03/05/2020
“LUTÎLİK” KAVRAMSALLAŞTIRMASI ÜZERİNE!!! (İLAVELİ)
Lut Peygamberin kavminin, kadınları bırakıp erkeklere şehvetle yaklaşan, bu nedenle aşırı gidip taşkınlık yapan sapkın bir topluluk olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmektedir (A’raf, 81). Hz. Lut, Rabbinden aldığı emir gereği onları, -Siz, sizden önce hiç kimsenin yapmaya yeltenmediği bir çirkefliği mi yapıyorsunuz?- şeklinde uyardı (A’raf, 80). Kavmi ise kendilerini güçlü ve avantajlı gördükleri için, Lut ve taraftarlarını ülkeden sürmekle tehdit ettiler. Yanısıra –Sizler, temiz kalmak isteyen parlak insanlar mısınız?- diyerek onlarla dalga geçtiler (A’raf, 82). Bu durumdan son derece büyük bir üzüntü duyan Lut Peygamber, yanık bir kalple şöyle demekten kendini alıkoyamıyordu: "Keşke size karşı bir gücüm-kuvvetim olsaydı, ya da çok sağlam bir yere sığınabilseydim" (Hud, 80).
Açıkça anlaşıldığı üzere Lut Peygamberin kavmi, eşcinsellik / homoseksüellik sapkınlığına müptela olmuş bir kavimdi. Diğer pek çok kötülükleriyle beraber, özellikle eşcinsellik tarzında daha önce benzeri görülmemiş sapkınlıkları, helak edilmelerine sebep teşkil etmiştir.
Ancak bu konuda dikkatimizi çeken ve pek çok kalburüstü düşünürümüzün dahi düşünmeden içine düştükleri bir yanlışa değinmek, kaçınılmaz hale gelmiştir ki o da söz konusu homoseksüelliği, “Lutilik” olarak isimlendirme talihsizliğidir. Bilindiği üzere “Lut” ismi, Allah’ın bir peygamberinin ismidir, yoksa bir kavim ismi değildir. Tıpkı Nuh, Hud, Salih ve Muhammed isimleri gibi. Malum olduğu üzere Hz. Nuh’un kavminin ismi de Kur’an’da geçmemektedir. Ancak örneğin Hud Peygamberin kavminin ismi “Ad” olarak geçmektedir. Benzer şekilde Salih Peygamberin kavminin ismi “Semud” olarak yer almaktadır. Buradan hareketle Hz. Hud’un kavminin çirkin bir tutumlarını isimlendirmek için “Hudilik” değil, olsa olsa “Adilik” kavramsallaştırması kullanılabilir. Yine Hz. Salih’in kavminin azgınca bir huylarını anlatmak için “Salihilik” değil, olsa olsa “Semudilik” isimlendirmesi yapılabilir. Hz. Nuh’un veya Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kavminin yanlış davranışlarını tanımlamak için “Nuhilik veya Muhammedilik” terimleri kullanılamaz. Zira bu isimler kavim isimleri değil, peygamberlerin kendi isimleridir. Buna göre homoseksüelliğe “Lutilik” demek, örneğin zina ve hırsızlığa haşa “Muhammedilik” demek gibidir. Bir peygamber isminin böyle son derece çirkin, Yüce Yaratıcı’nın gazabını celbeden fiiller için kavramsallaştırılıp kullanılması, son derece vahim bir yanılgıdır, büyük bir talihsizliktir, niyet ne olursa olsun bundan dönülmelidir.
TARİHİ SÜREÇ
Çirkin homoseksüellik / eşcinsellik fiilinin “Lutilik” olarak isimlendirilmesi, Kur’an-ı Kerim’de hiçbir ayette yer almadığı gibi sahih ve Hz. Peygambere kadar ulaşan merfu hiçbir hadiste de yer almamaktadır. Sahih hadislerde bu fiil “Amelu kavmi Lut / Lut Kavminin ameli” olarak geçmektedir. Kur’an’da ise “İtyanu’r-Rical /Erkeklere varma” ifadesini fiil formuyla görmekteyiz.
“Luti” ifadesi, İmam Ahmed ile Ebu Davud’un Müsned’lerinde geçen mevkuf ve dolayısıyla zayıf iki hadiste geçmektedir. Bunlar ise böyle önemli bir konuda delil olmaya elverişli değildir. Ayrıca Arapça lügatte Livat(a) kelimesinin eşcinsellik manası kesinlikle söz konusu değildir. Dolayısıyla kelime lügat manasından hareketle değil, Hz. Lut’un ismine nisbetle bu manayı kazanabilmektedir. O zaman “Lutilik” kavramlaştırmasının ne sahih hadisler açısından, ne de kelimenin sözlük manası açısından sağlam bir dayanağı yoktur.
