Meryem Ana Doğuş Katolik Kilisesi

Meryem Ana Doğuş Katolik Kilisesi 1808 Erezione della parrocchia
1815: Prima chiesa in legna
1866: Chiesa in pietra

Ayin Sunağı / AltarıKonsil sonrası sunak, yani versus populum (cemaate dönük sunak), prezbiteriumda bulunur. Her gün Kut...
07/04/2026

Ayin Sunağı / Altarı
Konsil sonrası sunak, yani versus populum (cemaate dönük sunak), prezbiteriumda bulunur. Her gün Kutsal Ayin’i bu sunak üzerinde kutlarız. Bu sunak ahşaptan yapılmıştır; güzel ve özenle işlenmiş bir sunaktır. Yapısı, Romanesk tarzı hatırlatan kemerler içerir ve bu da ona zarif bir görünüm kazandırır. Sunak sadece bir eşya değildir; Efkaristiya kurbanının kutlandığı yerdir. İsa şöyle dedi: “Bunu beni anmak için yapın” (Luka 22,19). Biz de bu buyruğu her gün sunak üzerinde yaşarız. Bu yüzden sunak, kutlamanın kalbidir.
Sunağın üstünde dikdörtgen bir mermer levha vardır. Bu levhanın altında kutsal emanetler (relikler) bulunur: Aziz Maksimilian Kolbe’nin bir reliki ve Padre Pio ile Don Bosco’ya ait küçük relikler. Bu, Kutsal Ayin’in azizlerin ve şehitlerin tanıklığıyla birleştiğini hatırlatır.
Bu ahşap sunağın da bir hikâyesi vardır. Uzun süre Aziz Antuan Bazilikası’nın kriptasında saklanmıştı. Beyoğlu’ndaki rahiplerimiz, 28 Ocak 2024’teki silahlı saldırıdan sonra yapılan arınma ve yeniden kutsama Ayini için bu sunağı bize hediye ettiler. O saldırıda Murat Cihan Tuncer hayatını kaybetmişti. Dinî ve sivil yetkililerin katılımıyla, 1 Şubat 2024’te bu sunak üzerinde ilk Kutsal Ayin kutlandı. Ayine Monsenyör Massimiliano Palinuro başkanlık etti.
Sunak üzerine ekmek ve şarap konur; bunlar Mesih’in Bedeni ve Kanı olur. Aziz Fransua, bu büyük sırrı şöyle anlatır: “İşte, her gün O kendini alçaltır; nasıl ki krallık tahtından inip Bakire’nin rahmine geldiyse, her gün de bize alçakgönüllü bir görünümle gelir; her gün Baba’nın bağrından sunağa, rahibin ellerine iner.”
Bu yüzden rahip sunağı öper: Ayinin başında bir buluşma gibi, sonunda ise bir vedâ gibi. Bu basit ama sevgi ve derin anlam dolu bir harekettir.
Bu sunak ayrıca özel bir lütuf da almıştır: Papa XIV. Leone’nun Türkiye ziyareti sırasında onun tarafından öpülmüş ve tütsülenmiştir. Maslak’taki Volkswagen Arena’ya götürülmüş ve Papa 29 Kasım 2025’te burada yaklaşık 4.000 inanlıyla bu altarı kullanarak Kutsal Ayin kutlamıştır. Bu inanlılar Latin, Ermeni, Keldani ve Süryani ritlerinden geliyordu. Bu sunak, o günün ışığını her zaman taşısın.

Altare in legno
L’altare postconciliare, chiamato anche versus populum, si trova nel presbiterio. È l’altare sul quale ogni giorno celebriamo la Santa Messa. È un altare di legno; un altare bello e ben lavorato. La sua struttura presenta delle arcate che ricordano lo stile romanico e che gli dona una forma elegante. L’altare non è solo un oggetto: è il luogo dove si celebra il sacrificio eucaristico. Gesù ha detto: «Fate questo in memoria di me» (Lc 22,19), e noi viviamo questo comando ogni giorno proprio sull’altare. Per questo l’altare è il cuore della celebrazione.
Sulla mensa dell’altare è inserita una lastra rettangolare di marmo. Sotto questa lastra sono custodite delle reliquie: tra queste, la reliquia di San Massimiliano Kolbe delle piccole e commerciale reliquie di Padre Pio e Don Bosco. Questo ci ricorda che la Santa Messa è unita alla testimonianza dei santi e dei martiri.
Questo altare di legno ha la sua storia. Già da tempo era depositato nella cripta della Basilica di Sent’Antuan, e i nostri frati di Beyoğlu ce lo hanno donato per la Messa di purificazione e di ribenedizione dopo la profan**ione del 28 gennaio 2024, quando in quell’attacco armato morì Murat Cihan Tuncer. Con la partecipazione delle autorità religiose e civili, il 1° febbraio 2024 su questo altare è stata celebrata la prima Santa Messa dopo l’attacco sopra ricordato. La celebrazione è stata presieduta da Mons. Massimiliano Palinuro.

Sull’altare vengono deposti il pane e il vino, che diventano il Corpo e il Sangue di Cristo. San Francesco che ha capito il mistero ce l’lo indica dicendo: «Ecco, ogni giorno Egli si umilia, come quando dalla sede regale discese nel grembo della Vergine; ogni giorno egli stesso viene a noi in apparenza umile; ogni giorno discende dal seno del Padre sull’altare nelle mani del sacerdote» (Fonti Francescane, Ammonizioni, 1).
Per questo il sacerdote bacia l’altare: all’inizio della Messa, come un incontro, e alla fine, come un saluto. È un gesto semplice, ma pieno di amore e di profondo significato.
Questo altare ha ricevuto anche una grazia speciale: è stato baciato e incensato da Papa Leone XIV durante la sua visita in Turchia. È stato portato alla Volkswagen Arena di Maslak, dove il Papa ha celebrato la Santa Messa il 29 novembre 2025 con circa 4.000 fedeli di diversi riti: latino, armeno, caldeo e siriaco. Possa questo altare conservare per sempre la luce di quel giorno.

İyi Paskalyalılar İsa Dirildi
05/04/2026

İyi Paskalyalılar
İsa Dirildi

İsa DİRİLDİ! Hepinize İyi Paskalyalar!Christ is RISEN! Happy Easter!Cristo è RISORTO! Buona Pasqua!Maligajang pagkabuhay...
04/04/2026

İsa DİRİLDİ! Hepinize İyi Paskalyalar!
Christ is RISEN! Happy Easter!
Cristo è RISORTO! Buona Pasqua!

Maligajang pagkabuhay ni Kristo!
Chrystus zmartwychwstal! Szczesliwych Swiat!
Christus het opgestaan! Christus is verrese!

Cristo resuscitou! Feliz e santa Páscoa em Cristo,
Christ est ressuscité! Joyeuses Pâques!
Христос Воскресе!

Krisztus feltamadott, Alleluja.

Krisztus feltamadott, Alleluja.
Cristos a înviat! Adevårat a înviat!
Surrexit Dominus vere, Alleluja!

Ecco il legno della Croce, al quale fu appesa la salvezza del mondo.
03/04/2026

Ecco il legno della Croce, al quale fu appesa la salvezza del mondo.

“Simun Petrus'a geldiğinde, Simun, “Ya Rab” dedi, “Sen mi benim ayaklarımı yıkıyorsun?” İsa, “Ne yaptığımı şimdi anlamıy...
02/04/2026

“Simun Petrus'a geldiğinde, Simun, “Ya Rab” dedi, “Sen mi benim ayaklarımı yıkıyorsun?” İsa, “Ne yaptığımı şimdi anlamıyorsun, ama ileride anlayacaksın” diye yanıtladı.”
‭‭YUHANNA‬ ‭13‬:‭6‬-‭7‬

Mesih İsa’nın Kudüs’e ve bugün hayatımıza görkemli girişi. Hosanna!
29/03/2026

Mesih İsa’nın Kudüs’e ve bugün hayatımıza görkemli girişi. Hosanna!

