Mersin Ulu Cami

Directions Website

Mersin Ulu Cami Mersin Ulu Cami Gençleri Toplanıyoruz... 1898 Yılında Sultan II. Mihrabı çini ve ahşap karışımıdır. www.mersinulucami.com

Abdülhamit zamanında Saydaklı Abdulkadir Seydavi öncülüğünde halk tarafından yaptırılan Eski Gümrük Meydanındaki (günümüzde Ulu Çarşı) Yeni cami yıktırılmış yerine büyük ve modern Ulu Cami 1979 yılında inşa edilerek ibadete açılmıştır.Ulu Cami zemin katla beraber 3000 kişilik ibadet mekânına sahiptir. Caminin iç yüzeyinde, ilk defa bu camide uygulanan Rumî ve Hatâî desenli Kütahya Çinisi ile profilli ve oymak ahşap malzeme kullanılmıştır.İbadet mekânına giriş tavanında Rumî desenli renkli malakari rölyef uygulanmıştır. Makarnaslı alçıdan yapılmış olup, üst kavsarasının yüzeyi altın varak kaplanmıştır. İki şerefeli iki minaresi vardır. Şu anda Cami zemin katı Gençlik Lokali olarak kullanılmaktadır.

05/10/2026

Bazı kahramanlar madalya için değil, vatanın evlatları için mücadele eder.
Asil Türk Kadını..

I. Dünya Savaşı’nın ardından 1.800 Türk askeri, Rusya’nın Sibirya’daki esir kamplarında tutuluyordu. Savaşın sona ermesiyle birlikte bu askerlerin yurda döndürülmesi için girişimler başladı; ancak Rusya’daki siyasi çalkantılar, devam eden çatışmalar ve ağır ekonomik şartlar süreci oldukça zorlaştırdı.

Tam da böyle bir dönemde, Meryem Atmaca adında cesur bir Türk kadını devreye girdi.

Rumiye Başkonsolos Vekili Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in eşi olan Meryem Atmaca, varlıklı bir aileden geliyordu. Übeydullah Efendi’nin kızı olan Meryem Atmaca, Milli Mücadele’nin ilk yıllarında babasından kendisine kalan 10 bin altını, kendi geleceği için saklamak yerine Sibirya’daki Türk askerlerinin kurtarılması amacıyla kullandı.
Onun için servet değil, vatan evlatlarının özgürlüğü önemliydi.

Bugün belki adı büyük meydanlarda anılmıyor, belki hikâyesi yeterince bilinmiyor. Ancak yaptığı fedakârlık, savaşın en zor günlerinde Türk askerleri için elindeki bütün imkânları seferber eden bir kadının unutulmaz hikâyesidir.

29/06/2026

YÜCE ALLAH DEVLETİMİZİ YÖNETEN BÜTÜN YÖNETİCİLERİMİZİ FERASET EHLİ EYLESİN İNŞALLAH.
Bir gün Sultan dördüncü Murat’a gelip subaşılar dan birinin halktan rüşvet aldığını bildirdiler.

Padişah hemen bir müfettiş görevlendirdi ve şikayeti araştırmasını emretti. Müfettiş tam bir ay adamı takip ettiği halde suçüstü yakalamayadı, gelip durumu padişaha arz etti padişahım zannedersem halk yanılıyor şikayet edilen Subaşı’nın rüşvet aldığına dair bir işarete rastlamadım.

Padişah Kaşlarını çattı benim halkım yanılmaz dedi ama sende feraset yoktur.

Feraset ne ola ki padişahım dedi. Şöyle cevap verdi.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, müminin ferasetinden sakının çünkü o Allah’ın nuru ile bakar feraset üstün zeka bütün kabiliyet bir anlayıştır. Hadi git.

Müfettişi görevlendirdikten sonra rüşvet aldığı iddia edilen Subaşı’nı huzuruna çağırdı. Ona bir kese altın uzattı.

Bunu al sabah namazında Ayasofya Camine git Top kandilinin altında seni bekleyen fakire ver, Adam keseyi aldı kuşağının arasına koydu ve izin isteyip padişahın huzurundan ayrıldı ve sabah namazında Ayasofya Cami’ne gitti..