Ancak eldeki zayıf metinler bağlamında bir-iki sahabede gördüğümüz bu kullanım, fıkhın tedviniyle beraber, bu çirkin fiili daha kısa bir tabirle ifade etme kolaylığı sebebiyle fakihler arasında yaygın hale gelmeye başlamıştır. Bu konuda Hanefi fakihler, Şafiiler ve Malikilere göre daha ihtiyatlı davranmışlar, bu tabiri mümkün mertebe daha az kullanmaya gayret göstermişlerdir. Elbette bu tabiri kullanan alimler, “Luti” derken Hz. Lut’u değil, onun kavmini kastediyorlardı. Ancak dediğimiz gibi “Lut” ismi bir kavim ismi değil, Allah’ın peygamberinin özel ismiydi. Dolayısıyla niyet kötü olmasa da sağlıklı bir kullanım değildi.
Kısa oluşu sebebiyle tercih edilen “Lutilik” kavramı yerine, Kur’an’dan mülhem olarak “İtyanu’r-Rical” veya sahih hadislerde geçen “Amelu kavm-i Lut” ifadesi kullanılabilirdi veya kullanılmalıydı. Yanısıra günümüzde eşcinselliği ifade etmek için Arapça’da “Misliyye-Misliyyun” tabirleri de kullanılmaktadır. Bu kadar uygun alternatif varken, “Lutilik” kavramında ısrar edilmesi, acaba insafla bağdaşır mı?
Bu konuyu şu iki ayet bağlamında değerlendirmek lazım. 1) Ey iman edenler! "Râinâ!" demeyin; "unzurnâ" deyin ve iyi dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır. (Bakara, 104) Bu ayete göre, mü’minler kullandıklara sözlere mutlaka dikkat etmek durumundadırlar. İfadelerinde en güzel sözcük ve terimleri tercih etmekle sorumludurlar. 2) İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.” (Mümtehane, 4) Bu ayete göre de Müslüman güzel sözle beraber, güzel bir niyet ve sahih bir maksad takip etmekle de yükümlüdür. Dikkat edilirse ayette, Hz. İbrahim bizler için güzel bir örnek olarak sunulurken, ona ait olan bir söz bu kapsamın dışına çıkarılmaktadır. Ulü’l-azm bir Peygamberin bir sözü bizim için örnek olmaktan istisna ediliyorsa, fıkıh alimlerimizin bir kısmının “Lutilik” tabirlerini terk etmek, Hz. İbrahim’in bir sözünü terketmekten daha mı ağır gelmektedir?
Son olarak şunu ifade etmek gerekir ki, “Lutilik” tabirini kullanan alimlerin kötü bir maksatları olmadığını kabul etmekle beraber, Arapların da bundan hiç bir kötü bir anlam çıkarmadıklarını veya onların akıllarına hiçbir şekilde hiçbir olumsuz anlam gelmediğini iddia etmek biraz safdillik olur. Örneğin İmam Zehebi’nin meşhur “Siyeru’l-A’lam” isimli kitabında “Lut” ismi, “Lutilik” teriminin çağrıştırdığı kötü anlam nedeniyle sadece bir kez yer almaktadır yani bu isimle meşhur tek bir kişiye rastlanmaktadır. Buradan da anlaşılıyor ki Arapların çocuklarına en az verdikleri, belki de neredeyse hiç vermedikleri isim Lut ismi olmuştur. Bugün bizim toplumumuzda da Anadolu’da hemen hemen bütün peygamberlerin hatta pek çok sahabinin ismi çocuklara verilirken şu ana kadar benim duyabildiğim ve öğrenebildiğim tek bir “Lut” ismi mevcut değildir. Acaba bu durum, “Lutilik” kavramının lugatımızdan çıkması için geçerli bir sosyal gerçeklik değil midir.
Bence Allah’ın bir peygamberine en ufak bir saygısızlık veya nezaketsizlik anlamı veya ihtimali varsa, bundan kaçınmak müttaki Müslümanın şiarıdır.
Gene de herkes tercihlerinde hürdür. Kimseye zorla bir şeyi kabul ettirme salahiyetimiz yoktur. Maşallah Turan.