26/03/2026
Kuran-ı Kerim'in bilimsel mucizesi!
20. yüzyılın başlarına kadar, hatta Albert Einstein'ın bile başlarda savunduğu üzere, evrenin "statik" (sabit, durağan ve başı-sonu olmayan) olduğuna inanılıyordu.
Videoda da belirtildiği gibi, 1929 yılında Amerikalı astronom Edwin Hubble, devasa teleskopuyla yaptığı gözlemlerde galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, uzaklaşma hızlarının da uzaklıklarıyla orantılı olduğunu (Hubble Kanunu) keşfetti.
Bu keşif, evrenin sabit olmadığını, tıpkı şişirilen bir balonun üzerindeki noktaların birbirinden uzaklaşması gibi sürekli olarak genişlediğini kanıtladı. Bu durum aynı zamanda Büyük Patlama (Big Bang) teorisinin de en büyük kanıtlarından biridir.
2. İslami Açıdan Durum (Zariyat Suresi 47. Ayet)
Videoda bahsedilen ayet, Kur'an-ı Kerim'in 51. suresi olan Zariyat Suresi'nin 47. ayetidir.
Arapça Orijinali: وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ (Wessemâe beneynâhâ bieydin ve-innâ lemûsi'ûn.)
Kelime Kelime Çeviri:
Wessemâe: Göğü
beneynâhâ: Biz bina ettik / inşa ettik
bieydin: Kudretle / güçle
ve-innâ lemûsi'ûn: Ve şüphesiz biz, onu genişletenleriz.
Ayetteki "mûsi'ûn" kelimesi "genişletmek, vüs'at (genişlik) vermek" anlamına gelen evsa'a fiilinin ism-i failidir. Yüzyıllar boyunca İslam alimleri bu kelimeyi "Bizim lütfumuz geniştir" veya "Biz kudret sahibiyiz" gibi daha mecazi şekillerde yorumlamışlardır, çünkü evrenin fiziksel olarak genişlediği bilinmiyordu.
Ancak 1929'daki Hubble keşfinden sonra, ayetteki "lemûsi'ûn" (genişleticiyiz / genişletmekteyiz) ifadesinin tam anlamıyla ve birebir fiziksel gerçeği yansıttığı ortaya çıkmıştır.
Teleskopların, uzay biliminin ve modern fiziğin olmadığı 7. yüzyılda (yaklaşık 1400 yıl önce), bir insanın evrenin "genişlemekte olduğunu" kendi başına bilmesi veya tahmin etmesi imkansızdır. Bu durum, İslam alimleri ve bilim insanları tarafından Kur'an'ın en büyük bilimsel mucizelerinden biri olarak kabul edilmektedir.