Padişahın söylediği yerde kendisini bekleyen dilenci kılıklı adama uzattı adam keseyi aldı.

Allah padişahımıza ve devletimize zeval vermesin diye dua ederek koynuna attı. Subaşı gittikten sonra keseyi koynundan çıkarıp saydı yalnızca beş altın vardı.

Ertesi gün öğle üzeri halk rüşvetçi subaşının padişah tarafından yakalanıp halk meydanında kellesi gövdesinden ayrılmış şekilde 1 gün boyunca bekletildi. Müfettiş işi merak etti kendisi 1 ay peşinde dolaştığı halde bu adamı yakalayamamıştı da padişah bunu bir gün içinde bunu nasıl başarmıştı.

Huzuruna çıkıp sorunca padişah feraset dediğin işte budur dedi adama verdiğim kesede elli altın vardı ama camide bekleyen fakire sadece beş altın verdi. Demek kırk beş altını kendi cebine attı. Böylece haram yediği anlaşıldı.

4.Murat güldü. Camideki bendim. Bir suçluyu yakalamak için yapamayacağım şey yoktur. Çünkü ben Allah’tan korkarım.

Müfettiş padişahın ellerini minnet ile öptükten sonra:

Ferasetin ne demek olduğunu anladım diye mırıldandı


YÜCE ALLAH DEVLETİMİZİ YÖNETEN BÜTÜN YÖNETİCİLERİMİZİ FERASET EHLİ EYLESİN İNŞALLAH.

23/04/2026

Yüce Allah’a her halimiz, her anımız ayandır
Dostlar;
Azimetler ve kesin olan kararlar, azim ve sebat sahibi, çıtayı yüksek tutanlara göre gelir.
İkramlar ve güzellikler de kerem ehline göre ulaşır.
Düşük kaliteli ve küçük insanların gözünde küçük iyilikleri yapmak çok zor gelir fakat himmeti ali ve çıtayı yüksek tutan büyük insanların gözünde de büyük iyilikleri yapmak kolay gelir.
İnsanların olaylara bakışı değişiktir; kiminin bakışı muhteşem, kiminin bakışı çok iğreti ve basittir.
Bu bakışa göre olayların üstesinden gelme istidat ve kabiliyeti de ayrı ayrıdır.
Hz.Ömer'in yanına iki kişi girmek istiyor biri Ebu Süfyan, biri bir başka sahabi kapıdaki görevli dedi ki: “Ebu Süfyan kapı da gelsin mi?”
Hz.Ömer: “Başka kim var?” diye sordu? “Filan var” dediklerinde Hz. Ömer dedi ki: “O falan kişi gelsin. Çünkü o Ebu Süfyan’dan daha önce İslam'a girdi.”
Birisi hanımı ile yemek yerken: “Annem de gelsin onunla beraber yemek yiyelim” der.
Bir başkası da hanımıyla yemek yerken: “Annem gelsin, bizimle beraber yesin” der.
Bu ikisinin arasındaki fark algı ve bakış açısına göre değişmektedir. En doğru nazik ve zarif olanı birincisidir.
Gönül erleri ve kalbi frekansların uyum içinde olduğu ve parazit yapmadığı değerli sevdiklerimle sevap kazandıran ve günahların affına vesile olan amellerin işlendiği ömrümün en nadide günleri güzelliği, canlılığı, kazandırdıkları ile o günler ve geceler sanki hac mevsimi, sanki her gün bayram ve her gece Kadir Gecesi ve sanki her gün cuma toplantı ve kavuşma günü gibi geliyor insana…
Allah’ım her şeye rağmen huzur içinde geçen geçirilen bugün ve geceler son olmasın inşaallah. Tekrar tekrar bizleri özlediğimiz gün ve gecelere, sadeliğe iksir gibi sohbetlere, sağlık ve afiyet içinde ulaştır ömrümüzün ne kadar kaldığını bilmiyoruz geri kalan günlerini ve gecelerini razı olacağın salih ameller ile dolu dolu geçirmeyi nasip eyle.
Rasulullah Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: "Ortaya yemek konunca ve o anda namaz için kamet getirilirse siz yemeye başlayın." (Buhari, 671)
İmam Azam'a bunun hikmeti sorulduğunda şöyle cevap vermiş: “Namaz kılarken aklım fikrim yemekte olmasın da yemek yerken aklım fikrim namazda olsun.”
Şöyle güzel bir söz var: “Yemendedir yanımdadır, yanım yemendedir.”
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Susarken, konuşurken, bakarken, dinlerken hareket ederken, dururken bizlerin ve bütün mü’min kardeşlerimizin her halini rızana muvafık eyle.
Amin.
Nusret karabiber
Emekli müftü

19/04/2026

OKCULAR TEPESİN ÇIKARSCAĞIMIZ BİR DERS. Hocamızın biri, Uhud dağına bakarken cemaatine sorduğu şu soru, beynimde şimşekler çaktırmaya yetti.. 😭😢😭

-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?..
Cevap yok..!

Tekrar etmiş..
-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?!!!

Cemaat mahçup bir şekilde;
Bilmiyoruz hocam.. demişler.
İşte o an her birimizin beynini sarsacak, kalbimizin titretecek şu sözler dökülmüş dilinden..

İnanın bunu bende bilmiyorum..!
Aslında hiç kimse bilmiyor. Çünkü, bu İslam tarihinde de yazmaz..!
-"O okçular kimdi?..
Öz çocukları da bilmez, karıları da bilmez. Çünkü Ashab-ı Kiram kimseye söylememiş, saklamış!.. (Radiyallahu Anhum Ecmain..)

Hatta ve hatta yıllar sonra Cemel, Sıffin gibi hadiselerde birbirlerine ters düştükleri vakitlerde bile, ağızlarından bu konu hakkında hiçbirşey çıkmamış;
Sen zaten Uhud'da da tepeyi terketmişlerdendin..!
Gibi hiç bir şey dememişler!
Orada dahi birbirlerini hataları ile vurmamışlar.

Ya Rabbi..!
Bu nasıl bir Ahlâk..?

Bizler Uhud'un aslında bir yenilgi değil zafer olduğunu yeni anladık..

Bu ne muazzam edeb..!!??

Birbiri hakkında konuşmak için en ufak bir fırsatı kaçırmayan, hatta;
Ne yani..?!
Olanı söylüyorum, benim niyetim temiz,
diye nefsini aldatıp, en ufak bir fırsatı kaçırmadan, ağzından kardeşinin ölü etinin kanlarını akıtan bizlerin;
buradan alacağı çok ders var..!

İki kadın düşünün..
Çöl sıcağında oruç tutuyorlar, öyle bir hâle geliyorlar ki; susuzluktan neredeyse ölmek üzereler.
Onların bu hâli, Rasûlullah (sav) Efendimize bildiriliyor.

- Kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen..
- Deve sağan kişiye; Tırnaklarını kes, hayvanın canı yanmasın! diyen..
- Köpek cesedinde; Ne güzel dişleri var!.. güzelliğini bulacak kadar, nâif ve zârif olan Peygamberimiz (sav),
o iki kadından yüz çeviriyor.

Sahâbe şaşkın..!
Israrla söylenilince, o iki kadını çağırtıyor ve kusmalarını emrediyor.
Kadınlar herkesin gözü önünde, ağız dolusu irin ve kan kusuyorlar..
Sahabe daha da şaşkın..!

Bunun üzerine Peygamberimiz onlara bakıp şöyle buyuruyor;
- Bunlar, Allah’ın helâl kıldığı şeylerden uzak durarak oruç tuttular, ama Allah’ın haram kıldığı şeylerle (gıybet ve dedikodu ile) oruçlarını açtılar. - - Birisi diğerinin yanına gelip oturdu ve insanların etlerini yemeye başladılar.
(Ahmed bin Hanbel/Musned)

Rasulullah'ın dili ile tastiklenmiş "kardeşinin ölü eti ile" orucunu açanlardan olmayalım..!

Öyleki; Uhud'da, Ayneyn Tepesini terk eden okçuların isimleri, Sahâbe arasında gizlendiği misâlindeki gibi,
biz de birbirimizi öyle örtelim ki; bunun hürmetine ahirette, Rabbimiz (cc.cş) de, kimsenin bilmediği nice günâhlarımızı örtüp, açmayacağını umalım!

