Hacı Hasan Baba Camii ve Türbesi

Hacı Hasan Baba Camii ve Türbesi Türbe seyittir Sultan I. Tahriren fî evâ’il-i şehr-i rebi‘ü’l-evvel sene erba‘a ve erba‘în ve mie ve elf. (3-12 Eylül 1731). Be-Makâm-ı Kostantiniyye


Sultan I.

Mahmud’unTuğrası
Nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki:
Harpurut Kazâsında medfûn Şeyh Hacı Hasan Zâviyesinin meşihatı ve alemdarlığı ve çırakdarlığı evlâd ve evlâda meşrûta olub ber mûceb-i şart-ı vâkıf ber vech-i iştirâk şeyhi ve alemdarı ve çırakdarı olan evlâd-ı vâkıfdan işbu râfi‘ûn-ı tevkî‘-i refî‘ü’ş-şân-ı hakânî Şeyh Allahvir

di ve Şeyh Yusuf ve Şeyh Hüseyin bi’l-fi‘il berât-ı şerîfle mutasarrıflar olub lâkin baht-ı ‘âlî taht-ı Osmanî üzere cülûs-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnum vâki‘ olmağla Dersa‘âdetimden müceddeden berât-ı şerîfim virilmek bâbında berât-ı ‘atîk tevcîh istid‘â-yı ‘inâyet itmeleriyle bir aylık resm-i berât mütevellisi yediyle teslîm-i hazîne olunmak üzere sadaka idub (idub) bu berât-ı hümâyûnu virdim ve buyurdum ki: Mezbûrlar varub zikr olunan zaviyenin ber mûceb-i şart-ı vâkıf şeyhi ve alemdarı ve çırakdarı olub hizmet-i lâzımelerin müdde‘î ve mü’eddî kıldıklarından sonra vazîfe-i mu‘ayyenesine ber vech-i iştirâk mutasarrıflar olalar şöyle bileler alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Abdulhamid’in Tuğrası
Nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki;
Medîne-i Harput’da Zeyve nam karyede medfûn Hacı Hasan Baba Zâviyesinin vazîfe-i mu‘ayyene ile ber-vech-i iştirâk mütevellileri olan es-Seyyid Ebu Bekir ve birâderzâdesi es-Seyyid Mehmed müte‘âkiben bilâ-veled fevt olub yerleri hâli ve mahlûl olmağla yerlerine erbâb-ı istihkâkdan ‘ammizâdeleri işbu râfi‘-i tevkî‘-i refî‘ü’ş-şânü’l-hakanî es-Seyyid eş-Şeyh el-Hac Hasan bin es-Seyyid Mustafa her vechle lâyık ve mahal ve müstehak olmağın tevcîh olunub yedlerine berât-ı şerîf-i ‘alişânım virilmek bâbında Hacı Bektaş-ı Veli astânesinde seccâde-nîşîn olan eş-Şeyh Abdullatif zîde takvâhu ‘arz itmeğin mûcebince sadaka idüb bu berât-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnu virdim ve buyurdum ki: Ba‘del-yevm merkûm varub zikr olunan zâviyenin mütefeffâyân-ı mezbûrânın yerlerine mütevellisi olub hizmet-i lâzımesin mer‘î ve mü’eddî kılındıkdan sonra vazîfe-i mu‘ayyene ile mutasarrıf olub vâkıfının rûhu ve devâm-ı ömr ü devletçün du‘âya müdâvemet göstere ol bâbda taraf-ı âherden ferd mâni‘ ve müzâhim olmayub bir vechle dahl ve ta‘arruz kılmayalar şöyle bileler alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren fi’l-yevmi’s-selh min şehr-i rebiü’l-evvel sene semân ve semânîn ve mie ve elf. (10 Haziran 1774)
Be-Makâm-ı Kostantiniyye

