Çoban Mustafa Paşa Külliyesi

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi İslamın Mührünü Gebzeye Nakşeden,

Yavuz Sultan Selim Han'ın Damadı

Çoban Mustafa Paşa tarafından

İslamın Mührünü Gebzeye Nakşeden,

Yavuz Sultan Selim Han'ın Damadı

Çoban Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilen bir İslam Eseridir

23/05/2026

Kur’ân-ı Kerim, defalarca anne-babaya ihsânı emretmiştir.

Husûsen annelerin, evlâtlarını nice zahmetlerle dünyaya getirdikleri beyân edilerek, evlâtlar anne-babaları için vefâya, ihsâna ve duâya davet edilmiştir:

“Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer.

Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki:

«Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi temin et!..

Benim için de zürriyetim için de salâhı / sâlih amelleri devam ettir. Ben Sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım.»”

(el-Ahkāf, 15)

Peygamberimiz buyurur:

“Cennet, annelerin ayakları altındadır.”

(Nesâî, Cihâd, 6)

Yani bir evlât, annesinin rızâsını almadıkça cennet kapısından giremez.

Bir sahâbî;

“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir?” diye sordu.

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Annen, sonra annen, daha sonra yine annen, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban.” buyurdu.

(Müslim, Birr, 2)








Selâm ve duâ ile..

18/05/2026

İnsanoğlu, hayatın inişli ve yokuşlu yollarında bazen hoşuna giden, bazen de kendisini içten içe yıpratan hâdiselerle karşılaşır.

Neşe ve mutluluk veren olaylar, onu minnet ve şükrân hislerine yönelttiği gibi; üzüntü, musîbet ve keder ânları da yürek darlığı, gönül yorgunluğu ve yalnızlığa sevkeder.

Hayatın bu iki farklı yüzü, imanda derinleşme gayreti içinde olan kulların Allah’a yaklaşmalarını kolaylaştıran bir tesir icrâ eder.

Zirâ kul, mutluluk zamanlarında şükrederek, musîbet ve sıkıntı demlerinde de sabır ve ilticâ ederek her iki imtihanı da yüzakıyla geçer.

Burada bahsi geçen şükrün de, ilticânın da temeli duâdır.

Duâ, insanın kâinâtı yoktan var eden ve her şeye hükmü geçen Allah Teâlâ’ya sığınması, O’na yalvarıp yakarması; kendi acz, eksiklik ve zayıflığını itirafıdır.

Gerçekten kâinâttaki bütün hâdiseler, Allahü Teâlâ’nın ezelî ilmiyle takdir buyurduğu bir kadere bağlıdır.

Onun ilmi hâricinde iyi-kötü hiçbir şey gerçekleşmeyeceği gibi, hiçbir güç O’nun irâde ve kudretine rağmen insanlar ve olaylar üzerinde söz sahibi değildir.

Dolayısıyla bu büyük kudret karşısında, insanoğlu sadece acz ve kulluk mevkiindedir.

Bu acz ve kulluğun en güzel ifâdesi, duâdır.

Zira duâ; gurur, kibir, ucub ve benliği, Hakk’ın kapısında terk etmektir.

İnsanın haddini bilmesi, âcizliğini ve fânîliğini itiraf etmesidir.





Selâm ve duâ ile..

15/05/2026

ALTIN ÖĞÜTLER

Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anhümâ- şöyle anlatır:

Bir gün Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in terkisinde bulunuyordum. Bana;

“–Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim.” dedi ve şöyle buyurdu:

“–Allâh’ın tâlimatlarını gözet ki, Allah da seni gözetip korusun.

Allâh’ın (rızâsını) her işte önde tutarsan, Allâh’ı önünde bulursun.

Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste.
Yardım dileyeceksen, Allah’tan dile!..”

(Tirmizî, Kıyâmet, 59/2516)





Selâm ve duâ ile..

14/05/2026

Kendimizi muhasebe edeceğiz.

Cenâb-ı Hak bizi en yüksek Peygamber’e ümmet kıldı.

Efendimiz’in namazı nasıldı? Çünkü Cenâb-ı Hak:

“Mü’minler felâh buldu, onlar ki namazı huşû ile kılarlar.”

(el-Müʼminûn, 1-2)

Cenâb-ı Hakk’ın huzûru olduğunun, bir şuuru ile kılarlar.

Demek ki düşüneceğiz:

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” buyruluyor.

(Buhârî, Edeb, 96)

اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ

(“…Allah indinde en kıymetliniz (keremliniz), en çok takvâ sahibi olanınızdır...”

[el-Hucurât, 13]) buyruluyor.



Selâm ve duâ ile..

12/05/2026

Kur’ân nimetini hakkıyla değerlendiren, onun muhtevâsıyla âmil olduğu gibi, hikmetiyle kâmil ve fezâilini hâmil olmuş; kalbini nurlandıran Kur’ân hakikatlerini, bir kandil gibi etrafına tevzî eden, hayrın her türlüsünde en önde olma gayreti sergileyen,
Âşk ve heyecan içinde hayırlara koşanlardır.

İşte bunlar, en büyük kazanca erişeceklerdir.

Onlar her şeyin; «Allâh’ın izni»yle ve lutfuyla olduğunu da bilen, hâllerinden kendilerine pay çıkarmayan mütevâzı kullardır.

Hadîs-i şeriflerde dile getirilen, hesapsız olarak cennete girecek, sırattan şimşek gibi geçecek bahtiyarlar; işte bu, hayırda yarışanlar olacaktır.

Cenâb-ı Hakk’a mukarreb kılınacak yani yakınlık lutfuna eriştirilecek kullar da bunlardır. Benzeri bir tasnif Vâkıa Sûresi’nde şöyle ifadesini bulur:

“Ve (kıyâmet günü) sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;

(1.) Defterleri sağdan verilenler. Ne bahtiyardır onlar!

(2.) Defterleri soldan verilenler. Ne perişandır onlar!

(3.) (Bir de îman ve sâlih amelleri işlemekte yarışarak) öne geçenler ise (âhirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allâh’a) yaklaştırılmış kimselerdir.”

(el-Vâkıa, 7-10)



Selâm ve duâ ile..


Address

Bağdat Caddesi
Gebze
41400

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Çoban Mustafa Paşa Külliyesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category