𝙺𝚊𝚕𝚙𝚕𝚎𝚛𝚍𝚎 𝙺𝚞𝚛'𝚊𝚗 𝙽𝚞𝚛𝚞

  • Home
  • Turkey
  • Istanbul
  • 𝙺𝚊𝚕𝚙𝚕𝚎𝚛𝚍𝚎 𝙺𝚞𝚛'𝚊𝚗 𝙽𝚞𝚛𝚞

𝙺𝚊𝚕𝚙𝚕𝚎𝚛𝚍𝚎 𝙺𝚞𝚛'𝚊𝚗 𝙽𝚞𝚛𝚞 𝕽𝖆𝖍𝖒𝖆𝖓 𝖛𝖊 𝕽𝖆𝖍𝖎𝖒 𝖔𝖑𝖆𝖓 𝕬𝖑𝖑𝖆𝖍'ı𝖓 𝖆𝖉ı𝖞𝖑𝖆...

Bu sayfanın amacı şanlı Allah'ın kıtabı kuran'ı kerimi esas alarak beyan etmek .

Aynı zamanda kuran kerim ile mütetabık olan hadisi şerifleri de ele almaktadır.

Allah’a Olan Kesin İnancım Benim Gücüm                                 •✾ ﷽ •✾•                      Şüpheden Kesinliğe(...
06/01/2025

Allah’a Olan Kesin İnancım Benim Gücüm
•✾ ﷽ •✾•

Şüpheden Kesinliğe
(2)

Ateistlerin Allah’ın Varlığı ve Birliği Konusundaki Şüpheleri

Öncelikle şu soruları sorarak başlayalım:

Allah var mı yoksa yok mu?

Hayatta mı yoksa hâşa ölü mü?

Evrenin onun kontrolünde mi yoksa uzaklara mı gitti?

Eğer biri bu muazzam evrenin tesadüfen oluştuğunu, yoktan meydana geldiğini ya da doğa güçleri tarafından yönetildiğini iddia ederse, şu şekilde cevap veririz:
Bu imkânsızdır; çünkü bu kadar büyük, geniş, kusursuz ve düzenli bir evrenin mutlaka onu var eden ilk bir el tarafından yaratılmış olması gerekir.

Ve akıl sahibi herkes bilir ki, bizi yoktan var eden güç, bu evreni içindeki tüm canlılarla birlikte yaratacak kadar büyüktür.

Ancak burada sorulması gereken asıl soru şudur:
Evreni yaratan el hâlâ var mı yoksa geri mi çekildi?
Yani, evreni yaratan Allah hâlâ hayatta mı ve evrenin kontrolünde mi, yoksa bir sebepten dolayı (göç, uyku, ölüm, başka evrenlerle ilgilenme) artık mevcut değil mi?

Bu noktada şunu söyleyebiliriz:
Allah duyularla algılanabilir bir varlık değildir. Onu göremeyiz, duyamayız, kokusunu alamayız, ona dokunamayız ya da onunla konuşamayız.
Dolayısıyla maddi anlamda var değildir; çünkü duyularla algılanamaz.

Geriye sadece, onun varlığını kanıtlayan kainatın ayetleri, yani evrendeki işaretler kalır.
Evrendeki varlıklara baktığımızda, her şeyin tekrar ve döngü üzerine kurulu olduğunu görürüz:

Güneş her gün doğudan doğar, batıdan batar.

Gece gündüzü, gündüz de geceyi takip eder.

Dört mevsim, yıl boyunca sırasıyla yaşanır ve ertesi yıl aynı düzenle tekrar eder.

Ağaçlar ilkbaharda çiçek açar, yazın meyve verir, sonbaharda yapraklarını döker ve kışın yaşam döngüsünü tamamlar. İlkbaharda tekrar çiçek açar.

Bu döngülerden, evrenin programlanabilir olduğunu varsayılabilir mi??

Peki, yaratıcının varlığı şu an kanıtlanmamışsa ya da birden fazla yaratıcı evreni düzenlemek için iş birliği yapmış olabilir mi??

Bu durumda, yaratıcı bir varlığın şu an mevcut olup olmadığını sorgularız.

Gerçek yaratıcı ve bilimsel bir kanıt bulunana kadar, evrenin uzaylılar tarafından programlandığını varsayalım.

