Dua İle Başla

Dua İle Başla Dua Nedir? (Matta 7:7-8)
Dileyin size verilecek. Arayın bulacaksınız. Kapıyı çalın size açılacaktır

30/07/2026

Dikenlerin Arasında Açan Gül

Gül, her zaman dikenlerle birlikte büyür. Ama zamanı geldiğinde açar, etrafını harika kokusuyla doldurur ve insanlara sevinç verir.

Belki sen de hayatında kendini böyle hissediyorsun. Her yanında dikenler, engeller ve zorluklar varmış gibi gelebilir. Bazen yolun tıkanmış gibi görünebilir. Ama unutma, zamanı geldiğinde gül nasıl bütün dikenlerin üzerine yükselip güzelliğini ve kokusunu yayıyorsa, Rab de senin yaşamında aynı şekilde çalışacaktır.

Rabbimiz seni zorlukların içinde büyütüyor. O, doğru zamanda seni güçlendirecek, engelleri aşmana yardım edecek ve yaşamını bereketiyle dolduracaktır.

"Sıkıntılarla karşılaştığımızı biliyoruz; ama ezilmiyoruz. Şaşkınız, ama umutsuz değiliz. Zulüm görüyoruz, ama terk edilmiş değiliz. Yere yıkılıyoruz, ama yok olmuyoruz."
(2. Korintliler 4:8-9)

Cesur ol! Rab seninle birliktedir.

O sana yardım edecek, seni güçlendirecek ve zamanı geldiğinde yaşamında güzel meyveler ve hoş bir koku ortaya çıkaracaktır.

www.duailebasla.com

#

28/07/2026

Tanrı Dünyayı 6 Günde Yarattı!

"Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.

1. Birinci gün Tanrı, 'Işık olsun' dedi ve ışık oldu.
2. İkinci gün göğü yarattı ve suları birbirinden ayırdı.
3. Üçüncü gün karaları ve denizleri oluşturdu; ardından bitkileri ve ağaçları yarattı.
4. Dördüncü gün Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları yaratarak günleri, mevsimleri ve zamanları belirledi.
5. Beşinci gün denizlerdeki canlıları ve gökte uçan kuşları yarattı.
6. Altıncı gün kara hayvanlarını yarattı. Sonra insanı, kendi suretinde, erkek ve kadın olarak yarattı.
7. Yedinci gün ise yaptığı işi tamamladı ve dinlendi. Bu günü kutsadı.

Yaratılış bize evrenin tesadüfen değil, her şeye gücü yeten Tanrı'nın bilgeliği ve sevgisiyle yaratıldığını öğretir. O'na hamdolsun!"

Tanrı'nın gücüne güvenin.
Tanrı evreni sözüyle yarattı. O, hayatınızı korumaya ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılamaya da gücü yetendir. Çünkü "Tanrı için her şey mümkündür." (Matta 19:26)

17/05/2026
Yükseliş Pazarı ve İsa’nın Göğe YükselmesiPazartesi günü, Mesih’in hayatı ve hizmetiyle ilgili bazı soruları konuştuğumu...
17/05/2026

Yükseliş Pazarı ve İsa’nın Göğe Yükselmesi

Pazartesi günü, Mesih’in hayatı ve hizmetiyle ilgili bazı soruları konuştuğumuzu söylemiştim. Bugünkü soru ise birçok kişinin sorduğu önemli bir soru:
İsa dirildikten sonra neden dünyayı terk etti?
Bizimle kalsaydı daha çok insana yardım edemez miydi?

İsa’nın bize Kutsal Ruh’u bırakmak için ayrıldığını biliyoruz. Ama yine de insanlar şöyle soruyor:
“İsa hem dünyada kalıp hem de Kutsal Ruh aracılığıyla çalışamaz mıydı? Bu daha güçlü olmaz mıydı?”

Bu sorunun cevabı Kutsal Kitap’ta vardır. İşte bazı nedenler:
1. İnsanların Kafası Karışmasın Diye
Eğer İsa bugün hâlâ fiziksel olarak dünyada yaşasaydı, herkes onun bulunduğu yere gitmek isterdi.
Mesela: Bazıları “İsa şu an hangi ülkede?” diye sorardı.
İnsanlar sadece onu görmek için yolculuk yapardı.
Bazıları ise Kutsal Ruh yerine sadece fiziksel olarak İsa’nın yanında olmak isterdi.
Ama Tanrı istedi ki bütün imanlılar İsa’ya her yerde yaklaşabilsin.
“Benim gitmem sizin yararınızadır. Çünkü gitmezsem Yardımcı size gelmez.” (Yuhanna 16:7)
Bugün buradaki bir imanlı da, Afrika’daki bir imanlı da aynı anda İsa’ya dua edebilir. Çünkü Kutsal Ruh her yerde çalışır.

