Akademik FORUM

Akademik FORUM Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Akademik FORUM, Religious Center, 13 Mart Mahallesi Türktelekom arkası, Kanioğlu Apt. Kat:1 No:3, Mardin.

05/11/2020

Hayat mücadelesi satranç oyunu gibidir: Çok kez "şah" dersin, ancak bir kere "mat" edersin. Öyleyse yılmamak ve sabır göstermek esas olmalıdır.

21/07/2020

Hz. Davud'un 99 eşinin olduğu, buna rağmen emri altındaki Uriya isimli askerinin karısına aşık olup onunla evlendiği iftirasına güzel cevaplar...

27/05/2020

GÖNEN'Lİ MEHMET EFENDİNİN BİR HAC HATIRASI...A+A-Kudüs ve mescidi Aksa'da yağmur. Bugün sizlere son devrin büyük âlimlerinden, hafız-ı Kurra Gönenli Mehmet Efendi Hoca efendi’den dinlediğim bir hatırayı nakletmek istiyorum. Hoca efendi’nin hac yolunda tesadüf ettikleri yağmur hadisesini tefekküre vesilesi olması niyazıyla kendisinden dinleyelim:
“Bakın, size bir yağmur hikâyesi anlatayım, şimdi hatırıma getirildi. Bendeniz karayoluyla ilk hacca giden kafilelerde bulundum. Biliyorsunuz, uzun bir süre hacca gitmek yasaktı, sonra -Allah razı olsun- Menderes zamanında kanunlar müsaade etti. İşte karayoluyla gidiyorduk. (Birden ağlamaya başladı ve sağ elini kaldırarak ‘Hey hey...’ der gibi havada salladı ve devam etti.)Biliyor musunuz, bu millet Kâbe’ye, hacca hatta hacıya bile âşıktır. Urfa’dan geçiyorduk, otobüsün önüne insanlar yattı. Evet evet, yanlış duymadınız, (Eliyle önünde yol varmış da işaret ediyormuş gibi yaparak) böyle yere yattılar. Yola yattılar yola... ‘Yahu bunlar ne yapıyor?’ dedik, mecbur kapıyı açtık. ‘Kardeşim, ne istiyorsunuz?’ diye sordu şoför. ‘Vallahi, bu hacca gidenler bizde misafir olmazsa yerden kalkmayacağız’ dediler. Aman yâ Rabb’i!Biz de vize işlemleri olduğunu, geç kalırsak kapıda çok zorluk çekeceğimizi onlarla konuştuk, bir şekilde ikna etmeye çalıştık. Neyse, gönüllerini aldık. Otobüste, ikramda bulundular... (Hoca efendi hem ağladı hem ağlattı.) Ya, bu millet işte böyle âşıktır. Yâ Rabb’i! Sen, hac yollarını bize aç, bu aziz milleti Haremeyn’e hâdim eyle. O yola gitmekten alıkoyan eşkıyadan bu milleti muhafaza eyle. Bizler, evlatlarımız, zürriyetimiz, inşallah hayırlısıyla o mübarek yollara gidelim ve gelelim.Neyse efendim, Kudüs’e dört beş otobüs peş peşe geldik. Biz, tam kapının olduğu yerden şehre girdik, birdenbire gök gürledi. Bir rahmet, bir yağmur ki sormayın... Fesübhanallah! Fakat o anda acayip bir şey oldu. Normalde yağmur yağdığında herkes sokaklardan kaçar, ıslanmamak için bir yere dâhil olur. Ama Kudüs’te yağmurun yağmasıyla insanlar sokağa döküldü.Bizim hacıların bulunduğu otobüs kafilesinin etrafı insan seline döndü. Öyle ki arabaları sallıyor, pencerelere vuruyor, ağlayarak ve yüksek sesle bir şeyler söylüyorlardı. (Sanki olan biteni anlamıyormuş gibi tecahül göstererek) Ben de görevliye sordum: ‘Kardeşim, ne bu gürültü, ne bu nümayiş? Bunlar ne bağırıp çağırıyorlar?’ diye.Kafile başkanı ağlayarak bana ne dese beğenirsiniz? “Hocam, hep bir ağızdan ‘Kudüs’ün sahipleri geldi, Allah Teâlâ da yağmur indirdi’ diye bağırıyorlar.”Meğer üç senedir Kudüs’e bir damla yağmur yağmamış. Ama ne acayip tecellidir ki bizim arabaların geldiği an, Cenâb-ı Mevlâ yağmur indiriverdi. Orada olduğumuz müddetçe insanlar, bu rahmete ve yağmura doya doya kandılar.Yâ Rabb’i! Kudüs’ü küffar elinden kurtar. Müminleri aziz eyle, şu zilletten cümlemizi halâs eyle. Bu necip milletimizi tekrar o mübarek beldelere hâdim eyle... Korktuklarımızdan emin eyle, kâfirlerin şerrinden bir an önce insanlarımızı kurtarıp halâs eyle. Ente mevlânâ fensurnâ alal kavmil kafirin… (ALINTI)

17/05/2020

Filistin Nekbe Günü Münasebetiyle...