Program nedir?
Program, belirli neden-sonuç ilişkilerine dayalı, sabit ve düzenli bir işleyiştir. Bu program, belirli değişmez kurallar çerçevesinde çalışır ve insanoğlunun müdahalesi olmadan işler.

Örneğin:
Bir nakış makinesi ya da örgü örme makinesi (triko).

Bu program sabit olabilir ya da programlayıcının isteğine göre değiştirilebilir. Ancak değişiklikler, her zaman sabit kurallar çerçevesinde gerçekleşir.

Örneğin:
Bir nakış makinesi, belirli aralıklarla desenleri değiştirecek şekilde programlanabilir. Ancak bu işlem, makinenin varlığı, iplik, elektrik ve sabit bir zemin gibi temel şartlara bağlıdır.

Başka bir örnek:
Bir kareler grubunun alan hesaplamalarını yapmak için, yalnızca her karenin bir kenar uzunluğunu programa girmemiz yeterlidir. Program, karelerin sayısı ne olursa olsun, tüm hesaplamaları yapar.

Bir diğer örnek:
Eğer 100 katlı, tamamen aynı düzen ve tasarıma sahip bir bina inşa etmek istersek, mühendislik sürecini baştan sona programlayabiliriz.

Ancak her katın veya dairenin farklı olmasını istersek, bu durumda sürekli orada bulunmamız ve değişen isteklerimize göre talimatlar vermemiz gerekmektedir.

🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

Allah’a Olan Kesin İnancım Benim Gücüm                                           ••✾ ﷽ •✾•• Bölüm 1: Şüpheden Kesinliğe(...
06/01/2025

Allah’a Olan Kesin İnancım Benim Gücüm
••✾ ﷽ •✾••

Bölüm 1: Şüpheden Kesinliğe
(1)

Allah’a olan iman, kalpte kök salmış bir hakikat olmalıdır; sadece içimizde yer eden ve tartışılmaz, sarsılmaz olduğunu düşündüğümüz fikirler değil. Kalpten gelen, araştırmaya, derin incelemelere ve ruhsal gözlemlere dayalı gerçek bir iman ile, kuşkular ve şüphelerle dolu inanç arasında büyük bir fark vardır.

Allah’a olan kalpten gelen kesin inancı inşa etmek için, her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan bir yaratıcının varlığını sorgulamadan kabul etme anlayışını ortadan kaldırmamız gerekiyor. Ateistlerin Allah’ın var olmadığına dair iddialarını inceleyelim: Bu iddialar gerçekten doğru mu? Allah’ın varlığını kanıtlayabilir miyiz?

Bu yolculukta, yaratıcının bu sonsuz evrendeki varlığını ve birliğini kanıtlayan bilimsel ve mantıksal delilleri arayacağız.

Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor ki:
(إنّ الإيمان لَيَخْلقُ في جوف أحدكم كما يَخلَقُ الثوب، فاسألوا الله أن يُجدّد الإيمان في قلوبكم)

“İman, sizden birinizin kalbinde elbise gibi eskiyebilir. Bu yüzden Allah’tan kalplerinizdeki imanı yenilemesini isteyin.”

"İmanımızı tazelemek ve güçlendirmek için en önemli adımlardan biri, Yüce Rabbimizin birliğini, teklik sıfatını, varlığını ve tüm canlıların hayatını sürdüren sıfatlarını kabul etmekle başlamaktır."

(Her âlimle oturmayın. Ancak sizi beş şeyden beş şeye çağıran bir âlimle oturun)

Şüpheden -> kesinliğe,

Düşmanlıktan -> samimiyete,

Kibirden -> tevazuya,

Riyadan -> ihlasa,

Hırstan -> zühde.

Şüpheden; Allah’ın varlığına, yaratışına, adaletine, kitabına ve ahiret gerçeğine dair kesin inanca bir yolculuk yapalım.

🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

ﮩ••✾ ﷽ •✾••ﮩ16. Kur'an, Arapçanın Temelidir ve Kurallarını BelirlerKur'an-ı Kerim, Arapçanın kaynağıdır ve onun dilbilgi...
25/12/2024

ﮩ••✾ ﷽ •✾••ﮩ

16. Kur'an, Arapçanın Temelidir ve Kurallarını Belirler
Kur'an-ı Kerim, Arapçanın kaynağıdır ve onun dilbilgisel kurallarını belirleyen odur. Araplar ya da eski Araplar, dilin kurallarını belirlemiş değildir. Örneğin, bazı müfessirler, bir ayette kadını " Dişi koyun" (نعجة) olarak nitelendirerek, Arapların bazı kabilelerinde kadınların
" Dişi koyun" olarak adlandırıldığını iddia etmişlerdir. Bu, bereket ve bolluğun sembolü olarak bir benzetme olarak gösterilmiştir.
Şöyle buyuruyor Allah:
﴿إِنَّ هَٰذَا أَخِي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ﴾ [ص 23]
"Şüphesiz bu benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu(نعجه) var, benim ise bir koyunum var. O, bana şöyle dedi: 'Onu bana ver, konuşmada bana üstünlük sağladı.'" [Sad, 23]

Peki kuran-ı kerimi eşine "dişi koyun" olarak nitelendiren bir kişinin kullandığı kavramları kullanarak Te'vil etmemiz doğru olur mu?

---

17. Kur'an’ın Kelimelerini Açıklamak İçin Kur'an’a Dayanmalıyız
Kur'an-ı Kerim’in en iyi şekilde açıklanması yine Kur'an ile yapılır. Kur'an’ın kendisi, kendi kelimelerinin en iyi tefsiridir.
Örneğin, Allah’ın Subhanahu ve Teâlâ şöyle buyurduğunu görebiliriz:
﴿فَأَعْرَضُوا فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَواتَيْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلِيلٍ * ذَٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُوا ۖ وَهَلْ نُجَازِي إِلَّا الْكَفُورَ﴾ [سبأ 16-17]
"Ancak onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden biz de üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük. Böylelikle, onları nankörlük ettiklerinden dolayı cezalandırdık. Nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?."
[Saba, 16-17]
Buradan çıkardığımız sonuç şudur: Allah’a yönelmekten yüz çevirmek, şiddetli bir küfürdür. Bu yüzden, küfür, Allah’a karşı yüz çevirmekten kaçınmak gerekir.

---

18. Kur'an Gerçekleri İfadelendirir, Mecaz Değildir
Kur'an, gerçekleri ifade eder; dolayısıyla o, tartışmaya açık bir mecaz değildir. Ayetlerde geçen her bir ifade, tartışılmaz gerçeklerdir. Hatta, eğer maddi anlamda bir şeyler anlatılmıyorsa bile, psikolojik ve manevi anlamda kesinlikle bir gerçeklik ifade edilir.
Allah şöyle buyuruyor:
﴿وَبِٱلۡحَقِّ أَنزَلۡنَـٰهُ وَبِٱلۡحَقِّ نَزَلَۗ وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرࣰا وَنَذِیرࣰا﴾ [إسراء 105]
"Biz onu hak ile indirdik ve o, hak ile indirilmiştir. Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermişizdir." [İsra, 105]
Eğer Allah, bir örnek vererek gerçeği bir şeyle kıyaslamak isteseydi, o zaman benzetme araçlarını kullanarak bunu yapardı.
Örneğin, şöyle buyuruyor:
﴿ثُمَّ قَسَتۡ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعۡدِ ذَ ٰ⁠لِكَ فَهِیَ كَٱلۡحِجَارَةِ أَوۡ أَشَدُّ قَسۡوَةࣰۚ…﴾ [بقرة 74]
"Sonra kalpleriniz, bundan sonra katılaştı ve taş gibi oldular veya daha da sertleştiler." [Bakara, 74]
Burada, kalplerin taş gibi olduğu belirtiliyor, fakat aslında kalplerin gerçekten taş olmadığı, benzetme yapılmış olduğuna dikkat edilmelidir. Allah burada, kalp sertliğini ifadesi benzetme olarak kullanılmıştır.