2. İsa’nın Büyük Yetkisini Göstermek İçin
İsa şimdi Tanrı’nın sağında oturuyor. Bu onun bütün evrenin Rabbi olduğunu gösterir.
“Tanrı onu ölülerden diriltti ve göksel yerlerde kendi sağında oturttu. Onu bütün yönetimlerin, güçlerin ve egemenliklerin üstüne yükseltti.” (Efesliler 1:20-21)
Eğer İsa hâlâ dünyada yaşayan biri gibi olsaydı, insanlar onu sadece bir insan öğretmen gibi görebilirdi.
Ama şimdi o: bütün kralların üstündedir, bütün güçlerin Rab’bidir,
gökten egemenlik sürmektedir.
Bir kral savaşı kazandıktan sonra sokakta dolaşmaz; tahtına oturur.
İsa da zafer kazandıktan sonra göksel tahtına oturdu.

3. Çarmıhtaki Zaferinin Tamamlandığını Göstermek İçin
İsa günahı ve ölümü yendi. Sonra Baba’nın yanına döndü.
“Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu.” (İbraniler 1:3)
Bu, görevin tamamlandığını gösterir. Mesela bir işçi işi bitirdiğinde oturup dinlenir.
İsa’nın oturması da kurtuluş işinin tamamlandığını gösterir.

4. Bizim İçin Aracılık Etmek İçin
İsa bugün gökte bizim için dua ediyor ve aracılık ediyor.
“Ölen, dirilen ve Tanrı’nın sağında olan Mesih İsa bizim için aracılık ediyor.”(Romalılar 8:34)
Yani İsa bizi bırakmadı. Şu anda bile bizim için çalışıyor. Bir avukat mahkemede bir kişiyi savunur. İsa da gökte bizim savunucumuzdur.
“İsa’nın gökte bizi savunması” şu anlama gelir:
İnsanlar günah işlediği için Tanrı’nın önünde suçlu durumdadır. Şeytan da insanları suçlamaya çalışır. Ama İsa, bizim için öldüğü ve günahlarımızın bedelini ödediği için Baba’nın önünde bizim adımıza konuşur.
1. Yuhanna 2:1 “Ama birimiz günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur.”
Romalılar 8:34 “Mesih İsa bizim için aracılık ediyor.”

Buradaki “savunmak” veya “aracılık etmek” şunu anlatır:
İsa, imanlıların kendisine ait olduğunu Baba’ya gösterir.
Kendi kurbanını hatırlatarak bizim bağışlandığımızı bildirir.
Biz düştüğümüzde bile bizi tamamen bırakmaz.
Benzer şekilde İsa da bizim “ruhsal savunucumuzdur.”
Ama İsa sıradan bir avukat gibi sadece konuşmaz; çünkü bizim cezamızı zaten kendisi ödemiştir.
Bu yüzden imanlı kişi korkuyla değil, güvenle Tanrı’ya yaklaşabilir.
“Büyük Başkâhinimiz olan İsa sayesinde Tanrı’nın tahtına güvenle yaklaşalım.” (İbraniler 4:14-16)

5. Kutsal Ruh’u Göndermek İçin
İsa, Baba’ya döndükten sonra Kutsal Ruh’u göndereceğini söyledi.
“Baba’dan size göndereceğim Yardımcı, yani Gerçeğin Ruhu gelince bana tanıklık edecek.” (Yuhanna 15:26)
“Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti.”
( Yuhanna 7:39)
Kutsal Ruh, yüceltilmiş Mesih’in Ruhudur. Bu yüzden İsa’nın önce göğe yükselmesi gerekiyordu.
Eskiden insanlar İsa’ya sadece yakın olduklarında ulaşabiliyordu.
Ama şimdi Kutsal Ruh sayesinde İsa bütün imanlılarla her yerde birliktedir.

