Surp Garabed Ermeni Kilisesi - Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի

  • Home
  • Turkey
  • Istanbul
  • Surp Garabed Ermeni Kilisesi - Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի
Directions Website Contact the place of worship

Surp Garabed Ermeni Kilisesi - Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի Üsküdar Surp Garabed Ermeni Kilisesi
Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի

Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի

Ձեռագրի մը յիշատակարանէն կը ստուգուի, թէ Ս. Կարապետ Եկեղեցին 1593էն քիչ առաջ կառուցուած էր։ Կ՚ենթադրուի որ մզկիթներու շինութեան համար Վանեցի ու Մշեցի վարպետներ եկած են Սկիւտար, եւ այդ պատճառաւ կառուցուած է եկեղեցին։ Շէնքը Վանեցի Զաքարիա Վարդապետին ջանքերով կը նորոգուի 1617ին։

Եկեղեցւոյ երրորդ վերաշինութիւնը կատարուած է 1727ին Յովհաննէս Կոլոտ Պատրիարքի շրջանին, ճարտարապետութեամբ՝ Սարգիս Խալֆայի։

Եկեղեցիին դիմացը Երուսաղիմական միաբաններու համար շինուեցաւ վանք մը, որուն վրայ նոր բաժիններ աւելցուց Երուսաղէմի Պատրիարք Գրիգոր Շղթայակիր։ Յետագային այս շէնքը փլցուեցաւ եւ Եկեղեցւոյ արեւելեան կողմը 1838ին շինուեցաւ ճեմարան վարժարանը, որ իր քովը ունէր պարսպապատ մեծ այգի մը։

Եկեղեցին, Աստուածատուր Պատրիարքի շրջանին՝ 1844 թուականին կը նորոգուի, իսկ 1887ին հրոյ ճարակ կը դառնայ։ Սակայն, 1888ին Յարութիւն Պատրիարքի օրով Մատթէոս ու Աբիկ Ունճեան եղբայրներու ծախքով կը վերակառուցուի իբրեւ քարուկիր շինուածք։ Եկեղեցւոյ շէնքը, ճակատին, աջին ու ձախին ունի երկու բարձրադիր ու քարաշէն զանգակատուներ։

Բակին մէջ կան երեք աղբիւրներ։ Եկեղեցին ունի հինգ դռներ։ Գաւիթին վրայ շինուած է երկյարկանի վերնատուն։ Եկեղեցւոյ յառաջամասին աջին ու ձախին կան երկու պահարան մատուռներ։ Այս թաղը 18 – 19րդ դարերուն մշակութային կարեւոր կեդրոն մը եղած է։ Ս. Կարապետ Եկեղեցւոյ քովն էր որ Կոլոտ Պատրիարք Իսթանպուլի առաջին դպրոցը բացաւ։

Եկեղեցւոյ վերջին նորոգութիւնը եղած է 2006 թուին, օծումը կատարուած ու պաշտամունքի վերաբացուած է ձեռամբ՝ Ամեն. Տ. Մեսրոպ Բ. Պատրիարքի։

02/10/2026
01/10/2026

TOKAT AKŞAMLARI...