---
🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

••✾ ﷽ •✾••       8. Te'vilin Kur'an'ın Tüm Ayetleriyle Uyumlu Olması GereklidirKur'an, bir bütün olarak, tek bir beden g...
19/12/2024

••✾ ﷽ •✾••

8. Te'vilin Kur'an'ın Tüm Ayetleriyle Uyumlu Olması Gereklidir
Kur'an, bir bütün olarak, tek bir beden gibi olup, ayetlerini birbirinden ayırmak veya onları ayrı bölümlere bölmek caiz değildir.
Allah şöyle buyuruyor:
﴿كَمَا أَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ﴾ [حجر 90]
"Biz, bölücüleri aynı şekilde gönderdik." [Hicr, 90]

﴿الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ﴾ [حجر 91]
"Onlar ki, Kur'an'ı parçalara ayırdılar." [Hicr, 91]
Bir te'vili bir ayetle uyumlu yapıp diğerleriyle çelişmesini sağlamak caiz değildir; böyle bir te'vil geçersizdir.

---

9. Te'vilin Doğanın Kanunlarıyla Uyumlu Olması Gereklidir
Allah şöyle buyuruyor:
﴿أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلَافًا كَثِيرًا﴾ [نساء 82]
"Öyleyse, Kur'an'ı düşünmezler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı, içinde pek çok tutarsızlık bulurlardı." [Nisa, 82]

Kur'an-ı kerim ve sonsuz büyüklüğe ve ihtişama sahip evren yüce Allah'tan bize verilmiş güzellikler olduğuna göre , nasıl olur da Kur'an'da O'nun doğal yasalarıyla çelişen bir şey yer alır?

Allah şöyle buyuruyor:
﴿إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَاءَهُمْ ۖ وَإِنَّهُ لَكِتَابٌ عَزِيزٌ * لَا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ ۖ تَنْزِيلٌ مِنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ﴾ [فصلت 41-42]
" Bu uyarıcı kitap kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler. O, gerçekten çok değerli bir kitaptır. Asılsız bir şey ona ne önünden ne arkasından yaklaşabilir. O, hikmet sahibi, övgüye lâyık olan Allah katından indirilmiştir.." [Fussilet, 41-42]

Herhangi bir te'vil, gözle görülen evrensel kanun ve sisteme aykırı ise batıldır. Aynı şekilde, bu çağda ya da başka bir çağda âlimlerin ortaya koyduğu modern keşiflerin veya görüş aykırı olması durumunda da batıldır.

---

10. Te'vilin Sağduyu ile Uyumlu Olması Gereklidir
Allah bize sağlam bir akıl vermiştir ve tüm insanlar arasında ortak kanunlar ve sistemler belirlemiştir. Bu Kur'an’ı açık bir Arapça ile indirmiştir; yani insanlık aklına hitap etmektedir. Bu nedenle hiçbir te'vil, sağlam insan aklıyla çelişmemelidir.

--

11. Te'vilin Yaratıldığımız İnsani Fıtrat ile Uyumlu Olması Gereklidir
Allah şöyle buyuruyor:
﴿فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا ۚ فِطْرَتَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا ۚ لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ﴾ [روم 30]
"
Öyleyse sen dosdoğru bir inançla yüzünü dine, Allah'ın fıtratına çevir ki O insanları bu (fıtrat) üzere yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler.." [Rum, 30]
Herhangi bir te'vil, bizim değişmeyen fıtratımızla çelişemez.

---

12. Te'villerin bizim Allah'u Teala tarafından yaratılma ve dünyaya gönderilme amacımız olan gerçek anlmda ibadeti gerçekleştirmede bize yardımcı olmalıdır.
Allah şöyle buyuruyor:
﴿وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ﴾ [ذاريات 56]
"Ben cinleri ve insanları sadece Bana ibadet etmeleri için yarattım." [Zariyat, 56]
İbadet bize dünyada ve ahirette mutluluk sağlamaktadır.

---

13. Kur'an, Te'vil ve Anlamda Çok Yönlülük Taşır
Ve ayetler hakkında teffekür kabiliyetimizi ne kadar arttırırsak yüce Allah da o kadar bize mana bahşeder.
Allah şöyle buyuruyor:
﴿قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا﴾ [كهف 109]
"De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsaydı, Rabbimin sözleri bitmeden önce denizler tükenirdi. Bir misli daha takviye mürekkep getirsek bile yetmezdi." [Kehf, 109]
Ancak ayetlerin bağlamı ve çevresi, te'villerde en güçlü olanıdır. Bununla birlikte, genel bağlamdan bazı kesitleri alıp farklı konularda da rehberlik edebiliriz.

