Çankırı Mevlevihanesi

Çankırı Mevlevihanesi Çankırı Mawlavi House
www.mawlaviring.com
www.facebook.com/groups/mawlaviring başlarına kadar Çankırı’da hizmet vermiştir. Kaynak:

TC Selçuk Ünv. Doç.

Kültürümüzde İslam Tasavvufunun, bu bağlamda da tarikatların çok önemli yeri vardır. İslam Tasavvufunun değişik zaman ve zeminlerde ortaya çıkardığı kurumlardan biri de Mevlevilik’tir. Tarikatlar ve özellikle de Mevlevilik, Türk Kültür ve Medeniyetinin kökleşmesinde, gelişmesinde ve yayılmasında zaman ve mekanlar ötesi vazifeler yüklenmiştir. Yüzyıllar boyunca Anadolu’da olduğu gibi Uzakdoğu’dan B

alkanlara kadar hizmetlerini ve İslam’ın çağrısını ulaştıran Mevlevi dergahlarından biri de 20.yy. Elimizde “Çankırı Mevlevihanesi” adıyla yüksek lisans tezi olarak bulunan bir çalışma hem kültür ve medeniyetimizin orijinal kurumları olan Mevlevihaneler, hem de Çankırı ve Taşmescit tarihi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Önemli arşiv belgelerinin de yer aldığı çalışma Çankırı Mevlevihanesinin 20.yy. başlarında Mustafa Nuri Dede ve Hasip Dede dönemini ele almıştır. Çalışmadan kısa bir bölüm:

“Çankırı Mevlevihanesi üzerinde çalışırken bir hususu dile getirmeliyiz ki, bugün sadece Taşmescit diye anılan ve Dar-ul’hadis olarak yapıldığı anlaşılan kısım ayaktadır. Bu mevcut yapı, merdivenleri ve kapısı Türk- Selçuklu taş işçiliğinin nefis örnekleri arasındadır. Duvarları Selçuklu mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan kesme taştandır. Taşmescit adıyla da anılan binanın kuzey cihetinde mukarnas süslü, iki tarafı merdivenle çıkılan kapısında orijinal bir kitabe mevcuttur. Bina altta kül rengi, beyaz rengi, beyaz kesme taşlardan itinalı bir şekilde yanındaki kayalığın yamacına inşa edilmiştir. Selçuk profilleriyle çevrelenmiş, stalaktitli bir niş içinde esas kapı görünür. Bunun altında basamakların teşkil ettiği üçgenin ortasında ve üst kapı aksına gelen basık kemerli küçük kapı, mumyalık kısmının girişidir.” Bugün Taşmescid diye anılan binanın aynı zamanda Darul’hadis olduğu yukarıda zikredildi. İşte bu bina Şeyh Cemaleddin Hazretlerinin zaviyesi olmakla beraber medrese fonksiyonunu da icra ettiği anlaşılmaktadır. Çünkü XVIII. yy.’dan itibaren Mevlevihanelerde medreselerin de bulunduğu bilinmektedir. Nitekim bu konuda KÜÇÜKDAĞ da Konya Piri Mehmet Paşa Zaviyesi bünyesinde Mehmet Paşa adlı bir medresenin olduğunu tespit etmiştir. Aynı şekilde Çankırı Mevlevihanesi’nde de mütevellilerine medresede eğitim-öğretim yaptıkları takdirde tevliyet hakkı verilmiştir. Hatta 10 Ramazan 1257’de (M.26 Ekim 1841) tedrisat yapmaları şartıyla tevliyet hakkı es-Seyyid Mehmed Efendi ve es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid el-Hac Mehmed Efendi’ye veriliyor. Buradaki mütevellilerin normal vatandaş olmayıp, ilim erbabı oldukları vakfedenin şartından anlaşılmaktadır. Sosyal Bilimler Ens. Tarih Ana bilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilimi Dalı

Çankırı Mevlevihanesi

(Konya Mevlana Müzesi Arşivi'nde 69, 70 nolu Zarflardaki Belgelere Göre)

Yüksek lisans tezi ,

Hazırlayan: Feridun ATA,

Konya 1995

Milli Mücadelede Çankırı Mevlevihanesi

I. Olay, Balkan savaşı yıllarında, diğer Mevlevihaneler gibi, Çankırı Mevlevihanesi de her türlü maddi ve manevi yardıma iştirak etmişlerdir. Şeyh Hasip Dede Efendi Çankırı halkıyla birlikte, savşmakta olna askerlerimizin başarıları için hatimler indirimiş ve dualar yapmıştır. Diğer taraftan Mevlevihaneye gelen 1912 tarihli Yardım genelgesi çerçevesinde Çankırı halkı hemen harekete geçmiş, Şeyh Hasip Dede Efendi’nin nezaretinde (listeleri mevcut) bir çok kişi imkanları nibetinde orduya maddi katkı sağlamıştır. Kaynak: Mevlana Müzesindeki Arşiv Belgeleri Işığında Çankırı Mevlevihanesi, Yrd. Dr. Ferudun ATA, Çankırı Araştırmaları Dergisi, Sayı 1, (Sayfa:37-44)
II. Olay, O Tarihte Çankırı’da mevcut tekkelerde ne kadar sancak varsa çıkartılmış, dervişler kudüm çalarak ahalisinin önünde gidiyordu. Nihayet askerle kavuşuldu. En önde tabur sancağı sancağı, iki tarafında sancak muhafızları vardı. Sancak muhafızları şimdiki gibi süngülü olmayıp, askerin en uzun boylularından seçilmiş siyah, çember sakallı, önlerinde siyah meşin önlük, ellerinde birer balta bulunan iki baltacı nefer idi, pek heybetli görünüyorlardı. Merhum Mecbur Efendi uzun bir dua okudu. Sonradan öğrendiğime göre bu hadise 1885 senesinde Yunanistan hududunda tahşit olunan ve sonra harp edilmeksizin terhis edilen rediflerin avdetinden ibaretmiş” “Çankırı Coğrafyası” Ahmet Kemal Üçok

Çankırı Araştırmaları Sitesi

www.cansaati.org

TÜRKÇE:Bu Sayfa;Dünyanın birlik ve beraberliğe, Aşka, şefkate, vefaya eskiden daha da çok ihtiyacı olduğu bu dönemde, tü...
17/08/2019

TÜRKÇE:

Bu Sayfa;
Dünyanın birlik ve beraberliğe, Aşka, şefkate, vefaya eskiden daha da çok ihtiyacı olduğu bu dönemde, tüm Mevlânâ Hudavendigâr Aşıkları ile Mevleviliğe ilgi duyanları buluşturmak için kuruldu.

Mevlevilik hakkında bilgi vermek, seyri sulûk yolunda hali paylaşmak; yolu bilenlerle, Aşk’ı ve tasavvufu Hz.Pir’in gölgesinde onun gösterdiği gibi yaşamak için yola çıkanları; suyu bulanlarla, suyu arayanları ez cümle tüm hemrehanları buluşturmak için var.

Gönlümüzden geçen; O’nun cân ve gönül oğlu olabilmek; O’nun feyz ve nûruyla; yüce himmet ve muhabbetiyle yaşayabilmek... O"nun cemâl tecellîsi nûrunun pervâneleri olan cânlarla, cânânlarla, hem-bezm, hem-dem olabilmek...
www.mawlaviring.com
www.facebook.com/groups/mawlaviring
----------------------------
ENGLISH:

This Page;
has been made to meet The Mawlavi lovers and the ones interested in Mawlawi teaching and practices being aware of the fact that the world recently needs unity, solidarity, love, compassion and fidelity more than anything else.

It is built not only to share information about Mawlavi teaching and practises and to share the attitude on the way of maturation but also to meet the beloved ones who already know the way with the ones who have just stepped on the way, to experience Love and Sufizm under the protection of Hz . Pir, for the ones who have ravened and who are searching, essentially to meet the fellow travellers.

