09/09/2022
İbn Ebü’l-Fazl el-Mürsî Rahimehullâh Demiştir ki; Kur’an, Öncekilerin ve Sonrakilerin İlmini İçerisinde Toplamıştır. Şöyle ki, Onları Hakîki Bir İlimle Ancak Kur’an’ın Sahibi Allah Bilir. Sonra, Hakk Teâlâ’nın Kendi Zâtına Tahsis Ettiği İlimler Hariç, Kur’an’daki İlimleri Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Bilir. Sonra, Ondan Bu İlimlerin Büyük Bir Bölümünü Sahâbe-i Kirâm Efendilerimiz Aldı. Onların İlimde En Üstün Olanları da; Dört Hâlîfe, İbn Mes’ûd ve Abdullah b. Abbâs’dır. Hattâ İbn Abbâs Radiyallâhû Anh Şöyle Demiştir “Eğer Devemin Bağını Kaybetsem, Onu (Nasıl Bulacağımı Gösteren İlim ve İşâretleri) Kur’an’da Bulurum.” Sonra, Kur’an’ın İlimlerini Sahâbe-i Kirâmdan Güzel Bir Şekilde Tâbiîn Aldı. Onlardan Sonra Himmetler Zayıfladı, Azimetler Gevşedi, Ehl-i İlim Azaldı. Daha Sonra Gelenler, Sahâbe ve Tâbiînin Kendilerine Taşıyıp Aktardıkları Kur’an’ın İlimlerini Bütünüyle Taşımaktan Âciz Kaldı ve Onun İlimlerini Çeşitli Kısımlara Ayırdılar. Her Grup, Kendi Alanına Ait İlimleri Ayakta Tutmaya Yöneldi. Bu Alanları Şöyle Özetleyebiliriz: Kıraat, Belâgat, Sarf, Nahv, Akide, Fıkh, Kıssa, İcaz, Hikmet, İbret-Öğüt, Ferâiz (Mirâs).
[Süyûti, el-İtkân 2/1028.]
Âlimler İçerisinde Bir Grup da, Kur’an’ın Gizli Sırlarına ve İşâretlerine Yöneldi. Onun Lâfız ve Manâlarından Birtakım Istılahlar Ortaya Çıkardılar. Fenâ, Bekâ, Huzur, Gaybet, Üns, Kabz, Bast Hâlleri Gibi [Süyûti, el-İtkân, 2/1025-1030. Manâ, el-İtkân’a Göre Verildi. Bir Önceki Makalede Tefsîr Alanları Geçtiği İçin, Burada İsimleri Zikredilerek Verildi (Mütercim).]. Hakîkât ve İşâret İlmine Sahip Ârifler, Bu İlimleri Sadece Âyet ve Hadîslerin Lâfzından Değil, Onları Bizzât Yaşayarak ve Hakîkâtine Ulaşarak Elde Ettiler ve Ona “Tasavvuf İlmi” Dediler. Bu İlme Sahip Olanlar, Allahû Teâlâ’nın ve Rasülunun Kelâmına Ait Yaptıkları Tefsîr ve Açıklamalara “İşâret Tefsîri” İsmini Verdiler.
[İbn Acîbe’nin Bu Kısımda Yaptığı Bâzı Nâkiller “İşârî” Yani “Tasavvufî Tefsîr Nedir?” Başlığı Altında Verildiği İçin Burada Tekrarlanmadı.]
Fahreddin-i Râzî Şöyle Demiştir; Şunu Bil ki, Müfessirlerden Nâkledilen Değişik Görüşler, Bizzât Peygamberlerin Efendisinden Yazılı Olarak Gelmiş Değildir ki, Üzerine Bir İlâve Yapmak Mümkün Olmasın. Onların Zikrettikleri Ancak Âyetin Muhtemel Manâlarından Biridir. Biz, Manâlar Arasında Ortak Bir Anlayış Bulduğumuzda, Lâfzı Onun Altına Giren Manâlardan Birine Yorumlarız Fakât Kesin Olarak Allah’ın Murâdı Budur Demeyiz.
