08/02/2019
PROJE SORUMLUMUZ LAKİ VİNGAS ‘IN 14 OCAK 2019’DA YANYANA PROJESİNİN ATİNA SUNUMUNDA YAPTIĞI KONUŞMA:
“Benzerlikleri Bulup Farklılıklar Hakkında Konuşmak”
Sevgili Atinalılar, İstanbullular, İmrozlular, Tenedoslular, Türkler, Ermeniler, Museviler, Süryaniler, Antakyalılar ve katılımlarıyla bugün bizleri onurlandıran tüm dostlarımız...
Hoşgeldiniz! Hepinize mutlu yıllar dilerim!
Davetimize yanıt vererek «YanYana» veya proje başlığı şekliyle «Geçmişte Oluşan Mesafeleri Aşmak, Birlikte Ortak Bir Gelecek İnşa Etmek » adlı projeyle ilgili çalışmalarımızı ve elde ettiğimiz sonuçları sunacağımız, edindiğimiz tecrübe ve izlenimleri paylaşacağımız bu özel akşamda aramızda olmanızdan büyük onur duyuyor, şahsen ve proje ekibimiz adına teşekkür ediyorum. Rumvader Başkanı Sayın Andonis Parizyanos’un da belirttiği gibi RUMVADER 2011 yılında şu iki amaca hizmet etmek üzere kuruldu:
1. Cemaatimizin yararına faaliyet gösteren 70 vakfın faaliyetlerini koordine etmek
2. Bir sivil toplum kuruluşu olarak ortaya koyacağı gelişimle, koordinasyon rolünün yanı sıra cemaatimizin Türkiye ve Yunanistan toplumlarındaki, üniversitelerdeki ve Avrupa kurumlarındaki sözcüsü olmak
RUMVADER bu doğrultuda Avrupa programlarının yönetiminde de aktif bir rol oynadı. Amacımız tanımak ve tanınmaktır. Çünkü insanların algıları arasında ciddi farklar bulunuyor. Cemaatimizin ve genel anlamda azınlıkların yakın tarihi herkesçe bilinmektedir. Zor ve meşakkatli bir dönem olan yirminci yüzyıl, insanların arasına mesafeler girmesine, güvensizliğe, korkulara, önyargılara ve kuşkulara neden oldu. Azınlıklar tartışma odağı haline gelirken politik baskı ve çatışma aracı olarak kullanıldılar. Geçmişin hayaletleriyle yaşamaya daha ne kadar devam edeceğiz? Yanımızdakinden, onu tanımadığımız ve bizi tanımadığı için daha ne kadar korkacağız? Neden barış ve yakınlaşma politikalarını uzak bir tarihe erteleyelim?
2006 yılında İstanbul’da düzenlenen ve cemaatimiz için tarihi anlam taşıyan bir konferansla başladığımız çalışmalardan bugüne hâlâ herkesin kendi memleketinde, kendi kimliğiyle, diniyle, diliyle ve kültürüyle var olduğu saygın bir gelecek arıyoruz. Bu sürece başlarken yolumuzun uzun olduğunu bilsek de «başlamak yolun yarısıdır» dedik.
Bu düşüncelerle Boyacıköy Ermeni Vakfını da işbirliğine davet ederek ve Kültürel Mirası Koruma Derneğinin, İstanbul Süryani Vakfının, Musevi Şalom Gazetesinin, Hayder Malatya Ermeni Derneğinin, İmroz Eğitim ve Kültür Derneğinin ve Antakya Rum Ortodoks Cemaatinin de desteğini alarak RUMVADER bu Avrupa Projesini üstlendi ve gerçekleştirdi. Türkiye’nin gayrimüslim azınlıkları olarak başlattığımız işbirliği inisiyatifi 2008’den beri sürdürdüğümüz ortak çabaların bir sonucudur. O tarihte Vakıflar Genel Müdürlüğü Yönetim Kuruluna 167 kurum olarak ortak aday göstermek üzere ilk kez seçim yapıldı. İşbirliğimizin ilk on yılı bize birçok ortak meselemiz olduğunu gösterirken sayımız az da olsa hem nüfus hem de coğrafi alan yönünden büyük olan bu ülkede dikkate alınmak için samimi ve kalıcı bir ilişki kurmamızın kaçınılmaz olduğunu ortaya koydu.
Bugün 22 aylık bir yolculuktan sonra azınlık mensubu 17 genç gönüllü, toplumun farklı kesimlerinden projenin Danışma Kuruluna katılan dokuz değerli üye ve üç çok başarılı proje yöneticisiyle beraber karşınızdayız.