6. Gelecekte Görkemle Geri Dönmek İçin
Tanrı’nın planı, İsa’nın sonunda büyük güç ve görkemle geri dönmesidir.
“Rab İsa gökten güçlü melekleriyle alevli ateş içinde görünecek.”
(2 Selanikliler 1:7-8)
“Rab İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek ve gelişinin görkemiyle yok edecek.” (2 Selanikliler 2:8)

İsa dünyada sessizce kalmaya devam etmeyecek.
Bir gün bütün dünyanın göreceği büyük görkemle geri dönecek.
İlk gelişinde alçakgönüllü bir hizmetkâr gibi geldi. İkinci gelişinde ise Kral olarak gelecek.
Dolayısıyla, İsa'nın göğe yükselişi bir kayıp değildir. Bu, Tanrı'nın hikmetli planıdır.

Bugün İsa:
gökten hüküm sürüyor,
bizim için aracılık ediyor,
Kutsal Ruh aracılığıyla bizimle birlikte çalışıyor.
Ve bir gün tekrar büyük görkemle geri dönecek.

Teşekkürler!

Dua İle Başla

17/04/2026

İsa, Matta 7:13-14’te iki farklı yaşam yolunu “dar kapı” ve “geniş kapı” benzetmesiyle anlatır. Bu kapılar gerçek kapılar değil, insanların seçtiği yaşam tarzlarını temsil eder.
Geniş kapı, kolay ve popüler olan yoldur. Bu yolda birçok insan yürür. İnsan kendi isteklerine göre yaşar; bencillik, günah ve Tanrı’nın isteğinden uzak bir hayat söz konusudur. Bu yol rahat görünür, ancak sonu yıkımdır.
Dar kapı ise zor ve az kişinin tercih ettiği yoldur. Bu yol, iman, itaat, alçakgönüllülük ve İsa’yı takip etmeyi içerir. Kişinin kendi benliğini inkâr etmesini ve Tanrı’nın isteğine göre yaşamasını gerektirir. Zor olsa da bu yolun sonu yaşamdır, yani sonsuz hayattır.

Dar Kapı, Geniş Kapı“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.  Oys...
17/04/2026

Dar Kapı, Geniş Kapı
“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7: 13-14)

İsa Mesih bize, Matta 7:13-14’te insan hayatını anlamak için çok güçlü bir benzetme kullanır: 'Dar kapı ve Geniş kapı'.
Bu benzetme, aslında iki farklı yaşam tarzını ve iki farklı sonu anlatır. İsa burada insanlara sadece bilgi vermekle kalmaz, aynı zamanda onları bilinçli bir seçim yapmaya davet eder.

İsa şöyle der: “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniştir ve yol geniştir; bu yoldan girenler çoktur. Ama yaşama götüren kapı dar, yol sıkıntılıdır; onu bulanlar azdır.” Bu sözlerle İsa, hayatın herkesin farkında olmadan bir yolda ilerlediğini ve bu yolun sonunda bir varış noktası olduğunu açıkça ortaya koyar.

1. Dar Kapı ve Dar Yol
Dar kapı, yol zor ve az kişinin tercih ettiği bir yoldur. Çünkü bu yol, insanın kendi benliğini bırakmasını, egosunu teslim etmesini ve Tanrı’nın isteğine göre yaşamayı kabul etmesini gerektirir.

Dar yol, İsa’yı takip etme yoludur. Bu yolda iman, itaat, alçakgönüllülük ve sevgi vardır. İsa’nın öğrettiği gibi, sadece dış davranışlar değil, kalbin de değişmesi gerekir. Örneğin, sadece “öldürmemek” yeterli değildir; kalpteki öfke ve nefret de bırakılmalıdır. Sadece iyi görünmek değil, gerçekten iyi olmak gerekir.

Bu yol zor olarak tanımlanır, çünkü fedakârlık ister. Bazen yanlış anlaşılmayı, reddedilmeyi veya acı çekmeyi bile gerektirebilir. Ancak bu zorluk, anlamsız bir yük değildir. İsa aynı zamanda “Benim boyunduruğum kolay, yüküm hafiftir” diyerek, O’nun yolunun insana gerçek huzur getirdiğini açıklar.

2. Geniş Kapı ve Geniş Yol
Geniş kapı ise insanların çoğunun tercih ettiği yoldur. Bu yolun en belirgin özelliği kolay ve rahat olmasıdır. İnsan bu yolda kendi isteklerine göre yaşar, kendi doğrularını belirler ve Tanrı’nın isteğini dikkate almadan hayatını sürdürür. Bu yaşam tarzı dışarıdan bakıldığında cazip ve özgür gibi görünebilir.

