Cevher Dudayev CAMİİ

Cevher Dudayev CAMİİ Camimiz ile ilgili yapılacak olan faaliyetler sayfamızdan yayınlanacak.

Camimizde Sabah namazının minik cemaati. Rabbim sabah namazına geldikleri için bu evlatlarımızı hayatları boyunca esirge...
20/07/2025

Camimizde Sabah namazının minik cemaati.
Rabbim sabah namazına geldikleri için bu evlatlarımızı hayatları boyunca esirgesin.
Sabah namazının zevkini, tadını hiç bir zaman unutturmasın.
Ömürleri boyunca sabah namazını ihmal ettirmesin.
Bütün evlatlarımızı sabah namazına devamlı devam eden mü'minlerden eylesin.
Sabah namazı şahitlidir(isra sûresi)
Sabah ve yatsı namazının değerini bilseydiniz sürünerek bile olsa camiye giderdiniz.(Hz. Muhammed s.a.v.)

08/07/2025

Öğrencimiz Mehmet AYDIN
Velisi Mustafa AYDIN
Rabbim öğrencimize zihin açıklığı versin. Vatana millete hayırlı evlat eylesin
Velimizin kesesine bereket bu ince düşüncesin dolayı ve öğrencilerimizi sevindirdiği için teşekkür ederim. Rabbim ne muradı varsa halkeylesin. bu şekilde ikramda bulunmak isteyen olursa bizimle irtibata geçebilirler. 534 827 5652

12/06/2025

Konya Büyükşehir Belediyesi'nin Güle Oynaya Camiye Gel projesi kapsamında, 2016 doğumlu ve 40 gün sabah namazına camiye giden çocuklara bisiklet hediye edilecek. Kayıtlar 13 Haziran’da internet üzerinden yapılacak. İşte başvuru linki.

EV  KADINI  YETİŞMİYOR.  Maalesef bugün ev kadını yetişmiyor!   Bu, ıstırap verici, acı  acı düşündürücü bir hadisedir. ...
09/01/2025

EV KADINI YETİŞMİYOR.

Maalesef bugün ev kadını yetişmiyor!
Bu, ıstırap verici, acı acı düşündürücü bir hadisedir.
Bunun böyle olduğunun herkes farkında değil.
Bilakis, iyiye doğru gittiğimizi sanıyor, kızlarımızın gözlerinin ev dışında olmasını bir medeniyet, bir ilerleme hali zannediyorlar.
Hâlbuki işin iç yüzü hiçte böyle değildir, desek ve böyle olduğu anlaşılsa herkesi büyük bir telaş alırdı.
Dediğimiz zaman bunun ne büyük bir tehlike olduğunu kimse fark etmemektedir. Hâlbuki esasında bu, memlekette nebâtatın yetişmemesinden daha acı ve cemiyetimiz adına tehlikeli bir olaydır.
Bizi çekip çeviren, ahlakımızı düzelten, yaşayışımızı düzenleyen evlerdir. Kadındır. Anadır.
Ev kadını yetişmeyince bu evlerin bir otelden farkı kalmaz. Hepimiz avare birer insan olup kalırız.

Gözlerimin önüne, müstakbel bir ev geliyor, bu evin beş tane anahtarı var.
1) Büyük hanım bir okulda öğretmendir.
İşi bitince eve döner. Anahtarla kapıyı açar, girer. Yorgun, argın bir köşeye çekilir.
2) Daha sonra kerime hanımefendi teşrif ederler.
Bir dairede memurdur.
3) Onun teşriflerini gelin hanımefendinin bankadan avdetleri takip eder.
4) Daha sonra evin babası, ihtiyar muhasebeci,
5) Onu evin oğlu mühendis bey gelirler.
Bu beş yorgun, artık gayrete gelip el birliğiyle bir yumurta mı kırıp yerler, hazır yemek mi alırlar bilmem.
Benim bildiğim, bu evin ocağının tütmeyeceği, içinde aile hayatının bir türlü yerleşemeyeceği,
Olacak çocuğun terbiye edilmeyeceği ve hastaların bakılamayacağı bir yer olmasıdır.