İMAMI ŞAFİİ'DEN MÜTHİŞ BİR DERS!!İmamı Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa d...
16/05/2020

İMAMI ŞAFİİ'DEN MÜTHİŞ BİR DERS!!

İmamı Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer.
Öyle ki talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider.
Akşam olunca Yunus kapısının çalındığını fark eder. ‘Kim o?’ der.
Kapıdaki kişi, ‘İmamı Şafii’ der.
Yunus, kapıyı açar ve İmam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür ve hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır.
İmam Şafii kapıyı açan talebesi Yunusa şunları söyler:
1-Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak?
2-Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir!
3-Ey Yunus, hatadan nefret et ama hataya düşenden nefret etme.
4-Bütün kalbinle günaha öfkelen ama günahkara acı, ona merhamet göster.
5-Ey Yunus, sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster.
6-Ey Yunus Görevimiz, hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil. (Alıntı)

“LUTÎLİK” KAVRAMSALLAŞTIRMASI ÜZERİNE!!! (İLAVELİ)Lut Peygamberin kavminin, kadınları bırakıp erkeklere şehvetle yaklaşa...
03/05/2020

“LUTÎLİK” KAVRAMSALLAŞTIRMASI ÜZERİNE!!! (İLAVELİ)

Lut Peygamberin kavminin, kadınları bırakıp erkeklere şehvetle yaklaşan, bu nedenle aşırı gidip taşkınlık yapan sapkın bir topluluk olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmektedir (A’raf, 81). Hz. Lut, Rabbinden aldığı emir gereği onları, -Siz, sizden önce hiç kimsenin yapmaya yeltenmediği bir çirkefliği mi yapıyorsunuz?- şeklinde uyardı (A’raf, 80). Kavmi ise kendilerini güçlü ve avantajlı gördükleri için, Lut ve taraftarlarını ülkeden sürmekle tehdit ettiler. Yanısıra –Sizler, temiz kalmak isteyen parlak insanlar mısınız?- diyerek onlarla dalga geçtiler (A’raf, 82). Bu durumdan son derece büyük bir üzüntü duyan Lut Peygamber, yanık bir kalple şöyle demekten kendini alıkoyamıyordu: "Keşke size karşı bir gücüm-kuvvetim olsaydı, ya da çok sağlam bir yere sığınabilseydim" (Hud, 80).
Açıkça anlaşıldığı üzere Lut Peygamberin kavmi, eşcinsellik / homoseksüellik sapkınlığına müptela olmuş bir kavimdi. Diğer pek çok kötülükleriyle beraber, özellikle eşcinsellik tarzında daha önce benzeri görülmemiş sapkınlıkları, helak edilmelerine sebep teşkil etmiştir.
Ancak bu konuda dikkatimizi çeken ve pek çok kalburüstü düşünürümüzün dahi düşünmeden içine düştükleri bir yanlışa değinmek, kaçınılmaz hale gelmiştir ki o da söz konusu homoseksüelliği, “Lutilik” olarak isimlendirme talihsizliğidir. Bilindiği üzere “Lut” ismi, Allah’ın bir peygamberinin ismidir, yoksa bir kavim ismi değildir. Tıpkı Nuh, Hud, Salih ve Muhammed isimleri gibi. Malum olduğu üzere Hz. Nuh’un kavminin ismi de Kur’an’da geçmemektedir. Ancak örneğin Hud Peygamberin kavminin ismi “Ad” olarak geçmektedir. Benzer şekilde Salih Peygamberin kavminin ismi “Semud” olarak yer almaktadır. Buradan hareketle Hz. Hud’un kavminin çirkin bir tutumlarını isimlendirmek için “Hudilik” değil, olsa olsa “Adilik” kavramsallaştırması kullanılabilir. Yine Hz. Salih’in kavminin azgınca bir huylarını anlatmak için “Salihilik” değil, olsa olsa “Semudilik” isimlendirmesi yapılabilir. Hz. Nuh’un veya Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kavminin yanlış davranışlarını tanımlamak için “Nuhilik veya Muhammedilik” terimleri kullanılamaz. Zira bu isimler kavim isimleri değil, peygamberlerin kendi isimleridir. Buna göre homoseksüelliğe “Lutilik” demek, örneğin zina ve hırsızlığa haşa “Muhammedilik” demek gibidir. Bir peygamber isminin böyle son derece çirkin, Yüce Yaratıcı’nın gazabını celbeden fiiller için kavramsallaştırılıp kullanılması, son derece vahim bir yanılgıdır, büyük bir talihsizliktir, niyet ne olursa olsun bundan dönülmelidir.
TARİHİ SÜREÇ
Çirkin homoseksüellik / eşcinsellik fiilinin “Lutilik” olarak isimlendirilmesi, Kur’an-ı Kerim’de hiçbir ayette yer almadığı gibi sahih ve Hz. Peygambere kadar ulaşan merfu hiçbir hadiste de yer almamaktadır. Sahih hadislerde bu fiil “Amelu kavmi Lut / Lut Kavminin ameli” olarak geçmektedir. Kur’an’da ise “İtyanu’r-Rical /Erkeklere varma” ifadesini fiil formuyla görmekteyiz.