Tokat; seksen yıl öncesi, şehir ama adı şehir, öyle büyük bir kalabalığı yok, yolu olduğu bile şüpheli. elektrik hak getire..
Mamam 13-14 yaşlarında, ve akşam olduğunda herkes evine çekilir, çünkü şehir karanlıktır, ve geceye doğru ortalıkta sarhoşlar başı boş insanlar vardır.
Düşünün; şimdiki gibi televizyon, bilgisayar, cep telefonu yok. Hatta radyo bile yok!
Ne var peki?
Ailelerin birbirini ziyaret etmesi, dedikodu konuşmaları vs, ya da sohbet diyelim, bunu gerçekleştirebilirlerdi.
Ama hayır; o dönem insanları biraz farklı yapılara sahipmişler. O şartlarda ziyaretler sıkça olur, insanlar bir araya geldiklerinde sevgi ve muhabbet ile sarmaş dolaş olur, hoşça konuşmalar yapılırmış.
Bir de, tarih ve yakın geçmişte olan biteni bilenler anlatmaya başlarlarmış ki, öyle yoran ve kafa ütüleyen bıkkınlık veren kuru konuşmalar değil ama bilgilendirici ilgi çeken konular konuşulurmuş.
Başka birileri konuşkan ve nüktedan olur, hikaye veya komik anılar anlatır, her kes bu kişiye kulak kabartırmış; dahası ailelerde en az bir kişi enstrüman çalabilir, sesleri güzel ve uygun olanlar şarkılara katılır, beraberce Tokat şarkıları söyleyip meşk ederlermiş.
İşte böyle bir zaman diliminde bir akşam, Mamam, medz mayriğim, kızkardeşi Prapion ve mamamın medz mayriği bir aradayken, ve vakit de hava kararmaya yüz tutmuşken, mamamın medz mayriği komşuları akşam eve davet etmiş ama, komşular "Bu akşam siz bize gelin" demişler.
Böyle bir davet geri çevrilir mi?
Gidilmiş pek tabii.....
Çocukları olmayan bir aileymiş bu;
Evin reisi güzel ud çalarmış, lakin karısı tam tersi çalınmasını istemezmiş!
Gidildiğinde, selam sabah verildikten ve hal-hatır sorulduktan sonra derin bir muhabbete girilmiş. Evin beyi bir yerden sonra sessiz kalmaya başlamış, çünkü; hazır misafirler de varken, fırsat bu fırsat ud çalmayı kafasına koymuş; ve bizimkiler derin konuşmadayken evin beyi yukarı kata çıkmış.
Mamam adamın sıvıştığını görünce "Aman İnşallah udu getirir çalmaya başlar da biraz eğleniriz" diye aklından geçiriyormuş ki bir de ne görsün, adam elleri arkada, udu gizleyerek gelmiyor mu!
Hanımı bu durumu fark edince, "Yine udu mu getirdin çalma şurada iki çift laf ediyoruz bizi bölme" diye çıkışmışsa da adam "Yahu hanım, bırak biraz da eğlenelim bak misafirlerin arasında gençler de var, bir iki şarkı söyleyip neşemizi bulalım" diye cevaplamış. Ve tabii başlamış çalıp söylemeye... Mamam ve morakuru Prapion hanım adamla birlikte o güzelim şarkıları söylemeye başlayınca hanımı daha fazla itiraz edememiş.
Ve-l hasılı kelam çok güzel bir akşam geçirmişler.
İşte elde akıllı telefonun, televizyonun, bilgisayarın müzik setinin ve radyonun bile olmadığı yerde iki Ermeni aile bir araya gelince böylesi mutlu bir akşam geçirmişler.
Sorarım size; bunlara sahip olan bizler bir araya geldiğimizde böyle mutlu akşamlar geçirebiliyor muyuz?

