03/09/2023
👳♂️ --- KaDeR iNaNCı ve îNSaNıN SoRuMLuLuĞu [6]
⬛️ --- RıZıK ... ... ...
👉 Sözlükte nasip, pay ve şans anlamına gelen rızık; maddî ihtiyaç için gerekli olan ni’met, insanın yararlanabileceği her türlü mal ve varlık diye de tarif edilmiştir.
❤️ --- Allah’ın maddî ve manevî yönden insana sayılamayacak kadar nimetler verdiği, bir ayette şöyle açıklanmaktadır:
📕 تَعُدُّواْ نِعْمَةَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ اللّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ وَإِن
📘 “ Allah’ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız.
➖️ Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir ”
(Nahl, 16/18).
👉 Bütün canlılara rızkı veren Allah'tır:
📕 و كاين من دابة لا تحمل رزقها الله يرزقها و اياكم
📘 " Nice canlılar vardır ki rızıklarını taşımazlar. Onları da sizi de Allah rızıklandırır…"
(Ankebut, 29/60)
➖️ Anlamındaki âyet bunun delilidir.
❤️ Allah dilediğine hesapsız rızık verir, dilediğine de az verir.
📕 ا ن الله يرزق من يشاء بغير حسا ب
📘 "Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız derecede rızık verir "
(Al-i İmrân, 3/37).
📕 ان ربك يبسط الرزق لمن يشاء و يقد ر
📘 " Şüphesiz Rabbin rızkı dilediğine açar (çok verir) ve (dilediğine de) kısar (az verir)"
(İsrâ, 17/30).
📕 و الله فضل بعضكم على بعض في الرزق
📘 "Allan, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kılmıştır…"
(Nahl, 16/71).
❤️ --- Allah rızkı, kâinatta potansiyel olarak var etmiştir.
➖️ Yağmur, yer altı suları, toprak, temiz hava, oksijen, hayvanlar, bitkiler, madenler, sebze ve meyveler insanlar için bir nimet ve rızıktır.
➖️ Bunları elde etmek için insanın çalışması ve üretmesi gerekir.
➖️ Ancak sadece çalışmakla da insan servet edinip mal mülk sahibi olamaz.
❤️ Allah'ın da yardımı, izni ve takdiri olması gerekir.
⬛️ Rızık konusunda kaza ve kaderi böyle anlamak gerekir.
➖️ Yoksa rızkı veren Allah'tır deyip çalışmamak, İslâmî bir anlayış değildir.
➖️ Çalışıp çapalamadan aç ve susuz kalan insan bu halini kaza ve kader ile izah edemez.
🟢 --- HîDâYeT
👉 Sözlükte yol gösterme, doğru yola iletme ve gerçeğe ulaştırma anlamına gelen hidâyet;
❤️ Allâh’ın kitap ve peygamberleri vasıtasıyla insanlara doğru yolu göstermesi ve onları bu yola ulaştırması demektir.
🟢 --- Hidayeti, Allah’ın peygamber ve kitap göndermek suretiyle insana rızasının yolunu göstermesi ve isteyeni de ona erdirmesidir.
❤️ Yüce Allah,
📕 شَيْءٍ عَلِيمٌ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللَّهُ بِكُلِّ
📘 “Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir.
➖️ Allah her şeyi hakkıyla bilendir”
(Teğâbun, 64/11)
➖️ Buyurmuştur.
🧔 İnsanın doğru yolu bulup hidayete ermesi için, kalbini imana açması, iradesini o yönde kullanması gerekir.
❤️ Allah, kulun iman etme isteğine engellemez ve onun küfre girmesine razı olmaz.
🧔 İnsanı imana zorlamadığı gibi, küfre de zorlamaz.
☝️ İman veya inkarı, dalalet veya hidayeti seçmeyi, insanın iradesine bırakmıştır.
🔴 --- DâLâLêT
👉 Sözlükte gizleme, kaybolma, sapma, unutma ve doğru yolu bulamama gibi anlamlara gelen dalalet, hidâyet kavramının zıddı olup bilerek veya bilmeyerek doğru yoldan sapma demektir.
🔴 Dalâlet kavramı, bir çok ayette yer almaktadır.
👉 Bunlardan ikisi şöyledir:
📕 بِالْهُدَى أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ اشْتَرُوُاْ الضَّلاَلَةَ
📘 “ İşte onlar hidâyete karşılık dalâlet satın alanlardır”
(Bakara, 2/16).
📕 اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
📘 “ Bize doğru yolu göster, kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil ”
(Fatiha, 1/6-7).
🔴 Dalâlet kelimesi, biri sapma diğeri saptırma olmak üzere iki anlama gelmektedir.
📕 Kur’ân’da, Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve ahiret gününe inanmamak,[13]
❤️ Allah’a şirk koşmak,[14]
Zulüm[15]
Gibi davranışlar sapma olarak ifâde edilmiştir.
