19/06/2026
KERBELA VAKASI VE IMAM HÜSEYIN (64/84)
Ali SEFA Dede´nin ` KANLI KERBELA YOLLARINDA EHLIBEYT KERVANI´ kitabından alıntı.
Abbas´ın maksadını anlayan Ukap öyle bir kişnedi ki Kerbela toprakları hop kalkıp hop oturdu. Ukap kulaklarını kalem gibi dikti, al kanlar içinde öyle bir gayrete geldi ki askerlerin engeli Ukap´ın önünde bir çalı kümesi kadar gelmiyordu. Ukap sahibini sağ selamet çadırlara ulaştırmak için at değil de sanki bir rüzgar kesilmişti. Tam yedinci sargıdan çıkarken zalimin biri o şehitler öncüsüne bir kargı savurdu, kargı Hazret´i Abbas´ın sırtına saplandı, kargının ucu Abbas´ın vücudunun beri yanından girip öte yanından çıktı. Abbas´ın dişleri ile tuttuğu tulumu da delen kargı tulumda bir damla su bırakmadı. Abbas at üzerinde sam vuran yaprak gibi sallanıyordu düşman saflarını yaran Ukab çadırların önüne gelip öyle bir acı acı kişnedi
ki çarkı felek utancından sapsarı kesildi.
Abbas attan aşağı düştü, kollarını kaybeden Abbas su tulumunu kesik kolları arasına almış öyle bir sıkı tutmuştu ki tulum vücuduna yapışmıştı, tulumu kesik kolları arasından
alamadılar. İmam-ı Hüseyin´in kokusunu alan Abbas bin bir gayret ile güç bela mübarek gözlerini açtı. Güzel İmam´ın yüzüne bakarak acı acı öyle bir ´Ah´ çekti ki kanlı Kerbela inim
inim inledi.
Hz. İmam Hüseyin´e hitap ederek: “Ey güzeller sultanı, mazlum Hüseyin´nim ben kendi yaralarımın, acılarımın, sızılarımın ıstırabını bir kenara bırakıyorum ama sizlere bir yudum su
getiremediğim için kendimi sizlere karşı çok mahcup eziklik ve burukluk içinde suçlu
hissediyorum. Çok gayret ettim, çok çaba harcadım ama tüm çabalarım boşuna gitti, beni bağışlayın ´Sakine yavrucak ellerimin boş döndüğünü görüp üzülmesin ona verdiğim sözü
tutamadığım için beni bağışlasın´. Allah şahidimdir kanlı Fırat´a ulaşmasına ulaştım ama ne
Ukap ne ben kanlı Fırat´ın bir damla suyunu ağzımıza sürmedik.
Ukab ile bize olan bunca acı olayları Sakine yavrucuğa duyurmayın, ben ona verdiğim sözleri yerine getiremediğim için onu