23/01/2023
İlişkilerimizde bütünlük, kendimiz için yaşamayı bırakıp Mesih için yaşamaya başlamamızla olur. Bu tezat 15. ayette ortaya çıkıyor: “Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.” Müjde bize şunu anlatmaktadır: Biz artık bencil, benmerkezci yollarımızın hükmü altında yaşamayalım, kendimizi tüm yüreğimizle Mesih’e verelim diye, Tanrı Mesih’i bizim için göndererek sevgisini sergiledi. Ve biz kendimizi tüm yüreğimizle Mesih’e verdiğimizde, İsa’nın sevgisi bizim yaptığımız her şeyi kontrol eder.
Sonraki adım şaşırtıcıdır. Tanrı önce bizi Mesih aracılığıyla kendisiyle barıştırır, sonra bizi, Mesih’in sevgisini başkalarına göstermek üzere dışa dönen “yeni yaratıklar” yapar. Mantığa aykırı gibi görünen ama yine de dönüştürücü olan ikinci ilke budur: İlişkilerimizde bütünlük, kendimizi Mesih’in sevgisiyle köklendirmemizle, insanların sevgisi için yaşamayı bırakmamızla ve bunun yerine başkalarını sevmemizle gelişir.
Pavlus bizi, Mesih’in sevgisinin kontrolünde, Tanrı’nın barıştırma mesajının elçileri olarak yaşama çağırmaktadır. O’nun elçileri olmak demek, artık kendimiz için yaşamamak, Kralımız ve O’nun yüceliği için yaşamamız demektir. Tanrı’nın bizi yerleştirdiği ilişkisel sahalar da dahil olmak üzere çevremizdeki dünyaya O’nu temsil ederiz. Biz günbegün benliğimize ölüp O’nun için yaşadıkça, bizim aracılığımızla O’nun değerleri, yöntemleri, amaçları ve mesajı bilinebilir ve “güzel kokularla” yayılır.
İsa bizi sevgi dolu bir itaat yaşamına çağırıyor ve buna, O’nun bu dünyaya yapılacak elçisel hizmetine katılmak da dahildir. Güvenliğimi yalnızca Mesih’e bağladığımda, yüreğimin başkalarına hizmet etmek için harekete geçtiğini görürüm. Güvensizlik içe döner; Mesih’teki güvenlikse bizi dışarıya döndürür; insanlardan karşılık görsek de görmesek de, onlara bereket, teşvik, teselli ve destek olmaya iter. Mesih’in sevgisi bizi ne kadar çok kontrolü altına alırsa, her birimiz için hazırlamış olduğu iyi işleri yapmakta da o kadar özgür oluruz.