21/03/2026
21/03/2026
ANA ALTAR (SUNAK), PRESBİTERYUMve KUTSAL EFKARİSTİYA DOLABI / MUHAFAZI / TABERNAKOLBütün kiliselerin “vazgeçilmez” bölüm...
28/02/2026

ANA ALTAR (SUNAK), PRESBİTERYUM
ve KUTSAL EFKARİSTİYA DOLABI / MUHAFAZI / TABERNAKOL

Bütün kiliselerin “vazgeçilmez” bölümlerinden biri sunaklardır. Kilisenin en merkezi kısmı Ana Altar’dır: içeri girer girmez hemen gözlerin önünde görünür ve bütün litürjiler sadece rahiplere ve görevlilere ayrılmış bu bölümde kutlanır; bu bölüm, Latince adı korunarak, Presbiterium olarak adlandırılır. Bizim kilisemizin presbiteriyumu bugün tamamen mermerdir. Önceden özellikle sunak mermerdi, şimdi ise 2025 yılından itibaren zemin ve presbiteriyumun bütün alanı da aynı şekilde tamamlanmıştır. Bu, ayin yerini ana nef ile daha uyumlu yapar ve orada kutlanan şeyin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
II. Vatikan Konsili öncesi sunak, ana sunak, tamamen güzel bir mermerdendir, genel olarak Ege Kahvesi mermeri olarak adlandırılır ve geri kalan kısımlar hem sunak hem bütün zemin Marmara mermeridir. Mermer sunak ve tabernakol, 14 Temmuz 1927 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre, adresi Galata, S. Pietro Han No. 19 olan A. Bottinelli İnşaat Firması tarafından yapılmıştır. Bu sunak, Efkaristiya kutlamasına olan sevginin ve saygının ne kadar büyük olduğunu hatırlatır. Sunak sadece bir masa değildir: İsa’nın kurban yeridir. Bakan kişinin gözleri önünde ve sunağın mermeri ortasında “M” harfi vardır; bu harf Meryem’i hatırlatır. Kilisemiz Meryem Ana’nın Doğuşu’na adanmıştır, bu yüzden tamamen Meryem’e ait bir kilisedir. Resimler ve görüntüler her zaman Meryem Ana’yı hatırlatır. Sunak üzerindeki “M” harfi bize Efkaristiya’da aldığımız İsa’nın Bedeni Meryem’den doğduğunu hatırlatır.
2025 yılında kilisenin çatı katında bir kutu bulduk; içinde birkaç mermer levha vardı, bazıları relikli, bazıları reliksizdi, fakat relik için boş yerleri olan levhalarda başlangıçta relik bulunduğu kolayca fark edilir. Belki bunlar kapatılmış olan ve şimdi okul olan Edirne’deki kilisemizden gelmektedir. Onları sunağın duvarının sağ ve sol tarafına yerleştirdik. Bu güzel bir işarettir: bize azizleri ve şehitleri hatırlatır ve Efkaristiya’nın Mesih için hayatını verenlerin tanıklığına bağlı olduğunu anlamamızı sağlar.
Sunağın ortasında mermer tabernakol vardır. Basittir, ama kilisenin en önemli yeridir. İçinde Efkaristiya’da gerçekten mevcut olan İsa vardır. Üzerinde oyulmuş haç ve küçük meleklerle kapısı bu büyük gizemi korur. Yanlarda diz çökmüş, tapınma halinde olan melekler Eski Ahit’teki Ahit Sandığı’nı hatırlatır. Ahit Sandığı’nın içinde manna, Harun’un asası ve 10 emrin levhaları vardı. Şimdi tabernakolda bir işaret veya Tanrı’nın Yazılı Sözü yoktur, fakat Beden almış Tanrı Sözü vardır. O şöyle dedi: «Alın, bu benim Bedenimdir» (Mk. 14,22). Biz bunun gerçekten böyle olduğuna inanıyoruz.
Tabernakolun üstünde sürekli yanan kandil vardır. Bu ışık bize İsa’nın burada gece ve gündüz mevcut olduğunu hatırlatır. Bu sürekli, sessiz ama gerçek bir mucizedir. Böylece bütün presbiteriyum, mermerle, sunakla, Meryem’in “M” harfiyle, reliklerle, meleklerle ve yanan kandille bize tek bir şey söyler: İsa aramızdadır. Ve biz iman, saygı ve sevgiyle yaklaşmaya çağrılıyoruz.
--------
Una delle parti “indispensabili” di tutte le chiese sono gli altari. La parte più centrale della chiesa è l’Altare Maggiore: appena si entra, appare subito davanti agli occhi e tutte le liturgie vengono celebrate in questa parte riservata soltanto ai sacerdoti e agli inservienti; questa parte, mantenendo l’appellativo latino, è chiamata Presbiterium. Il presbiterio della nostra chiesa oggi è tutto di marmo. Prima era soprattutto l’altare ad essere di marmo, adesso dall’anno 2025 invece anche il pavimento e tutto lo spazio del presbiterio sono stati completati nello stesso modo. Questo rende il luogo della Messa più armonioso con la navata e fa capire quanto è importante ciò che lì si celebra.
L’altare preconciliare, l’altare principale, è tutto di un bel marmo, chiamato comunemente Ege Kahvesi mermeri, e Marmara mermeri tutto il resto sia l’altare che tutto il pavimento. L’altare di marmo con il tabernacolo è stato costruito dalla Impresa di Costruzioni A. Bottinelli con l’indirizzo in Galata, S. Pietro Han No. 19, secondo il contratto firmato il 14 luglio 1927. Questo altare ricorda quanto grande fosse, l’amore e il rispetto per la celebrazione eucaristica. L’altare non è solo un tavolo: è il luogo del sacrificio di Gesù. Davanti agli occhi di chi guarda e in mezzo al marmo dell’altare c’è la lettera “M”, che ricorda Maria. La nostra chiesa è dedicata alla Natività della Beata Vergine Maria, quindi è una chiesa tutta mariana. Anche i quadri e le immagini richiamano sempre la Madonna. La “M” sull’altare ci ricorda che Gesù, che riceviamo nell’Eucaristia, è nato da Maria.

Nel 2025, nel sottotetto della chiesa, abbiamo trovato una scatola con diverse lapidi di marmo, alcune con reliquie le altre senza ma anche se i loculi per le reliquie vuote si può facilmente notare che contenevano inizialmente delle reliquie. Forse provengono dalla nostra chiesa di Edirne che è stata chiusa; ora è scuola statale. Le abbiamo montato a destra e a sinistra del muro dell’altare. Questo è un segno bello: ci ricorda i santi e i martiri, e ci fa capire che l’Eucaristia è legata alla testimonianza di chi ha dato la vita per Cristo.

Al centro dell’altare c’è il tabernacolo di marmo. È semplice, ma è il luogo più importante della chiesa. Dentro c’è Gesù presente realmente nell’Eucaristia. La porticina, con la croce incisa e gli angioletti, custodisce questo grande mistero. Gli angeli messi ai lati, in ginocchio, in adorazione, ci ricordano l’Arca dell’Alleanza dell’Antico Testamento. Nell’Arca c’erano la manna, il bastone di Aronne e le tavole della legge. Ora nel tabernacolo non c’è un segno oppure la Parola Scritta di Dio, ma c’è la Parola di Dio fatta Carne. Lui ha detto: «Prendete, questo è il mio Corpo» (Marco 14,22). Noi crediamo che è veramente così. Accanto al tabernacolo c’è la lampada perenne, sempre accesa. Quella luce ci ricorda che Gesù è presente, giorno e notte. È un miracolo continuo, silenzioso, ma vero. Così tutto il presbiterio, con il marmo, l’altare, la “M” di Maria, le reliquie, gli angeli e la lampada accesa, ci parla di una cosa sola: Gesù è in mezzo a noi. E noi siamo chiamati ad avvicinarci con fede, riverenza e amore.

- Padovalı Aziz Antuan’ın (Mucizelerin Azizi) - Allah’a   adanan   ve   Allah’a   sunulan mumların   anlamı -  Dualar Pa...
24/02/2026

- Padovalı Aziz Antuan’ın (Mucizelerin Azizi)
- Allah’a adanan ve Allah’a sunulan mumların anlamı
- Dualar

Padovalı Aziz Antuan’ın (Mucizelerin Azizi) heykeli ağır alçıdan yapılmıştır ve onu Kutsal Kitap’ın, yani İncil’in üzerinde oturan Çocuk İsa’yı kucağında tutarken tasvir eder.
İsa’nın Aziz Antuan’ın kollarında bulunmasının nedeni, geleneğe göre bir gece bir rahibin Antuan’ın hücresinden büyük bir ışık çıktığını görmesidir. Merakla içeri baktığında, o ışığın kaynağının bizzat Çocuk İsa olduğunu görür. İsa, İncil’de söylediği gibi: “Ben dünyanın ışığıyım” (Yuhanna 8,12). Bu nedenle ikonografide Aziz Antuan, kollarında Çocuk İsa ile betimlenir. Bu sadece şefkatin bir simgesi değil, Mesih’le derin bir birlikteliğin işaretidir.
Çocuk İsa’nın İncil’in üzerinde oturması ise, Aziz Antuan’ın Kutsal İncili neredeyse ezbere bildiğinin söylenmesindendir. Fakat bunun daha derin bir anlamı vardır: Tanrı’nın Sözü, Meryem Ana’nın rahminde insan oldu (bkz. Yuhanna 1,14). Bu nedenle İsa ile Kutsal Yazı ayrı gerçeklikler değildir. Mesih yaşayan Söz’dür, İncil ise yazılı Sözdür. Aziz Antuan, kollarında, Yazılarda tefekkür ettiği Tanrı Sözü’nü taşımaktadır.
Aziz Antuan, hayattayken birçok mucize yapmıştır. Özellikle kaybolan insanlar ve kaybolan eşyalar için dua edilince yardım ettiği söylenir. Bu yüzden ona “Mucizelerin Azizi” denir. Ayrıca balıkçıların, denizcilerin ve yolculuk yapan insanların koruyucu azizidir. 13 Haziran günü onun bayramı kutlanır.
Bu ve diğer heykellerin önünde diz çökme sıraları bulunur. Aziz Antuan heykelinin önünde mum yakmak isteyenler için iki dua yer alır. Bu dualar hem kendin için hem yaşayanlar hem de vefat etmiş olan sevdiklerimiz için edilir. Mum yakıp dua eden kişiler, niyetlerini Tanrı’ya sunarlar.
Mum yakmak basit ama derin anlam taşıyan bir jesttir:

Allah’a adanan ve Allah’a sunulan mumların anlamı

1️. Sunu ve Dua Olarak Mum. Eski Ahit’te insanlar, Allah ile aralarındaki bağı güçlendirmek ve O’nu yatıştırmak için O’na sunular getiriyorlardı. Yakmalık sunular (olah) kesiyorlar, bu sunulardan yükselen güzel koku Allah’a ulaşan bir dua gibi kabul ediliyordu: “Duası tütsü gibi senin önüne yükselsin, ellerimin kaldırılışı akşam sunusu gibi.” (Mezmur 141:2). Yoksul halk ise kurbanlık hayvan alamadığında, hayvanın yağından yaptıkları mumları Tanrı’ya sunuyorlardı. Böylece onlar da kendi imkânlarıyla bir sunu getirmiş oluyorlardı. Günümüzde bizler de mum yakarak dualarımızı Tanrı’ya bir sunu gibi yükseltiyoruz.

2️. Yol Gösteren Işık Olarak Mum. Tanrı, İsrailoğullarına çölde yol gösterirken gündüz bulut sütunuyla, gece ise ateş sütunuyla onların önünde yürüyordu: “Gündüz bulut sütunu içinde yol göstererek, gece ise ateş sütunu ile ışık vererek onların öncülüğünü yaptı. Gündüz bulut sütunu, gece ise ateş sütunu halkın önünden eksik olmadı.” (Çıkış 13:21-22) Bu nedenle bizler de dua ederken şöyle diyebiliriz: “Rab’bin ışığı hayatımızda parlasın ve bize gece gündüz yol göstersin.” Mum yaktığımızda, aslında Tanrı’nın ışığının yaşamımıza girmesini ve karanlıklarımızı aydınlatmasını diliyoruz: “Tanrı, adımlarımı yürüdüğüm yolda aydınlatan bir kandil gibiydi; O’nun ışığıyla karanlıkta yürürdüm.” (Eyüp 29:3)

3️. Mesih’in Işığı Olarak Mum. Peygamberler tarafından önceden bildirilen Tanrı’nın Sözü, Mesih İsa, dünyaya gelerek karanlıkta oturanlara ışık oldu: “Halk karanlıkta yaşayan bir ışık gördü; ölüm diyarının gölgesinde yaşayanların üzerine bir ışık doğdu.” (Matta 4:16; Yeşaya 9:2). İsa şöyle dedi: “Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, karanlıkta yürümeyecek; yaşam ışığına sahip olacak.” (Yuhanna 8:12). Vaftiz aracılığıyla bizler de bu ışıktan bir pay aldık. O yüzden Mesih, öğrencilerine de şöyle dedi: “Siz dünyanın ışığısınız. Tepeye kurulmuş kent saklanamaz.” (Matta 5:14). Mum yakmak, bu ilahi gerçeği hatırlamak ve Mesih’in ışığını dünyaya yansıtma çağrımıza cevap vermektir.

4️. Yaşamın Sembolü Olarak Mum. Mum, insan yaşamının da bir sembolüdür. Alevinin bazen büyüyüp bazen küçülmesi, ruhsal hayatımızdaki iniş çıkışlara benzer: “Rab’bin soluğu insanın ruhunu aydınlatır, onun içindeki derinlikleri araştırır.” (Özdeyişler 20:27). Mum eridikçe kısalır; bu da yaşamımızın her geçen gün biraz daha tükenmesini simgeler. Ama iman edenler için Mesih’in ışığı asla sönmeyecek ve sonsuza dek onlara yol gösterecektir: “Kötülerin kandili söner, alevi artık parlamaz.” (Eyüp 21:17)
Sonuç. Mum yakmak, sadece bir gelenek değil; Tanrı’ya yükselen bir dua, Mesih’in ışığını hatırlama ve ruhsal yaşamımızın derin bir sembolüdür. Her yanan mum, Mesih’in dünyaya getirdiği
Sen de bir mum dikip dua etmek istersen, yapabilirsin. Dualarına biz de gönülden eşlik ediyoruz. Yüce Allah, senin dua kurbanını kabul etsin. “Dua, Tanrı’ya sunulan bir kurban gibidir; dudaklarımızın O’na şükran meyvesi sunmasına izin verelim.” (İbraniler 13:15) çünkü: “Yakmalık sunular ve kurbanlar yerine dua ve şükran Tanrı’yı hoşnut eder.” (Mezmur 50:14)

Kendimiz, Yaşayanlar ve Vefat Edenler İçin Dua
Mum yakıp dua eden kişiler, niyetlerini Tanrı’ya sunarlar.

1. Allah’ım, bir mum yakıyorum.
Belki gerektiği gibi dua etmeyi bilmiyorum.
Bu mum, sahip olduğum ve olduğum şeyin küçük bir parçasıdır.
Sana yalvarıyorum Allah’ım, bu mum benim yolumu aydınlatan ışığın olsun. Hayattaki zorluklarda ve vereceğim kararlarda bana rehberlik etsin.
Bu mum, içimdeki bencilliği, kötülüğü, gururu ve kötülüğü yakıp yok eden ateşin olsun. Kalbimi ısıtan ve beni gerçek sevgiyi öğrenmeye yönlendiren bir alev olsun.
Bu ışık bazen zayıf, bazen güçlü yanıyor – tıpkı benim de bazen huzursuz olmam gibi. Ya Rab, kaygılar içinde olduğumda, iç huzuru Sende bulmama yardım et.
Bu alev bana da ışık ve sıcaklık veriyor. Allah’ım, beni de dünya için bir ışık yap.
Tıpkı mumun sessizce eriyip görevini yerine getirmesi gibi, ben de sevgiyle kendimi adamak ve alçakgönüllülükle hizmet etmek istiyorum.
Bu mumla başka mumlar da yakılabilir. Allah’ım, başkalarına örnek olmamı sağla, böylece onlar da parlasın ve başkaları için ışık olsun. Amin.

2. Allah’ım, Senin huzurunda bir mum yakıyorum,
Her ne kadar kilisede uzun süre kalamasam da bu mumun aleviyle, burada benden bir parçayı bırakmak istiyorum, Sana sunmak istediğim bir parça.
Bu ışıkla birlikte, sevdiklerimi – hayatta olanları ve ebediyete göçenleri – ve bütün dua niyetlerimi Sana emanet ediyorum.
Lütfen, Allah’ım, iyilik yapanlarıma, anne babama, kardeşlerime, akraba ve dostlarıma ve dua etmekle yükümlü olduğum herkese lütuflarını ver ve onları güçlendir.
Özellikle merhametini merhum (isimleri… ) üzerine dökmeni diliyorum, ve yeryüzünde yaptıkları iyiliklerin karşılığı olarak onlara sonsuz mutluluğunu bağışla. Allah’ım, onlara ebedi istirahatı ver, ve sonsuz ışığın üzerlerinde parlasın. Huzur içinde yatsınlar. Amin.

Aziz Maksimilyan Kolbe, Auschwitz Şehidi // San Massimiliano Kolbe, martire di Auschwitz  (sol tarafta // nella parte si...
22/02/2026

Aziz Maksimilyan Kolbe, Auschwitz Şehidi // San Massimiliano Kolbe, martire di Auschwitz
(sol tarafta // nella parte sinistra)

Aziz Maksimilyan Kolbe, bir Konventüel Fransisken rahibidir. 31 Temmuz 1941 tarihinde, Auschwitz n**i toplama kampında, 10 kişiden idama mahkûm edilen bir aile babasının hayatını kurtarmak için kendi hayatını gönüllü olarak feda etmiştir. Ölüm cezasına çarptırılan 10 kişiden biri Franciszek Gajowniczek (+1995), karısını ve çocuklarını hatırlayarak ağlamaktaydı. Aziz Maksimilyan, ağlayan adamın yerine geçmek için alman askerine başvurdu. Bu teklif mucizevi bir şekilde kabul edildi ve Aziz Maksimilyan, diğer dokuz mahkûmla birlikte, Auschwitz kampının 11. bloğundaki açlık hücresinde öldü. İki hafta süren büyük bir ıstırabın ardından, 14 Ağustos 1941’de fenol asidi enjekte edilerek hayatına son verildi.
Heykel, Polonya’da yapılmış olup önce Lübnan’ın Zahle kentindeki manastırımıza götürülmesi planlanmıştı. Ancak bazı gümrük sorunları nedeniyle heykel İzmir üzerinden 2010 yılında İskenderun’a ulaştı. İskenderun’daki cemaatimizin kapanmasının ardından, 15 Temmuz 2018 tarihinde Büyükdere’ye taşındı.
Heykelde, Aziz Maksimilyan’ın göğsüne bastırarak tuttuğu Mucizevi Madalya dikkat çekmektedir. Ayrıca belinde, üç düğümlü kuşakla asılı duran Fransisken Tesbihi yer almaktadır. Bu üç düğüm, Fransisken tarikatına özgü üç yemini – yoksulluk, bekâret ve itaat – sembolize eder. Fransisken Tesbihi, Meryem Ana’nın yedi neşesini temsil eden yedi gizemden oluşur: Cebrail’in Meryem’e Müjde Vermesi, Meryem’in Elizabet’i Ziyareti, İsa’nın Beytlehem’de Doğumu, Üç Bilge’nin Tapınması, Tapınakta âlimler arasında kaybolan İsa’nın bulunması, İsa’nın Dirilişi, Meryem’in Göğe Yükseltilmesi ve Taç Giymesi. Tesbihe ayrıca, Meryem Ana’nın dünyada yaşadığı geleneksel olarak kabul edilen 72 yılı anmak amacıyla iki “Selam Sana Meryem” (Ave Maria) duası daha eklenmiştir.
--------------------
È il sacerdote francescano conventuale che ha offerto liberamente la sua vita nel campo di concentramento il giorno 31 luglio 1941, per la salvezza di un padre di famiglia che, condannato a morte, piangeva ricordando sua moglie e i suoi figli. San Massimiliano chiese al soldato tedesco di passare lui al posto del Franciszek Gajowniczek (+1995) che piangeva nella fila dei condannati a morte. Il cambio fu miracolosamente accettato, e san Massimiliano morì insieme agli altri nove nel bunker della fame, nel blocco 11 del campo di Auschwitz, in Polonia. Dopo due settimane di agonia, fu ucciso con un’iniezione letale di acido fenico il 14 agosto 1941.
La statua è stata fatta in Polonia seguiva che sia portato in Libano in Zahle nel nostro convento. A causa di alcune difficoltà doganali la statua da İzmir è arrivato nel 2010 a İskenderun da dove è stata portata a Büyükdere il giorno 15 luglio 2018 dopo la chiusura del convento di Iskenderun. Sulla statua si può osservare come tiene stretto al petto la Medaglia Miracolosa e ha il rosario francescano con i sette misteri appeso al cingolo con i tre nodi segno visibile dei tre voti e cioè: la povertà, la castità e l’obbedienza. I sette misteri del rosario francescano sarebbero le sette gioie di Maria: L’Annunciazione dell’Angelo a Maria, la visitazione di Maria a santa Elisabetta, la Nascita di Gesù a Betlemme, l’Adorazione dei Magi, il ritrovamento di Gesù tra i dottori nel Tempio, la Risurrezione di Gesù e l’Assunzione e Incoron**ione di Maria in cielo. Al rosario si aggiungono altre due “Ave Maria” per ricordare il tradizionale 72 anni terreni vissuti da Maria.