SEVGİ İLE KALIN
YEĞİŞE VARTABED 01/10/2026 PERŞEMBE

30/09/2026

"DAR KAPIDAN GİRİN. ÇÜNKÜ YIKIMA GÖTÜREN KAPI GENİŞ VE YOL ENLİDİR. BU KAPIDAN GİRENLER ÇOKTUR: OYSA YAŞAMA GÖTÜREN KAPI DAR, YOL DA ÇETİNDİR. BU YOLU BULANLAR AZDIR."
(Matta, 7:13-14)
Değerli kardeşler, sevgili dostlar, Rab İsa Mesih'in sevgisi ve bağışlaması üzerinize olsun.
Önemli bir konuya girmiş bulunmaktayım:
Matta ve Luka İncillerinde Rab İsa'nın bu sözlerini aktarırlar, Ama küçük bir fark olarak Luka İncilinde adı verilmeyen biri Rab İsa'ya bir soru sorar:
"Ya Rab kurtulanların sayısı az mı olacak?"
Rab bu soruya direkt cevap vermez ancak söylediği sözler insanlara bir yol gösterme şeklindedir.
Doğrudur; İnsanlar kendilerine verilmiş olan bu yaşamda devamlı bir tercih durumu karşısında kalacaklardır. Bu da özgür irade ve aklın sonucudur.
İnsan kendi yaşamını ve yaptığı şeyleri daima aklında tutmalı, ve onların doğru mu yanlış bir seçim mi olduğunu düşünmelidir.
Dahası kişi yaptığı veya yapmaya hazırlandığı, yapmayı planladığı şeyleri iyice irdelemeli.
Bu gün dünyada hakim olan düşünce Tanrı'nın olmadığı, veya varsa bile insana bir faydası olmadığı yönündedir. Bundan başka insan kendini yaşamının sahibi olarak görüp zevk aldığı hoşlandığı şeyleri tercih edip yerine getirme yolunu seçmektedir. Doğrusu; Dünya (Yani karanlık güç, şeytan) insanları bu yönde cesaretlendirmede ve bunun yerine getirilmesinde epey bir pay sahibidir.
Tanrı insanların genelinin ne durumda olduğunu bilir, ama yine de uyarmaktan geri kalmaz.
Ne mutu O'nu duyan dinleyen kulaklara....
Dar kapı diyerek Rab ne demek istemektedir?
Kısaca önemsiz görünümde, tercih edilmeyen, girişi zor ve zahmetli, sıkıntılı, güzel ve çekici bir görüntüsü olmayan, insanda oradan girmek için istek uyandırmayan, dahası istenmeyen bir kapı.
Ama yolu enli olan geniş kapı?
İnsanların neredeyse genelinin geçmek için can attığı, çekici, rahat, eğlenceli, arzularına kavuşturacak olan yolun girişi...
Arzular ve istekler her şeydir.
Kendi krallığını kurup kimseye hesap vermeme özgürlüğüne(!) kavuştuğu, canı ne istediyse yerine getireceğini sandığı bir yol,
Ama gerçek çok basit ve acı!
Elbette bu iki yolun da sonu var bir de....
İnsanın seçtiği o geniş yolun sonu karanlık, yıkım, kin, nefret, sevgisizlik, soygunculuk, adaletsizlik, kandırış, saygısızlık, hastalık, acı, karşısındakine hayat ve yaşam hakkı tanımama, savaş ve kırımla doludur. Nihayetinde bu yolu seçenler kendilerini kötücül karanlığın kollarında bulur ve onunla birlikte Tanrı'nın öfkesine tutulur.
Dar yolu seçenler de baştan sıkıntılara zorluklara çeşitli engellemelere, korkutmalara saplanıp kalabilir, bataklık gibi bir tür bir gevşekliğe kapılabilir, taşlık kayalık geçilmesi zor geçitlerle karşılaşabilir, çeşitli aldatmacalar burada da olabilir....
Ama ne olursa olsun sonuna kadar dayanan kişi yolun sonuna vardığında kendisini kuvvetli parlak bir ışığın sınırsız sevincin, sınırsız mutluluğun sınırsız coşkunun kucağında bulabilir. Kurtaran Rab Tanrı'sının kendisini karşılamak için orada hazır olduğunu görür.

SEVGİ VE DUALARIMLA
YEĞİŞE VARTABED 30/09/2026 ÇARŞAMBA

28/09/2026

"ÇÜNKÜ İNSANOĞLU'NUN GELİŞİ, DOĞUDA ÇAKIP BATIYA KADAR HER TARAFTAN GÖRÜLEN ŞİMŞEK GİBİ OLACAKTIR."
(Matta, 24: 27)

