Rifai Kadiri Dergahı

Directions Website

Rifai Kadiri Dergahı Rifai Kadiri Dergahı resmi Facebook hesabıdır.

27/09/2026

Aziz ihvan, Allah'ın bizlere lütfetmiş olduğu bütün nimetlere şükretmemiz gerektiği gibi, ibadet edebilme nimetine de şükretmemiz icap eder. Çünkü Allah'a ibadet edebilmek, zikrinde daimi olmak ancak O'nun inayeti ve tevfikiyle mümkündür. Rivayet olunur ki Rabiatul Adeviye, bütün geceyi ibadetiyle geçirmiş. Bunun üzerine yardımcısı kendisine, "Ya Rabia, ne güzel bak bütün geceyi ibadetiyle geçirdik" deyince, Hazreti Rabia, "Madem öyle Allah-u Teala bize böyle bir nimette bulundu, o zaman gel bu nimetin şükrünü eda edelim. Gel yarını da oruçlu geçirerek bu nimete şükredelim" demiş. Bakınız bu salihlerin, hak dostlarının muvaffak oldukları ibadetleri de, Allah-u Teala'nın kendilerine bir lütfu, ihsanı olarak gördüklerinin tefsiridir, işaretidir.

Azizan, yine insan masiyet ehlini görünce kendini onlardan üstün görmemeli. Sakın ha böyle bir hataya düşmeyelim. Kendimizi bir insandan hayırlı zannetmeyelim. Çünkü bir kişiden kendimizi üstün görmemiz bizim için günah olarak kafidir.

Bakınız Şah-ı Geylani bir yerde, geçerken derler ki bir sarhoşa denk gelir. Sarhoş, ona "Ya Abdülkadir Kadir midir değil midir?" diye sorar. O, "Kadir'dir" der. İkincisinde yine "Kadir midir değil midir?" diye sorar, Geylani yine "Kadir'dir" der. Üçüncüsünde "Ya Abdülkadir, peki sen Kadir midir değil midir?" der. Şah-ı Geylani yine "Kadir'dir" der. Ve ağlamaya başlar. Sarhoşu alır götürürler, dergahta yedirir içirler.

Dervişan sorar: "Efendim, aranızdaki diyalog nedir, bize anlatabilir misiniz?" Şah-ı Geylani der ki: "Birincisinde sordu, Allah-u Teala beni bu halden kurtarmaya Kadir midir? Evet dedim. İkincisinde sordu, ya Abdülkadir peki beni velayet makamına çıkarmaya Kadir midir? Evet dedim, Kadir'dir. Üçüncüsünde sordu, ya Abdülkadir peki senin bulunduğun bu velayet makamından düşürüp, benim halime bir sarhoş olarak getirmeye Kadir midir değil midir? Ben de Kadir'dir dedim. Ve Allah-u Teala'nın bana vermiş olduğu hidayet nimetinin şükrünü eda ettim. Onun için şükür namazı kıldım" diye buyurmuş.

Rabbim hepimize hidayeti lütfeylesin ve bu nimeti bi

20/09/2026

Levvâmenin bu zikrettiğimiz halinde bulunan kişi, yani ibadetleri tam yerine getirmekte, günahlardan el çekmiş durumda, bu halen neden levvâmededir? Ve bundan sonra zahiren görünen şu ki yapılacak bir şey kalmadı. İbadetleri yerine getirmiş, günahlardan da el çekmiş. Daha ne yapacak ki bir üst dereceye terakki etsin?

İbadetler derken, ibadetleri yerine getirme derken, bu farzlarla beraber sünnetleri yerine getirmektedir. Ve nafilelerle de meşguldür ve bununla beraber nefsi levvâme makamında seyretmektedir.

Nedir peki buradaki sır? Sır burada azizan, ibadetleri adet halinden çıkarıp, ibadet olarak yapmaya başlar ise o zaman terakki eder. Yani ibadetlerinde huşu halini yakalaması beklenir. Çünkü piran derler ki, bazı mutasavvıflar, “İçinde huşu olmayan, huzur-u kalp ile yapılmayan amel, bir ceset gibidir.” derler “Ruhsuz bir beden gibidir.”

