10/06/2026
Mübahale Olayı ve Önemli Evrensel Mesajlar
Mübahale olayı hicretin 10. yılında gerçekleşiyor. Resulullah’ın (saa) Veda haccında Gadir Hum’da İmametin ilanından bir hafta sonra.
İslam devletinin siyasi, iktisadi, dini ve kültürel açıdan en güçlü olduğu bir zamanda vuku buluyor.
Mübahale, zahirde Necran hıristiyanları ile hz. İsa (as) hakkında ilmi munazara ve tartışmada hıristiyanların bağnazlıkları ve hakkı kabul etmekte inat etmelerinin neticesinde ortaya çıkıyor ama hakikatinde bir çok önemli evrensel mesajlar içermektedir.
Mübahale olayının nasıl vuku bulduğu ve nasıl sonuçlandığı tarih kitaplarında genişce yer alır. Bizim ele almak istediğimiz sadece evrensel mesajlarının neler olduğudur.
Mübahale, kendisinin haklı olduğunu iddia eden iki müddeinin lanetleşmek ve Allah’ın lanetini yalancı ve inkarcının üzerine olmasını istemektir.
Mübahale olayı ve evrensel Mesajı
1- Tartışılan/ihtilaflı konu önce müddeiler tarafından delillerle isbat edilmeli ve aklaniyeti beyan edilmelidir; akli, nakli, ilmi deliller beyan edildikten sonra bağnazlık ve inat devam ederse haklı olduğuna inanan karşı tarafı “Mübahale'ye“ davet eder.
2- Mübahale etmek, davet eden insanın iddia ve İnancında ne kadar güçlü, istikrarlı ve yakine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. İnancının aksinin çıkmayacağından emindir, yanlış ve batıl olma olasılığını sıfır görüyor. Binde bir, milyonda bir ihtimal verse dahi mübahaleye cesaret edemez.
3- Mübahale‘ye katılan Ehlibeytin (as) yani hz. Ali (as), hz.Fatima (sa) hz. Hasan (as) ve h. Hüseyin (as) makamının ne kadar yüce olduğunu gösteriyor. Çünkü Mübahaleye katılanlar hak cephesini, İslam’ı temsil ediyorlar.
4- Mübahale ayeti Hz. Ali’nin (as) sahip olduğu en büyük makamı beyan ediyor, hatta imamet ve masumluk makamından daha büyük bir makamı açıklıyor. Çünkü Masumluk makamı sadece hz. Ali’ye (as) ait değildir, peygamberler de masumdur. İmamet ve velayet makamı sadece hz. Ali’ye (as) mahsus değildir, peygamberlerden imam olan da vardır.
Ama hiçbir peygamberde ve vasilerinde olmayan tek bir şey sadece hz. Ali’de (as) var o da şu dur; hz. Ali (as) Resulullah’ın (saa) canı/nefsi/özüdür. (enfusena)
5- Mübahalenin muhatabları müslümanlar değil, hıristiyanlardır/ inanmayanlar. Müslümanlar malesef bunu gerektiği gibi anlamamış ve kullanamamışlardır; yahudi ve hıristiyanların emrine girmişlerdir. Günümüzde bazı Şiiler de sünnilere karşı kullanıyorlar, bu da Mübahale olayının hakikatini idrak etmediklerini gösterir.
6- Mübahale o zamana ait değildir, her zaman için geçeridir, günümüzde de yapılabilir. Kendi inancının doğruluğuna inanan bir kimse Mübahaleye davet edebilir. Ama malesef günümüzde dini pluralizmi çıkararak “hak bir tane değildir”, düşüncesini ortaya atarak ayeti devre dışı bırakmışlardır. Ve bunun yanısıra “Mübahale/lanetleşmek İslam’da caiz değildir” zihniyetini türettiler.
Mübahale ayeti Ehlibeyt’in (as) hakkaniyetini bütün dünyaya tanıtmayı öğretiyor.
7- Resulullah (saa) Mübahale yerine ashabını, eşlerini, savaşlara katılmış komutanları kısacası devlet erkanından kimseyi götürmüyor. Çünkü bu evrensel olaya layık olanların katılması gerekiyordu. Peygamberin Ehlibeytten (as) başkasını götürmemesi diğerlerinin imanlarında ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir.
8- Hıristiyanların Mübahaleden son anda çekilmelerinin sebebi Peygamberin hak olduğunu anlamalarıydı. Bir kaç alamet görerek ilk defa gördükleri Resulullah’ın (saa) hak olduğunu anladılar. Malesef müslümanlar 23 yıl Peygamberle beraber olmalarına rağmen Peygamberin ve Ehlibeyt’in (as) hakkaniyetini göremediler. Peygamberin emrilerine ve tavsiyelerine uymadılar bu da onların basiretsizliğini göstermektedir.
Necran hıristiyanlar neden mubahaleden vazgeçtiler?
Medine kalesinin kapısı açılır, Resulullah (saa) sağında bir genç, solunda hicaplı bir kadın, ön tarafında ise iki çocuk olduğu halde gelir ve hıristiyanların karşısındaki bir ağacın altına oturur.
Hıristiyanların en bilgini olan Oskof-u A'zam, mütercimlere bu gelenlerin kim olduğunu sorar ve şöyle cevap verirler:
“O genç, O’nun damadı ve amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib’dir. O kadın, kızı Fatıma’dır. Çocuklar ise torunları Hasan ve Hüseyin’dir”.
Bunun üzerine hıristiyan Oskof-u A'zam şöyle dedi:
“Bakın Muhammed en yakınlarını ve en çok sevdiklerini mübaheleye getirip onları belaya maruz bıraktı. Eğer tereddüdü olsaydı, onları getirmez, mübaheleden vazgeçerdi. O’nunla mübahele yapmamız kesinlikle doğru değildir. Eğer Rum Kayseri’nden korkmasaydım O’na iman ederdim. O’nun istediklerini kabullenerek şehrimize dönelim”.
İşte Mübahale olayının evrensel mesajları bunlardır, sadece tarihte vuku bulmuş bir olay değildir.