Sultan I. Abdulhamid’inTuğrası
Nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki:
Medîne-i Harput’da Zeyve nâm karyede vâki‘ kutbü’l-ârifîn Hacı Hasan Baba Zâviyesinin bundan (akdem) bâ-berât-ı âlişân vazîfe-i mu‘ayyene ile mütevellisi olan evlâd-ı vâkıfdan Seyyid Ebu Bekir ve birâderzâdesi Seyyid Mehmed bilâ-veled fevt oldukda yerine erbâb-ı istihkâkdan ve evlâd-ı vâkıfdan işbu râfi‘ân-ı tevkî‘-i refî‘ü’ş-şân-ı hakanî es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid Abbas zîde salâhuhâlar mevcûd iken ecânibden Seyyid Hacı Hasan bin Seyyid Mustafa nam kimesne evlâd-ı vâkıf iddi‘âsıyla hevâsına tâbi‘ olub hilâf-ı inhâ ile bir takrîb üzerine berât itdirub lâkin mezbûr Hacı Hasan evlâd-ı vâkıfdan olmayub ecânibden olduğu lede’ş-şer‘i’l-kavîm zâhir ve sâbit olmağla tevliyet-i mezbûre merkûm Hacı Hasan’ın ref‘inden ve evlâd-ı vâkıf-ı merkûmâna tevcîh yedine berât-ı şerîf-i alişân virilmek ricâsına Hacı Bekdaş-ı Veli astânesinden seccade-nişin şeyhi olan eş-Şeyh Abdullatif zîde takvâhu ‘arz itmegin vech-i meşrûh üzere sadaka idub bu berât-ı hümâyunu virdim ve buyurdum ki: Ba‘de’l-yevm merkûmân es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid Abbas varub zikr olunan zâviyenin ref‘ olunan mezbûrlar yerine ber vech-i meşrûta mütevellisi olub hizmet-i lâzımesin mer’î ve mü’eddî kıldıkdan sonra vazîfe-i mu‘ayyenesiyle ber-vech-i şart-ı vâkıf ‘ale’l-iştirâk mutasarrıflar olub vâkıfın ruhu ve devâm-ı ömr ü devletçün du‘âya müdâvamet göstereler ol bâbda ref‘ olunan mezbûr tarafından ve taraf-ı âherden bir vechle dahl ve ta‘arruz kılmayalar şöyle bilesiz alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahriren fî’l-yevmi’l-‘âşir min şehri’l-şevvâli’l-mükerrem sene semân ve semânîn ve mie ve elf. (14 Aralık 1774)
Be-Makâm-ı Kostantiniyye


Sultan I. Abdulhamid’in Tuğrası
Nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki;
Medîne-i Harput’da Zeyve nam karyede vâki‘ kutbü’l-ârifîn Hacı Hasan Baba Zâviyesinin vazîfe-i mu‘ayyene ile mütevellileri olan evlâd-ı vâkıfdan es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid Abbas kendi hüsn-i rızâlarıyla erbâb-ı istihkâkdan yine evlâd-ı vâkıfdan işbu râfi‘ân-ı tevki‘-i refi‘ü’ş-şân-ı hakânî es-Seyyid Ebu Bekir ve es-Seyyid Hasan zîde kadruhumâya ferâgat ve kasr-ı yed idub merkûmân dahi her vechle lâyık ve mahal ve müstehak olmalarıyla ber-vech-i iştirâk tevcîh olunub yedlerine berât-ı şerîf-i alişânım virilmek bâbında yedlerinde olan fâriğân-ı mezbûrların berâtı mûcebince ‘inâyet taleb itmeleriyle vech-i meşrûh üzere sadaka idub bu berât-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnu virdim ve buyurdum ki: Ba‘de’l-yevm merkûmân varub zikr olunan zâviyenin fâriğân-ı mezbûrânın yerlerine ber-vech-i iştirâk mütevellileri olub hizmet-i lâzımelerin mer‘î ve mü’eddî kılındıktan sonra vazîfe-i mu‘ayyenesine dahi ber-vech-i iştirâk mutasarrıflar olub vâkıfının rûhu ve devâm-ı ömr ü devletçün du‘âya müdâvemet göstere şöyle bileler alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren fî’l-yevmi’l-(i)hdâ ve’l-ışrîn min şehr-i zilka‘de sene semân ve tis‘în ve mie ve elf. (6 Ekim 1784)
Be-Makâm-ı Kostantiniyye