― İşte şimdiki gidişimiz bu ev tipine doğru bir gidiştir.
Cemiyet halinde yaşaması gereken insanlara ilk cemiyet evdir. Ailedir.
Bir ailenin bütün fertleri kendi kazançlarının,
Kendi istikballerinin peşinde bulunursa elbette diğerlerini düşünemezler.
Herkes silahı omuzda bir asker gibidir.
Kendi işine ve ev dışındaki istikbaline bakar.
Fertlerin maneviyatlarını besleyen, onları ana, baba eden evdir.

― Tam, tutumlu, bilgili, hamarat, evine bağlı ev kadınları birer birer içimizden eksiliyor.
Yerlerine yenileri yetişmiyor. Çok faydalı bir şey olan okumak ve yazmak bizde,
çok defa, okuyan kızın kocasına karşı kullanacağı bir silah haline geliyor.
Azıcık bir tazyik karşısında kocadan ayrılıp hayatını kazanmağa kalkışacaktır.
Zaten evlenmek üzere olan kızlardan bu çeşit sözleri sık sık işitiyoruz.
Kurulan yuvayı ıslaha, o erkeğin huyunu düzeltmeğe, onu ev erkeği etmeğe çalışmadan hemen yollarını değiştirecekler.
Okullarımızdaki ev idaresi, aile bilgisi adına okutulan şeyler, kızlarımıza kâfi bir fikir ve ev terbiyesi verecek durumda değil.

― Biz kızlarımıza saadeti yokluk içinde bulup yaşatma, erkeği ıslah gibi dersler, aile ahlakı terbiyesi vermeliyiz.
Memur bayan, hâkim bayan yetiştireceğimize ev kadını yetiştirmeliyiz.
Fakat maalesef, ev hayatı deyince, günün genç kızı, aklına süpürgeyi ve bulaşığı getiriyor.
Düşmandan kaçar gibi ev hayatından kaçıyor, ihtiyaç bahanelerini buluyor, kazancının yüzde onu bile eve girmiyor.
Günün en büyük tasası budur işte. (Yeşilay Dergisi Ağustos 1976 – Sayı: 513)

Ey Müslüman Türk milletinin birer Ferdi olan kardeşim bugün EV KADINI YETİŞMİYOR.
Memur bayan, hakim bayan yetiştireceğimize ev kadını yetiştirmeliyiz.
Bugün kadınlarımız düşmandan kaçar gibi ev hayatından kaçıyor.
İhtiyaç bahanelerini buluyor. Kazancının yüzde onu bile evine girmiyor.
Günümüzün en büyük tasası budur işte…

Eskiden Anne kızına Gelinliğinle gidiyorsun, "KEFENİNLE DÖNECEKSİN" demek ölsen de sesini çıkarma demek değildir.
Ama bu söylemin evlilikleri kurtaran muhteşem bir mesajı vardı.
Bugün gençlerin kafasını ne tarafa çevirirlerse çevirince, burunlarına burunlarına sokulan;
“ OLMAZSA BOŞANIRSIN
KENDİ AYAKLARININ ÜZERİNDE DURMASINI ÖĞREN .
EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ELİNE AL.
BUNU ÇEKMEK ZORUNDA DEĞİLSİN.
HAYATIN HEP BÖYLE Mİ GİDECEK.”
vs vs vs gibi şeytanca cümlelerine yönelik söylenmiş muhteşem bir zehirdir.

Kefeninle döneceksin söylemi her zor şartta da olsa (ağır şiddet vakaları hariç) asla ve kata boşanmayı aklına bile getirme demektir.

Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin yerine bu diyara geldin, gitmek yok bu deveyi güdeceksin şeklinde evlilikleri boşanma girdabından kurtaran bir söylemdir.
Gemileri yakmak türünden evliliklerin motivasyonunu yükselten bir söylemdir.
Fakat modernite en ufak tartışmada bile gençlere boşanma yönlü şeytanca mesajlar vere vere milyonlarca yuvayı ne yazık ki yıktı.
Süresiz NAFAK YASASI boşanmaların artmasına zemin hazırladığı kaçınılmazdır.
Evlenmiş ayrılmış çiftlerin biri bir tarafta diğeri öbür tarafta senelerce ayrılık acısı çekmekte, birbirlerinin arkasından ağlamaktadırlar.
Halbuki yuvayı yıkmayabilirlerdi.
Fakat modernite ve süresiz nafaka onların yakalarını bırakmadı.
Gençler ve değerli hanımefendiler ve beyefendiler:
Boşanma, aklınıza bile getirilmeyecek en son çaredir.
Boşanma kelimesini hayatınızdan çıkartın tavsiyemle Allah aile yuvamızın ahirettede devam edecek sevgi ve güçlülükte sürmesi duasıyla Rabbıma emanet olunuz.
05.01.2025
Yusuf Şahin
Emekli Müftü
Bursa/Orhangazi

09/08/2024
09/08/2024
BU HUTBE HERKESE ULAŞMALI !Yine bazı kesimler bu haftaki hutbeden çok rahatsız olmuşlar. Onlar rahatsız oladursun bu hut...
24/07/2024

BU HUTBE HERKESE ULAŞMALI !

Yine bazı kesimler bu haftaki hutbeden çok rahatsız olmuşlar. Onlar rahatsız oladursun bu hutbeyi önemine binaen gelin herkese ulaştıralım...!

23/07/2024
ACI AMA GERÇEKLER❗Adam yeni ev almış, eşi hatun hanım mutfağı beğenmiyor, banyoyu beğenmiyor, yeniden yaptırıyor 20,30 b...
22/07/2024

ACI AMA GERÇEKLER❗

Adam yeni ev almış, eşi hatun hanım mutfağı beğenmiyor, banyoyu beğenmiyor, yeniden yaptırıyor 20,30 bin lira verip..

Eşyalar, halılar, perdeler 3-4 yılda bir yenileniyor.

Her gün internetten alışveriş yapılıyor, hazır yemek siparişleri ve gerekli gereksiz daha bir çok şey...

Telefon alacak, illa İphone olması lâzım..

Yazın mutlaka tatile gitmek gerek, "para yoksa kredi çek hayatım ben tatile gitmek istiyorum" der hatun, adamda eyvallah der. Para biter yine başlar ağlamaya, şikâyete..

Çocuklara alınan gerekli gereksiz şeyleri saymıyorum bile..Bunlar saymakla bitmez ..

Kimsede bunlara yalan diyemez.

Bizim nesil okula giderken bir silgi, bir kalemtraş alırdı babalarımız okul bitene kadar bunlardan başka yok ona göre ! " derdi.
Çocuklar silgileri delip boynuna asardı kaybolmasın diye.Kalem 3 santim olana kadar kullanılırdı. Yeni okul çantası zenginlerde olurdu..Biz ya kumaştan dikme çanta ya da abla veya abimizden kalma varsa onunla idare ederdik...

O kadar çok örnek var ki...

Bugün okula giden çocuklara bakın, kim zengin çocuğu kim fakir çocuğu ayıramazsınız.

Hele lise üniversite okuyan gençlere bakın, sanırsınız ki hepsi yalıda oturuyor, yalan mı ?
Okul eşyalarının haddi hesabı yok.
Onlarca kalem, silgi, çeşit çeşit boya.. yarısı kullanılmaz seneye çöpe gider .

İsraf mı al sana dağ gibi israf.

Küçücük bebeklere partiler ,sanki o bebek ondan anlıyor gibi, cinsiyet partileri, şatafatlı doğum günü partileri, zengin fakir herkes gösteriş merakında...