Birbirimizi çekiştirmek...
"- Yaahuu olanı söylüyorum.." diyorsan,
zaten gıybettir.
Olmayanı söylüyorsan,
zaten iftiradır.
Her iki durumda da maalesef zarar ettin.

Hatta müflis bile olabilirsin...

13/04/2026

HACI MAHMUT SAMİ EFENDİDEN GÜNLÜK HAYATA DAİR GÜZEL ÖĞÜTLER. EVİMİZDE ÜÇ ŞEYE DEVAM EDECEĞİZ:
1- Cemaatle namaza,
2- Kur'an tilavetine,
3- Haftalık sohbete.
Cemaatle namaz, evin düzenini sağlar, manevi atmosferi oluşturur.
Kur'an tilaveti, kalplarimize şifa, evlerimize bereket olur.
Sohbet, ruhumuza gıda, ailemize nasihat olur.

EVİMİZDE ÜÇ ŞEYİ ÇOĞALTACAĞIZ:
1- Dua,
2- İstiğfar,
3- Zikir.
Dua ibadetin özüdür. Ailecek yapılan dualar aileyi birbirine bağlar.
İstiğfar, bela ve musibetleri engeller ve Allah'ın rahmetine kapı açar.
Zikir ise kalbimizi yumuşatır ve manavi derecelerimizi artırır.

EVİMİZDE ÜÇ ŞEYİ AZALTACAĞIZ:
1- Çok yemeyi,
2- Çok uyumayı,
3- Çok konuşmayı.
Çok yemek hastalığa,
Çok uyumak tembelliğe,
Çok konuşmak çok hataya sebep olur.

EVİMİZDE ÜÇ HUYU KAZANACAĞIZ:
1- Yumuşak huyluluk,
2- Kolaylaştırıcılık,
3- Bağışlayıcılık.
Yumuşak huyluluk, huzur ve mutluluğun kapısıdır.
Dünya işlerinde kolaylaştırıcılık, ahiret işleri için bolca vakit bırakmak demektir.
Bağışlayıcılık, başlı başına bir Ramazan ahlakıdır.

EVİMİZDE ÜÇ ŞEYDEN KAÇINACAĞIZ:
1- Kalp kırmaktan,
2- Ayıp araştırmaktan,
3- Kul hakkına girmekten.
Kalp kırmak evin huzurunu,
Ayıp araştırmak kalbin huzurunu,
Kul hakkına girmek ise dünya ve ahiret huzurunu kaçırır.

EVİMİZDE ÜÇ ŞEYİ İHMAL ETMEYECEĞİZ:
1- Helalleşmeyi,
2- Özür dilemeyi,
3- Teşekkür etmeyi.
Helalleşmek kalplerdeki kini bitirir.
Özür dilemek, sevdiklerimize kıymet verdiğimizi gösterir.
Teşekkür etmek, hertürlü hayrı ve iyiliği teşvik eder.

EVİMİZDE ÜÇ BAĞLANTIYI KESMEYECEĞİZ:
1- Akrabalarla,
2- Komşularla,
3- Gariplerle.
Akrabayla münasebet rızkın ve ömrün bereketidir.
Komşularla güzel geçim, ahlakımızın gereğidir.
Gariplerle münasebet rahmetin vesilesidir.

EVİMİZE ÜÇ ŞEYİ SOKMAYACAĞIZ:
1- Faizi,
2- Haksız kazancı,
3- Haram katkılı gıda maddelerini.
Eve giren faiz, bela ve musibetleri de peşinden getirir.
Haksız kazanç, huzuru ve bereketi kaçırır.
Haram lokma dualarımızın kabulüne engel olur.

EVİMİZE ÜÇ DUÂNIN GİRMESİNE GAYRET EDECEĞİZ:
1- Ana-babalarımızın duası,
2- Gariplerin duâsı,
3- Salihlerin duâsı.
Ana-baba duası, huzurlu bir Ramazan için bulunmaz bir fırsattır.
Gariplerin ve ihtiyaç sahiplerinin duası, bela ve musibetlere karşı kalkandır.
Salihlerin duâsı evimiz, rızkımız ve ömrümüz için berekettir.

EVİMİZDE ÜÇ ŞEYİ TEŞVİK EDECEĞİZ:
1- Sabrı,
2- Şükrü,
3- Kanaati.
Sabredene dayanma gücü verilir,
Şükredene nimetler artırılır,
Kanaat edene zenginlik kapıları açılır.
Bu veciz öngörüleri İslâm Ansiklopedisi'nden istifade ederek hepimiz için hazırlandı Hazırlayandan Allah razı olsun !

12/04/2026

Anadolu’da bir ilçede müftüydüm. Günlerden cumartesi. Kazanın pazarı da o gün kurulur. Daireler kapalı. Evde oturacağıma müftülüğe gideyim dedim. Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim pazar, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor. Kalabalık. Müftülüğün karşısında bir bakkal var.

Ben camdan ilçenin cumartesi günlerine mahsus bu hareketli vaziyetini seyrederken, lüks bir otomobil gelip, bakkalın önüne park etti. Bakkal bir hışımla çıktı;
«–Yok arkadaş dükkânın önüne park etme!» dedi.

Zaten ‘pazarın kurulduğu gün’ olduğu için, bakkala giden gelen yok. Bir de dükkanın önü kapanacak diye adamcağız iyice asabîleşti. Arabanın sahibi de haklı;
«–Yahu burada park yasağı mı var? Niye park etmiyormuşum?!.» diye çıkıştı. Baktım gereksiz bir münakaşa çıkacak. Hemen indim, arabanın sahibine;

«–Arkadaş, bugün ilçenin pazarı var. Gelen-giden çok. Bakkal; ‘Belki satış yaparım’ diye dükkânın önü kapansın istemiyor. Burada arabana zarar gelmesin. Müftülüğün bahçesinde müsait park edecek yer var. Ben kapısını açayım, oraya koy.» dedim.
«–Olur…» dedi.

Arabayı park ettikten sonra;
«– Yukarıda çay demledim, tek başıma içiyorum, istersen buyur birlikte içelim» dedim.
«–Olur, içelim.» dedi. Teşekkür etti.

Yukarı çıktık. Bir yandan çaylarımızı içiyor, bir yandan tanışıyor, konuşuyorduk.

O sırada müftülüğün kapısı açıldı. İçeriye elleri titreyen yaşlı bir hanım girdi. Elinde tek sıra dizilmiş bir tabak incir.
«–Oğlum, müftülüğün kapısını açık gördüm de içeri girdim. Kusura bakmayın. Ben bu incirleri bizim bahçeden topladım. Pazara satmaya götürüyorum. Parasını da sana getireceğim bir kız Kur’ân kursu yaptırırsınız diye…»

Bir tabak incir… 1 kilo ya gelir, ya gelmez. Kur’ân kursu yaptırmak için onu getirip hayır olarak müftülüğe verecek…
Duygulandırıcı bir samimiyet, niyet ve arzu…

Ben dondum kaldım. Misafirim de duygulandı. Hanıma dedi ki:
«–Kaça satıyorsun?»

Kadıncağız, mütevekkil;
«–Ne verirseniz?» dedi.

Adam da coştu:
«–Peki, bir Kur’ân kursu yaptırmaya verir misiniz?»

Yâ Rabbî!..
Bir tabak incir ile bir Kur’ân kursu…
Adam bu güzel niyeti gerçekleştirmek için harekete geçti. O kadıncağızın arzusu gerçek oldu…”

Siz ne derseniz deyin, bunun adı samimiyetten başka bir şey değil. Samimiyetle, ihlâsla istersen; Mevlâ’m karşılığını hemen, fazlasıyla verir.

O kadıncağız, istemiş, gönülden arzu etmiş. «Benim ne imkânım var ki?» diye düşünmemiş. «Bir tabak incirden ne olur…» dememiş. Onu toplamış. «Bana gülerler…» dememiş, yola koyulmuş. Bunlar hep bereketin sırları…

-Vehbi Akşit (Kuşadası İlçe Müftüsü)

12/04/2026
12/04/2026

Bir baba oğluna öğüt verir:

“Üç şeyi, sormadan alma:
- Balı - Borcu - Eşi.

Üç şey vardır ki, senden ayrılmadıkça onlardan emin olma:

- Vesvese - Borç - Kötü arkadaş.

Üç şey gecikirse faydası kalmaz:

Düğün yemeği -Taziye-Akşam namazı.

Üç kimseden Allah seni korusun:

- Haramzade,
- Akrabalık bağlarını koparan,
- Yetim malı yiyen.

Üç kişiyle sakın arkadaşlık etme:

- Ahmak,
- Himmeti (gayreti) düşük olan,
- Mürüvveti (ahlaki asaleti) az olan.

Üç kişiyi dinleme:

Yalancı - Söz taşıyan - Yalancı şahit.

Üç kişiyle dostluk kurma:

- Hasetçi,
- Nazar sahibi,
- Anne-babasına öfkeli (onlara asi olan).

Üç kişinin görüşünü küçümseme:
- Namazını koruyan,
- Cömert ve kerim olan,
- Anne-babasından razı olan.

Yetim çocuğa sorma: ‘Baban ya da annen nasıl öldü?’

Anne-babaya sorma: ‘Evladınız nasıl öldü?’

İşsiz bir adama, erkeklerin bulunduğu bir mecliste sorma: ‘Sen neden çalışmıyorsun?’

Fakire sorma: ‘Paraya ihtiyacın var mı?’
Bilakis, sormadan ver. Bu, onun izzetini korumaktır; çünkü onunla yine karşılaşacaksın.

Misafire sorma: ‘Yemek ya da içecek ister misin?’

Bilakis, ikramını sormadan sun. Çünkü sorarsan, onu mahrum bırakmış olursun.”

06/04/2026

KRİPTO SEBATAY YAHUDİLER,
SAMUEL ADINI SAMİ YAPARAK GİZLENİRLER...
SAMUEL'İN KIZI SUZIN AKSU :
Babası FETÖ okullarının kurucu başkanı (YAMAN DEDE) LAKAPLI
SABETAYİST YAHUDİ SAMİ YILDIRIM

Kızı Sezen Aksu; ''Meskenim dağlardır benim" diye şarkı söyleyerek
Gençlerin dağa çıkmasını teşvik etti. Ama ne var ki kendisi dağa çıkmadı.
FETÖ terör örgütü ile PKK terörü aynıydı.

Biri dağda,
Diğeri şehirde ve sahnelerde ki teröristler..❗
Bu Memlekette insan öldürenleri
övmek için şarkı söyleyenlere 💥''SANATÇI''dediler...

Osmanlıyı içinden sinsice yıkan topluluk SABETAYCILAR

Fetullah Gülen'in meşhur olduğu İzmir Kestanepazırı'ndaki yerlerin hemen
karşısında HAVRASOKAĞI bulunmaktaydı.

İzmirliler bilir ki Kemeraltı'ndaki esnafın büyük bölümü bu işe gönüllü destek olmuşlardı.Fakat Kestanepazarı'nın etrafında asıl Sabetaistlerden KAPANİLER'in varlıkları vardır.
Meşhur Yamanlar Kolejinin kurucusu ve müdürü olan zat, (YAMAN DEDE) lakaplı Sami Yıldırım
da yine Sabetaistlerden "minik serçe" lakaplı şarkıcımız Sezen Aksu'nun babasıydı...❗

Sezen Aksu’nun babası kim?

ÖLENİN arkasından konuşmak hoş karşılanmaz...