Hüve’l-Mu‘în
Sultan III. Selim’in Tuğrası
Nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki;
Harpurut’da vâki‘ Hasan Baba Vakfının nısf-ı vazîfe-i mu‘yyene ile nısf-ı zâviyedârı olan Seyyid Ebu Bekir veledi Abbas bilâ-veled fevt olub yeri hâli kalmağla müştereki erbâb-ı istihkâkdan işbu râfi‘-i tevkî‘-i refi‘ü’ş-şân-ı hakânî es-Seyyid Şeyh Mustafa zîde kadruhu her vechle mahal ve müstehak olmağın nısf-ı zâviyedârlığı mezkûr müteveffâ-yı mezbûrun mahlûlünden merkûma tevcîh olunub yedine berât-ı şerîfim virilmek ricâsına Harpurut Nâibi Mevlana es-Seyyid Bilal zîde ‘ilmuhu ‘arz itmekle mûcebince tevcîh olunmak fermânım olmağın hakkında mezîd-i ‘inâyet-i pâdişahânem zuhûra getirüb bin ikiyüz üç senesi şevvâlinin yirmi yedinci günü tarîhiyle muverrah virilan rü’us-ı hümâyûnum mûcebince bu berât-ı hümâyûnu virdim ve buyurdum ki: Mezbûr es-Seyyid Şeyh Mustafa zîde kadruhu varub müteveffâ-yı merkûm yerine vakf-ı mezbûrun nısf-ı zâviyedârı olub edâ-yı hizmet eyledikden sonra bundan evvel nısf-ı zâviyedâr olanlar nısf-ı vazîfe-i mu‘ayyenesine ne-vechle mutasarrıf olagelmişler ise merkûm dahi ol vechle nısf-ı vazîfe-i mu‘ayyenesin vakf-ı mezbûr mahsûlünden alub mutasarrıf ola şöyle bileler alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren fî’l-yevmi’s-sâlis-i zilka‘de sene selase ve mieteyn ve elf (26 Temmuz 1789). Be-Makâm-ı Kostantiniyye el-Mahrûsa

Sultan Abdulmecid’in Tuğrası
Bin ikiyüz elli beş senesi rebi‘ü’l-âhirinin on dokuzuncu günü taht-ı ‘alî baht-ı Osmanî üzere cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet- makrûnum vâki‘ olub ‘umûmen tecdîd-i berevât olunmak femânım olmağın binaen-‘alî-zâlik Nezâret-i Evkâf-ı Hümâyûn-ı mülûkâneme mülhak Harpurut Kazâsında Zeyve nam karyede medfûn müteveffâ Şeyh Hasan Dede zâviyesi vakfının vazîfe-i mu‘ayyene ile meşihat ve sancakdar ve çırağdarlık cihetlerine mutasarrıf olan işbu râfi‘-i tevkî‘-i refî‘ü’ş-şân-ı hakanî es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed* zîde salâhu yedinde olan (yedinde olan) ‘atîk berâtın Deraliyyeme getirub tecdîdin ricâ itmegin hakkında mezîd-i ‘inâyet-i padişâhanem zuhûra gelub ‘atîk berâtı mûcebince tarîh-i mezbûrdan müceddeden bu berât-ı şerîfimi virdim ve buyurdum ki: Merkûm es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed zîde salâhu gelub sâbık üzere cihât-ı mezkûra mutasarrıf olub edâ-yı hizmet eyledikden sonra bundan evvel vazîfe-i mu‘ayyenesini ne-vechle edâ idegelmiş ise yine ol-vechle vakf-ı mezbûr mahsûlünü mütevellisi olanlar yedinden ahz eyleye şöyle bileler alâme-i şerîfime i‘timâd kılalar. Tahrîren fi’l-yevmi’t-tâsi‘ min şehr-i şevvâl sitte ve hamsîn ve mieteyn ve elf. (1 Aralık 1840)
Be-Makâm-ı Kostantiniyye el-Mahrûsa
*Cihât-ı mezkûrenin nısf hisseleri kasr-ı yedinden âhere tevcîh olunub rü’us-ı hümâyûn virilmekle işbu mahalle şerh virildi. Fî 23 Ş sene 58 (29 Eylül 1842)