Düğünler deseniz herkes kral oğlu-kızı gibi...
Sonrasında "açız- geçinemiyoruz".. Uyardığında da verilen cevap :"Bir defa oluyor, eğlenmeyelim mi ?"
Eğlen canım eğlen, anan babanda Hilton'da düğün yaptı zaten.

Evlenecek kızlar ev istiyor, araba istiyor, son moda eşyalar, altınlar olmazsa olmaz kollar dolacak.

Bunları yazdım diye bana kızanlar olabilir biliyorum, lâkin gerçekler acıdır !

Hep devlete akıl veriyoruz da kendimize bakıyor muyuz acaba..?

Devlet gerekeni yapacak evet ama bu iş sadece devletle olmuyor..

Her birey kendi çapında, ailesinde israfı önlemeli..

Bana istediğiniz kadar kızın ama söylemek zorundayım "Türk halkı gösteriş ve israf batağına batmış durumda !"
Muhafazakârından, solcusuna kadar...

Rabbim özümüze döndürsün🤲🏼
Yoksa gidişat hiç iyi değil...
Alıntıdır

MİHRNİÇİN ÖNEMSENMEZ VE GEREĞİ YAPILMAZKadın’a evlilik akdi yapılırken mihr tayin etmek gerekir. Mihrin varlığı Kitap ve...
20/07/2024

MİHR
NİÇİN ÖNEMSENMEZ VE GEREĞİ YAPILMAZ

Kadın’a evlilik akdi yapılırken mihr tayin etmek gerekir.
Mihrin varlığı Kitap ve sünnetle sabittir.
Yüce Allah, kadınlara mihr vermekle ilgili şöyle buyurmaktadır:
“وَآتُواْ النَّسَاء صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا”
“Kadınlara mihrlerini seve seve verin. Eğer, kendi istekleriyle mihrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.”[1]
Nikâh akdi yapılırken mihr belirlenmemiş veya belirlenmesine rağmen cinsel bir yakınlık olmadan ayrılık olmuş ise yapılması gerekenler şu ayetlerde ayrıntılı biçimde izah edilmiştir:
“لاَّ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ النِّسَاء مَا لَمْ تَمَسُّوهُنُّ أَوْ تَفْرِضُواْ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدْرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَوَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إَلاَّ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَ الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَأَن تَعْفُواْ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَلاَ تَنسَوُاْ الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ”
“Eğer kadınlarla cinsel ilişki kurmadan ve mihr kesmeden onları boşarsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak böyle durumlarda onları örfe uygun olarak faydalandırınız; imkânı geniş olan kendi gücüne, dar olan da kendi gücüne göre... Bu, güzel davrananlar üzerine bir yükümlülüktür. Eğer onları, cinsel ilişkiye girmeden boşar da, mihr tayin etmiş bulunursanız, o vakit üzerinize düşen yükümlülük, tayin ettiğiniz mihrin yarısını vermektir. Ancak, kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın vazgeçmesi hali müstesna! Mihrden vazgeçmeniz takvaya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayınız. Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.”[2]

