04/10/2026
Kalp ve Göz Arasında Geçen Tartışma
İbn Kayyim rahimehullah,
"Kalp ve aklın tartışması, her birinin diğerini kınaması ve aralarında verilecek hüküm" başlığı altında şunları aktarmaktadır:
"Gözler bakışlarıyla gözlemci olup, kalp de teşvik edip şehevi arzulara tabi olduğunda. İşte o zaman göz, bakarak bu zevki tadar, kalp de o hazzı hissederek o cürme ortak olur. Bu cürme ortak olup da daha sonra cezasına mâruz kaldıklarında, kalp ve gözler birbirlerini suçlamaya başlarlar.
Kalp, göze hitaben, "Bir anlık zevkin uğruna, bakışlarınla beni o günahlara teşvik eden ve bu felakete sürükleyen sensin. Hastalıklı bakışlarınla kötülük istedin ve Allah'ın hükümlerine muhalefet ettin. Arkadaşına zehirli oklar gibi bakışlarla bakandan daha kötü kim olabilir ki? Sen insan için gözlerden ve dilden daha zararlı bir şeyin bulunmadığını bilmiyor muydun?" der.
Buna karşın, göz de kalbe şöyle karşılık verir: "Baştan sona bana zulmeden asıl sensin. Benim yapmış olduğum gizli ve açık bütün günahların sorumlusu sensin. Ben ancak senin bir elçinim ve sana yönlendiririm. Sen benim efendimsin. Biz senin askerleriniz ve sana tabi oluruz. Bir postacı gibi beni ihtiyaçların için gönderiyor, sonra da olanlardan dolayı beni suçluyor ve tehdit ediyorsun. Şayet bana kapıları kapatmamı ve bakışlarıma perde çekmemi emretseydin, sözünü dinler ve sana itaat ederdim. Ne zaman ki yasak koruda otlamaya başladın ve yayıldın, sana yandaşlarını gönderip, seni yakalayıp bağlamak için gönderilen görevlileri avlamam için beni gönderiyorsun. Tuzak ve ağlarıyla seni çevreledikten sonra, Emirken esir oldun. Sultan iken köle oldun...
1- Mahlûkatın efendisi, hükmedenlerin en adili Rasûlullah (s.a.v.) benim adıma senin için şöyle buyurmuştur:
"Hiç şüphesiz, bedende bir et parçası vardır ki, o sağlıklı olduğunda bedenin geri kalanı da sağlıklı olur. O bozulduğu zaman ise bedenin geri kalanı da bozulur. Dikkat edin o, kalptir." (Müslim)
2- Ebû Hureyre radıyallahu anhu ise şöyle diyor: "Kalp sultan, geri kalan organlar da onun askerleridir. Sultan iyi olursa, askerleri de iyi olur. Sultan kötü olursa, askerleri de kötü olur. Dikkatlice bakacak olursan, sana tabi olanların bozulma sebebinin senden kaynaklandığını görürsün. Aynı şekilde onların iyi olması da yine sana bağlıdır. Sen kendini mahvetmekle birlikte sana tabi olanları da helâk ettin. Kusuru gözlerine yükledin, fakat asıl hata senin Allah sevgisinden, O'nu, kelâmını, isimlerini ve sıfatlarını anmaktan yoksun olmandı. Başkalarına yöneldin ve Allah'ı ihmal ettin. O'nu bırakarak başka sevgilere yöneldin.
Kalp ve gözler arasında geçen bu tartışmayı duyan ciğer, "Siz ikiniz beni mahvetmek için çalıştınız ve beni öldürmek için bir birinize yardım ettiniz!" der. Şu sözleri söyleyen ne doğru söylemiştir:
Bedenimin bitkin olduğunu görünce, kalbimi azarlamaya başladım.
Gözler kalbi suçlayarak, "ben ancak elçiydim", dedi.
Kalp, gözleri suçlayarak, "hayır asıl bizi yönlendiren sendin", dedi.
Ben; hepiniz susun, "beni öldürüp bıraktınız!" dedim."
Ciğer sonra şöyle der: "Ben sizin aranızdaki hükmü vereceğim. Siz lezzeti tatmak için iş birliği yaptığınız gibi, şimdi de cezasında eşit bir şekilde ortaksınız. Göz bakışlarıyla lezzet duyarken, kalp de iştahlanarak ve beklenti duyarak buna ortak oldu. Kalpleri ve gözleri elinde tutan Allah azze ve celle'nin merhameti ve affı yetişmeyecek olursa, sizin için rahat ve huzur yoktur.
Şair şöyle diyor:
Vallahi bu sevgiden dolayı nefsimi mi kınayayım, kötü bakışlı gözlerimi mi yoksa kalbimi mi bilemiyorum.
Kalbimi suçlayacak olsam; gözler baktı diyecek, gözlerimi suçlayacak olsam; esas sorumlu kalp diyecek.
Kalbim de gözlerim de kanımda ortaklar. Ya Rabbi! Kalbim ve gözlerime karşı bana yardımcı ol."
Ciğer sözlerine devam eder:
"Sizin durumunuz, ayakları felçli ve gözleri görmeyen iki kişinin bir meyve bahçesine girmesine benzer. Ayakları felçli olan kişi,
"Ben ağaçtaki meyveleri görebiliyorum fakat ayağa kalkamadığım için koparamıyorum" der. Kör olan da,
"Ben ise ayaktayım fakat gözlerim görmüyor" der. Daha sonra felçli olan kişi,
"Beni omuzların üzerine al, ben de ağaçtaki meyveyi koparayım. Sonra birlikte yeriz" teklifinde bulunur. Şimdi kör ve felçli kişi birlikte yapmış oldukları planı uygulamaya geçirip kendilerine ait olmayan bahçeden meyve toplayacak olurlarsa, bunun vebali kimin üzerine olur?
Kalp ve gözler, ciğerin bu sorusuna,
"Elbette her iki kişi de bu vebalde ortaktırlar!" cevabını verirler. Bunun üzerine ciğer,
"O halde işlemiş olduğunuz cürümde her ikiniz eşit bir şekilde ortaksınız!" karşılığını verir.