18/10/2025
28/08/2025
Belgenin üst tarafı kopuk(...) rica ettikleri sebeple, şer‘î şerife aykırı ve padişah fermanı olmaksızın (...),Bu husus ...
04/07/2025

Belgenin üst tarafı kopuk

(...) rica ettikleri sebeple, şer‘î şerife aykırı ve padişah fermanı olmaksızın (...),

Bu husus tarafımıza ulaştığında, bu konuda çıkarılan (belge/fetva/emir) üzerine Osman da söz konusu meseleye tamamen bağlı olup gereğini yapacağı bildirildiğine göre, saadetli saltanatım günlerinde bir kişiye haksızlık edilmesine şerif rızam yoktur.

Bunlar, adı geçen zaviyede üzerlerine düşen hizmetleri yerine getirdikten sonra, örf mensubu kimseler ile köy halkının, padişah fermanı olmaksızın, ağır vergiler ya da yükümlülükler talebiyle rahatsız edilmemesi, engellenmesi ve bu tür davranışların önlenmesi gerekir.

Bundan sonra, padişah fermanıma ve emr-i şerîfe aykırı olarak hiç kimseye bir iş yaptırmayasın; bunu böyle bilesin, şer‘î işaretlere güvenesin.

Yazılmıştır: Rebiülevvel ayının ortalarında, Hicrî 1120 senesi
(Miladi: 31 Mayıs – 9 Haziran 1708)

Sultan I. Mahmud’un TuğrasıKıdvetü’l-kudât ve’l-hükkâm ma‘deni’l-fazli ve’l-kelâm Harpurut ve (boş) kadıları zîde fazluh...
04/07/2025