Kadının hakkı olan mihrin asgari miktarı belirlenmediği gibi, malın dışında bazı değerlerin ve menfaatlerin Resulullah (sav) döneminde mihr olarak tayin edilmesi de farklı şeylerden mihr verileceğinin kanıtıdır.
“Eğer kişinin evleneceği kadın az veya çok bir mala razı olacak olur ve şahitler huzurunda evlenecek olurlarsa bundan dolayı adama bir günah yoktur.”[3] Buyuran Peygamberimiz, gönül rızası olduktan sonra “Bir misvağın bile mihr olabileceğini” söylemiştir.[4]
Şu ayet ise bizlere mihrin üst sınırı olmadığını göstermektedir:
“وَإِنْ أَرَدتُّمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَآتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنطَارًا فَلاَ تَأْخُذُواْ مِنْهُ شَيْئًا أَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَاناوَإِثْماً مُّبِيناً”
“Eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mihr vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ve apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?”[5]
“Kantar kantar (mal, altın, gümüş gibi şeyleri mehir olarak) bile vermiş olsanız” ifadesi mihrin üst sınırının olmadığına delildir.
Mihr, nikâh akdi esnasında acil ödenmesi şart koşulmuşsa hemen, süreye yayılmışsa vakti geldiğinde ödenmelidir.
Toplumda bekârların çok olmasını sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendiren Hz. Ömer (r.), evlenmenin kolaylaştırılmasını istiyordu. Mihrin yüksek olmasını, evlenmeyi zorlaştıran bir sebep olarak algılıyor ve mihrin tavanının Rasulullah’ın hanımlarının mihri olan dört yüz dirhemden fazla olmasını istemiyordu. Bu görüşünü dile getirdiğinde, camiye gelenlerden bir kadın Mescitte ayağa kalktı ve Hz. Ömer’e, varmış olduğu sonucun yanlış olduğunu söyledi. Arkasından, “Sen, Allah’ın indirmiş olduğu şu ayeti işitmedin mi?” dedi. Ona mehrin üst sınırı olmadığını beyan eden ayeti okudu:
“Bir eşin yerine başka bir eş almak istediğiniz takdirde, onlardan birine (evvelki eşinize) kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız?”[6]
Kadın bu ayeti okumakla Hz. Ömer’in mihre dört yüz dirhem sınırlama getiremeyeceğini, “İnsanın gücüne göre, kantarla bile mihr verebileceğini” hatırlatmıştır. Bu ayetten, böyle bir içtihatta bulunan kadını Hz. Ömer onaylamış ve “Ey Allah’ım! Beni affet. Herkes Ömer’den daha fakih olmuş.”[7] demiştir.
Böyle demekle daha önceki içtihadından da dönüş yapmıştır. Bu davranış biçimi aynı zamanda Hz. Ömer’in siyasette başarısının hikmetlerindendir. O hiçbir zaman içtihatlarını başkalarına dayatmamıştır.

Kadının mihri, onun en doğal hakkı ve mülkiyetidir. Onu kimseye verme ve bağışlama mecburiyeti yoktur.
Hz. Ömer’in talebinde olduğu gibi mihri yüksek tutmamak ve evlenmeyi zorlaştırmamak bir erdemdir. Bir zorunluluk değildir. “Zira mihrin en hayırlısı ödemesi kolay olanıdır.”[8]
Mehir akitle belirlendikten sonra, belirlenen mihri hakkıyla ve vaktinde ödemek şarttır. Eğer evlenme isteğinde bulunan erkek, mihri ödememek gibi bir niyetle akit esnasındaki miktara ses çıkarmıyorsa, Peygamber Efendimiz’in hem tehdit, hem de uyarı içeren şu hadisini aklından çıkarmamalıdır:
مَا مِنْ رَجُلٍ يَنْكِحُ امْرَأَةً بِصَدَاقٍ، وَلَيْسَ فِي نَفْسِهِ أَنْ يُؤَدِّيَهُ إِلَيْهَا إِلَّا كَانَ عِنْدَ اللَّهِ زَانِيًا،
“Herhangi bir kişi içerisinden belirlenen mihr miktarını ödememeyi geçirerek bir kadınla nikâhlanacak olursa, Allah Teâlâ o kimseye zinâkâr muamelesi yapar.”[9]
Başka tarikle gelen rivayette ise; “Bu davranışıyla o şahıs, hanımı aldatır; cinselliğini haksız yere helal kılarsa kıyamet günü Allah (cc), bu şahsa zina etmiş gibi muamelede bulunur.”[10] denilmiştir.
Hz. Peygamber’in bu uyarılarının tehdit ve kınama kabilinden gelen “terhib” hadisleri olduğu malumdur. Biz bu rivayetlerden yola çıkarak bir hüküm bina etmiyoruz. Kadınları mağdur etmeme hususunda sadece rivayetleri hatırlatıyoruz.

