Augsburg Alevi Hacı Bektaş-i Veli Derneği e. V.

Augsburg Alevi Hacı Bektaş-i Veli Derneği e. V. *** AŞK = EHLİBEYT *** AŞK üç harflidir.... ALİ

14/06/2026
22/04/2026

KERBELA VAKASI VE IMAM HÜSEYIN - KERBELA ESIRLERI (27/27)
Ali SEFA Dede´nin ` KANLI KERBELA YOLLARINDA EHLIBEYT KERVANI´ kitabından alıntı.
Hazret´i Zeynel Abidin Kerbela olayından sonra Medine´de evlenmiş çocukları olmuş ve Ehlibeyt ocağını tüttürmüştür. 12 İmam´ların dördüncü İmam-ı Hazret´i Zeynel Abidin´dir.
Ömrünün uzun bir bölümü zindanlarda çile doldurarak geçmiştir. Bir ara beşinci İmam olan oğlu Muhammed Bakır ile zindanda beraber ömür çürütmüştür. Yezid soyu tarafından
zindana atılan Hazret´i Zeynel Abidin paslı demirlerle örülmüş zindanın penceresinden, Kerbela tarafına devamlı bakarak kanlı gözyaşları dökerek çile çekerek, ömür çürütmüştür.
Zeynel Abidin zindanda zalim Yezid´in zulmü altında inim inim inilerken, Muhammed Bakır zindanın kapısına hergün gelir, sabahdan akşama kadar ağlar, zindancıya: “Ne olur zindancı,
babamı bırak evimize götüreyim, kardeşlerim annem bekliyor” diyerek ağlayıp yalvarırdı.
Zindancı bazen Muhammed Bakır´ı azarlar, bazen döverdi ama yine de Muhammed Bakır zindanın kapısından ayrılmazdı.
Zeynel Abidin zindan da zalim Yezit'in zulmü altında inim inim inlerken Muhammed Bakır zindanın kapısına hergün gelir; sabahtan akşama kadar ağlar, zindancıya: “Ne olur zindancı
babamı bırak evimize götüreyim... Kardeşlerim annem bekliyor” deyip ağlayıp yalvarırdı.
Zindancı bazen Muhammed Bakır'ı azarlar, bazen döverdi. Ama yinede Muhammed Bakır, zindanın kapısından ayrılmazdı.

Ali Sefa bu acıyı şöyle dile getirmiştir:

Gardiyanlar Vermiyor Mu Babanı

Güzel İmam gitmiyorsun kapıdan,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.
Demir parmaklıklı taşlı yapıdan,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Burası zindandır garipler yeri,
Bitirir insanı hep diri diri,
Koyulduğu halde bir kemik deri,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Ehlibeyt yavrusu olmaktır suçun,
Bizde çok dertliyiz hep için için,
Zalimlere karşı geldiği için,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Ümidini kesme sakın yarından,
Kurtulalım zalim iktidarından,
Demir kapıların arkalarından,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı,

El ayak zincirli gözleri yaşlı,
İşkenceler görmüş baharlı kışlı,
Bu dert bizim derttir bak iki başlı,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Yıkılsın zalimin evin yıkalım,
El ele vererek karşı çıkalım,
Hele bir kez beri gel de bakalım,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Ali Sefa´m der ki bu böyle gitmez,
Ağlayıp durmakla bu dertler bitmez,
Sana senden başka el yardım etmez,
Gardiyanlar vermiyor mu babanı.

Sonunda emevi zalimleri o sabu yavruyu da içeriye alıp zindana attılar. Taki Türk kahramanı Eba Müslüm emevi saltanatını yıkıncaya kadar. Zeynel Abidin´in ömrü gözyaşı ile
zindanlarda ömür çürüterek geçmişti, gün ve güneş yüzü görmezdi.
Karanlıkta k*m saatini o yüce insan icat ederek zamanın nasıl geçtiğini o k*mun akışını seyrederek ömür tüketirdi. Sazın yani aşıkların bütün deyişleri, türküleri çalıp çağırdığı sazın
icadıda yine Zeynel Abidin´den kalmıştır.
Hz. Zeynel Abidin´in kısa ve öz bir sözü vardır, bir zalim onun üzerine bir iftira atarak onu halk arasında çok küçük düşürmeye çalıştığında, O yüce İmam Hazret´i Zeynel Abidin, o
kişiye şöyle cevap vermiştir: “Eğer o senin saymış olduğun vasıflar bende varsa; Allah beni islah etsin, haşa ki o attığın iftiraların bizde eseri yok. Eğer bu saydığın vasıflar bende yoksa;
Tanrı seni af eylesin” dedi.