What we wish to happen is to be able to one of his beloved ones and his dervish brothers, to be enlighted by his teachings and divine radiance, to live under his auspices and affection…To be in unity with the fellow travellers and with the beloved ones who are manifestations of his divine beauty.
www.mawlaviring.com
www.facebook.com/groups/mawlaviring

EDEB YA HU
01/02/2013

EDEB YA HU

01/02/2013

"MEVLEVÎHÂNELER"

Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled tarafından, muhterem babasının günlük yaşantısına, evrâd u ezkârına, gelenek ve göreneğine ait âdet, alışkanlık ve hatıraların kaybolmaması için ortaya konulan prensipler, " Mevlevilik " gibi yüce bir yaşama sevincini ve eğitim müessesesini insanlığa armağan etmiştir. Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar zamanında devletin geniş topraklarında şubeler açarak, misyonunu yerine getirmek üzere teşkilatlanmıştır. Tarihi boyunca ulaştığı her yerde hemen hemen bütün devlet yöneticileri ve halk tarafından alâka, yakınlık ve himaye görmüştür. 700 yıldan beri dünyanın çeşitli ülke, coğrafya ve kültüründe; dili, dini, ırkı, cinsi, mezhebi, meşrebi, mektebi, zamanı farklı milyonlarca insanın gönüllerini uyandırmıştır. Kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçtiği her sosyal ve kültürel ortamda Türk kültür ve tefekkürünü, fahrî ateşesi gibi hizmetlerde bulunmuşlardır. Girdiği her gönülü, sevgi, saygı, birlik, beraberlik, hoşgörü, düzen, âhenk ve huzur ortamını tesis yolunda eğitip olgunlaştırmışlardır.
Kaynağını Kur'an- Kerim ve Sünnet-i Şerif'ten alan Mevlâna'nın yüksek ve çağları aşan mesajları, İslam Dini'nin gerçek, gülen yüzüyle ve berrak mahiyetiyle tanınıp, benimsenmesini temin etmiştir. Günümüzde ileri ülkelerde Mevlâna ve Mevlevilik ile ilgili eserlerin satış rekorları kırmasındaki sır, işte bu ulvî, lâhûtî ve derûnî mesajlardadır.
Mevlevîhâneler bir ruh terbiye mimarisidir. Bir ahlak, fazilet, meziyeti edep mektebidir. Buralara noksan gelen tamam olur. Selçuklu, Beylik ve Osmanlı dönemlerinin hemen bütün sultanları Mevlevîliğe olan saygı ve bağlılıklarından dolayı; siyasi, sosyal gücü de arkalarında bulundurmak için Mevlevîliğe son derece önem ve değer vermişlerdir. Hemen hepsi de, Mevlevîhânelere önemli hizmet ve katkılarda bulunmaya özen göstermişlerdir. Dergâhların imar ve onarımı üstlenen nice beyler, paşalar, hatunlar, vezirler bu hizmeti kendileri için bir onur ve şans saymışlardır.
Bu müesseselere yapılan bağışlarla muazzam bir teşekkül olan "Celâliye Evkâfı" nın tesis edildiğini belirtmiştik. Arazi, dükkan, bağ, bahçe, değirmen gibi bol gelir sağlayan emlâkı ile son derece zengin imkânlarla donatılmışlardır. Dolayısıyla maddi yönden sıkıntı söz konusu olmadığı için vakıf gelirlerinin muntazam işlediği dönemler boyunca amacı doğrultusunda büyük hizmetler ifa etmişlerdir.
