05/06/2026
Bugün misafirimiz olarak Cuma Hutbesi irad edip namazı kıldıran Kâbe imamlarından Şeyh Salih Bin Humeyd’in irad ettiği “BİRLİKTE YAŞAMA VE ÜMMETİN BİRLİĞİ” konulu hutbenin terceme metni:
“Hamd Allah’a; salatü selam da Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e, O’nun temiz ailesine, seçkin ashabına ve kıyamete kadar O’nun yolunu takip edenlere olsun.
Muhterem Müslümanlar!
Size ve kendime Allah’tan sakınmayı tavsiye ediyorum. Kurtuluş yolunun talibi azdır. Gafillerin sonu ise helaktir. Allah insanları amaçsız yaratmamış ve başıboş bırakmamıştır. Ayeti kerimede buyrulduğu üzere “Peygamber gönderilenler de, peygamberlerin kendileri de sorguya çekilecektir”.
İnsanlar arasındaki mizaç, anlayış, zekâ, zevk ve kanaat farklılığı Allah’ın bir kanunudur. Her insanın kendine göre bir anlayışı ve görüşü vardır; birine uygun olan diğeri için uygun olmayabilir. Mesela bazıları için zenginlik hayırlı olurken bazıları için olmaz. Parmakların farklılığı bile işlevlerinin farklılığındandır.
İnsanlar arasındaki bu farklılık, birinin diğerine karşı soy, ırk ve sınıf üstünlüğü taslaması için değil; birbirlerine fayda sağlama, kabiliyetlerin gelişmesi, kültür çeşitliliği ve hayırlarda yarışma içindir. Ayrıca insanların tanışması ve birbirlerini istihdam edebilmeleri içindir.
Üstünlük ölçüsü sadece takva ve Salih ameldir.
Hikmete uygun olan, toplumsal çeşitliliği geniş bir bakış açısıyla değerlendirmektir. Başkasının fikrini anlayışla karşılamak, onun görüşünü kabul etmeyi gerektirmez. Çünkü iki kişi her konuda aynı şeyi düşünecek olsa diğerine gerek kalmamış olurdu.
Aziz Kardeşlerim!
Birlikte yaşayabilme, insan ruhundaki güzel bir duygudur; toplumun bireylerini bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetler. Bu uyum; kardeşlik, iyi kalplilik, sevgi, adalet ile; hakkı, sabrı ve merhameti tavsiye etmekle beslenir. İnsanlar arasındaki eşitlik, birbirinin aynısı olmak değil, birbirini tamamlamak demektir.
Birlikte yaşama kültürü; ülfeti, yardımlaşmayı, toplumsal bağları, motivasyonu ve üretkenliği geliştirir. Ülkeyi sapkın düşüncelerden ve saldırgan eğilimlerden korur, fitne ve söylentilerin etkisini azaltır.
Şunu unutmayın ki; kalplerin kazanılması, mevzilerin kazanılmasından; gönüllerin birliği ise fikirlerin birliğinden daha önceliklidir. Nitekim Hz. Harun (as), ayrılıktan kaçınmak adına birliği muhafaza etmeyi öncelemiştir.
Muhterem Müslümanlar!
İslam tarihinde dini hükümler ve farzlar, Müslümanlar Medine’de farklı unsurlarla birlikte istikrarlı bir toplum kurduktan sonra uygulamaya konmuştur. Medine toplumu; müminler, münafıklar, Yahudiler ve müşriklerle bir arada yaşayan bir toplumdu.
Sahabeler bir arada olmayı en büyük salih amellerden saymış, her meşru imamın arkasında namaz kılmışlardır. Müslümanlar, kıblesi bir olan herkesi kendinden sayar, kalplerin içini ancak Allah’ın bildiğine inanır ve insanların ayıplarını örtüp hidayetleri için çalışırlar. İlim ehlini ise ancak hakikati dile getirmek için eleştirirler.
İslam, genişliğiyle tüm mensuplarını kuşatır. Allah’ın yardımı, birbirine düşmüş topluluklara değil, birlik içinde olanlara gelir. Katı tavırlılık, bağnazlık, sosyal ve psikolojik kopukluk, birliği yok eder ve birlikte yaşama ruhunu öldürür. Aklı selim kişi, ekseriyette doğru olan kardeşinin küçük hatalarını affedebilendir.
O, insanlara haklarını teslim eder ve kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa insanlara da öyle davranır.
Değerli Kardeşlerim !
Güzel söz ve güzel muamele sadece belli bir mezhebe veya din mensubuna değil, tüm insanlara karşı bir haktır. Bunun yolu da yumuşaklık, adalet, sevgi, güler yüz, hüsnü zan, kalp güzelliği ve saygıdan geçer. Bir kimse kardeşini korumadıkça kendini koruyamaz. Hayat "teklik" üzerine değil, "çiftlik ve yardımlaşma" üzerine kuruludur. İnsanları tekdüzeleştirmek Allah’ın kanununa aykırıdır. Diyalog; dayatma ve ikna için değil, tanışma, anlama ve kültürel alışveriş içindir.”