Sevgili kardeşler, değerli dostlar;
İnsanın içini donduran, sarsıp düşünmeye iten nasıl da etkili sözler bunlar...
Ülkemizde olan bitenler, ve dünyanın -Bir elden- yönetilerek içine düştüğü durum; güçlünün zayıfı telef etmesi, savaşın pohpohlanması, bazı ülkelerin güç ve kazanç amaçlı güçsüz ülkeleri boyunduruk altında tutması, kanımca büyük bir istekle 3. dünya savaşı değilse bile, bir hayli yaygın, bir çok ortadoğu ülkesini etkileyecek etnik ve dini temizlik savaşı kapıda gibi görünüyor. Bu yüzden başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere bir çok bölgede ekonomik sıkıntı; ve dürüst ve adil bir yönetimi olmayan ülkelerde çöküş görülmekte...
Enseyi çok mu kararttım?
Biraz daha karartayım....
Olaya politik değil ama Tanrı ve insan açısından bakalım mı?
Bakalım bence....
Basitçe başlayayım; topluluklar, ülkeler insanlardan oluşur.
İnsan ile Tanrı ilişkisi ne durumdadır?
Dünya üzerinde binlerce irili ufaklı dinler ve felsefeler vardır. Bunlar kendi yöresel, ülkesel, bölgesel şartlar ve söylemlere öğretilere göre farklılık gösterirler.
Bu dinlerin büyük çoğunluğu çok tanrılı dinlerdir. neredeyse hepsi bir benzerlik içerir. Bir baş tanrı ve tanrılar vardır. öğretileri ahlaki olmakla birlikte bu ahlak kuralları çok farklılıklar gösterirler.
Bazıları günümüzde artık çok tanrılı dinler yok derler, ama ezberden konuşmuş olurlar.
Konumuz bu dinlerin söylemleri ve öğretileri değildir.
Kutsal Kitap'ta Rab Tanrı bize şöyle söylemektedir. "Sözümü tutacak, ondan sağa-sola sapmayacaksın"
Ama Adem'den başlayarak insanların çok büyük bir çoğunluğu O'nu reddetti, emirlerini yerine getirmedi. Çok çokları Onunla alay eder oldular, yok saydılar, en hafif sözle umurlarında etmediler. Günümüzde bu gerçeklik bütün hızı ile devam etmekte. Kimse Ona yaklaşmak istememekte, sözlerini okumamakta ve böylece umursuzca gündelik yaşamlarını devam ettirmekteler. Kiliseler boş bugün, kimse Tanrıya zaman ayırmıyor.
***********
Yaşam denilen olguyu yanlış değerlendiriyoruz. Sağlıklı yaşarken, her şey yolundayken Tanrı umurumuzda bile olmuyor. Ama ne hikmetse insan hayatında bir şeyler ters gittiğinde tek suçladığı da Tanrı oluyor.
Tanrı İşleyişini ve işleyiş tarzını, Tanrı'nın düşüncesini, planlarını, ve işlenen büyük suç ve günahlar karşısında ne söylediğini ve yargısını hiç hatırımıza getirmiyoruz.
Ama bu Pazar okunan, başlığa alıntıladığım İncil okumasını insanlar duysalar da duymasalar önemseseler veya önemsemeseler de, iç titreten korkutan sözlerdir.
"O zaman İnsanoğlu'nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek. İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. Kendisi güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O'nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar....Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır."
(Matta, 24: 30-31, ve 35)

Rab kendisini sevenlere, emirlerini yerine getirenlere merhamet etsin!
YEĞİŞE VARTABED
28/09/2026 PAZARTESİ

26/09/2026

ՏՕՆ ՎԱՐԱԳԱՅ ՍՐԲՈՅ ԽԱՉԻՆ։
VARAK SURP HAÇ BAYRAMI.

Ճաշու ընթերցուածք

Առակաց... 3:18-26
Եսայի.....։ 65:22-25
Գաղատացիս 6:14-18
Աւետարան Մատթէոս 24:30-36
***********
Kutsal Kitap okuma bölümleri

Meseller. 3:18-26
İşaya. 65:22-25
Galatyalılara. 6:14-18
İncil Matta. 24:30:36

Kilisesini sevip sayanlara... Yarın Ermeniler için çok önemli bir bayram.