En büyük ve en önemli yatırımın 'insan' a yapılması gereken yatırım olduğu prensibiyle, kişi ve toplumlar üzerinde son derecede yapıcı etkiler meydana getiren Mevlevîhaneler, yüzyıllar boyunca kişi ve kitlelere yön vermiştir. Bütün bunlardan dolayıdır ki,"Dû cihanda eger altun ola dirsen nâmın / Sikkesi altına gir Hazreti Mevlâna'nın" tenbih, tavsiye ve tercihi, büyük alâka ve intisap görmüştür.
Mevlevîhaneler, kişinin iç dünyası ve kişiliği ile baş başa kalıp nefs, murakabe ve muhasebe imkanı sağlayan eğitim terbiye ekolleridir. Hücrede kalan kişi her işini kendisi yapardı. Başkasından bir şey istememek ve kimseye yük olmamak ana kuraklardan idi. Hücrede bekârlar kalırlardı. Evlenen dışarıya çıkarak eve yerleşirdi. Sabah gelir akşama doğru evine dönerdi. Mevlevîhânelerin kapıları Ramazan ayı dışında sabah namazı açılır, akşam ezanı ile seddedilirdi.
Günde iki öğün yemek çıkardı. Kalori derecesi yüksek olmayanlar yenirdi. Bazı mübarek gece ve günlerde hafif tatlı çıkarılırdı. Böylece "az yemek, az konuşmak, aza uyumak" prensibi ile bedene hafiflik, ruha incelik kazandırılırdı. Nefse sukûnet temin edilirdi. "Mide tehî ten dürüst; kese tehî can dürüst" prensibine göre hareket edilirdi.
Hücreler bir tefekkür, tezekkür ve teemmül mekanı olduğu gibi, sanat atölyesi gibi de hizmet yapardı. Güzel sanatlara vakıf bulunan dedeler bu sanatını burada icra ederek, eserler verirlerdi.Yapılan bu eserleri "Pazarcı" adındaki görevli dede çarşıya, pazara götürerek satar, bedelini sahibi olan dedeye teslim ederdi.Dede de özel ihtiyaçlarını bununla karşılardı.
Uygun gün ve saatlerde kendisine başvuranlara hücrede sanat öğretilirdi. Sanat tarihimizde Mevlevîhânelerden yetişmiş çok değerli, ünlü sanatkârlar biliyoruz. Bunlar arasında eserleriyle haklı şöhrete kavuşmuş nice mûsiki-şinas, hattat, ressam, mücellit, müzehhib, nakkaş, sedefkâr, oyma, katı', ebrû, âhâr, ustası bulunmaktadır. Bu kıymetli sanatkârlar isimlerinin sonuna ekledikleri "el- Mevlevi" ünvânı ile, bu büyük kapıya mensup ve müntesip olduklarını bildirmekten her zaman şeref ve kıvanç duymuşlardır. Mevlevîhâneler, liyâkatli, dirayetli,yöneticilerin elinde amacına uygun, kendisinden beklenilen kalite ve evsafta, büyük hizmetler yapmışlardır.
Mevlevîlik, Konya dışına taşmaya Mevlana'nın torunu Ulu Arif Çelebi'nin yönetiminde başlamıştır. XIV. yüzyıl Anadolu'sunun böyle bir ulvî sese ihtiyaca vardır. Çelebi, Anadolu'nun bir çok yerlerine giderek şubeler açılmasını sağlar. Lârende (Karaman), Beyşehir, Akşehir, afyon, Denizli, Birgi, Alanya, Niğde, Aksaray, Sivas, Tokat, Amasya, Erzurum, Bayburt Mevlevîhâneleri birbiri ardınca hizmete girer. Tebriz'e, Merend'e, Sultaniyye'ye kadar gidilir.
Daha sonra Afyon Mevlevîhânesi Şeyhi Dîvânî Mehmet Çelebi, yeni bir yayılma programı uygular. Kerbelâ ve Necef ziyaret edilir. Bağdat'ta Mevlevî Tekkesi kurulur; Şam ve Kahire Mevlevîhâneleri faaliyete geçirilir.
Diğer yıllar ve asırlarda yeni şubelerin açılışı birbirini takip etmiştir. Başlıca Mevlevîhâneler şunlardır;