Demek ki namaz kılacağız ama namazı kılar iken, Hakk'ın huzurunda olduğumuzun bilincini namazın evvelinden nihayetine kadar muhafaza edeceğiz. Kur'an okuyacağız ama Kur'an okurken, Hakk'ın bize konuştuğunun farkındalığı ile okuyacağız. Zikir çekeceğiz ama bir yandan dil “Lâ ilâhe illallah” derken, akıl başka şeylerle meşgul olmayacak.

Eğer akıl başka şeylerle meşgul ise o zaman dilin zikri “La ilahe illallah” iken aklın da zikri o meşgul olduğu şeydir, ticaretse ticaret, seyahatse seyahat. Halbuki erenler bize ne öğretti? Neyi talim ettirdiler?

Dediler ki zikri üç şeyle yapacaksınız. Dilinizi, fikrinizi ve kalbinizi zikirde cem' edeceksiniz. Ne demek bu? Dilin “Lâ ilahe illallah” derken, fikrin la ilahe illallah'ın manasını tefekkür edecek. Başka şeyler düşünmeyecek. Dil ile fikri cem' eder isen, kalbe giden yol açılır.

Kalp de artık bu fikrin ve lafzi zikrin haliyle hallenmeye başlar. Bir huşu oluşur, bir muhabbet oluşur. İşte o zaman dili, aklı ve kalbiyle hakkı zikretmiş birisi oluruz. Gayret etmemiz ve yakalamamız gereken kıvam budur zikirde.

06/09/2026

Rifai Kadiri Dergâhı, Abdurrahman Özcan Efendi, İstanbul.

Maksadın derviş olmak, mana yolunda yürümek ise yapman gereken ilk şey, sana rehberlik yapacak, yol gösterecek bir mürşid bulmandır.

Mürşidini bulduktan sonra, üç şeye dikkat edeceksin. Bunların ilki muhabbettir. İkincisi sadakattir. Üçüncüsü ise doğruluktur.

Azizan, muhabbet kişinin Allah'a, Resulüne, Ehl-i Beyt'e, yol büyüklerine ve yola olan muhabbetidir. Bu muhabbet olmadan kişi yol yürüyemez. Çünkü bu yol gönül yoludur ve kişi gönülsüz bir şekilde bu yolda mesafe kat edemez.

Ama muhabbeti tam oldu mu, o zaman karşısına çıkan bütün engelleri Allah'ın izniyle aşar. Çünkü “Âşığa Bağdat uzak değildir.” demişler.

İkincisi sadakattir ki bu da mürşidinin sana vermiş olduğu evrâd-ı ezkâr ve vazifelere riayet etmendir. Onları ihmal etmemendir.

Üçüncüsü doğruluktur ki bu da senin içinin dışının bir olması; bir şeyi anlatırken, aktarırken olduğu gibi, arttırmadan ve eksiltmeden aktarman; bütün muamelelerinde doğruluktan şaşmamandır.

Bilesin ki bu yol doğruların yoludur. Ve kişi bir doğruluk üzere olmadı mı, bu yolda muvaffak olamaz.

İşte sâlik bu üç şeyi muhafaza eder ise, o zaman Allah'ın izniyle bu yolda muvaffak olur.

23/08/2026

Başımıza bir bela geldiyse, Hakk bizi bir kazana attıysa, demek ki pişmesi gereken bir çiğ tarafımız vardır. Azizan, salik o kazandan kurtulma derdine düşeceğine, tezinden nasıl pişerim diye bakmalıdır. Bilmeliyiz ki kulun başına gelen bela da bazen günahlara kefaret, bazen derecedir. Yani kişi sabrederse her halükarda hayırdır.

unutmayalım ki başımıza gelen her belada, dervişan okunması gereken bir mesaj, alınması gereken bir ibret vardır. Ve o kazanın içerisindeyken nefis sergilediği tavır ile kendisinde çiğ olan ve olgunlaşmış olan yönleri belli eder. İşte işi bilen o kazandan kaçmaya çalışmak yerine nefsin o çiğ yönlerini kendisine isabet eden o belada pişirir. Böyle durumlarda... salik “Hakk dostları bu haldeyken ne yaparlardı, nasıl davranırlardı” diye fikir edip, o şekilde hareket ederse olgunlaşır.

O musibete ibret nazarıyla bakarsa irfanı artar, güzelleşir. Ama bunları yapmak yerine sadece “Şu bela başımdan def olsun” diye koşturup durursa, ne ondaki mesajı okuyabilir, ne ibret alır. Nihayet o bela ile olgunlaşacak çiğ tarafı da çiğ kalır. O böyle de tekrar edip durursa, aynı dersi defalarca okuyup idrak edemeyen bir talebe gibi olur.