Ömrü zindan köşelerinde geçen Zeynel Abidin´in Kerbela´dan sonra hiç bir defa yüzünün güldüğünü ve su içtiğini gören olmamıştır.
Dilin de, dudağın da, yüreğin de, bağrın da hep Kerbela´nın acıları taze olarak kalmış, hep Kerbela´dan uçan kuşla bile haber bekleyip sanki İmam-ı Hüseyin bugün gelecekmiş gibi
gözü Kerbela´nın yollarında kalmıştır.

*
Konumuz burda sonlanmış görünsede sevgili canlar bildiginiz gibi tarihlerin de gösterdigi gibi, acı zulüm, işkenceler halen günümüze kadar devam etmiş ve devam etmektedir.. Bizim ile bu acıları paylaşan tüm canlara selam olsun, Hakk, Muhammed, Ali ve Ehlibeyt, İmam Hüseyin’imizin, Kerbela öncesi ve sonrası tüm şehitlerimizin kanları ile çizdiği bu aydınlık yoldan Rabbim bizleri ayırmasın.. 🌹🙏
Aşkı niyazlarımızla !
Ali Sefa Dede

21/04/2026

KERBELA VAKASI VE IMAM HÜSEYIN - KERBELA ESIRLERI (26/27)
Ali SEFA Dede´nin ` KANLI KERBELA YOLLARINDA EHLIBEYT KERVANI´ kitabından alıntı.
O kan dökülmesi yasaklanan kutsal şehiri, alevi Ehlibeyt dostlarının kızıl kanları ile sulamışlardır. Yüzbinleri bulan alevi halkını tek tek kılıçlardan geçirdiler ´Ziya Sakirin Mezhepler tarihi´ kitabına bakabilirsiniz.
İşte emevilerin islam topluluğunu Hazret´i Muhammed´ten sonra mezheplere bölerek nasıl parçaladığını ise şimdi bile görmek mümkün. İbni sucut da bir iftira fetvasi yazdıran iblisi
lainler, hala o alçakça iftiralarını sürdürüyorlar. İftiraları ise; ´Aleviler ana, bacı tanımaz, onlar mum söndürüyor en yakınları ile zina ediyorlar´ diyedir. Ehlibeyt´in sadık ve onun yolundan zerrece ayrılmayan gerçek islamiyetin çekirdeğini oluşturan alevi din kardeşlerine bu adice iftiraları yaparak onları saf dışı bırakıyorlardı.
Bu gün bile alevilerin kestiğini yemeyen, alevileri toplumun dışında tutan yobaz emevi döküntülerine şunu hatırlatmak isterim: “Evliyaların, enbiyaların, velilerin, nebiylerin ve tüm
gaib erenlerinin sürmüş olduğu yolun gerçek islamiyet yolu olduğunu, bu yolu da gerçek izliyenin yine aleviler olduğunu bilin”.
Dört Hakk kitabı ısrarla benimseyip, Ehlibeyt´i yeryüzünde gelmiş geçmişlerin en hayırlı kutsal varlık olarak kabul edildiğini ilan ettiği halde Ehlibeyt yolundan ayrılmayan alevi
canlarımız, yurtdaşlarımız neden horlanıyor bunu da anlamak mümkün değil. Din aynı din olduğu halde mezhepçilik islamiyeti çoktan sollamış ön plana çıkararak din ve islamiyet geri
plana itilmiştir. ´Böl, parçala, yönet´ taktiği uygulanılarak düşmanların ekmeğine yag çalınmıştır.
Koskoca Osmanlı İmparatorluğu ne hale gelmiştir. Eğer kahraman ve cesur ve Türk ulusunun atası sayın sevgili rahmetlik Atatürk kurtuluş savaşını açarak düşman istila kuvvetlerini yurdumuzdan sürüp temizlememiş olsaydı, padişahların keyfi hareketinden ve yanlış politikalarından dolayı Türk devleti tarihlerden silinirdi. Bizlerde bir istila devleti olarak o
düşman kuvvetlerinin boyunduruğu altında yaşardık.
Kurtuluş savaşında hiç bir ayrım varmıydı? Hiç sen alevisin, ben sünniyim tartışması varmıy dı? Eğer öyle bir şey olsaydı bu vatan kurtulurmuy du? Atatürk yalnız başına değil, kahraman Mehmetçik´lerle bu vatanı kurtarmadı mı? Bu Mehmetçik´ler bizim babamız, kardeşimiz
değilmiy di?
Cepheye cephane taşıyan, ordularımıza Mehmetçik´ler yetiştirip gönderen anneler, nineler acaba bunlar bizlerin hepimizin annesi, ninesi değilmiy di? Bizler Türk halkı, Türk evlatları olduğumuz halde hala bazı çağ dışı arap alışkanlıklarını neden körü körüne savunuyoruz?
Cumhuriyet´imizi dışlayıp hala şeriatı savunan yobazlara ne demeli?
Bugün bile annelerimizi, bacılarımızı, kardeşlerimizi ve yurdumuzu düşman istilasından, düşmanın ayak altlarından kurtaran aziz atamız Atatürk´ün büstleri kırılıp parçalanıyor.
Açıktan açığa o yüce insana hakaretler ediliyor, en azılı düşmanların bile saygı duyduğu aziz Atatürk´e kurtardığı insanlar saldırıyor. Bir insanı kötülemek için sen o insandan daha iyi olmalısın, yezid zalimi de işte hep böyle karalama politikası izlemiştir, hep böyle toplumu
bölüp parçalamıştır. Karanlık emellerine halk toplumunu alet etmiştir. Bizler 20´ci asır feza çağında yaşadığımızı unutarak hala mezhepcilikle, gericilikle, yobazlıkla zaman kaybedip,
medeniyet öğrettiğimiz avrupa ülkelerinden, medeniyet dilenir duruma düştük.
İsterseniz bu tartışmayı tatlılığa bağlıyarak Ali Sefa´nın aşağıdaki şiirlerine kulak verelim;