Adana, Afyon, Akçahisar, Akşehir, Aksaray, Amasya, Ankara, Antakya, Antalya, Aydın, Ayntab (Gaziantep), Bağdat, Bahariyye, Bahriye, Belgrat, Beyşehir, Bilecik, Bingazi, Bosna-Saray, Bozkır, Burdur, Bursa, Çorum, Demirci, Denizli, Şam, Diyarbakır, Edirne, Eğirdir, Elbasan, Ermenek, Ertuğrul, Erzincan, Eskişehir, Filibe, Girit, Gelibolu, Galata, Halep, Hama, Humus, Isparta, İpek, İzmir, İzmit, Kahire, Çankırı, Karaman, Kasımpaşa, Kastamonu, Kayseri, Kerkük, Kırşehir, Kilis, Kriva-palanko, Kudüs, Kütahya, Lazkiye, Lefkoşe, Manisa, Maraş, Marmaris, Mavşil, Medine-i Münevvere, Mekke-i Mükerreme, Midilli, Mostar, Muğla, Musul, Niğde, Niş, Peç, Peşte, Piriştina, Sakız, Samsun, Sandıklı, Serizâr, Selanik, Siroz, Sivas, Tatar, Tavşanlı, Tebriz, Tekirdağ, Tirana (Albania), Tire, Tokat, Trablusşam, Ulukışla, Urfa, Üsküdar, Üsküp, Vadina, Vidin, Yenikapı, Yenişehir (Larizsa), Yozgat.
Birçok yerde Mevlevî Zâviyeleri de bulunmakta idi. Bazı yerlerde birden fazla Mevlevîhânenin faaliyette bulunduğunu biliyoruz. Mesela İstanbul'da altı tane şube vardı. Mevlevîliğin henüz ele alınmamış belgeleri incelendikçe bunlara başkaları da katılacaktır.
Hepsi de Konya Mevlevî Âsitânesine bağlı olarak hizmet görmüşlerdir. Bulundukları yöre halkına , Mevlâna'nın çağlar üstü mesajlarını ulaştırarak jeneratörlük yapmışlardır.
Bu şubelerin yöneticileri ve bazı görevlileri genellikle Konya Âsitânesi'nde yetiştirilip hazır edilerek gönderilmişlerdir. Bulundukları bölge halkından liyakatli, fedakâr, hizmet ehli şahsiyetleri yetiştirerek bazı işlerle görevlendirmişlerdir. Bu şubelerin büyük kısmı ayaktadır. Bir kısmı ise zamanla ilâve ve değişiklikler gördüğü için özel plânını büyük ölçüde kaybetmiştir. Yıkılarak kaybolanlar da vardır. Başka amaçlarla kullanılanları da bilinmektedir.
Tarihi belgelerde adı geçen bütün bu şubelerin yanı sıra dünyanın çok çeşitli ve farklı ülkelerinde "Çağdaş Mevlevîhâne" diyebileceğimiz toplantı mekânları süratle çoğalmaktadır. Japonya'dan Amerika'ya kadar uzanan coğrafyada bu yeni sohbet ve fikir yerlerinde çağın getirdiği, yüksek düşünce ve yaklaşımların, müspet ilmin ortaya koyduğu derin bilgi, bulguların ışığında Mevlâna ve Mevlevîliğin son derece önemli tetkik, tahlil ve tatbikleri yapılmaktadır. Müspet ilimlerin henüz yeni ulaşabildiği derin bilgilere Hz. Mevlâna'nın yedi yüz yıl önce ışık tutup tohum atmış olması büyük bir hayranlık ve teslimiyet uyandırmaktadır. Bu yakın ve sıcak alaka ve yöneliş, Mevlâna'nın eserlerine büyük rağbet meydana getirmektedir.
Mevlevîhaneler, Mevlâna'nın yüksek fikir, duygu ve düşüncelerinin yayılma noktası olan Konya Mevlâna Âsitânesi ve onun etrafındaki yörüngelerde yer alan şubeleri fert ve toplumlara yön veren eğitim müesseseleri olarak tarihe geçmişlerdir. Halihazırda ve istikbalde bu alanlarda araştırmalar yaparak yeni sonuçlar elde etmek isteyecek tetkikçilere bu tarihi mekanların sağlam, bakımlı ve mevcut orjinalitesi ile korunarak intikal ettirilmesi bize düşen ilmî ve insanî bir görevdir.

Address

Cankırı
18000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Çankırı Mevlevihanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share