23/05/2026
Kur’ân-ı Kerim, defalarca anne-babaya ihsânı emretmiştir.
Husûsen annelerin, evlâtlarını nice zahmetlerle dünyaya getirdikleri beyân edilerek, evlâtlar anne-babaları için vefâya, ihsâna ve duâya davet edilmiştir:
“Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer.
Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki:
«Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi temin et!..
Benim için de zürriyetim için de salâhı / sâlih amelleri devam ettir. Ben Sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım.»”
(el-Ahkāf, 15)
Peygamberimiz buyurur:
“Cennet, annelerin ayakları altındadır.”
(Nesâî, Cihâd, 6)
Yani bir evlât, annesinin rızâsını almadıkça cennet kapısından giremez.
Bir sahâbî;
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir?” diye sordu.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“–Annen, sonra annen, daha sonra yine annen, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban.” buyurdu.
(Müslim, Birr, 2)
Selâm ve duâ ile..