25/09/2026

"KAPI BEN'İM.
BİR KİMSE BENİM ARACILIĞIMLA İÇERİ GİRERSE KURTULUR."
(Yuhanna, 10:9)
Kapı....
Hayatımız kapılardan girip çıkmakla geçer hep... Nereye gidersek gidelim; ister eve, ister işyerine, ister toplantı yerine, ister kiliseye; hep kapılardan geçmek zorundayız. Bir kapıdan girip çıkmadığımız günümüz yoktur.
Bu kapılar ha işyerimize açılır, ha evimize; yahut bir eğlence merkezine, konsere, tiyatroya. Evimizin ve işyerimizin kapılarının açılması sıradan bir olaydır. Ama eğlence yerine, arkadaşlarımızla hoşça vakit geçireceğimiz yere açılan kapı farklı, sinema ve tiyatroya açılan kapı farklıdır.
Bunlardan başka hayatımızda görünmez kapılar da vardır. görmeyiz ama biliriz; çünkü hayatımızın akışı değişiverir. Bazen yıkıcı bir üzüntüye açılır kapı, bazen büyük başarılara ve elde edişlere...
Bazen bizi ruhen bozan ve yıkan kapılar da vardır, bizi yükselten kapılar da....
Yalanlara açılan kapılar vardır; gerçekliğe ve kurtuluşa da...
Örnekleri çoğaltabiliriz; ama gerek yok.
Rab ve Kurtarıcımızın bahsettiği kapı; oradan girecekler için tamamen farklı, muazzam, hiç görülmemiş gerçekliklere bilinemeyecek güzelliklere açılandır.
Rab elbette kendinden bahsetmektedir.
Neden Kendisi için "Kapı Ben'im" demektedir?
İlk akla gelen hiç bir insanın tahayyül edemeyeceği gerçekliklere, zenginliklere güzelliklere açılır.
En fazla akla gelen şey bu dünyadan çok farklı bir şey sunacak olmasıdır.
Bu kapı bozulmuş karakterimize ve yapımıza bambaşka bir hüviyet verecektir. Bu Kapı bize EBEDİ KURTULUŞ getirecektir. Bu Kapı'dan geçen temizlenecek, arınacak.
Bu kapı bizden sevgisizliği, akılsızlığı, kini, nefreti, bencilliği bunların sebep olduğu ölümü alacak; bize sevgiyi, aklı, merhameti, bağışlamayı kardeşlik sevgisini ve SONSUZ İYİ YAŞAMI sunar.
Bu Kapı Tanrı'ya açılır, açılan yolda bize önderlik eder, Kendisi ile birleşeceğimiz sonsuz yaşamı sunar.

SEVGİ VE DUALARIMLA
YEĞİŞE VARTABED
VARAK SURP HAÇININ ORUCU, 25/09/2026 CUMA

24/09/2026

KAPI BEN’İM.
BİR KİMSE BENİM ARACILIĞIMLA İÇERİ GİRERSE KURTULUR. GİRER ÇIKAR VE OTLAK BULUR.
(Yuhanna, 10: 7-9)
Sevgili dostlar, değerli kardeşler, Rab İsa Mesih’in inayeti ve sevgisi üzerinize olsun.
Açıklaması kolay gibi görünen, ama zor olan bir konuşma bu…
Koyun kelimesi eleştirmenler ve inanmayanlar tarafından Tanrı’ya iman etmiş insanlar için alaycı ve aşağılayıcı bir üslupta, sürü psikolojisine sahiplerdir, akıldan yoksundurlar, çoban nereye gitmeye karar verirse onu takip edip peşi sıra yürürler- demek istemektedirler.
Bu sadece Tanrı’ya ve onun yarattıklarına karşı aşağılama ve hakaret değildir. Üstün körü bakılışta koyunlar öyle algılana bilinir: Ama hayvanları, özellikle koyunların davranışlarını gözlemleyenler için bu gerçeği yansıtmamaktadır.
Çünkü koyunun da aklı vardır. Rab İsa tam da bunu belirtmek ister. Koyunlar kendi dostlarını ve çobanlarını tanırlar. Tanımadıkları birinin ardı sıra gitmezler.
Nitekim bu bölümün başında Rab tam da bunu belirtir.
Peki Rab neden insanı koyuna benzetiyor?
İnsanlar sürü kelimesini kullandıklarında akıldan yoksunluğu, aptallığı belirtmek ister. Ama koyun bu sanının tam tersini gösterir bize… Aksine akıllıdır koyun, kimin kendisine fayda sağlayabileceğini anlar ve değerlendirir. Sahibinin sesini tanır. Başka bir sese gitmez.
Rab İsa tam da bunu belirtmek ister. Kendisini tanımış olanlara, kendisini takip edenlere koyun diyor Rab, Ya kendisini reddedip takip etmeyenleri hangi hayvanla bir tutuyor dersiniz?