Ancak geniş yol sadece açıkça günahkâr bir hayatı temsil etmez. Aynı zamanda dışarıdan düzgün görünen ama içten değişmemiş bir yaşamı da kapsar. İnsan kurallara uyuyor gibi görünebilir, ama kalbinde bencillik, gurur, kıskançlık veya sevgisizlik olabilir. İsa’nın öğretilerine göre, sadece dış görünüşte doğru olmak yeterli değildir.

Geniş yolun en tehlikeli yanı, insanı aldatmasıdır. Kolay olduğu için doğru gibi hissedilebilir. Kalabalık olduğu için güvenli gibi görünebilir. Ancak İsa bu yolun sonunun "yıkım" olduğunu açıkça söyler. Bu yıkım, Tanrı’dan uzak bir yaşamın doğal sonucudur.

3. İki Yol Arasındaki Derin Fark
Dar ve geniş yol arasındaki temel fark sadece zorluk derecesi değildir; asıl fark 'kalbin durumu ve varış noktasıdır'.

Geniş yol, insanın kendi merkezde olduğu bir yaşamdır.
Dar yol ise Tanrı’nın merkezde olduğu bir yaşamdır.

Geniş yol, insanın değişmeden kalmasına izin verir.
Dar yol ise gerçek bir içsel dönüşüm gerektirir.

Geniş yol geçici rahatlık sunar ama sonu yıkımdır.
Dar yol başlangıçta zor olabilir ama sonu yaşam, sevinç ve sonsuzluktur.

4. İsa’nın Çağrısı
İsa’nın bu öğretisinin en önemli noktası şudur: Her insan bir seçim yapmak zorundadır. Bu seçim bilinçli olmalıdır. Çünkü çoğu insan farkında olmadan geniş yolu seçer.

Dar kapıyı seçmek, sadece gelecekte cennete gitmek anlamına gelmez. Aynı zamanda bugünden itibaren Tanrı’nın yaşamını, huzurunu ve sevgisini deneyimlemek demektir. Bu yol, insanın Tanrı ile ve diğer insanlarla olan ilişkisini yeniler.

İsa, bizi zor olanı seçmeye çağırır, çünkü bu yol gerçek hayata götürür. Dar kapı, sevgi, hakikat ve fedakârlık yoludur. Ve bu yolun sonunda, Tanrı ile sonsuz bir yaşam vardır.

Düşündürücü sorular

1. İsa’nın bahsettiği dar ve geniş yol arasında senin hayatında hangi yol daha baskın ve bunu ne belirliyor?

2. Sadece dışarıdan doğru görünmek ile kalpten gerçekten değişmiş olmak arasında ne fark vardır?

3. Dar yolu seçmek bugün senin için pratik olarak ne anlama geliyor ve hangi alanlarda fedakârlık yapmanı gerektiriyor?

Dua Edelim!
Rab İsa, bize dar ve geniş yolu öğrettiğin için Sana teşekkür ederiz. Çoğu zaman kolay olan yolu seçmeye eğilimli olduğumuzu biliyoruz. Bizi affet ve kalplerimizi yenile.

Bize dar kapıyı seçme cesareti ver. Kendi isteğimizden vazgeçip Senin isteğine göre yaşamayı öğret. Sadece dışarıdan doğru görünmek yerine, içten değişmiş bir yürek ver.

Kalplerimizi sevgiyle doldur; başkalarını gerçekten sevebilmeyi, affedebilmeyi ve alçakgönüllülükle yürümeyi öğret. Zor zamanlarda bile Sana güvenmemizi sağla.

Yaşam yolunda Seninle yürümek istiyoruz. Bizi doğru yolda tut ve sonunda Senin sonsuz yaşamına ulaştır.

İsa’nın adıyla, Amin.

Dua ile Başla

O dirildi, burada yok.Şabat Günü geçince, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürme...
05/04/2026

O dirildi, burada yok.

Şabat Günü geçince, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.
Aralarında, “Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?” diye konuşuyorlardı.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.
Mezara girip sağ tarafta, beyaz kaftan giyinmiş genç bir adamın oturduğunu görünce çok şaşırdılar.
Adam onlara, “Şaşırmayın!” dedi. “Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer.
Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: ‘İsa sizden önce Celile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi, kendisini orada göreceksiniz.’ ” (Markos 16: 1-7)

Dünya Paskalya’yı kutlarken, bu mevsimin getirdiği umut ve yenilenme gücünü bir kez daha hatırlıyoruz.

Rengârenk yumurtalar, açan çiçekler ve neşeli buluşmaların ötesinde, Paskalya çok daha derin bir mesaj taşır; bu mesaj, hayatın neresinde olursa olsun her insan için anlamlıdır.

Paskalya, İsa Mesih’in dirilişini; ölüm, karanlık ve umutsuzluk üzerindeki zaferi simgeler. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlar için bu olay, yalnızca dini sınırlarla sınırlı kalmayan, belirsizlik zamanlarında umuda duyulan evrensel ihtiyaca seslenen güçlü bir anlam taşır. Küresel krizlerden kişisel mücadelelere kadar zorlukların bitmek bilmez göründüğü bir dünyada, Paskalya öyküsü bize değişimin mümkün olduğunu ve ışığın en karanlık anları bile aydınlatabileceğini hatırlatır.

Paskalya, yeni başlangıçların bayramıdır. Baharın toprağa yeniden hayat vermesi gibi, Paskalya da en sert kışların ardından bile yeniden doğuşun mümkün olduğunu müjdeler. Mesih’in Dirilişi, her birimizin içindeki dönüşüm potansiyeline dair güçlü bir metafordur. Bizi kendi hayatımıza, ilişkilerimize ve yolculuğumuza dönüp “İçimde ne yenilenebilir?” diye sormaya davet eder.

İster geçmişin yüklerinden arınmak, ister kendimizi geliştirmek, ister başkalarına daha fazla şefkat göstermek olsun; Paskalya bize yeniden başlamak için asla geç olmadığını hatırlatır. Bu mevsim, sadece kendimiz için değil, çevremizdeki dünya için de daha iyi bir gelecek hayal etmeye çağırır.

Dünyanın dört bir yanında insanlar; ekonomik zorluklar, toplumsal ayrışmalar ve sağlık krizleriyle mücadele ediyor. Ancak Paskalya, en zor zamanlarda bile umudun var olduğunu hatırlatır. Diriliş yalnızca hayata dönüş değil; en derin umutsuzluğun aşılması ve imkânsızın mümkün hâle gelmesidir.

Bu mesaj zamansızdır. Bireyler, aileler ve toplumlar olarak, mücadelelerimizde asla yalnız olmadığımızı bilerek güç bulabiliriz. Paskalya, umudu yalnızca bir düşünce olarak değil; yol ne kadar uzun ve belirsiz olursa olsun bizi ileriye taşıyan canlı bir güç olarak görmeye davet eder.

Aynı zamanda Paskalya, bu umudu sevgi ve hizmetle hayata geçirme çağrısıdır. Diriliş öyküsü, Mesih’in nezaket, cömertlik ve şefkat örneğini izlemeye teşvik eder. İhtiyaç sahiplerine el uzatmaya, ezilenleri desteklemeye ve çoğu zaman bölünmüş bir dünyada anlayış köprüleri kurmaya çağırır.

Bölünme ve yanlış anlamaların ağır bastığı zamanlarda, Paskalya mesajı bize yüzeysel değil, içten bir özenle birbirimize yaklaşmayı hatırlatır. Sınır tanımadan sevmeye, cömertçe affetmeye ve anlam dolu bir yaşam sürmeye davet eder.

Bu Paskalya’da hatırlayalım ki umut sadece bireysel bir arayış değil, ortak bir yolculuktur. Diriliş, bize yeni bir dünya tasavvuru sunar: Acının ve ıstırabın son değil, kapsayıcı bir dönüşümün başlangıcı olduğu bir dünya.

Bu nedenle, bu Paskalya’da dirilişin mesajından ilham alalım. Değişimin mümkün olduğuna inanalım, en karanlık anlarımızda umuda sarılalım ve bu umudu başkalarıyla paylaşalım. Çünkü Paskalya’nın mesajı yalnızca geçmişte olanlarla ilgili değil; inanç, umut ve sevgiyle yaşadığımızda bugün ve her gün mümkün olanlarla ilgilidir.

Hepinize huzurlu, mübarek ve umut dolu bir Paskalya diliyorum.

Dua ile Basla

27/03/2026

Kırılmışlık: Kap’tan Yayılan Bir Koku

Hristiyan yaşamında “kırılmışlık” çoğu zaman yanlış anlaşılır.
İlk duyulduğunda sanki zayıflık, başarısızlık ya da eksiklik gibi gelir. Ama aslında durum tam tersidir. İncil’in bakışına göre kırılmışlık, insanın en gerçek olduğu yerdir.
Maskelerin düştüğü, gururun çözüldüğü ve Tanrı’ya gerçekten yer açıldığı yer.