Sultan I. Mahmud’un Tuğrası
Kıdvetü’l-kudât ve’l-hükkâm ma‘deni’l-fazli ve’l-kelâm Harpurut ve (boş) kadıları zîde fazluhumâ ve kıdvetü’l-emâcid ve’l-a‘yân Diyarbekir Mütesellimi (boş) zîde mecduhu tevkî‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki Harpurut Kazâsına tâbi‘ Zeyve nâm karyede medfûn el-Hac Hasan Baba kuddise sırruh el-azîz zâviyesinin ber-vech-i iştirâk bi’l-fi‘il berât-ı şerifimle zâviyedâr ve vakfının mütevellileri olan sulehâdan dârendegân-ı fermân-ı vâcibü’l-iz‘ân Seyyid İbrahim ve Seyyid Osman ve Seyyid Musa ve Seyyid Mustafa zîde salâhum Südde-i Sa‘âdetime ‘arzuhâl idub vakf-ı mezkûrun selâtin-i mâziye temlîki ile defterde mukayyed mezra‘alarından karye-i merkûm toprağında kadîmü’l-eyyâmdan beru öşür ve resmi taraf-ı vakıfdan alınagelan bir mikdâr yerleriçün civârında vâki‘ Harpurut hâssı zâbiti olan (boş) nam kimesne ol yerler hâs karyelerinden (boş) nam karye toprağındandır öşür ve resmin ben alurum deyu kadîme mugâyir müdâhale itmekle bundan akdem ol diyârın musinn ve mu‘temedun-aleyh ve ehl-i vukûf ve bi-garaz kimesneleriyle mahall-i nizâ‘ın üzerine varılub ahvâllerin şer‘le görüldükde vech-i meşrûh üzere olduğu şer‘an sâbit ve zâhir olmağla kadîme mugâyir ta‘addisi men‘ ve kat‘-i nizâ‘ ve fasl-ı husûmet birle kıbel-i şer‘den hüccet-i şer‘iyye virilüb ve bir def‘a dahi murâfi‘den ol hüccet-i şer‘iyyeye imzâ olunub ve bu makûle bir def‘a şer‘le görülüb fasl olunub hüccet-i şer‘iyye virilan da‘vânın tekrâr istimâ‘ı memnû‘ iken mezbûr ol hüccete ve kadîme mugâyir dahl u nizâ‘dan hali olmadığun bildirüb şer‘le görülüb hüccet-i şer‘iyye mûcebince ‘amel olunub kadîme mugâyir ta‘addisi men‘ u def‘ olunmak bâbında hükm-i hümâyûnum ricâ eyledikleri ecilden buyurdum ki: Hükm-i şerîfimle varduklarında husûs-ı mezbûra (husûs-ı mezbûra) tamâm hakk ve ‘adl üzere mukayyed ve taraf-ı vakıfdan Südde-i Sa‘âdetimden ihrâc olunmuş mühr-i sahîh-i sûret-i defter-i cedîd-i hakanî taleb ve hüccet-i şer‘iyyeye nazar idub göresin münâza‘un-fîh olan yerler hâss-ı merkûm karyesinin mümtâz ve mu‘ayyen hudûdu dâhilinde vâki‘ kadîmden öşür ve resmi hâs tarafından alınagelan yerlerden olmağla dahl ider olmayub fi’l-vâki‘ karye toprağında zâviye-i mezkûrun selâtin-i mâziye temlîki ile defterde mukayyed mezra‘asının mümtâz ve mu‘ayyen sınurı dâhilinde olmağla kadîmü’l-eyyâmdan berü öşür ve resmi taraf-ı vakıfdan alınagelan yerlerden iken mezbûr kadîme mugâyir ve hilâf-ı defter müdâhale ve şer‘le görüldükde dahi vech-i meşrûh üzere olduğu şer‘an sâbit ve zâhir olmağla kadîme mugâyir ta‘arruzdan men‘ ve kat‘-i nizâ‘ ve fasl-i husûmet birle kıbel-i şer‘den hüccet-i şer‘iyye virilüb ve bir def‘a dahi mürâfi‘den ol hüccet-i şer‘iyyeye imzâ olunmuşken mezbûr kâni‘ olmayub ol hüccet-i şer‘iyyeye ve kadîme mugâyir tekrâr dahl ve nizâ‘ eylediği vâki‘ ise men‘ u def‘ ve vech-i meşrûh üzere vakfının defterde mukayyed mezra‘asının mümtâz ve mu‘ayyen sınurı dâhilinde olan yerlerin öşür ve resmin kadîmisi üzere bunlara ahz u kabz itdiresin min-ba‘d hüccet-i şer‘iyyeye ve deftere ve kadîme ve emr-i hümâyûnuma muhâlif kimesneye iş itdirmeyub eslemayanı yazub ‘arz idub husus-ı mezbûr içün emr-i âher irsâline muhtâc eylemeyesin şöyle bilesin alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahriren fî evasıt-ı şevvâlü’l-mükerrem sene selase ve erba‘în ve mie ve elf.
(19-28 Nisan 1731) 11- 20 Şeval 1143 Perşembe-Cumartesi
Be-Makâm-ı Kostantiniyye