SEVGİ VE DUALARIMLA
YEĞİŞE VARTABED
VARAK HAÇI BAYRAM ORUCU, 24/09/2026 PERŞEMBE

22/09/2026

"HİÇ KİMSE KANDİL YAKIP BUNU BİR KAPLA ÖRTMEZ, YA DA YATAĞIN ALTINA KOYMAZ. TERSİNE, İÇERİ GİRENLER IŞIĞI GÖRSÜNLER DİYE ONU KANDİLLİĞE KOYAR.
**ÇÜNKÜ AÇIĞA ÇIKARILMAYACAK GİZLİ HİÇ BİR ŞEY YOK; BİLİNMEYECEK, AYDINLIĞA ÇIKMAYACAK SAKLI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR.**
BUNUN İÇİN NASIL DİNLEDİĞİNİZE DİKKAT EDİN.
KİMDE VARSA, ONA DAHA ÇOK VERİLECEK. AMA KİMDE YOKSA, KENDİSİNDE VAR SANDIĞI BİLE ELİNDEN ALINACAK."

Değerli kardeşler, değerli dostlar. Rab İsa Mesih'in yaptığı çok önemli bir konuşmanın önünde durmaktayız.
Bu konuşma salt gerçeği açıklaması bakımından önemlidir.
Peki; nedir bu gerçek?
Bir gün; o gün pek uzak değil elbette; hepimiz, bütün insanoğlu, ilk insandan bu yana günümüze kadar yaşamış olan, günümüzde yaşayan, gelecekte yaşayacak olan dünyanın bütün insanları Rab İsa'nın önüne çıkacaklar. Dünya var olmaya devam ederken Tanrı'mızın sınırsız sevgisi ve merhameti devam edecektir. Ama Kutsal Kitapta belirtildiği gibi bir zaman gelecek ve dünya son bulacaktır. O zaman da Rab İsa karşımıza Yargıç olarak çıkacak, ve her şeyin hesabını soracaktır.
Bu gerçeklik ışığında bu sözlere bir daha bakalım:
Birinci cümle Işık olan Rab İsa beden aldığında dünyaya ışık geldi. Ama insanlar O'nu reddetti. Bazıları kendilerini karanlığa attı, çünkü yaptıkları kötüydü. Bazıları da gelen Işığı saklama yoluna gitti; çünkü ışığı sevmediler. Bir çokları Rab İsa'nın ismini ve kendisini reddettiler. Bunlar kandili yakıp, yani ışığı alıp gizleme, yani reddetme yoluna gittiler.
Ama dünyada -Bir elin parmakları sayılabilecek az sayıda insan O'nu Rab'bi ve Kurtarıcısı ilan etti, O'ndan aldığı Işığı hayatında en önemli yere yani yükseğe koydu, gizlemedi.
Tanrı'yı reddedenler, O'nu yok sayanlar, başka dinlere inananlar, Yogistler, Brahmanlar, Budistler, Krişnacılar vs. yargı gününü, yani ölümden sonrasını da yok sayarlar; gerçeklikle ilgisi olmayan birçok sözler ve öğretiler konuşurlar. Bazı dinler de ölümden sonrasını ve cenneti kabul etmekle birlikte O'nu kendi açıkladıkları cennette bile ikrar etmezler.
Bu yüzden Rab İncilde konuşurken
"Açığa çıkarılmayacak gizli hiç bir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiç bir şey yoktur." demektedir.
Bütün öğretiler, Tanrı'yı yok sayan veya dışlayan bütün filozoflar ve yazdıkları, Gerçek ve Diri Olan'ı reddedip panteizme önem verip öğretenler, din uydurup kazanç kapısı yapan herkes, ama bütün insan soyu, dünyaya son verildiğinde tek bir gerçeklikle karşılaşacaklar.
O da İsa Mesih ve yaratılış ve her şey hakkında tek gerçekle....
Nitekim Resul Pavlus Gerçeği çok açık bir dille yazmıştır.
"Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır; ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim."
Son olarak "Kimde varsa, ona daha çok verilecek. Ama kimde yoksa, kendisinde var sandığı bile elinden alınacak.
Bir kimse eğer Rab İsa'ya iman etti ve hayatındaki her şeyi O'nun istekleri doğrultusunda yaptı ise kazandı; Yargı gününde ona çok daha fazla şeyler verilecek.
Örneğin: Luka İncilinde anlatılan bi mesel cümlesi anlatmak istediğimi daha açık söyleyecek.
"Aferin iyi köle! dedi. En küçük işte güvenilir olduğunu gösterdiğin için on kent üzerinde yetkili olacaksın."
Bu bölüm hakkında kısaca yazmak imkansızdı, ama ben yine de kısa tutmaya çalıştım.
Rab görmeyenlerin gözlerini,
Duymayanların da kulaklarını açsın.

