Kur-an' i kerim aşkı ve sünneti seniyye

Kur-an' i kerim aşkı ve sünneti seniyye KUR-AN'I KERİM AŞK DEMEKTİR
SÜNNETİ SENİYYESİ DE MEYVASIDIR ...
AŞK İLE OLAN MEYVASIZ olmaz 0000000

BismillahirrahmanirrahimŞüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.(Bakara Suresi 45)
24/09/2020

Bismillahirrahmanirrahim
Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı
duyanlardan başkasına ağır gelir.
(Bakara Suresi 45)

Camiler yaşlılarındır yaşlıların kalacak !!!
22/01/2020

Camiler yaşlılarındır yaşlıların kalacak !!!

:(
24/11/2019

:(

17/11/2019
06/11/2019

MUTLU OLMAK İÇİN
1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde
az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok,
fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken
gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların
seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun. Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın. Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH' a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur. Hislerinizi önemseyin. İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...

27/10/2019

KUR'AN'DA 4 KADININ HİKÂYESİ

Sabah namazından sonra “Tahrîm” Sûresi’ni okurken en son üç âyet dikkatimi çekti. Son derece önemli mesajlar içeren bu âyetler üzerine daha önce de bir şeyler yazmak istiyordum ama bugün bir daha görünce artık yazmamazlık edeme(z)dim.

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.

Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.

İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.” (Tahrim, 10-12)

Şimdi bu âyetlerden çıkardığım mesajlara geleyim:

1. Hani zaman zaman kendi kendimize şöyle akıl yürütürüz:

“Eğer ben peygamber zamanında yaşasaydım çok iyi bir mümin olurdum. Biz şimdi Müslüman ülkede yaşadığımız için Müslümanız. Başkaları başka ülkelerde yaşadığı için gayrimüslim oluyor. Bu durumda herkes yanındaki, yöresindeki insanlara bakarak, onları taklid ederek Müslüman ve kâfir oluyor. Hal böyle olunca da Müslüman ülkede doğanlar şanslı, başka yerlerde doğanlar şanssız oluyor.”

İşte yukarıdaki âyetler bu bakış açısının “sakat” ve “çarpık” olduğunu son derece açık bir biçimde ortaya koyuyor. Âyetler âdeta şöyle diyor:

Bir kimse peygamber eşi olduğu halde kâfir olabilir. Buna karşılık bir kimse Firavun gibi tanrılık iddiasında bulunan, bebekleri katleden bir zalimin eşi olduğu halde cennetlik ve örnek bir mümin olabilir. Sizi mümin ya da kâfir kılacak olan şey yanınızda, yörenizde kimin bulunduğu değil, sizin iç dünyanızda neler olup bittiğidir.

Bir kimse mümin ise bu durum onun yanında Müslümanların olmasından kaynaklanmaz, inancından kaynaklanır. Bir kimse kâfir ise bu da onun yanında kâfirlerin olmasından kaynaklanmaz, inkârından kaynaklanır.

Hz. Nuh’un oğlu kâfir, Ebu Cehil’in oğlu İkrime mümin idi…

Hz. İbrahim’in babası Âzer kâfir, Velid bin Muğire’nin oğlu Halid mümin idi…

Allah bir kimseye hakiki anlamda imanı nasip ediyorsa bu durum onun yaşadığı şehirden, çevresindeki insanlardan kaynaklanmıyor. Allah onda imana elverişli bir hal görüyor ki bunu nasip ediyor.

2. İman olmadıkça akrabalık, yakınlık bağı Allah’ın imtihanında hiçbir değer ifade etmez. Âyet Hz. Nuh ve Hz. Lut’un, eşlerinin azabından herhangi bir şeyi gideremediğini açıkça belirtiyor. Şu halde bir kimsenin akrabası, dostu, arkadaşı, tanıdığı kimse Allah katında ne kadar büyük, üstün, yüce olursa olsun –isterse ulu’l-azim peygamberlerden birisi olsun- eğer o kişide iman, güzel ahlak vb. yoksa soy bağı bir işe yaramaz. Nitekim Hz. Peygamber bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Kimi ameli yavaşlatırsa (geride bırakırsa) nesebi onu hızlandırmaz (ileri götürmez.” (Müslim, ez-Zikr ve’d-dua, 38)

Yani insanı ileri götürecek, Allah katında yüceltecek olan şey o kişinin akrabalık ve soy bağları değil yapıp ettiği işlerdir. Bir kimse iyi işler yaparak yücelememişse, sırf birinin yakını, akrabası, eşi-dostu diye Allah onu yükseltmez.