Sultan I. Mahmud’un Tuğrası — Modern Türkçeye Çevirisi (Özetli ve Açıklamalı)

---

Belge Hakkında:
Bu ferman, Harput kazasına bağlı Zeyve (günümüzde Elazığ çevresinde bir köy) adlı köyde bulunan Hacı Hasan Baba Zaviyesi ve vakfına ait bazı topraklar üzerindeki vergilendirme ve mülkiyet hakkı konusundaki bir anlaşmazlığı Sultan I. Mahmud döneminde çözüme kavuşturmaktadır. Belge, 1731 yılına (1143 Hicrî) tarihlenmiştir.

Sultan I. Mahmud’un tuğrasını taşıyan bu fermanla, Harput ve Diyarbekir kadıları ve mütesellimlerine hitaben şu hususlar emredilmiştir:

Harput kazasına bağlı Zeyve köyünde bulunan ve Hacı Hasan Baba’ya ait zaviyenin (tekke/manevi merkez) işlerini birlikte yürüten Seyyid İbrahim, Seyyid Osman, Seyyid Musa ve Seyyid Mustafa, padişaha başvurarak, geçmiş Osmanlı padişahları tarafından kendilerine vakfedilen bazı araziler üzerinde hak sahibi olduklarını bildirmişlerdir.

Ancak, Harput hassına (devlet hazinesine ait arazilere bakan görevli) olan bir kişi, bu arazilerin başka bir köye ait olduğunu ve vergilerinin kendisine verilmesi gerektiğini iddia ederek söz konusu vakıf arazilerine müdahale etmiştir.

Bu nedenle bölgede yaşayan yaşlı, güvenilir, bilgili ve tarafsız kişilerle birlikte mahallinde keşif yapılmış ve ihtilaf konusu yerin, eski vakıf kayıtlarında belirtildiği şekilde zaviyeye ait olduğu, bu yerlerden uzun süredir vakıf tarafından öşür ve resim (vergi) alındığı şer‘î (dini) mahkeme huzurunda delillerle sabit olmuştur.

Bu konuda şer‘î mahkeme tarafından belge (hüccet-i şer‘iyye) düzenlenmiş, karşı taraf da bu belgeyi ilk başta kabul etmiş ancak daha sonra tekrar itiraz ederek aynı dava konusuna yeniden müdahale etmiştir.

Bunun üzerine Sultan, önceki şer‘î hükmün geçerli olduğunu, tekrar davaya bakılmasının mümkün olmadığını bildirerek:

Mezkur şahsın tekrar müdahale etmesi durumunda engel olunmasını,

Vakfa ait bu topraklardan, eski usulde vakıf tarafından öşür ve resim (vergi) alınmaya devam edilmesini,

Kadim belgeler, defter kayıtları ve verilen hükümler dışında kimsenin bu yerlerde hak iddia etmemesini,

Bu emre uymayanların isimlerinin merkeze bildirilmesini ve

Yeniden emir istemeye gerek kalmaksızın bu işin kesin olarak uygulanmasını

emretmiştir.

Belgenin Tarihi ve Yeri:

Tarih: 11-20 Şevval 1143 / 19-28 Nisan 1731

Yer: İstanbul (Be-Makâm-ı Kostantiniyye)

---

Kısa Özet:

Bu fermanla, Harput’taki Hacı Hasan Baba Zaviyesi’ne ait vakıf topraklarının mülkiyeti ve vergi hakları konusunda çıkan bir anlaşmazlık şer‘î mahkeme kararı ve kadim vakfiye kayıtlarına dayanılarak çözümlenmiş, vakfın hakkı korunmuş ve tekrar eden itirazlar yasaklanmıştır. Sultan, bu konunun kesin şekilde tatbik edilmesini ve yeniden emir talep edilmemesini emretmiştir.

Address

Doğancık Köyü Baskil Elazığ
Elazız
23802

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hacı Hasan Baba Camii ve Türbesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share