Yaşadığımız toplumda mihrin ne anlama geldiği ve ödenmezse kul hakkının doğacağı pek bilinmez. Bazı yerlerde de mihr ile fasit bir adet olan başlık parası birbirine karıştırılmıştır.
Toplumumuzun erkeklerinin büyük bir çoğunluğunun hanımlarına mihr borcu vardır. Ödenmeyen bu borçlarla kadınların hukuku ihlal edilmektedir. Hz. Muhammed (sav), bunları bilip yaşadığı için ümmetini vefatından hemen önce şu buyruğu ile uyarmıştır: “Hanımların haklarını koruma konusunda Allah’tan korkunuz, velayetiniz altındaki kimselerin hukukunu korumada da Allah’tan korkunuz.”[11]
Yukarıdaki ayet ve hadisler çerçevesinde hayata anlam verilip varsa önce hanımların mihr borçları ödenmeli veya haklarını helal etmeleri istenmeli; yeni mihrler belirlenirken işin ciddiyeti bilinip ödemeler vaktinde ve tam yapılmalıdır. Çünkü eş de olsa kul hakkı hakların en ağırıdır. “Kişinin eşinden kaçacağı gün”[12] uyarısının içerisinde ödenmemiş mihr parasının da olmadığını kim iddia edebilir.

Şu hususu da bu başlık altında açıklığa kavuşturmak gerekir. Mihrin maddi bir değer olması gerekirken bazı durumlarda kadınların isteği ve rızası üzerine maddi olmayan şeyler de mihr yerine konulmuştur.
Sahabenin önde gelenlerinden ve Hz. Peygamber’in Medine’deki halalarından Ümmü Süleym, kendisiyle evlenmek isteyen Ebu Talha’ya mihr olarak Müslüman olmasını şart koşmuştur.[13]
Böyle ideal bir evlilikten, günümüz gençlerinin iman ve ahlakın öncelenmesi bağlamında alacağı dersler ve ibretler vardır. Hz. Muhammed (sav), mihr bulamayan ama evlenmeye azimli ve ehil bir kısım insanların bildikleri sureleri eşlerine öğretmelerini mihr olarak belirlemiştir.[14] Böylece hem bir yuva kurulmuş, hem de ilmi kalkınma tabana yayılmıştır.

Yuvanın teşekkülünde alenilik çok önemlidir. Tarafları fuhuş şüphesinden tezkiye etmek için şahitler huzurunda kıyılan nikâhın ilan edilmesi zaruri olduğu gibi, doğacak çocuğun nesebinin sübutu için de ilan çok mühimdir.
Nikâh şahitleri seçilirken elbette şehadete layık; Müslüman, akıllı, ergen, takvalı, Kur’an ve sünnet ehli kimseler tercih edilmelidir. Gizlice yapılan şahitsiz nikâhlar batıldır; yok hükmündedir.
Nikâhın ilanı çerçevesinde Resulullah (sav), “Helal / meşru olan nikâh ile meşru olmayan nikâh arsındaki farkın (nikâhı ilan için) def çalmak ve ilan”[15] olduğunu belirtmiştir. “Ensar eğlenceyi sever, meşru şekilde eğlenin”[16] tavsiyesi ile de düğün evlerini cenaze evlerinden ayırmıştır.

