerçek anlamda Tanrı’nın kilisesi yapmaz; bir kiliseyi sarsılmaz kılan şey, o topluluktaki imanlıların kök salması ve sadakatidir.
Vaftizci Yahya ve öğrencilerine bakın;
Yahya’nın kendi öğrencileri vardı, İsa’nın da öyle.
İsa hizmetine başladığında, mucizeler gösterdiğinde ve Yahya’dan üstün olduğu ortaya çıktığında; Yahya’nın öğrencileri hemen hocalarını satıp "Biz daha popüler olanın peşinden gidiyoruz" demediler.
Ya da İsa, "Yahya hazır yetiştirmiş, ben o öğrencileri alayım" diyerek emek hırsızlığı yapmadı. O dönemin öğrencilik anlayışında bir ruhsal ahlak, kök ve sadakat vardı.
Bugün ise ne yazık ki kiliselerde en ufak bir kırgınlıkta, bir eleştiride ya da kişisel bir konfor arayışında başka kiliselere kaçan imanlılar görüyoruz.
Yer değiştiren fidan kök salamaz; kök salamayan ağaç ise asla meyve veremez!
Tanrı bizden rüzgârda savrulan saman çöpleri olmamızı değil, Tanrı’nın evinde dikilmiş, fırtınada bile duran ulu çınarlar olmamızı ister.
SADAKAT NEDİR?
NEDEN İLK ÖNCELİĞİMİZ OLMALIDIR?
Sadakat; duygularımıza, Keyfimize veya şartların kolaylığına bağlı bir his değildir.
Sadakat, fırtına koptuğunda bile durduğun yeri terk etmeme kararlılığıdır.
Neden sadakat bir imanlının hayatındaki en büyük öncelik olmalıdır?
Çünkü bizim Hizmet ettiğimiz Tanrı’nın Kendisi özünde sadıktır!
2. Timoteos 2:13’ ne diyor?
"Biz sadık kalmasak da O sadık kalacak. Çünkü kendi özüne aykırı davranamaz"
Tanrı bizden imkansız bir kusursuzluk beklemiyor; çünkü yetersizliklerimizi O’nun lütfu tamamlar. Ancak Tanrı bizden GÜVENİLİRLİK bekler.
TANRI’NIN EGEMENLİĞİNDE KAPILARI AÇAN ANAHTAR ÜSTÜN YETENEKLERİMİZ DEĞİL, SADAKATİMİZDİR.
Tanrı tarihi boyunca büyük uyanışları ve zaferleri tek bir "kahramanla" değil, birbirine ve Tanrı’ya sadık kalan insanlarla kazanmıştır.
Elişa ile İlyas’ın hikayesini biliyormusunuz?
Onların hikayesinden, onların ilişkilerinden mirasın sadakatle devralındığını öğreniyoruz.
İlyas, peygamberlik hizmetinin sonuna geldiğinde Elişa’ya defalarca şöyle dedi: "İlyas Elişa'ya, “Lütfen sen burada kal, çünkü RAB beni Beytel'e gönderdi” dedi.Elişa, “Yaşayan RAB'bin adıyla başın üzerine ant içerim ki, senden ayrılmam” diye karşılık verdi. Böylece Beytel'e birlikte gittiler." (2. Krallar 2).
Elişa ne cevap verdi? "“Yaşayan RAB'bin adıyla başın üzerine ant içerim ki, senden ayrılmam”
Elişa, İlyas’ın arkasından sadece iyi günlerde yürümedi. İlyas’ın hizmetindeki tozlu yollarda, çilede ve sadakatte yanında durdu.
Birileri rahatı seçerken, Elişa sadakatle ustasının göğe alınana kadar yanından ayrılmadı.
Ve sonuç ne oldu? İlyas göğe alındığında, peygamberlik ruhunun çift payı Elişa’nın üzerine düştü! Sadakat göstermeyen, ruhsal mirası ve yetkiyi devralamaz!
Musa, Harun, Hur ve Yeşu’nun hikayesine bakalım, onlardan ne öğreniyoruz?
Zaferin Sadece Cephede Kazanılmadığını öğreniyoruz.
M. Çıkış 17. bölümde İsrail, Amaleklilerle savaşa giriyor.
Yeşu cephede savaşıyor. Musa ise tepede ellerini Tanrı’ya kaldırmıştı.
Burada çok çarpıcı bir ayrıntı görüyoruz.
Musa’nın elleri ağırlaşıp aşağı inmeye başladığında İsrail yenilmeye başladı.
O anda ne oluyor biliyormusunuz?
Harun ve Hur bir taş getirip Musa’nın altına koydular; biri bir yanına, diğeri öbür yanına geçip Musa’nın ellerini desteklediler.
Ve güneş batıncaya kadar Musa’nın elleri kalkık kaldı, Yeşu da cephede zaferi kazandı!
Bu tabloyu iyi görün!
• Yeşu cephede cesurca savaşıyordu. BU HİZMETTE SADAKATTİR.
• Musa duada Tanrı’ya yönelmişti. BU LİDERLİKTE SADAKATTİR.