📕 Kur’ân, saptırma işini, kişinin kendi kendisini saptırması[ 16]
Ve Allah’ın kullarını saptırması olmak üzere iki şekilde vasıflandırmıştır.
📕 و ما يضل به الا الفاسقين
📘 “...(Verdiği misallerle) Allah ancak fasıkları saptırır...”
(Bakara, 2/26);
📕 فمن يرد الله ان يهديه يشرح صدره للاسلام و من ان يضله يجعل صدره ضيقا حرجا كانما يصعد في السماء
📘 “Allah kimi hidâyete erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar ve her kimi de saptırmayı dilerse onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar…”
(En’am, 6/125).
❤️ Allâh’ın insanları saptırması, insanların fiillerini onların iradeleri doğrultusunda yaratması olarak anlaşılmalıdır.
➖️ Dolayısıyla insanların dalâletinde Allah’ın herhangi bir zorlama ve baskısı yoktur.
➖️ Çünkü Allâh, olmuş ve olacak her şeyi bilir.
➖️ Hidâyet ve dalâletten her biri kulların seçimiyle takdir edilip kazanılmış, ilâhî kazâ ve kaderle de yaratılmıştır.
👉 SoNuÇ ...
👉 Kader; içinde yaşadığımız bu alem henüz yokken, zaman ve mekandan münezzeh olan Yüce Allah’ın, ezelden ebede yaratmasını irade buyurduğu her şeyi yoktan var etmesi, düzene koyması, bu düzeni koruması; yaratılan her şeyin zamanını, yerini ve ölçülerini belirlemesi, biçimlendirmesi, tertip ve takdir etmesi anlamında ilahî bir kanundur.
➖️ O’nun ilmi, her şeyi kuşatır.
➖️ Zamanı, mekanı ve her şeyi, hem de istediği anda yaratma gücüne sahiptir.
➖️ Kudretine engel hiçbir şey yoktur.
👉 Kader, bilemediğimiz ve sayamadığımız her şeyi içine alan sırlarla dolu ilahî tecellilerin bir unvanıdır. ❤️ Allah’a ait olan bu sırlarla dolu tecellileri, zaman ve mekanla sınırlı bilgi ve akıllarımızla anlayıp kavramamız, çözümlememiz, elbette mümkün değildir.
➖️ Çünkü biz, her şeyimizle “kader”in içindeyiz. Bütün alemleri kuşatan, gözümüzün önünde, hatta kendi vücudumuzda işleyen kader’in sırrını, Allah’a havale etmek gerekir.
👉 Biz, Kader’in Allah’a ait bir sır olan tarafıyla değil, sadece kendi fiillerimizle ilgili olanına bakmalı ve onların hayır veya şer mi olduğunu anlamaya çalışmalıyız.
➖️ Hayatı ve ölümü yaratan, bilmediklerimiz bilen, görmediklerimizi gören, bütün sesleri ve duaları işitip kabul eden O'dur.
➖️ O'nun kudretine hiçbir şey ağır gelmez.
➖️ O, yapamadıklarımızı yapar. Her canlıya en elverişli organları ve rızkı verir.
👉 Canlıların varlıklarını sürdürmeleri için gereken ihtiyaçlarını düzenli bir biçimde karşılayan;, bu dünyayı “kıyamet” denilen bir ölümle sona erdirecek olan, insanları hesap için mahşerde toplayacak olacak olan, sonra onları iman veya inkâr durumlarına göre cennet veya cehenneme koyacak olan O'dur.
📕 [2] Bakara, 2/30.
📕 [3] bk. Nahl, 16/10-14.
📕 [4] Zâriyat, 51/56.
📕 [5] Mülk, 67/2.
📕 [6] Müslim, Îmân, 1. 5. I, 37, 40. bk. Buhârî, Îman, 37. I, 8. Tirmizî, Îmân, 4. Ebû Dâvud, Sünnet, 16. Nesâî, Mevâkît, 6, İbn Mâce, Mukaddime, 9.
📕[7] Ebû Dâvûd, Edeb, 110.V, 316.
📕 [8] A’râf, 7/58, İbrâhim, 14/25, Hac, 22/65, Bakara, 2/255, Bakara, 2/249-250, Ra’d, 13/38, Mücâdele, 58/10, Bakara, 2/102, Yûnus, 10/100, Âl-i İmrân, 3/145
📕 [ 9] Fussilet 41/9-12, Müzzemmil 73/21, Yûnus 10/5.
📕[10] Mü’minûn 23/18, Hicr 15/21.
📕 [11] Tevbe, 9/129. Hûd, 11/56.
📕 [12] Enfâl, 8/2-3.
📕 [13] Nisâ, 4/136.
📕 [14] Nisâ, 4/116.
📕 [15] Lokman, 31/11.
📕 [16] Bakara, 2/108.