19/07/2018
ÇOCUKLARINA TAPAN AİLE MODELİ
Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm yazıyı yazmak bugüne kısmet oldu. Kıymetli dostum Harun Bey ile sohbet ederken bana şöyle bir olay anlattı.
“Bir CD satan arkadaşım var. Dükkanında otururken içeri bir başörtülü anne ve kızı girdi. CD’leri incelerken kız ısrarla er**ik filmlerin olduğu yere doğru gitmek istiyor annesi de kolundan çekiştiriyordu. Konuşmalarını duyuyordum. Annesi, “Kızım gel buradaki filmlere bak.” dese de kız ısrarla o filmlerden almak istediğini söyledi. Aralarında kısa bir tartışma olsa da üç tane er**ik CD’yi annesine aldırdı. Gözlerimle görmesem inanmazdım." dedi.
Buhari’de geçen kıyamet alametlerinden birinin, "Köle kadınların efendilerini doğurmaları..." olduğunu belki bir çoğumuz bilemeyebilir. Fakat bu hadisi incelediğimizde alimlerin büyük bir çoğunluğunun özellikle günümüzde aile ilişkilerinde ve çocukların anne babalarına karşı davranışlarını, anne babaların da çocuklarını terbiye ederken dikkat edecekleri konuları hatırlatmakla alakalı olduğu anlaşılmaktadır.
Buradan yola çıkarak:
• Anneye ve babaya yakışıksız, hakaret içeren, argo ifadeler kullanmaların
• Anneye ve babaya hürmet ve hizmet edilmesi gerekirken çocuklara hizmet edilmesinin
• Ana-babaya itaatin azalmasının
• Kadının doğurduğu çocuğun, kendisine köle muamelesi yapmasının
• Evladın, kendi annesine karşı efendilik taslayarak onu hor ve hakir görmesinin
• Evin içindeki kuralların gelenek görenek ve inançlarımıza göre değil çocukların istek ve arzularına göre şekillenmesinin
• Eve misafir kabul etmek istememelerin, misafirden huzursuz olmanın ve odlarından çıkmamanın
• Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmek istememelerin
• Büyüklerin yanına gitmeden onları ayaklarına getirmenin
• Depresyon, ergenlik, sınav bahaneleriyle iyice sosyalleşmeden uzaklaşmaların
• Ekonomik olarak ailesinden hep fazlasını istemenin ve alamayınca hor görmenin
• Dersler ve sınavlar bahane edilerek aile içinde hiçbir iş yapmak istememelerin
• Aile ile iletişimi çok kısa ve mümkünse hiç kurmadan sosyal ağ içindeki kişilerle kontörler ve dakikalar bitirene kadar konuşmanın veya yazışmanın
• İsteklerini dayatmaların olmayınca aile içinde huzursuzluk çıkarmaların ayyuka çıktığı ve altın devrini yaşadığı bir zamanda yaşıyoruz.
Toplum yapımız çocuklarına tapan, onlar ne isterse yapan, aman ben yaşamadım çocuklarım yaşasın anlayışına bürünürken; hiçbir şeyden hoşlanmayan, ailelerini beğenmeyen, ne yapılırsa yapılsın mutlu olmayan, özenti içinde hep yanlışlara imza atan bir nesil de çığ gibi gelmektedir.
Yanlış izlenilen metotlar, yanlış verilen örnekler, yanlış diziler ve filmler, iğrenç kitaplarla zehirlenen gençler için bir şeyler yapması gerekenlerin hep başka işlerle iştigal etmeleri ve bu olayı ötelemeleri kronik rahatsızlığın toplumun tüm bünyesine sirayet etmesine neden olmuş, antidepresan hapları %300’ler oranında artmış, zararlı madde kullanmaya başlama yaşı 11’lere, cinsel rezalet 12 yaşlarına kadar düşmüştür.
‘Aşkım.’ diye büyütülen -ki bu kelimenin kesinlikle çocuklara kullanılmaması gerekir çünkü onlar sizin evladınız; sanki onun arkadaşa ihtiyacı varmış gibi ‘Çocuğumla arkadaş gibiyiz.’ yanlış önermesiyle anne ve baba olmayı öteleyen anlayışı da buna eklersek hep birlikte halaya durabiliriz.
Sorunu havaleci mantıkla, ‘Ne istediysen aldım, ne söylediysen yaptım, istediğin okullara gönderdim.’ anlayışına indirgeyen anne ve babalar meselenin ciddiyetinin farkında değillerdir ve kendi görevlerini hep başkalarından beklemektedirler.
Sayın anne babalar; ne olur yeniden aile olun. Kıymetli vakitlerinizi çocuklarınızla geçirin ve onlar öğrenmeleri gerekenleri sosyal medyadan veya üçüncü kişilerden; yaşamaları gereken duyguları da vicdansızlar tarafından öğrenmek zorunda kalmasın.
Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar