Hz Muhammed - s.a.v Alemlere Rahmet

Hz Muhammed -  s.a.v Alemlere Rahmet Resulullah Aşığı Kar Amacı Gütmeyen Kuruluştur

İbn Ebü’l-Fazl el-Mürsî Rahimehullâh Demiştir ki; Kur’an, Öncekilerin ve Sonrakilerin İlmini İçerisinde Toplamıştır. Şöy...
09/09/2022

İbn Ebü’l-Fazl el-Mürsî Rahimehullâh Demiştir ki; Kur’an, Öncekilerin ve Sonrakilerin İlmini İçerisinde Toplamıştır. Şöyle ki, Onları Hakîki Bir İlimle Ancak Kur’an’ın Sahibi Allah Bilir. Sonra, Hakk Teâlâ’nın Kendi Zâtına Tahsis Ettiği İlimler Hariç, Kur’an’daki İlimleri Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Bilir. Sonra, Ondan Bu İlimlerin Büyük Bir Bölümünü Sahâbe-i Kirâm Efendilerimiz Aldı. Onların İlimde En Üstün Olanları da; Dört Hâlîfe, İbn Mes’ûd ve Abdullah b. Abbâs’dır. Hattâ İbn Abbâs Radiyallâhû Anh Şöyle Demiştir “Eğer Devemin Bağını Kaybetsem, Onu (Nasıl Bulacağımı Gösteren İlim ve İşâretleri) Kur’an’da Bulurum.” Sonra, Kur’an’ın İlimlerini Sahâbe-i Kirâmdan Güzel Bir Şekilde Tâbiîn Aldı. Onlardan Sonra Himmetler Zayıfladı, Azimetler Gevşedi, Ehl-i İlim Azaldı. Daha Sonra Gelenler, Sahâbe ve Tâbiînin Kendilerine Taşıyıp Aktardıkları Kur’an’ın İlimlerini Bütünüyle Taşımaktan Âciz Kaldı ve Onun İlimlerini Çeşitli Kısımlara Ayırdılar. Her Grup, Kendi Alanına Ait İlimleri Ayakta Tutmaya Yöneldi. Bu Alanları Şöyle Özetleyebiliriz: Kıraat, Belâgat, Sarf, Nahv, Akide, Fıkh, Kıssa, İcaz, Hikmet, İbret-Öğüt, Ferâiz (Mirâs).

[Süyûti, el-İtkân 2/1028.]

Âlimler İçerisinde Bir Grup da, Kur’an’ın Gizli Sırlarına ve İşâretlerine Yöneldi. Onun Lâfız ve Manâlarından Birtakım Istılahlar Ortaya Çıkardılar. Fenâ, Bekâ, Huzur, Gaybet, Üns, Kabz, Bast Hâlleri Gibi [Süyûti, el-İtkân, 2/1025-1030. Manâ, el-İtkân’a Göre Verildi. Bir Önceki Makalede Tefsîr Alanları Geçtiği İçin, Burada İsimleri Zikredilerek Verildi (Mütercim).]. Hakîkât ve İşâret İlmine Sahip Ârifler, Bu İlimleri Sadece Âyet ve Hadîslerin Lâfzından Değil, Onları Bizzât Yaşayarak ve Hakîkâtine Ulaşarak Elde Ettiler ve Ona “Tasavvuf İlmi” Dediler. Bu İlme Sahip Olanlar, Allahû Teâlâ’nın ve Rasülunun Kelâmına Ait Yaptıkları Tefsîr ve Açıklamalara “İşâret Tefsîri” İsmini Verdiler.

[İbn Acîbe’nin Bu Kısımda Yaptığı Bâzı Nâkiller “İşârî” Yani “Tasavvufî Tefsîr Nedir?” Başlığı Altında Verildiği İçin Burada Tekrarlanmadı.]

Fahreddin-i Râzî Şöyle Demiştir; Şunu Bil ki, Müfessirlerden Nâkledilen Değişik Görüşler, Bizzât Peygamberlerin Efendisinden Yazılı Olarak Gelmiş Değildir ki, Üzerine Bir İlâve Yapmak Mümkün Olmasın. Onların Zikrettikleri Ancak Âyetin Muhtemel Manâlarından Biridir. Biz, Manâlar Arasında Ortak Bir Anlayış Bulduğumuzda, Lâfzı Onun Altına Giren Manâlardan Birine Yorumlarız Fakât Kesin Olarak Allah’ın Murâdı Budur Demeyiz.

Birzâlî de, Şeyhi Arafe’den [İbn Arafe, Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Arafe et-Tûnisî (v. 803/1401) Mâlikî Fakîhlerindendir. İbnü’l-Cezerî, İbn Hâcer el-Askalânî ve Birzâlî Onun Talebelerindendir. Mâlikî Fıkhına Dâir el-Muhtasar Fî’l-Fıkh Adlı Eseri Meşhûrdur. Onun Ayrıca, Tefsîr Derslerinde Yaptığı Açıklamaların Talebeleri Tarafından Toplanmasıyla Oluşturulan Tefsîrû İbn Arafe İsminde Bir Tefsîri Vardır (Geniş Bilgi İçin Bkz. Sa’d Gurâb “İbn Arafe” DİA, 19/316-317.).] ve Mercânî’den Buna Benzer Açıklamalar Nâkletmiştir. Bu Şekilde İbn Atiyye’nin, Kur’an’ı İşâret ve Rumuzla Tefsîr Edenlere Yaptığı Tenkit Reddedilmiş Olur. Birzâlî Demiştir ki; Îmâm Kuşeyrî’nin Letâifü’l-İşârât Tefsîri de Bu Şekildedir. Onun Büyük Çoğunluğu İşâretlerden Oluşmaktadır. Kuşeyrî, Tasavvuf Yolunun Îmâmlarındandır (Kuşeyrî, Tefsîr Alanında da Yüksek Pâyeye Sahip Bir Âlimdir.).

İbn Hallikân, Ebü’l-Kâsım Kuşeyrî’nin, et-Teysîr Fî İlmi’t-Tefsîr İsminde Büyük Bir Tefsîr Kaleme Aldığını ve Onun Tefsîrlerin En Güzeli Olduğunu Zikretmiştir [İbn Hallikân Vefeyâtü’l-A’yân, 3/205-206; Zehebî, A’lâmü’n-Nübelâ, 18/228.]. Îmâm Kuşeyrî’nin Letâifü’l-İşârât Adlı Başka Bir Tefsîri Daha Vardır. Bu İki Tefsîre Ulaştım; et-Teysîr İsimli Tefsîr Dört Ciltten Oluşuyordu, Diğeri ise Ondan Daha Küçük Olup, İki Cilt Olarak Hazırlanmıştı. En Doğrusunu Allah Bilir.

Sonuç Olarak Şunu Söyleyebiliriz; İşâret Ehlinin Yaptığı Tefsîr, Lâfzın Zâhirinin Gerektirdiği Manânın Dışındadır. O Ancak Birtakım İnce İşâretlerden Oluşmaktadır. Onlar, Ârifler İçin, Lâfzın Zâhirinden Anlaşılan İlk Manâyı Kabûl Ettikten Sonra Açılan İnce İlim ve İşâretlerdir. Hayırlarda Muvaffak Olmak Ancak Yüce Allah’ın Yardımıyla Mümkündür.

Burada Zikrettiklerimiz, Ümmet-i Muhammed’in Kur’an’dan Elde Ettiği ve Onun Tefsîrinde Kullandığı İlimlerdir. Kur’an-ı Hakîm, Bunlardan Başka İlimleri de İçermektedir. Meselâ İlk Olarak Yapılan Şeylerin İlmi Tıp, Mantık, Cedel, Hey’et (Astronomi), Hendese (Matematik), Kıssa, Hesap ve Bunların Dışında Açıklaması Uzun Sürecek İlimler Buna Örnektir. Bu İlimleri, Celâleddin-i Süyûti el-İtkân İsimli Eserinde Zikretmiştir.

[Bkz. Süyûti, el-İtkân 2/1025-1040.]

En Doğrusunu Allahû Teâlâ Bilir.

[Bkz. İbn Acîbe, Tefsîrü’l-Fâtihati’l-Kebîr, Sayfa: 97-104 (Dârü’l-Hâvî 1999).]

Uzun zamandır düzenli paylaşım yapmadığımız için erişimimiz baya düşmüş kardeşlerim sizler ne yapılması gerektiğini bili...
08/09/2022

Uzun zamandır düzenli paylaşım yapmadığımız için erişimimiz baya düşmüş kardeşlerim sizler ne yapılması gerektiğini biliyorsunuz 🌹💖🌹

SİDİR, ARABİSTAN KİRAZISidir suyu saçları diğer şeylerden daha iyi temizler. Harareti alır. Rasûlullâh (s.a.v.) ölüyü si...
07/09/2022

SİDİR, ARABİSTAN KİRAZI
Sidir suyu saçları diğer şeylerden daha iyi temizler. Harareti alır. Rasûlullâh (s.a.v.) ölüyü sidirle yıkamıştır. Sidir Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçmektedir. (Sebe' Sûresi, âyet:16, Vâkıa Sûresi, âyet:28)

AYVA
Kabızlık yapar. Mide için çok iyidir. Hastalığın nüksetmesini önler. Yemekten sonra ayva karnı yumuşatır.
Çoğu kulunç ağrısı yapar. Ayva usaresi öksürük ve boğaz sertliği için faydalıdır. Sâde ayvadan hoş şuruplar yapıldığı gibi limonlusu da olur. Ham ayvadan da bir çeşit şurup yapılır.
Ayva tatlısı hem müshil, hem de kabız yapar. Ayva yağı terlemeyi durdurur, mideyi takviye eder, kalbi kuvvetlendirir ve gönüle hoşluk verir. Anber karışık ayva yağı daha keskindir.
Hz. Enes (r.a.) den merfu olarak şu hadis rivayet edilmiştir:
“Ayvayı aç karnına yiyiniz.”
Hz. Talha diyor ki:
“Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) bana ayva verdi ve: “Ye bunu. Çünkü bu, hastanın kalbini rahatlatır” dedi.” (İbn-i Mâce)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
“Ayva yiyiniz. Çünkü ayva kalbin pasını siler. Cenâb-ı Allah (c.c.) gönderdiği her peygambere cennet ayvasından yedirmiştir. Bu yüzdendir ki,peygamberler de kırk insan kuvveti olur.”
“Hamile kadınlara ayva yediriniz. Çünkü ayva onları rahatlatır ve çocukları güzel olur.”

ŞEKER
Balgamı söker, karnı yumuşatır, kırmızı şeker daha da yumuşatıcıdır. Şeker, kan aracılığı ile ilacın tesirini en uzak azalara kadar götürür. Çok şeker yemek uyuz yapar.

MİSK
Mideye kuvvet verir, ter kokusunu izale eder. İbn-i Ebî Şeybe'den, Allah Rasûlünün misk süründüğü rivayet edilmiştir.

BILDIRCIN, VELVE
Cenâb-ı Allah (c.c.) Kur’ân-ı Kerîm'de:
“Size, kudret helvası ve bıldırcın indirdik” diyor. (Bakara Sûresi, âyet:57)
Bu kuşa velve kuşu denir, su kuşudur. Eti kalbe ferahlık verir, böbrek taşlarını dağıtır. İyi hazmolarak kılcal damaralara kadar gider. Sağlamlara da nekahat devresi geçirenlere de iyi gelir. Tavuk eti karakterine yakındır. Bu kuş şimşek sesini duyunca ölür.

06/09/2022

Bismillahirrahmanirrahim

Allah-u Ekber 👆Allâh-u Ekber 👆Allâhümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed ( s.a.v ) 🌹 🌹 ❤️ ❤ ...
05/09/2022

Allah-u Ekber 👆
Allâh-u Ekber 👆
Allâhümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed ( s.a.v ) 🌹 🌹 ❤️ ❤ ❤ ❤ 🌹🌹
Şikâyetleri engellemek için lütfen yorum beğeni yapın inşaAllah.
👉Dua eder dua bekleriz...👇👇 ____________________________
👉Derdimizehlisünnet (Seyyid)]
👈
👉 Derdimizehlisünnet (Seyyid)]
👈
🎋Sayfamızı takip edip
Gönderilerimizi beğenip yorum yapmayı ve arkadaşlarınızı etiketlemeyi unutmayın👍

celle celalühu sallallahu aleyhi vessellem

☘ CENNETİN DÖRT IRMAĞIRasülullah Aheyhisselâtû Vesselâm Efendimiz, Anlatmaya Devam Ediyor:O Ağacın Altında Dört Irmak Ak...
31/08/2022

☘ CENNETİN DÖRT IRMAĞI

Rasülullah Aheyhisselâtû Vesselâm Efendimiz, Anlatmaya Devam Ediyor:

O Ağacın Altında Dört Irmak Akıyordu. İkisi Zâhir ve İkisi de Bâtındı. Cebrâîl Dedi ki:

▬ “O Bâtın Olan Irmaklar, Cennete Gider. Zâhirdeki Irmaklar ise, Dünyâya Gider ki, Biri Fırat ve Diğeri de Nil Nehridir.”

Bir Irmak Daha Gördüm, Etrâfında Yakûttan İnciden Zebercedden Hâymeler Kurmuşlardı. Ayrıca Irmak Kenarında Yeşil Kuşlar Gördüm. Boyunları Deve Boynuna Benziyordu. Cebrâîl Şöyle Dedi:

▬ “Bu Gördüğün, Kevser Irmağıdır. Hakk Teâlâ Bunu, Sana Nâsip Etti.”

Bu Manâ Kur’an’da Şöyle Anlatıldı:

▬ “Biz Sana, Kevser Irmağını İhsân Ettik. [108/1]”

Rasülullah (s.a.v.) Efendimizin Anlattıklarına Devam Edelim. Şöyle Buyurdu:

▬ “Bu Irmak Yakûttan Zümrütten Çakıl Taşları Üzerine Akıyordu, Suyu da Sütten Beyazdı. Ondan Bir Bardak İçtim, Baldan Tatlı idi. Kokusu Miskten Daha Lâtifti.”

O Ağacın Altında Ayrıca Bir Çeşme Akıyordu. Cebrâîl Şöyle Anlattı:

▬ “Bunun Adına, ‘Selsebil’ Derler. Bundan İki Irmak Peydâ Olur; Onlardan Birine Kevser ve Diğerine de Râhmet Adını Verirler. İkisi de Cennet Kapısının Önünde Akar. Cennete Girenler, Kevser’den İçtikleri Zaman, Kalbe Dâir Âfet, Kötü Huy, Düşük Adetlerin Cümlesinden Pâk Olurlar.

Ayrıca Râhmet Kaynağından da Gusül Ederler (Yani; Yıkanırlar). Erkekler Yıkandığı Zaman, Âdem’in Cüssesinde, Boyları Altmış Zira, Enleri de Yedi Arşın Olur. Otuz Üçer Yaşında ve Yeşil Bıyıklı Olurlar. Hanımlar Yıkandığı Zaman, On Sekiz Yaşında Bâkire Kız Olurlar. Kızlıkları Hiç Bozulmaz.

Böylece Cennete Girerler. Bir Daha Kocakarı Olmak, Yaşlı İhtiyar Olmak Yoktur. İşte O Suların Başı Budur...”

Gördüm ki, Sidre’nin Önünden Saf Saf Olmuş Melekler Geçerler. Safları Birbirine Bitişmiş ve O Kadar da Uzamıştı ki, Bir Baştan Çok Süratli Uçan Bir Kuş Olsa, Yüz Yılda Öbür Başa Varamazdı. Esen Yelden Daha Hızlı Gidiyorlardı. Birinin Üzerinden Ok Atsan, Okla Beraber Gider, Ok Onu Geçemezdi. Bunları Görünce Cebrâîl’e Sordum:

▬ “Bu Melekler Ne Kadar Çoktur, Nereden Gelir Nereye Giderler? Ne Zamandan Beri Böyle Geçerler?”

Cebrâîl Şöyle Anlattı:

▬ “Yaratıldığım Vakitten Beri Bunlar Böyledir. Hiç Kesilmeden Geçerler. Nereden Gelip Nereye Gittiklerini Bilmem.”

Kendi Kendime:

▬ “Bunlar Ne Kadar da Çok?”

Diye Hâyret Ettiğimde, Hemen Cebrâîl’e Şu Âyet-i Kerîme Vahy Olundu:

▬ “Rabbin Askerlerini, Ancak Kendisi Bilir. [74/31]”

Bana Tebliğ Etti. Bundan Sonra Önüme Üç Kâse Getirdiler. Birinde Şarap Birinde Bal ve Birinde de Süt Vardı, Ben Sütü Alıp İçtim. Cebrâîl Bana Şöyle Dedi:

▬ “İslâm Fıtrâtını Seçtin. Ümmetin İslâm Dininde Sabit Olurlar. Şarabı Alsaydın, Ümmetin Azgın ve Şaşkın Olurdu!”

Sidre’de Bir Melek Gördüm; Ondan Büyük Bir Melek Görmedim. Onun Boyu Bin Kere Bin Yıllık Yol Kadar Uzundu.

O Meleğin Yetmiş Bin Başı Vardı. Her Başında da Yetmiş Bin Yüzü Vardı. Her Yüzünde de Yetmiş Bin Ağzı Vardı. Her Başında Yetmiş Bin Kisvesi Vardı. Her Kisvesinde Bin Kere Bin İnci Asılmıştı. O İnciler O Kadar Büyüktü ki, Her İncinin İçinde Bir Deniz Vardı. O Denizde Balıklar Cevelân Ederdi. O Balıkların Sırtlarına, “LÂ İLÂHE İLLALLÂH MUHAMMEDU’R RASÜLULLAH” Kelime-i Tevhîd’i Yazılı idi.

O Melek Bir Elini Bir Başına, Bir Elini de Arkasına Koyup Tesbih Okurdu. O Tesbih Okudukça, Sesinin Güzelliğinden Arş Harekete Gelirdi. Cebrâîl’e Sordum:

▬ “Bu Melek, Kimdir?” Dedim. Cebrâîl de Şöyle Anlattı:

▬ “Bu Meleği Yüce Hakk, Âdem’den (a.s.) İki Bin Sene Evvel Yarattı.” Dedim ki:

▬ “Şimdiye Kadar Neredeydi, Onun Meskeni Nerededir?” Cebrâîl, Şöyle Anlattı:

▬ “Cennette Arş’ın Sağında Bir Yer Vardır. Bu Meleğin Karargâhı idi. Oradan Bu Makama Getirdiler.”

Gittim, Selâm Verdim. Kalkmak Sureti ile Tâzim Edip Selâmımı Aldı, Kanatlarını Açtı. Cümle Yer ve Gök, Onun Kanatları ile Örtülürdü. Benim Yüzümü Öptü ve Şöyle Dedi:

▬ “Sana Müjde, Kezâ Ümmetine de! Yüce Hakk, Ümmetinin Günâhlarını Af ve Mâğfiret Etmek İçin Onlara Mübârek Bir Ay İhsân Etti. Bu Ay Ramazân-ı Şerif Ayıdır. O Ayı Bu Gece Sana ve Ümmetine İhsân Edecektir. Onun Hürmetine Ümmetin Affolunur ve Ben Bu Gece, Bu Büyük Müjdeyi Sana Tebliğ İçin Buraya Gönderildim...”

Gördüm ki, Önünde İki Sandık Duruyor, Her Birinin Üzerinde de Nûrdan Kilidi Vardı. O Meleğe Sordum:

▬ “Bu Sandıkların İçinde, Ne Vardır?”

O Şöyle Anlattı:

▬ “Sandıkların Birinde Senin Ümmetinden Ramazân Ayında Oruç Tutanlardan, Tâ Ramazân Ayı Çıkıncaya Kadar Cehennemden Azâd Olanların, Tâ Kıyâmete Kadar Ramazân Ayı İçinde Azâd Olanların Azâdlık Beraâtları Vardır.”

Bir Başka Rivâyette ise, O Meleğin, Şöyle Anlattığı Söylenir:

Ramazân Ayında Her Gün İftar Vaktinde Yüce Hakk, Oruç Tutanlardan Altı Yüz Bin Kulu Cehennemden Azâd Eder. Tâ Kadir Gecesi Oluncaya Kadar.

Cum’a Günü Olduğu Zaman, Gece ve Gündüz 24 Saatinin Her Saatinde Altı Yüz Bin Kulu Cehennemden Azâd Eder. Tâ Kadir Gecesi Oluncaya Kadar.

Kadir Gecesi Olduğu Zaman –ki O, Gecesi ve Gündüzüyle 24 Saattir– Her Saatinde Ramazân-ı Şerif’in Başlangıcından Cum’ası ile Beraber O Geceye Kadar, Ne Kadar Kul Azâd Olunduysa, O Kadar Kulu Cehennemden Azâd Eder.

Ramazân’ın Son Günü Olduğu Zaman, İftar Zamanı, Bütün Ramazân Ayında Cum’ası ile, Kadir Gecesi ile Beraber Ne Kadar Kulu Azâd Eylemişse, O Kadar Kulu Cehennemden Azâd Eder. İşte Tümden Azâd Olanların Beraâtları Bundadır.

Rasülullah Sallallâhû Teâlâ Aleyhi ve Sellem Efendimizin Anlattıklarına Geçelim:

Melek Sonra Dedi ki:

▬ “Sandığın Diğerinde de Şunlar Vardır ki; Kıyâmet Günü Ümmetinden Yetmiş Bin Kişiye Hesapsız ve Azabsız Cennet İhsân Olunacaktır. İşte Bunların Beraâtları Bu Sandıktadır.

O Yetmiş Bin Kişinin Dahi Her Biri İçin, Yetmiş Bin Kişi Bağışlanacaktır. Bu Bağışlananlar, Akraba-ü Taâllukatından, Tanıdık Dostlarından ve Sâir, Âsi Müslümanlardan Yetmiş Adam Alıp, Hesapsız Olarak Cennet İkrâmına Nâil Olacaklardır. Bütün Bunların Beraâtları Bu Sandıktadır. Sana ve Ümmetine; TÛBA’ya, Yâ Rasülullah...”

Âdem Aleyhisselâm’ın Bedeni Ortaya Çıkarıldığında Kendisinde Cinsel Arzu Yoktu. Hâlbuki Allahû Teâlâ’nın İlminde Bu Düny...
25/08/2022

Âdem Aleyhisselâm’ın Bedeni Ortaya Çıkarıldığında Kendisinde Cinsel Arzu Yoktu. Hâlbuki Allahû Teâlâ’nın İlminde Bu Dünyâ Hayatında Üreme, Çoğalma ve Cinsel İlişkinin Olacağı Takdir Edilmişti. Bu Dünyâda Cinsel İlişki İnsanın Varlığını Sürdürmesi İçindir. Bu Nedenle Allahû Teâlâ Âdem Aleyhisselâm’ın Sol Kaburgasından Havva’yı Çıkarmıştır. Allahû Teâlâ’nın, “Erkeklerin Kadınlar Üzerine Bir Derecesi Vardır.” Buyurduğu Gibi Kadın Bu Nedenle Erkekten Bir Derece Eksiktir.

Havva, Kaburgadaki Eğiklik Nedeniyle Kaburgadan Meydana Gelmiştir. Bu Sayede Çocuğuna ve Kocasına Muhabbet Besler. Bu İtibârla Erkeğin Kadına Düşkünlüğü (Meyli) Gerçekte Kendisine Düşkünlüğüdür. Çünkü Kadın, Erkeğin Parçasıdır. Kadının Erkeğe Düşkünlüğü (Meyli) ise Kaburgadan Yaratılmış Olmasından Kaynaklanır. Erkekte Kaburga, Sevgi ve Düşkünlük Demektir.

Allahû Teâlâ, Havva’nın Kendisinden Çıktığı Âdem’deki Yeri (Boşluğu) Havva’ya Arzu ile Doldurmuştur (Boşluk Bu Arzu ile Tamir Edilip Onarılmıştır). Çünkü Âlemde Boşluk Kalmaz. Allah O Boşluğu Arzu ile Doldurduğunda, Âdem Kendisine Özlem Duyar Gibi Havva’ya Özlem Duymuştur. Çünkü Havva Kendisinden Bir Parçaydı. Havva da Kendisinden Geldiği Vatanı Olduğu İçin Âdem’e Sevgi Duydu. Şu Hâlde Havva’nın Sevgisi Vatan Sevgisi, Âdem’in Sevgisi Kendisini Sevmesidir. Bu Nedenle Erkek Kendisinin Aynı (Parçası) Olduğu İçin Kadına Sevgi Gösterebilirken, Kadına ise Erkekleri Sevmede Hayâ Diye İfâde Edilen Bir Güç Verilmiştir. Böylelikle Gizleme Gücü Artmıştır.

[İbn-i Arabî Kuddise Sirruh]

07/07/2022
01/06/2022


07/05/2022

17/03/2022




Address

Istanbul
34197

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hz Muhammed - s.a.v Alemlere Rahmet posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Place Of Worship

Send a message to Hz Muhammed - s.a.v Alemlere Rahmet:

Share