Çalışmamızın başında açıkladığımız üzere, ilk yuva ve aile cennette kurulmuştur. Amaç, cennetteki huzurun bir benzerini dünyaya taşımak ve yuvayı cehenneme çevirmemektir.
Bu söylenenleri yapabilmek için evlenecek kadın ve erkeğin İslâm evlilik hukuku ile ilgili meseleleri bilmeleri şarttır. Çeşitli fıkıh, ilmihal ve sahih kaynaklardan bu konuları öğrenecek olurlarsa eşler birbirlerine zulüm etmedikleri gibi hayatlarını da sağlam temeller üzerine oturturlar. Mutlu bir yuva kurma konusunda yapılacak en önemli çalışma önce zihinlerde evlilik idealize edilmelidir. Sıradan ve sadece şehvet temelli yuvalar uzun ömürlü olmaz.

Evliliğin idealize edilmesi bağlamında şu ayette açıklandığı gibi, eşlerin birbirlerini huzurun ve sükûnun kaynağı görmeleri esastır:
وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةوَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
“Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun (varlığının ve yüceliğinin) delillerindendir. Doğrusu bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.”[17]
Ayetten anlaşılacağı üzere karı-koca arasında sevgi ve rahmet varsa sükûnette vardır. Ailede sükûn yerine şiddet hâkim olursa yuva, yuva olmaktan çıkar ve cehenneme döner.
Nitekim Hz. Peygamber, Ensar’dan bir hanıma kocası ile ilgili bazı sorular sorduktan sonra aldığı cevap üzerine; “Ne dediğine dikkat et! Cennetin de, cehennemin de senin kocandır.”[18] buyurmak suretiyle, ailenin huzurlu olmasının önemine dikkat çekmiştir. Huzurlu aile ve ortamlarda yaşayan çocuklar huzurlu; huzursuz ailelerde yetişen çocuklar ise sorunlu olurlar.

Yüce Allah, ideal aileyi bizlere haber vermiştir. Böyle bir aileyi kurabilmek için ayette öğretildiği gibi Allah Teâlâ’dan yardım istemek gerekir:
وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا”
“(Rahman’ın salih kulları): ‘Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla. Bizi takva sahiplerine önder kıl.’ derler.”[19]
İdeal bir ailenin amacı sıradan insanlara önderlik değil; takvalı insanlara önder olabilmektir. Böyle üstün ahlak ve ideal sahibi bir ailenin temeli ise ancak Kur’an ve sünnete göre hayata anlam vermekle atılabilir.
Vahiy bilgisi ve uygulaması olmayan ailelerin ideal aile olması söz konusu değildir. Velev ki bir yuva kurulsa bile, bu yuvadan halifeliğinin şuurunda ve ümmete önderlik yapabilecek bir çocuk yetişmez.

[1] Nisa 4 / 4.
[2] Bakara 2 / 236-237.
[3] Beyhaki, Sadak, 4, H. no: 14381, VII / 391.
[4] Beyhaki, age., H. no: 14382, VII / 392.
[5] Nisa 4 / 20.
[6] 4 / Nisa 20.
[7] Beyhaki, Sadak, 2, H. no: 14336, VII / 380; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV / 283.
[8] Beyhaki, Sadak, 1, H. no: 14332, VII / 379.
[9] Abdurrezzak, Musannef, H. no: 10443, VI / 185.
[10] Heysemi, Mecmau’z-zevaid, IV / 284.
[11] Abdurrezzak, age., H. no: 9754, V / 436.
[12] Abese 80 / 36.
[13] Hakim, Müstedrek, II / 196.
[14] Beyhaki,4, Sadak, H. no:14358, VII / 385. Ayrıca bak: Beyhaki, Sadak, 6, 14398, 14399, 14400, 14403 nolu hadisler.
[15] Nesai, Nikâh, 26, H. no: 72, VI / 127.
[16] Hakim, Müstedrek, H. no: 2749, II / 200.
[17] Rum 30 / 21.
[18] Ahmed, Müsned, IV / 240.
[19] Furkan 25 / 74.
MEHMET SÜRMELİ

Address

Ulubatlıhasan Mahllesi Nurlugül Sok. No/2
Konya
42050

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Cevher Dudayev CAMİİ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Place Of Worship

Send a message to Cevher Dudayev CAMİİ:

Share