Günümüzde dinî yaşam tarzına sahip çıkmayan niceleri “benim babam hacı”, “annemin başı örtülü”, “dedem namazını hiç aksatmaz” gibi ifadelerle sırf soy bağına dayalı olarak bir yakınının dindarlığı üzerinden dünyada prestij, âhirette de kurtuluş elde edilebileceğini düşünmektedir. İşte bu âyetler, söz konusu inancın yanlışlığını açık bir biçimde ortaya koyuyor.

3. Firavun’un karısı Âsiye, kocası bir despot, zâlim olduğu halde kocasının yaptığı kötü işleri kabul etmiyor, Allah’a yaptığı duasında bunları tasvip etmediğini açıkça ifade ediyor ve Allah’tan kurtuluş istiyordu. Bu da gösteriyor ki eğer bir kimse kötülüklerin işlendiği bir yerde bulunmak durumunda kalıyorsa hiçbir şey yapamıyorsa Rabbine yalvarıp münacaatta bulunarak o kötülükleri tasvip etmediğini, o kötülüklerden uzak kalmak istediğini Rabbine belirtmek durumundadır. Kötülüğe kalbinden de olsa baraj uygulamayanlar artık iman sınırlarını zorlamış olurlar. Nitekim peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor:

“Sizden kim bir kötülük görürse eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzetsin. Bu, imanın en zayıf noktasıdır.” ‘(Müslim, İman, 78)

İnkâr ve ahlaksızlığın olduğu bir yerde mümine düşen bunlardan uzak durmak, bunlara karşı elle, dille, kalple tepkisini belli etmektir.

4. Allah, samimi olarak yapılan duaları mutlaka kabul eder. Firavun’un karısı, en zor anında Rabbine bu şekilde dua etti. Rabbi onun duasını kabul etmiş ki bu durumu asırlar sonra Kur’an aracılığıyla bizlere onu överek aktardı. Demek ki samimi bir kulun kendi başına yaptığı dua Rabbi katında mutlaka karşılık görür, asla unutulmaz, görmezden gelinmez.

5. Allah Hz. Meryem’i bizlere örnek gösterirken “iffetini korumuş olan” diye üzerine basa basa vurgu yapmaktadır. Bu, bir yandan Yahudilerin Hz. Meryem’in namusuna yönelik iddialarını reddetmekte bir yandan da İslam ümmetinin kadınlarına ırz ve iffetin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Haya perdesinin yırtıldığı, namus kavramının dejenere olduğu günümüz dünyasında Kur’an’ın Hz. Meryem’i örnek gösterdiği yön bir kat daha anlam kazanmaktadır.

6. Ve son mesaj… Kur’an hâinlik eden iki kadın ve üstün amelleriyle örnek olan iki kadın üzerinden tüm çağların kadınlarına mesajlar veriyor. Allah nazarında kadın ve erkeğin üstünlük ya da düşüklük bakımından birbirinden farkı olmadığını haber veriyor. Nasıl ki erkekler bir takım amelleri sebebiyle Allah katında üstün olabiliyorsa kadınlar da olur. Nasıl ki erkekler bir takım amelleri sebebiyle Allah katında “hâin”, “kâfir” diye damgalanıyorsa kadınlar da böyledir. O halde üstünlük cinsiyette değil takvadadır.

Rabbimiz kendisinin mesajlarını hakkıyla anlayıp hayatımıza aktarmayı cümlemize nasip eylesin.

(Soner Duman/25.Safer.1441/24.Ekim.2019)

26/10/2019

Ne biçim insanlarımız var hadi allahı cc inkar ediyorsunuz ulan alay etmeyin be allah cc den korkmaz kuldan utanmaz dedikleri bu olsa herhalde...

26/10/2019

AZİZİYE MERKEZ CAMİİ İMAM HATİBİ SİNAN KARACA HOCAMIZDAN ANKEBUT SURESİ...

Address

Hz. Muhammed Sav Aşıkları. . .
Bursa
25100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kur-an' i kerim aşkı ve sünneti seniyye posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share