05/04/2026
O dirildi, burada yok.
Şabat Günü geçince, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.
Aralarında, “Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?” diye konuşuyorlardı.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.
Mezara girip sağ tarafta, beyaz kaftan giyinmiş genç bir adamın oturduğunu görünce çok şaşırdılar.
Adam onlara, “Şaşırmayın!” dedi. “Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer.
Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: ‘İsa sizden önce Celile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi, kendisini orada göreceksiniz.’ ” (Markos 16: 1-7)
Dünya Paskalya’yı kutlarken, bu mevsimin getirdiği umut ve yenilenme gücünü bir kez daha hatırlıyoruz.
Rengârenk yumurtalar, açan çiçekler ve neşeli buluşmaların ötesinde, Paskalya çok daha derin bir mesaj taşır; bu mesaj, hayatın neresinde olursa olsun her insan için anlamlıdır.
Paskalya, İsa Mesih’in dirilişini; ölüm, karanlık ve umutsuzluk üzerindeki zaferi simgeler. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlar için bu olay, yalnızca dini sınırlarla sınırlı kalmayan, belirsizlik zamanlarında umuda duyulan evrensel ihtiyaca seslenen güçlü bir anlam taşır. Küresel krizlerden kişisel mücadelelere kadar zorlukların bitmek bilmez göründüğü bir dünyada, Paskalya öyküsü bize değişimin mümkün olduğunu ve ışığın en karanlık anları bile aydınlatabileceğini hatırlatır.
Paskalya, yeni başlangıçların bayramıdır. Baharın toprağa yeniden hayat vermesi gibi, Paskalya da en sert kışların ardından bile yeniden doğuşun mümkün olduğunu müjdeler. Mesih’in Dirilişi, her birimizin içindeki dönüşüm potansiyeline dair güçlü bir metafordur. Bizi kendi hayatımıza, ilişkilerimize ve yolculuğumuza dönüp “İçimde ne yenilenebilir?” diye sormaya davet eder.
İster geçmişin yüklerinden arınmak, ister kendimizi geliştirmek, ister başkalarına daha fazla şefkat göstermek olsun; Paskalya bize yeniden başlamak için asla geç olmadığını hatırlatır. Bu mevsim, sadece kendimiz için değil, çevremizdeki dünya için de daha iyi bir gelecek hayal etmeye çağırır.
Dünyanın dört bir yanında insanlar; ekonomik zorluklar, toplumsal ayrışmalar ve sağlık krizleriyle mücadele ediyor. Ancak Paskalya, en zor zamanlarda bile umudun var olduğunu hatırlatır. Diriliş yalnızca hayata dönüş değil; en derin umutsuzluğun aşılması ve imkânsızın mümkün hâle gelmesidir.
Bu mesaj zamansızdır. Bireyler, aileler ve toplumlar olarak, mücadelelerimizde asla yalnız olmadığımızı bilerek güç bulabiliriz. Paskalya, umudu yalnızca bir düşünce olarak değil; yol ne kadar uzun ve belirsiz olursa olsun bizi ileriye taşıyan canlı bir güç olarak görmeye davet eder.
Aynı zamanda Paskalya, bu umudu sevgi ve hizmetle hayata geçirme çağrısıdır. Diriliş öyküsü, Mesih’in nezaket, cömertlik ve şefkat örneğini izlemeye teşvik eder. İhtiyaç sahiplerine el uzatmaya, ezilenleri desteklemeye ve çoğu zaman bölünmüş bir dünyada anlayış köprüleri kurmaya çağırır.
Bölünme ve yanlış anlamaların ağır bastığı zamanlarda, Paskalya mesajı bize yüzeysel değil, içten bir özenle birbirimize yaklaşmayı hatırlatır. Sınır tanımadan sevmeye, cömertçe affetmeye ve anlam dolu bir yaşam sürmeye davet eder.
Bu Paskalya’da hatırlayalım ki umut sadece bireysel bir arayış değil, ortak bir yolculuktur. Diriliş, bize yeni bir dünya tasavvuru sunar: Acının ve ıstırabın son değil, kapsayıcı bir dönüşümün başlangıcı olduğu bir dünya.
Bu nedenle, bu Paskalya’da dirilişin mesajından ilham alalım. Değişimin mümkün olduğuna inanalım, en karanlık anlarımızda umuda sarılalım ve bu umudu başkalarıyla paylaşalım. Çünkü Paskalya’nın mesajı yalnızca geçmişte olanlarla ilgili değil; inanç, umut ve sevgiyle yaşadığımızda bugün ve her gün mümkün olanlarla ilgilidir.
Hepinize huzurlu, mübarek ve umut dolu bir Paskalya diliyorum.
Dua ile Basla