Kardeş Kavgasını Kaldır Ortadan

Bölündü Türkiye´m sağ ile sola,
Gel buna bir çare bulalım kardeş.
Kardeş kavgasını kaldır ortadan,
Anneler gözyaşın silelim kardeş.

İnsanca insana sevgi bağlayıp,
Vatan sevgisiyle coşup çağlayıp,
Kendi kendimize içten ağlayıp,
Düşmanlara karşı gülelim kardeş.

Marifet mi eli bize güldürmek,
Dost düşmana zayıf yanın bildirmek,
Yakışmaz insana insan öldürmek,
İnsanın kıymetin bilelim kardeş.

Kaldıralım içten kini karayı,
Sağ sol ile bozmayalım arayı,
Kendi kendimize açdık yarayı,
Kendi elimizle saralım kardeş.

Kanı kurumadı şehit Ata'nın
Bağrı yaralandı yüce vatanın,
Kör olsun gözleri sizi satanın,
Dost ile düşmanı bilelim kardeş.

Gidilmez menzile kardeş vurarak,
Haklıdan haksızca hesap sorarak,
Yurda ağır sanayiler kurarak,
Kalkınma savaşı verelim kardeş.

Parçalama sağ sol ile vatanı,
Gücendirme şehit düşen Ata´nı,
Varsa damarında zerre Türk kanı,
Birlik kapısından girelim kardeş.

Tuttuğun yol düşmanların yanıdır,
Sağ sol sizler için birer anıdır,
Döktüğün kan kardeşinin kanıdır,
Açıp gözümüzü görelim kardeş.

Mahcup olma şehit giden Ata´na,
İkilik getirme yüce vatana,
Lanet olsun sizi size satana,
İnsanca el ele verelim kardeş

Yücelsin cihana türklüğün şanı,
Islattı yurdunu şehitler kanı,
Gerekirse bizde bu tatlı canı,
Türkiye uğruna verelim kardeş.

Ali Sefa´m şehit yatanımızdan,
Kardeşi kardeşe katanımızdan,
Kanlı katilleri vatanımızdan,
Amerikan Rus´a sürelim kardaş.

Devam edecek....

Adresse

GotenStr. 4
Königsbrunn
86343

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Augsburg Alevi Hacı Bektaş-i Veli Derneği e. V. erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Die Kultstätte Kontaktieren

Nachricht an Augsburg Alevi Hacı Bektaş-i Veli Derneği e. V. senden:

Teilen