Çünkü insan bir noktada şunu fark eder: Ne kadar uğraşsa da kendini tamamen iyileştiremez. Kontrol etmeye çalışır, güçlü olmaya çalışır, hata yapmamaya çalışır… ama içindeki boşluğu dolduramaz. İşte kırılmışlık tam burada başlar. Bu bir çöküş değil, bir uyanıştır. İnsan ilk kez gerçekten Tanrı’ya ihtiyaç duyduğunu kabul eder.

Teolojik olarak bu çok derin bir noktadır. Çünkü kırılmışlık, insanın kendi doğruluğundan vazgeçip Tanrı’nın lütfuna yönelmesidir. Yani aslında kırılmışlık, lütfun kapısını açar.

Bu gerçeği İsa’nın Beytanya’daki bir olayında çok canlı görüyoruz (Matta 26:6-13).

İsa sofradayken bir kadın gelir. Elinde çok değerli bir yağ vardır, alabaster bir kapta. Ve hiçbir şey söylemeden o yağı İsa’nın üzerine döker.
O anda öğrenciler rahatsız olur. “Bu ne savurganlık?” derler. Onlara göre bu yağ satılıp yoksullara verilebilirdi. Mantıklı düşünüyorlardı. Ama bir şeyi kaçırıyorlardı.

İsa ise kadını savunur: “Benim için güzel bir şey yaptı.”
Burada iki farklı yürek görüyoruz. Biri hesaplayan, ölçen, mantıklı olan.
Diğeri ise seven, teslim olan ve kendini tamamen veren.

Kadının yaptığı şey çok derin bir anlam taşır. Alabaster kap öyle kolay açılan bir şey değildi. Kırılmadan içindeki yağa ulaşamazdın. Ve kırıldığında geri dönüşü yoktu.

Yani kadın aslında şunu diyordu: “Hiçbir şeyi kendime saklamıyorum.” İşte bu, gerçek adanmışlıktır.
İsa’nın söylediği “kendini inkâr et” sözü tam da budur. Kırılmadan dökülen bir hayat yoktur.

O kap bizim gururumuz gibi.

Kırıldığında içinden çıkan ise sevgimiz, ibadetimiz, hayatımız.
Ve daha da derin bir şey var burada: Bu olay, İsa’nın çarmıhını işaret eder. Kadın yağı dökerken, aslında İsa’nın yaklaşan ölümüne hazırlanıyordu. İsa’nın bedeni de kırılacaktı.

Yani o kırılan kap, Mesih’in bizim için kırılacak bedeninin bir yansıması gibidir. Ve burada müjdenin kalbi var: Biz Tanrı’ya kırılmışlığımızı getiririz, Tanrı ise bize Oğlu’nun kırılmışlığını verir.
Bir başka güzel detay: Yağ döküldüğünde bütün ev o kokuyla doldu.
Bu çok güçlü bir resim. Gerçek sevgi, gerçek ibadet saklı kalmaz. Yayılır. İnsanlara dokunur.

Pavlus’un dediği gibi, biz Mesih’in hoş kokusuyuz.
Ama bu koku, kap kırılmadan yayılmaz. İnsan kendini tuttuğu sürece değil, kendini verdiği sürece Tanrı’yı yansıtır.

İsa’nın “güzel bir şey yaptı” demesi de çok özel. Çünkü biz çoğu zaman Tanrı’yı memnun etmenin zor olduğunu düşünürüz. Büyük şeyler yapmamız gerektiğini sanırız. Ama Tanrı’nın istediği şey aslında çok basit: Bölünmemiş bir yürek.

Sonuç olarak kırılmışlık bir zayıflık değil.
Bir açıklıktır.
Bir kayıp değil, bir dönüşümdür.
Beytanya’daki o kadın bize şunu hatırlatır:
Tanrı mükemmellik istemiyor.
Gerçeklik istiyor.
Kontrol değil, teslimiyet istiyor.
Ve insan Tanrı’nın önünde gerçekten kırıldığında…
tıpkı o alabaster kap gibi…
içinden yayılan şey,
Tanrı’nın hoşuna giden en güzel koku olur.

Teşekkürler

Dua ile Başla Hizmet Gurubu

www.duailebasla.com

Address

Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dua İle Başla posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Place Of Worship

Send a message to Dua İle Başla:

Shortcuts

Share