Ama o kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin karşılaştığı en büyük ihanet hareketi olan FETÖ'nün sembol ismi, örgüt liderinin 'aziz dostu' ve Sezen Aksu'nun babasıysa iki kelam etmeden geçmek olmaz...
Türkiye'de hiçbir şeyin tesadüfi olmadığını, FETÖ'nün algı operasyonlarını 'sanki kendisinden değilmiş' gibi gösterdiği isimler üzerinden nasıl yürüttüğünü anlatan en güzel örneklerden biridir Sami Yıldırım'ın hikayesi.
Tarih 15 Kasım 1982... FETÖ'nün sonradan dünyanın hemen her noktasına yayılan okullarının ilki İzmir'de açılıyor! Düşünün, 12 Eylül darbesinin üzerinden henüz 2 yıl geçmiş, sözde Atatürkçü darbeciler hakkında yakalama kararı çıkardıkları FETÖ elebaşına okul açtırıyor!
Okulun kurucu müdürlüğüne FETÖ'cü hainlerin sonradan 'Yaman Dede' lakabını taktıkları Sami Yıldırım getiriliyor. Bu kesinlikle bilinçli bir tercih.
Çünkü İzmir eski Milli Eğitim Müdürü olan Yıldırım, kentte sevilen bir isim.
Üstelik sanatçı kızı da Türkiye çapında tanınan bir şöhret.
FETÖ elebaşı böylece hem bedava reklam yapıyor, hem de okullarına o yılların moda tabiriyle 'irticacı' damgası vurulmasını engelliyor. FETÖ'de oyun bitmez... Şimdi sıkı durun... Okulun açıldığı ilk yıl sadece 28 öğrencisi var. Ve okula kayıt yaptıran ilk öğrencinin adı Mustafa Kemal!
FETÖ'ye asıl sıçramayı yaptıran, küçük bir cemaatten büyük bir suç örgütüne evrilmesini sağlayan bu okul olur... Kısa sürede önce Türkiye geneline, 1986'da özel sektöre yurtdışında okul açma izni verilmesiyle dünyaya açılırlar.
Niyeyse yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen tüm okullar arası yarışmalarda birincilikleri hep FETÖ'nün okullarına giden öğrenciler kazanır... Yıllarca üniversite sınavlarında birinci olanlar da buralardan çıkar!
Örgütün soruları çalarak kendi okullarında yetiştirdiği militanlarına verdiği ve bu yolu kullanarak devleti zehirli bir sarmaşık gibi sardığı yıllar sonra anlaşılır. Bütün bunlar olurken Sami Yıldırım hep örgütün maaşlı adamı olarak kalır...
17 Aralık 2007 tarihinde örgütün Aksiyon Dergisine verdiği röportaj ibretliktir.
"Veliler biliyor ki çocuk burada ahlak sahibi, dürüst ve namuslu olacak. Bayrağını, vatanını sevecek.
Atatürk'e saygılı olacak! Bana bazen "Hocam orada nasıl çalışıyorsun" dediklerinde çok kızıyorum. Onlar bu okulları görmeden konuşuyor.
Hadi iddia ettikleri şeyleri benden 2 sene, 3 sene sakladılar. Bu şey her ne ise 25 sene de saklanmaz ki kardeşim!" Yıldırım'ın 25 yılda göremediği FETÖ gerçeğini Türkiye 15 Temmuz 2016 akşamı görür. FETÖ'nün okullarında yetişen sözde vatanına ve bayrağına bağlı hainler milletin üzerine bomba yağdırır.
Darbeden sonra polisin baskın yaptığı ilk yerlerden biri Sezen Aksu'nun babasının müdürlük yaptığı Yamanlar Koleji olur.
Binanın 5.katında FETÖ elebaşına tahsis edilmiş bir makam odası vardır.
Ona ait tespihler, hırkası, özel eşyaları camekanlar içinde sergilenmektedir.
Okulda eğitim gördükten sonra askeriyeye giren öğrenciler burada FETÖ'ye bağlılık yeminleri etmekte, kılıçları okulda sergilenmektedir!
Okulun 2014 yerel seçimleri öncesinde binlerce kişinin katıldığı örgüt toplantılarına ev sahipliği yapmasından, depolarından çıkan oy pusulalarından ve sandıklardan hiç bahsetmeyelim.
FETÖ elebaşının 'Aziz dost' diye hitap ettiği Sami Yıldırım, yanı başında olup biten bunca şeyi nasıl görmedi acaba? Yaşlılıktan olabilir mi?

Gazeteci -Yazar Zafer Şahin

NOT: Sabetaycılar, sadece kendileri gibi Sabetay_Sevi'ye inanan ve iman edenlerle, KRİPTO
veya açık Kimliğe sahip Musevilerle evleniyor. Bugün Siyaset, Medya, Spor, Sanat, İş dünyası,
Bürokrasi de gördüğünüz birçok ismin aile bağları ve kökenleri "BÜLBÜLDERESİ MEZARLI" na çıkyor.

Address

Mersin
33070

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Mersin Ulu Cami posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category