Kucağında Bebek İsa ile Meryem Ana – Kraliçe Meryem Ana’nın Heykeli (sağ tarafta)İsa’nın çarmıhında şu yazı vardı: “Iesu...
21/02/2026

Kucağında Bebek İsa ile Meryem Ana – Kraliçe Meryem Ana’nın Heykeli
(sağ tarafta)

İsa’nın çarmıhında şu yazı vardı: “Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum (I.N.R.I) … bu yazı İbranice, Latince ve Yunanca olarak yazılmıştı” (Yuhanna 19,19-20) ve burada I.N.R.I. kısaltması Latince şu anlama gelir: Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum, yani: Nasıralı İsa, Yahudilerin Kralı. Bu nedenle, Göklerdeki Hükümranlık‘ta kral unvanı doğası gereği İsa’ya ait olsa da, Vahiy Kitabı’ndan ilham alıp onursal bir unvanla Meryem’i de bu krallık içinde kraliçe olarak tefekkür ediyoruz: “Gökte …. güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı ve başında on iki yıldızdan oluşmuş bir taç vardı”. (Vahiy 12,1)
Heykel kompozisyonumuz bize iki derin gerçeği hatırlatmaktadır: İlk gerçek, Bebek İsa’nın elindeki yerküre ile simgelenmiştir. Bu, tüm yaratılışın ve insanlığın – yani hepimizin – O’nun ellerinde olduğunu gösterir. İkinci gerçek ise, bize gösterilen bir krallığın varlığıdır. Bu, dünyevi değil, göksel bir krallıktır. Biz Hristiyanlar, bu krallığın gelmesini en çok bilinen duamız olan Rabbin Duası’nda (Göklerdeki Babamız … ) şöyle dileyerek isteriz: “Krallığın gelsin”.
------
La statua della Vergine Maria Regina con il Bambino Gesù in braccio (parte destra).
Sulla croce di Gesù vi era scritto: “Gesù il Nazareno, il re dei Giudei …. era scritta in ebraico, in latino e in greco” (Gv. 19,19-20) e dove l'acronimo I.N.R.I. dal latino significa:
Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum. Perciò nel Regno dei Cieli se il titolo regale spetta per natura a Gesù, contempliamo anche Maria con questo titolo onorifico inspirato dal libro dell’Apocalisse: “una donna vestita di sole, con la luna sotto i suoi piedi e, sul capo, una corona di dodici stelle”.
La nostra composizione statuaria ci ricorda due verità. La prima verità è nelle mani di Gesù Bambino il quale regge il globo terrestre segno che tutto il creato e tutto l’umanità e quindi ognuno di noi siamo nelle sue mani; e la seconda verità è che ci viene mostrato una regalità alla quale noi aneliamo e che non è di questo mondo ma è il Regno celeste per la quale noi preghiamo nella più conosciuta preghiera cristiana del Padre Nostro quando diciamo: venga il tuo regno.

Address

Azatli Sok. , No:1, Buyukdere Mahallesi , Sariyer
Istanbul

Opening Hours

Monday 18:00 - 20:00
Tuesday 18:00 - 20:00
Wednesday 18:00 - 20:00
Thursday 18:00 - 20:00
Friday 18:00 - 20:00
Saturday 18:00 - 20:00
Sunday 10:00 - 12:00
15:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Meryem Ana Doğuş Katolik Kilisesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share