Onun içindir ki yarenler, Hakk bizi bir kazana attıysa, “Demek ki pişmesi gereken bir çiğ tarafımız varmış” deyip, o kazanda hamken pişmeye gayret edeceğiz, kaçmaya değil. Çünkü insan bu kazanlarda pişerek olgunlaşır, bu şekilde kemale erer.

19/07/2026

O imtihanın içinde kaybolmaktansa, o imtihanın içinde Hak ile beraber olmayı öğrenmek gerek.

İster iyi bir şey gelsin insanın başına bu dünyada, dünya yüzüne gülsün dedi ki, isterse başına bir imtihan gelsin. Hangisine kapılırsa kapılsın, Allah ile kendisinin arasında bir perde olur ona.

O zaman azizân, Peygamberimiz Seyyid Ahmed Rıfâî der ki, seninle Allah arasında perde olan her şeyden Hakk’a açılan bir pencere arala kendine. Yapmamız gereken tam olarak da budur.

Bir şey geldi ya bize, ona kendimizi kaptırmamayı öğreneceğiz. Biliyorum, bu dediklerim zor şeylerdir. Ama sülûk dediğimiz şey de budur: öğrenmektir.

Bunun birincisinde tecrübe edeceğiz, deneyeceğiz. Belki tam başaramayacağız. İkincisinde biraz daha iyi, üçüncüsünde biraz daha iyi. Ve işte insan bu şekilde kemâlâta ulaşır. İnsan bu şekilde olgunlaşır.

Kâmil dediğimiz zatlar, duygusuz insanlar değillerdir. Robot gibi insanlar değillerdir. Her hâl ve şartta Hak ile beraber olmayı öğrenmiş kişilerdir.

Bakınız, Hz. Habîb-i Zîşân aleyhissalâtü vesselâm, Hz. İbrahim’in vefat ettiğinde gözünden yaşlar akmadı mı? Kendisine sual ettiler: “Sen de mi ya Resulallah?” “Gönül mahzun olur, göz yaş akıtır.” diye buyurmuş aleyhissalâtü vesselâm.

Gözünden yaş akmış ama Hak ile beraber akmış.

Allah hepimizi muvaffak eylesin. Karşımıza çıkan engellerin dahi Hakk’a vuslatta basamak olarak üzerine basıp yükselebilen o bahtiyarlardan eylesin cümlemizi.

Lillâhi Teâlâ. Fâtiha.

26/05/2026

Rifai Kadiri Dergâhı, Abdurrahman Özcan Efendi, İstanbul.

Aziz ihvan bugün çok mühim bir gündür ki Arefe günü, dualarının kabul olduğu gündür. Yine kendilerine haccın nasip olmadığı Müslümanlar için Yevm -i Tarif'tir. Ne demek Yevm-i Tarif? Yevm-i Tarif Müslümanların bulunmuş oldukları mekanlarda, hangi ülkede bulunuyorsa Arafat'a gidemediği için, hacca gidemediği için aynı vakitte, ikindi vaktinden ya da öğlenden başlayıp akşama kadar veyahut ikindiden akşama kadar olan vakti, özellikle ikindi-akşam arasını Allah'ı zikretmek için, dua etmek için, ibadetle geçirmek için camilerde toplanmaları veyahut evlerde bir araya gelmelerine Yevm-i Tarif denir.

Bunun sahabelerden İbn Abbas gibi, yine tabiinden Hasan-ı Basri gibi büyüklerimiz ve nice salihler yapmışlardır. Buradaki gittikleri maksat da şu olmuştur: "Biz Arafat'ta duramadık, haccın nasip olmadığı ama duamız o Arafat'taki Müslümanların duasına ilhak olsun diye, onları kapsayan hususi rahmetten biz de umumi cihet ile istifade edelim diye, bu vakti Allah'ı zikretmek için, dua etmek için bir araya gelelim, bir arada bulunalım." Buna Yevm-i Tarif derler. Onun içindir ki bu vakti bugünü değerlendirelim, çokça dua edelim, Hakk'ı zikredelim.