“Luti” ifadesi, İmam Ahmed ile Ebu Davud’un Müsned’lerinde geçen mevkuf ve dolayısıyla zayıf iki hadiste geçmektedir. Bunlar ise böyle önemli bir konuda delil olmaya elverişli değildir. Ayrıca Arapça lügatte Livat(a) kelimesinin eşcinsellik manası kesinlikle söz konusu değildir. Dolayısıyla kelime lügat manasından hareketle değil, Hz. Lut’un ismine nisbetle bu manayı kazanabilmektedir. O zaman “Lutilik” kavramlaştırmasının ne sahih hadisler açısından, ne de kelimenin sözlük manası açısından sağlam bir dayanağı yoktur.
Ancak eldeki zayıf metinler bağlamında bir-iki sahabede gördüğümüz bu kullanım, fıkhın tedviniyle beraber, bu çirkin fiili daha kısa bir tabirle ifade etme kolaylığı sebebiyle fakihler arasında yaygın hale gelmeye başlamıştır. Bu konuda Hanefi fakihler, Şafiiler ve Malikilere göre daha ihtiyatlı davranmışlar, bu tabiri mümkün mertebe daha az kullanmaya gayret göstermişlerdir. Elbette bu tabiri kullanan alimler, “Luti” derken Hz. Lut’u değil, onun kavmini kastediyorlardı. Ancak dediğimiz gibi “Lut” ismi bir kavim ismi değil, Allah’ın peygamberinin özel ismiydi. Dolayısıyla niyet kötü olmasa da sağlıklı bir kullanım değildi.
Kısa oluşu sebebiyle tercih edilen “Lutilik” kavramı yerine, Kur’an’dan mülhem olarak “İtyanu’r-Rical” veya sahih hadislerde geçen “Amelu kavm-i Lut” ifadesi kullanılabilirdi veya kullanılmalıydı. Yanısıra günümüzde eşcinselliği ifade etmek için Arapça’da “Misliyye-Misliyyun” tabirleri de kullanılmaktadır. Bu kadar uygun alternatif varken, “Lutilik” kavramında ısrar edilmesi, acaba insafla bağdaşır mı?
Bu konuyu şu iki ayet bağlamında değerlendirmek lazım. 1) Ey iman edenler! "Râinâ!" demeyin; "unzurnâ" deyin ve iyi dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır. (Bakara, 104) Bu ayete göre, mü’minler kullandıklara sözlere mutlaka dikkat etmek durumundadırlar. İfadelerinde en güzel sözcük ve terimleri tercih etmekle sorumludurlar. 2) İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.” (Mümtehane, 4) Bu ayete göre de Müslüman güzel sözle beraber, güzel bir niyet ve sahih bir maksad takip etmekle de yükümlüdür. Dikkat edilirse ayette, Hz. İbrahim bizler için güzel bir örnek olarak sunulurken, ona ait olan bir söz bu kapsamın dışına çıkarılmaktadır. Ulü’l-azm bir Peygamberin bir sözü bizim için örnek olmaktan istisna ediliyorsa, fıkıh alimlerimizin bir kısmının “Lutilik” tabirlerini terk etmek, Hz. İbrahim’in bir sözünü terketmekten daha mı ağır gelmektedir?
Son olarak şunu ifade etmek gerekir ki, “Lutilik” tabirini kullanan alimlerin kötü bir maksatları olmadığını kabul etmekle beraber, Arapların da bundan hiç bir kötü bir anlam çıkarmadıklarını veya onların akıllarına hiçbir şekilde hiçbir olumsuz anlam gelmediğini iddia etmek biraz safdillik olur. Örneğin İmam Zehebi’nin meşhur “Siyeru’l-A’lam” isimli kitabında “Lut” ismi, “Lutilik” teriminin çağrıştırdığı kötü anlam nedeniyle sadece bir kez yer almaktadır yani bu isimle meşhur tek bir kişiye rastlanmaktadır. Buradan da anlaşılıyor ki Arapların çocuklarına en az verdikleri, belki de neredeyse hiç vermedikleri isim Lut ismi olmuştur. Bugün bizim toplumumuzda da Anadolu’da hemen hemen bütün peygamberlerin hatta pek çok sahabinin ismi çocuklara verilirken şu ana kadar benim duyabildiğim ve öğrenebildiğim tek bir “Lut” ismi mevcut değildir. Acaba bu durum, “Lutilik” kavramının lugatımızdan çıkması için geçerli bir sosyal gerçeklik değil midir.
Bence Allah’ın bir peygamberine en ufak bir saygısızlık veya nezaketsizlik anlamı veya ihtimali varsa, bundan kaçınmak müttaki Müslümanın şiarıdır.
Gene de herkes tercihlerinde hürdür. Kimseye zorla bir şeyi kabul ettirme salahiyetimiz yoktur. Maşallah Turan.

Address

13 Mart Mahallesi Türktelekom Arkası, Kanioğlu Apt. Kat:1 No:3
Mardin
47000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Akademik FORUM posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share