• Harun ve Hur ise önderlerinin yorulmuş ellerini tutuyor, ona destek oluyordu. BU DA ÖNDERLERE VE HİZMETE SADAKATTİR.
Eğer Harun ve Hur, "Musa önder, kendi başının çaresine baksın" deseydi ne olurdu?
Yeşu "Tepede duran Musa ne yapıyor ki, bütün yük bende" deseydi zafer kazanabilirmiydi!
Zafer; dua eden önderin, cephede savaşan hizmetkarın ve o önderin kollarını havada tutan sadık kardeşlerin ortak sadakatiyle geldi!
Yusuf, Rut ve Davut’un hayatından ne öğreniyoruz?
• Yusuf, zindanın en karanlık köşesinde bile sadıktı. Verilen en küçük işte güvenilir olduğu için Mısır’a yönetici oldu.
• Rut, kayınvalidesine "Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak" dedi (Rut 1:16). Kıtlıkta ve yoksullukta gösterdiği o sadakat, onu Mesih’in soyağacına taşıdı.
• Davut, babasının birkaç koyununa sadakatle çobanlık yaparken aslana ve ayıya karşı durdu. Küçük işte gösterdiği bu sadakat, ona İsrail krallığını getirdi.
Unutmayalım sadakat soyut bir duygu değil, eylemdir:
Peki, Tanrı’nın Dalaman’daki diri kilisesi olarak bu sadakati günlük hayatımızda nasıl yaşarız?
1. olarak; KİLİSEYE GELMEKTE SADAKAT
Kilise canımız sıkıldığında gittiğimiz bir kulüp değildir. Burası Mesih’in Bedenidir.
Pazar ibadetinde, dua toplantılarında sadık bir şekilde yerini almak, Tanrı’ya ve kardeşlerine verilmiş kutsal bir sözdür.
Sen gelmediğinde, beden bir organından yoksun kalır.
2. olarak; HİZMETTE VE KÜÇÜK İŞLERDE SADAKAT
Sandalyeleri düzenlemek, kapıda insanları güler yüzle karşılamak, dua etmek, tapınmaya katılmak...
Küçük iş yoktur! "Rab için yapıyorum" diyerek en küçük ayrıntıda bile güvenilir olmak, göksel egemenliğin kuralıdır.
Unutmayalım; Küçük işte güvenilir olana büyük işler emanet edilir!
3. olarak; KARDEŞLİKTE SADAKAT
Zor günde kardeşinin yanında durmaktır. Dedikodu yapmamak, arkadan konuşmamak, kardeşin düştüğünde onu yargılamak yerine Harun ve Hur gibi elinden tutup kaldırmaktır.
Barış içinde yaşamaktır.
Birbirimize olan sadakatimiz, dünyaya Mesih’in öğrencileri olduğumuzu gösteren en büyük tanıklıktır.
4. olarak; ÖNDERLERE VE VİZYONA SADAKAT
Musa’nın kollarını kaldıran Harun ve Hur gibi olmak demektir.
Önderlerinizin yükünü hafifletmek, onlara duayla destek olmak, Tanrı’nın kilisesindeki düzeni ve birliği korumaktır.
İyi takım olmaktır. Dünya kupasında kupayı gol atana değil takıma verilir.
DALAMAN’DA TANRI’NIN EGEMENLİĞİNİ BÜYÜTMEK İSTİYORMUSUNUZ?
Sevgili kardeşlerim, Tanrı’nın bu şehir için, bu bölge için harika planları var! Bundan emin olun.
Tanrı Dalaman’da kayıp canları kurtarmak, şifalar vermek, uyanış ateşini yakmak ve Kendi kilisesini büyütmek istiyor.
Ama Tanrı bu büyük işleri yapmak için neyi bekliyor biliyor musunuz?
Güvenebileceği, arkasını dönmeyecek, fırtınada kaçmayacak SADIK insanları!
Göklerin Tanrısı bugün Dalaman’a bakıyor ve soruyor:
• "Ben bu şehirde kime güvenebilirim?"
• "Küçük bir sorumluluk verdiğimde sadakatle onu sürdürecek Yeşularım kimler?"
• "Önderinin kolunu kaldıracak, birliği koruyacak Harun’larım, Hur’larım kimler?"
• "İlyas’ın peşini bırakmayan Elişa’larım nerede?"
Bugün karar verme günüdür! Ruhsal çocukluktan çıkıp, kök salma ve meyve veren yetişkin imanlılar olma günüdür!
Gelin bugün Rab’bin huzurunda ayağa kalkalım ve söz verelim. Hep birlikte söyleyelim:
"Rab'bim! Görklerdeki Babam!
Ben Dalaman Kilisesi'nde Senin güvenebileceğin sadık bir kap olmak istiyorum! Kiliseme, hizmetime, kardeşlerime ve önderlerime sadık kalacağıma söz veriyorum. Şartlar ne olursa olsun yerimi terk etmeyeceğim! Küçük işlerde sadık olacağım ki, Sen Dalaman’da büyük işlerini benim aracılığımla yapabilesin!"
Evet kardeşler biz bu sadakatle durursak, Tanrı Dalaman’da göklerin kapılarını açacak ve kilisesini görkemle büyütecektir! AMİN!