Biz de bugün inşallahü teala Üsküdar'da Şeyh Süleyman Paşa Camisi'nde ikindi namazını kılıp akşam namazına kadar zikir, tesbihat ve dua ile bu vakti değerlendirmeye gayret edeceğiz. Gelmek isteyen bütün ihvanlara, dostlara, inşallah orada bekliyoruz. Uzakta olan, gelemeyen kişiler de bulunmuş oldukları yerde eğer mümkünse camide, mümkün değilse evinde bu vakti muhakkak değerlendirsin ve Ümmet-i Muhammed'e de dua etmeyi ihmal etmeyelim. Allah hepimizi sırat-ı müstakim üzere daim eylesin inşallah. Fî emânillâh.

17/05/2026

Değerli ihvan, âgâh olalım. Senenin en kıymetli on gününe gireceğiz. Pazartesi inşâAllah Zilhicce başlıyor. Zilhiccenin ilk on günü Allah katında en hayırlı günlerdir. Onlardan daha hayırlısı yoktur. Hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz “Bu günlerde yapılan Salih amelden daha sevimli başka bir gün yoktur” diye buyurur “Allah katında.” Hatta sahabe bu günlerin faziletini işitince Peygamber Efendimiz’e sorarlar. “Bu günlerde salih amel işlemek Allah yolunda cihad etmekten de mi daha üstündür Ya Resulullah” diye. Peygamber Efendimiz “Evet.” diye cevap verir. “Ama bir kişi müstesna, o ki malıyla ve canıyla Allah yolunda cihada çıkar, hem malını hem canını orada harcar ise bu hariç.” Demek ki kardeşlerim bu günlerin böyle yüce bir kadri vardır Allah katında. Senenin en kıymetli günleri. Denkleri bulunmamakta. Bir tarafta bu günleri salih amelle geçiren bir kişi olsa diğer tarafta Allah yolunda cihad edip malını harcayıp muzaffer olup gazi olarak dönüp yaralı olarak dönen birisi olsa kimin terazisi daha ağır basar, Hadis-i şeriflerden anlıyoruz ki bu günleri salih amelle işleyen, salih amelle donatan kişinin terazisi daha ağır basacakmış. Madem öyle o zaman kardeşlerim fırsatı ganimet bilip bu günleri iyi değerlendirmek lazımdır. Bu günlerde yapacağımız en önemli ameller ise öncelikle nasuh tövbesi. Özellikle Arefe günü Allah’ın en çok kullarını affettiği gündür. Her gün biz tövbe istiğfara devam edelim. Sadaka verelim. Ve başta farz ibadetleri tam bir disiplinle yapalım. Camiye gitme konusunda bir disiplin yakalamaya çalışalım. Ve nafilelerle süsleyelim. Bunların önü açıktır. Kur’an okumak, sadaka vermek, insanların işlerine yardımcı olmak hepsi güzel ve salih amellerdir. Ama bu günleri ihya edelim. Bu günleri boş geçirmemeye gayret edelim. Ve yine hacılara da dua edelim. Çünkü bu da bir salih ameldir. Onların haclarının makbul bir şekilde memleketlerine sağ salim, sıhhatli bir şekilde dönmeleri için onlara da dua edelim. Rabbim hepimizin amellerini makbul eylesin. Hepimizi bu günleri hakkıyla ihya e

10/05/2026

Rifai Kadiri Dergahı, İstanbul 2026.

Nutuk sahibi: Şeyh Muslihuddin Mustafa İbnülvefâ

Evvel tevhîdi zikr et
Sonra cürmünü fikr et
Var yoluna doğru git
Derviş olayım dersen

Bir kâmil şeyhi ara
Niçin oldun avâre
Heman söz tut bî-çâre
Derviş olayım dersen

Her yere ayak basma
İhsandan elin kesme
Çok söze kulak asma
Derviş olayım dersen

Rûyâya yalan katma
Elden söz alıp satma
Vakt-i seherde yatma
Derviş olayım dersen

Hak söze inad etme
Refîksiz yola gitme
Eyvallahı terk etme
Derviş olayım dersen

Gaflet ile çalışma
Çok gezmeye alışma
Hiç bir şeye ilişme
Derviş olayım dersen

Şeyhinde kusur görme
Meclisinde çok durma
Nâfile yere yorma
Derviş olayım dersen

Haram lokmayı yutma
Bir kimseye kin tutma
ŞEYH VEFÂ'yı unutma
Derviş olayım dersen

Address

Karagümrük
Fatih
34440

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Rifai Kadiri Dergahı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share