20/12/2024
Evet, “iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” dediğimizde kalbimizle beraber amellerimizin de bunu tasdik etmesi gerekir; yani Allah’a kul olduğumuzu, âbd olduğumuzu hiçbir anda unutmayıp, Allah nasıl seviyor, nasıl beğeniyorsa öyle yapmaya, öyle olmaya, öyle anlamaya, öyle düşünmeye çalışmamız gerekir. Yoksa kendi bildiğimizi yapar, işimize geldiği gibi düşünürsek Allah’ı yok saymış oluruz.
Ne diyoruz? İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn: “Yalnız sana âbd oluyor ve yalnız seni istiyoruz (yalnız senden istiyoruz).” Peki, istediğimiz nedir? -Allah’tan isteğimiz ona âbd olmak ve sırat-el mustakimde olmaktır; çünkü iyyâke nestaîn kısmını bir önceki tarafa bağladığımızda “ya rabbi! Senden sana âbd olmayı istiyoruz” İhdinâs sırat-el mustakîm’e bağladığımızda da; “senden sırat-el mustakimde olmayı, sana gelmeyi istiyoruz” demiş oluruz.
Peki, iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn ayetini Fatiha Suresi’nin hepsine bağladığımızda ortaya nasıl bir dua çıkar?
“Bütün âlemlerden sana hamd etmeyi, hiçbir konuda hiçbir şekilde sana itiraz etmemeyi istiyoruz. Bütün işlerini, bize yaptığın her muameleyi sevmeyi, övmeyi istiyoruz. Seni rahman ve rahim olarak bilmeyi, tanımayı, iman etmeyi istiyoruz. Bize ve bütün varlığa yaptığın her muamelenin rahmetinden olduğunu bilmek, buna iman etmek, bunu görmek ve tatmak istiyoruz. Seni din gününün sahibi olarak görmek, din gününe iman etmek istiyoruz. Ahirete iman etmek, ahirete göre bir hayat yaşamak, ahireti dünyadan daha çok sevmek istiyoruz. Sırat-el mustakimi istiyor, sırat-el mustakimde olmak istiyoruz. Sırat-el mustakimde hidayetçiyle beraber olmak, hidayetçinin bizi sırat-el mustakimde sana vasıl etmesini istiyoruz. Kendisine nimet verdiğin kullarla beraber olmak, nimet verdiğin kullarının kazandığını kazanmak istiyor, delalette kalanlardan olmak istemiyoruz; peygamberini yalanlayıp, yok sayarak peygamberini gönlünde öldürüp, gazaba uğrayanlardan olmak istemiyoruz. Peygamberini ilahlaştırıp, kendi hayatından çıkararak delalette kalanlardan da olmak istemiyoruz” diye bir dua ortaya çıkar.
Yoksa bunların haricinde; “ya rabbi senden şunları, bunları istiyorum” demek bu ayetle hiç alakası olmayan bir duadır. Allah senin rızkını zaten üzerine almıştır. Bu yüzden Allah ayet-i kerimede; “Allah her canlı varlığın (her kıpırdayan varlığın) rızkını üstüne almıştır” buyurur. Allah Fatiha Suresi’yle sana asıl neyi istemen gerektiğini öğretir. Başka bir ayet-i kerimede; “duanız olmasaydı rabbim size neden kıymet versin” buyurur. Bu nedenle kıymetini, değerini duandan; yani istemenden alırsın. Allah Fatiha Suresi’yle sana neyi istemen, nasıl istemen gerektiğini öğretir.
Neden tek ayet ve peş peşe gelir?
“iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” ayetindeki “vav (ve)” harfi iyyâke na’budu ile iyyâke nestaîn cümlesini birbirine bağlar; yani “iyyâke na’budu” ile “iyyâke nestaîn” kısımları aynı ayettir. Çünkü Allah’a layıkıyla âbd olabilmen için istemeyi böyle yapman gerekir. Allah’a layıkıyla, kâmil manada âbd olanlar Allah’tan böyle istemiştir. Biri böyle istemişse duayı doğru yapmış, Allah’a âbd olmuş, Hz. İnsan olmuş, Allah da ona kıymeti, değeri, şerefi vermiştir. Allah duasını böyle yapmayanlara bu şerefi ihsan etmez. Böylelikle Allah’ın kendilerine ikram ettiği şerefi ve değeri kaybederler; çünkü olması gereken dua Fatiha’dır, onlar ise dualarını kaybetmiştir.
PİR MUHAMMED HÜSEYİN (R.A.)
İkra TV