«Neden Atina?» sorusu akıllara gelebilir. Atina; çünkü bizim ikinci akciğerimiz olan bu şehirde, en geniş cemaatimiz, derneklerimiz ve İstanbul’un kozmopolit değer ve prensiplerini yaşatmaya çaba gösteren insanlarımız bulunuyor. Artık yaşamlarını tarihi ve konuksever şehir Atina’da sürdüren insanlarımız ile bu anları paylaşmayı görev addediyoruz.
Tüm azınlıklar gibi biz de hem günümüz Türkiyesinin hem de Yunanistan’ın kültür ve tarihine katkıda bulunan bu tarihi cemaatin geleceği için endişe duymaktayız. Eşit yurttaşlık; azınlıklarla çoğunluk arasındaki eşitlik için mücadele etmekteyiz. Önyargısız, yargılamayan, ötekinin farklılıklarından korkmayan bir toplum inşa etmek için çaba sarf etmekteyiz. Bu, sadece eğitim ve yeni nesillerle iletişim yoluyla mümkün olacaktır. Bu nedenle, İzmir, Eskişehir, Samsun, Kayseri, Gaziantep, Antakya, Van ve İstanbul gibi Türkiye’nin çeşitli şehirlerindeki öğrencilere ulaştık. Yoğun projeler, temalı sergiler ve film gösterileri düzenledik. Gençlerle ve yetişkinlerle Türk, Kürt, Arap, Çerkez, mülteci, geleneksel, çağdaş, dindar ve laik insanlarla görüşmeye gittik. Vaktimizi paylaştık, birlikte yemek yedik, tartıştık, onların endişelerini dinledik, sorularına cevap verdik. Birbirimizin gözlerine samimi ve dürüst bir şekilde, karşısındakini tanıma isteğiyle bakarak konuştuk.
Onlara birşeyler ima etmek, ders vermek veya birşeyler empoze etmek amacıyla gitmedik. Farklılıklarımızı biliyor ve kabul ediyoruz. İşbirliği imkanları yarattık. Ortak noktalarımızı ve dengeyi bularak çağdaş toplum içindeki rolümüzü kabul ettik. Ötekine saygı göstermek üzere sorumluluk ve yükümlülüklerimizi gözden geçirdik. Yargılarımızı değiştirmek zorunda olduğumuzu itiraf ettik. Toplumların hassasiyetlerini ve nüfus asimetrisinin etkisini anladık.
Bütün bu dinamikler ve karşılıklı etkileşim bize işbirliği ihtiyacını öğretirken aynı zamanda insan haklarına saygı taahhüdünün önemini kavramamızı ve kalıcı bir iletişim platformu kurma gereğinin farkına varmamızı sağladı.
Film çekimleri sırasında tercrübeli yönetmenlerimiz altı şehri ziyaret etti. Ekibimiz yedi şehirde atölyeler düzenledi. Belirtmek isterim ki hiçbir problem, zorluk veya hoşnutsuzluk ile karşılaşmadık. Tam tersine mükemmel bir tecrübe yaşadık. Gençlerle iletişim bizim için umuda yolculuk oldu. Bu tecrübemizi sizlere Stella Karahristiyanidou, Sevan Ataoğlu, Evridiki Pingou, Özcan Geçer ve Selin Toledo aktaracaklar.
Sözlerime son verirken bu güzel salonu bizlere tahsis eden Paleo Phaliron Belediyesine, yaptığı aracılık ve sağladığı destek için Belediye Meclisi Üyesi ve aynı zamanda Belediye Başkan Adayı olan Dimitris Pitoulis Bey’e, İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonuna ve Başkanı Profesör Nikos Uzunoğlu’na, Sayın Eli Haritonidou Kovi ve «Rumların Faaliyetleri» platformuna çalışanlarına ve İstanbullu iş adamı dostumuz Sayın Hristos Elmacıoğlu’na katkı ve yardımları için teşekkür ederim. Anatoli ve Politis Gazetelerine, İmroz ve Tenedosluların derneklerine ve elbette RUMVADER Başkanı Sayın Andonis Parizyanos’a, akademisyen İlay Romain Örs’e, yazar Petros Markaris’e ve gazeteci Pavlos Tsimas’a davetimizi kabul ettikleri ve bu geceki etkinliklere katıldıkları için şükranlarımı sunarım.
Şartlar ne olursa olsun, iletişimi, diyaloğa yatırım yapmayı, gelişim ve iki halk arasındaki mesafeyi kapatma çabalarımızı aralıksız sürdürmeliyiz. Bu ortak değerler bütün vatandaşların kendilerini özgür hissetmelerine ve geleceğe inanmalarına imkan tanıyacaktır.
Herkese teşekkür ederim.
Laki Vingas