Birzâlî de, Şeyhi Arafe’den [İbn Arafe, Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Arafe et-Tûnisî (v. 803/1401) Mâlikî Fakîhlerindendir. İbnü’l-Cezerî, İbn Hâcer el-Askalânî ve Birzâlî Onun Talebelerindendir. Mâlikî Fıkhına Dâir el-Muhtasar Fî’l-Fıkh Adlı Eseri Meşhûrdur. Onun Ayrıca, Tefsîr Derslerinde Yaptığı Açıklamaların Talebeleri Tarafından Toplanmasıyla Oluşturulan Tefsîrû İbn Arafe İsminde Bir Tefsîri Vardır (Geniş Bilgi İçin Bkz. Sa’d Gurâb “İbn Arafe” DİA, 19/316-317.).] ve Mercânî’den Buna Benzer Açıklamalar Nâkletmiştir. Bu Şekilde İbn Atiyye’nin, Kur’an’ı İşâret ve Rumuzla Tefsîr Edenlere Yaptığı Tenkit Reddedilmiş Olur. Birzâlî Demiştir ki; Îmâm Kuşeyrî’nin Letâifü’l-İşârât Tefsîri de Bu Şekildedir. Onun Büyük Çoğunluğu İşâretlerden Oluşmaktadır. Kuşeyrî, Tasavvuf Yolunun Îmâmlarındandır (Kuşeyrî, Tefsîr Alanında da Yüksek Pâyeye Sahip Bir Âlimdir.).
İbn Hallikân, Ebü’l-Kâsım Kuşeyrî’nin, et-Teysîr Fî İlmi’t-Tefsîr İsminde Büyük Bir Tefsîr Kaleme Aldığını ve Onun Tefsîrlerin En Güzeli Olduğunu Zikretmiştir [İbn Hallikân Vefeyâtü’l-A’yân, 3/205-206; Zehebî, A’lâmü’n-Nübelâ, 18/228.]. Îmâm Kuşeyrî’nin Letâifü’l-İşârât Adlı Başka Bir Tefsîri Daha Vardır. Bu İki Tefsîre Ulaştım; et-Teysîr İsimli Tefsîr Dört Ciltten Oluşuyordu, Diğeri ise Ondan Daha Küçük Olup, İki Cilt Olarak Hazırlanmıştı. En Doğrusunu Allah Bilir.
Sonuç Olarak Şunu Söyleyebiliriz; İşâret Ehlinin Yaptığı Tefsîr, Lâfzın Zâhirinin Gerektirdiği Manânın Dışındadır. O Ancak Birtakım İnce İşâretlerden Oluşmaktadır. Onlar, Ârifler İçin, Lâfzın Zâhirinden Anlaşılan İlk Manâyı Kabûl Ettikten Sonra Açılan İnce İlim ve İşâretlerdir. Hayırlarda Muvaffak Olmak Ancak Yüce Allah’ın Yardımıyla Mümkündür.
Burada Zikrettiklerimiz, Ümmet-i Muhammed’in Kur’an’dan Elde Ettiği ve Onun Tefsîrinde Kullandığı İlimlerdir. Kur’an-ı Hakîm, Bunlardan Başka İlimleri de İçermektedir. Meselâ İlk Olarak Yapılan Şeylerin İlmi Tıp, Mantık, Cedel, Hey’et (Astronomi), Hendese (Matematik), Kıssa, Hesap ve Bunların Dışında Açıklaması Uzun Sürecek İlimler Buna Örnektir. Bu İlimleri, Celâleddin-i Süyûti el-İtkân İsimli Eserinde Zikretmiştir.
[Bkz. Süyûti, el-İtkân 2/1025-1040.]
En Doğrusunu Allahû Teâlâ Bilir.
[Bkz. İbn Acîbe, Tefsîrü’l-Fâtihati’l-Kebîr, Sayfa: 97-104 (Dârü’l-Hâvî 1999).]