Selçuklu Alemdar Sultan CAMİ Hacı Hasan KURAN KURSU

Selçuklu Alemdar Sultan CAMİ Hacı Hasan KURAN KURSU Kur'an ve hadis hafızlığı ayrıca hafızlık öncesi eğitim programı

28/09/2022
19/02/2022

Muhammed Bilge Ünal ve Zekeriya Enes Çetinkaya dan
Aşr ı şerif

19/07/2018

ÇOCUKLARINA TAPAN AİLE MODELİ

Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm yazıyı yazmak bugüne kısmet oldu. Kıymetli dostum Harun Bey ile sohbet ederken bana şöyle bir olay anlattı.

“Bir CD satan arkadaşım var. Dükkanında otururken içeri bir başörtülü anne ve kızı girdi. CD’leri incelerken kız ısrarla er**ik filmlerin olduğu yere doğru gitmek istiyor annesi de kolundan çekiştiriyordu. Konuşmalarını duyuyordum. Annesi, “Kızım gel buradaki filmlere bak.” dese de kız ısrarla o filmlerden almak istediğini söyledi. Aralarında kısa bir tartışma olsa da üç tane er**ik CD’yi annesine aldırdı. Gözlerimle görmesem inanmazdım." dedi.

Buhari’de geçen kıyamet alametlerinden birinin, "Köle kadınların efendilerini doğurmaları..." olduğunu belki bir çoğumuz bilemeyebilir. Fakat bu hadisi incelediğimizde alimlerin büyük bir çoğunluğunun özellikle günümüzde aile ilişkilerinde ve çocukların anne babalarına karşı davranışlarını, anne babaların da çocuklarını terbiye ederken dikkat edecekleri konuları hatırlatmakla alakalı olduğu anlaşılmaktadır.

Buradan yola çıkarak:
• Anneye ve babaya yakışıksız, hakaret içeren, argo ifadeler kullanmaların
• Anneye ve babaya hürmet ve hizmet edilmesi gerekirken çocuklara hizmet edilmesinin
• Ana-babaya itaatin azalmasının
• Kadının doğurduğu çocuğun, kendisine köle muamelesi yapmasının
• Evladın, kendi annesine karşı efendilik taslayarak onu hor ve hakir görmesinin
• Evin içindeki kuralların gelenek görenek ve inançlarımıza göre değil çocukların istek ve arzularına göre şekillenmesinin
• Eve misafir kabul etmek istememelerin, misafirden huzursuz olmanın ve odlarından çıkmamanın
• Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmek istememelerin
• Büyüklerin yanına gitmeden onları ayaklarına getirmenin
• Depresyon, ergenlik, sınav bahaneleriyle iyice sosyalleşmeden uzaklaşmaların
• Ekonomik olarak ailesinden hep fazlasını istemenin ve alamayınca hor görmenin
• Dersler ve sınavlar bahane edilerek aile içinde hiçbir iş yapmak istememelerin
• Aile ile iletişimi çok kısa ve mümkünse hiç kurmadan sosyal ağ içindeki kişilerle kontörler ve dakikalar bitirene kadar konuşmanın veya yazışmanın
• İsteklerini dayatmaların olmayınca aile içinde huzursuzluk çıkarmaların ayyuka çıktığı ve altın devrini yaşadığı bir zamanda yaşıyoruz.

Toplum yapımız çocuklarına tapan, onlar ne isterse yapan, aman ben yaşamadım çocuklarım yaşasın anlayışına bürünürken; hiçbir şeyden hoşlanmayan, ailelerini beğenmeyen, ne yapılırsa yapılsın mutlu olmayan, özenti içinde hep yanlışlara imza atan bir nesil de çığ gibi gelmektedir.

Yanlış izlenilen metotlar, yanlış verilen örnekler, yanlış diziler ve filmler, iğrenç kitaplarla zehirlenen gençler için bir şeyler yapması gerekenlerin hep başka işlerle iştigal etmeleri ve bu olayı ötelemeleri kronik rahatsızlığın toplumun tüm bünyesine sirayet etmesine neden olmuş, antidepresan hapları %300’ler oranında artmış, zararlı madde kullanmaya başlama yaşı 11’lere, cinsel rezalet 12 yaşlarına kadar düşmüştür.

‘Aşkım.’ diye büyütülen -ki bu kelimenin kesinlikle çocuklara kullanılmaması gerekir çünkü onlar sizin evladınız; sanki onun arkadaşa ihtiyacı varmış gibi ‘Çocuğumla arkadaş gibiyiz.’ yanlış önermesiyle anne ve baba olmayı öteleyen anlayışı da buna eklersek hep birlikte halaya durabiliriz.

Sorunu havaleci mantıkla, ‘Ne istediysen aldım, ne söylediysen yaptım, istediğin okullara gönderdim.’ anlayışına indirgeyen anne ve babalar meselenin ciddiyetinin farkında değillerdir ve kendi görevlerini hep başkalarından beklemektedirler.

Sayın anne babalar; ne olur yeniden aile olun. Kıymetli vakitlerinizi çocuklarınızla geçirin ve onlar öğrenmeleri gerekenleri sosyal medyadan veya üçüncü kişilerden; yaşamaları gereken duyguları da vicdansızlar tarafından öğrenmek zorunda kalmasın.

Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar

Camimize şanlı bayrağımızı astık elhamdülillah
01/02/2018

Camimize şanlı bayrağımızı astık elhamdülillah

22/09/2017

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve ayni çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.
Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176'sinin olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da işadamı olduklarını ortaya çıkardılar.

Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.
"O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?" sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı: "Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde."

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı.

Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:
"Çok basit" dedi,

"Ben o çocukları çok sevdim."

Bazı şeyler gerçekten çok basittir. Sevmek gibi… Kimseyi hayatımızda sevmekten yoksun bırakmamalıyız. Herkesin sevmeye ve sevilmeye hakkı vardır. Sevgi tek kişilik bir limite sahip değildir. Herhangi bir şarta da sahip değildir. Sevgisiz zenginlik bizi haris yapar. Sevgisiz uysallık bizi hizmetkâr yapar. Sevgisiz kudret bizi zorba, despot yapar. Sevgisiz çalışma bizi köle yapar. Sevgisiz bilgi bizi duygusuz yapar. Sevgisiz kural bizi tutsak yapar. Sevgisiz inanç bizi bağnaz yapar.

18.Agustos cuma günümüzde böyle güzel bir etkinliğe vesile olan kardeşlerimize tşk ederiz
18/08/2017

18.Agustos cuma günümüzde böyle güzel bir etkinliğe vesile olan kardeşlerimize tşk ederiz

17.08.17 Okulumuza öğrencilerimizin  velilerinden ikram annelerimizin ellerine sağlık yavrularımız bu tür etkinlikleri ç...
17/08/2017

17.08.17 Okulumuza öğrencilerimizin velilerinden ikram annelerimizin ellerine sağlık yavrularımız bu tür etkinlikleri çok begeniyorlar okula istek ve büyük iştahla geliyorlar

16.08.2017 Alemdar sultan hafız okulu öğrencilerine  ikram. ..
16/08/2017

16.08.2017 Alemdar sultan hafız okulu öğrencilerine ikram. ..

04.08.2017 Alemdar sultan Hafız  okulu öğrencilerimize cuma ikramı
04/08/2017

04.08.2017 Alemdar sultan Hafız okulu öğrencilerimize cuma ikramı

04/08/2017

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır."
Selman (radıyallahu anh) diyor ki: "Elinden geliyorsa, çarşıya ilk giren olma. Oradan son çıkan da olma. Çünkü çarşı, şeytanın, (insanları şaşırtmak için kıyasıya) savaş verdiği yerdir, bayrağı da orada dalgalanır." Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Bizim çarşımızda ancak dini bilen kimseler satıcılık yapsın" buyurmuştur.
Dostlar; Allahı bilenlere otur kalk. Kalbin çarşı, pazara değil, Mescidlere sarılsın.
Hayırlı cumalar

04/08/2017

Address

ŞEFİKCAN Caddesi
Konya

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Selçuklu Alemdar Sultan CAMİ Hacı Hasan KURAN KURSU posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share