SEVGİ VE DUALARIMLA
YEĞİŞE VARTABED
VARAK SURP HAÇI BAYRAMI ORUCU, 22/09/2026 SALI

21/09/2026

Salı günü İncil öncesi okuma bölümü:

Resul Pavlus'un Korintlilere yazdığı ikinci mektuptan, 6:16-7:1

ÇÜNKÜ BİZ YAŞAYAN TANRI'NIN TAPINAĞIYIZ. NİTEKİM ŞÖYLE DİYOR:
"ARALARINDA YAŞAYACAK, ARALARINDA YÜRÜYECEĞİM.
ONLARIN TANRI'SI OLACAĞIM,
ONLAR DA BENİM HALKIM OLACAK."
BU NEDENLE,
"İMANSIZLARIN ARASINDAN ÇIKIP AYRILIN" DİYOR RAB.
"MURDARA DOKUNMAYIN,
BEN DE SİZİ KABUL EDECEĞİM."
HER ŞEYE GÜCÜ YETEN RAB DİYOR Kİ;
"SİZE BABA OLACAĞIM, SİZ DE OĞULLARIM KIZLARIM OLACAKSINIZ."
SEVGİLİ KARDEŞLER, BU VAATLERE SAHİP OLDUĞUMUZA GÖRE, BEDENİ VE RUHU LEKELEYEN HER ŞEYDEN KENDİMİZİ ARINDIRALIM; TANRI KORKUSU İLE, KUTSALLIKLA YETKİNLEŞELİM.

Address

Bağlarbaşı, Yeni Mahalle Vasiyet Sok. No: 6/3, 34664 Üsküdar
Istanbul

Opening Hours

Monday 08:00 - 17:00
Tuesday 08:00 - 17:00
Wednesday 08:00 - 17:00
Thursday 08:00 - 17:00
Friday 08:00 - 17:00
Saturday 08:00 - 17:00
Sunday 08:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Surp Garabed Ermeni Kilisesi - Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Place Of Worship

Send a message to Surp Garabed Ermeni Kilisesi - Ս. Կարապետ Եկեղեցի Սկիւտարի:

Shortcuts

Share