---

14. Te'vilin Zamanla Uyumlu Olması Gereklidir.

Misalen Hz. Musanın hikayelerine o zaman olmuş bitmiş bir şey olarak bakılmaması gerekir hikayenin bizim hayatımızdaki katkısı nedir ben bu hikayeden nasıl faydalanırım düşüncesiyle olması amacıyla yüce Rabbimiz bize öğüt olarak vermiştir. Aynı şekilde Kur'an'daki herhangi bir hikaye, bizler için öğüt vericidir.

---

15. Kur'an’da Kelimeler Arasında Hiçbir Eşanlamlılık Yoktur
Hiçbir zaman bir kelime başka bir kelime ile değiştirilemez. Bir kelime yalnızca bir cümle ile açıklanabilir.
Allah şöyle buyuruyor:
﴿لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِی ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَا وَفِی ٱلۡـَٔاخِرَةِۚ لَا تَبۡدِیلَ لِكَلِمَـٰتِ ٱللَّهِۚ ذَ ٰ⁠لِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ﴾ [يونس 64]
"Onlar için dünya hayatında da, ahirette de müjde vardır. Allah’ın kelimelerinde değişiklik yoktur. İşte en büyük başarı budur." [Yunus, 64]

Eğer bir kelimenin yapısı değişirse, anlamı da değişir. Bir kelimenin harfleri eksikse, anlamı eksik olur. Ayrıca harfler üzerinde yapılan vurgular, anlamı da pekiştirir.

Örnek 1:
يغطي ve يغشى kelimeleri arasındaki fark, yapısal farkların anlamı nasıl değiştirdiğine bir örnektir.
يغطي: Bu kelime, bir şeyi örtmek anlamına gelir
genellikle yüzeyi kaplamakla ilgili kullanılır.

يغشى: Bu kelime, bir şeyin üstünü kaplamak anlamına gelir, ancak anlamı daha geniştir ve çoğunlukla bir şeyin tamamen örtülmesi
anlamında kullanılır.

Örnek 2:
يشرى ve يشتري kelimeleri de benzer şekilde yapı farkları ile anlam farkı oluşturur.
İki kelime satın almak anlaına gelmektedir. Fakat يشرى kelimesi daha hızlı satın almak anlamına gelir.

---

🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

ﮩ••✾ ﷽ •✾••ﮩKur'ân-ı Kerîm mükemmeldir ve eksiksizdir; ne Peygamber Efendimiz ﷺ ne de başka biri tarafından tamamlanmaya...
17/12/2024

ﮩ••✾ ﷽ •✾••ﮩ

Kur'ân-ı Kerîm mükemmeldir ve eksiksizdir; ne Peygamber Efendimiz ﷺ ne de başka biri tarafından tamamlanmaya ihtiyaç duymaz.

Ancak, ilimde derinleşmiş olanların açıklamalarına ihtiyaç vardır.
Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
{ بِٱلۡبَیِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِۗ وَأَنزَلۡنَاۤ إِلَیۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَیِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَیۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ یَتَفَكَّرُونَ }
[سُورَةُ النَّحۡلِ: ٤٤]
“ O peygamberleri apaçık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Sana da, hikmet ve öğüt dolu bu Kur’an’ı indirdik ki, kendilerine indirilen gerçekleri insanlara apaçık bir şekilde anlatasın ve böylece onlar da Allah’ın âyetleri üzerinde sistemli bir şekilde düşünsünler.”
(Nahl Suresi, 44. Ayet)

4- Allah Teâlâ’nın ayetlerinde gereksiz bir fazlalık (hâşâ) yoktur.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

{ إِنَّ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكۡرِ لَمَّا جَاۤءَهُمۡۖ وَإِنَّهُۥ لَكِتَـٰبٌ عَزِیزࣱ (٤١) لَّا یَأۡتِیهِ ٱلۡبَـٰطِلُ مِنۢ بَیۡنِ یَدَیۡهِ وَلَا مِنۡ خَلۡفِهِۦۖ تَنزِیلࣱ مِّنۡ حَكِیمٍ حَمِیدࣲ (٤٢) }
[سُورَةُ فُصِّلَتۡ: ٤١-٤٢]
“Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.”
(Fussilet Suresi, 41-42. Ayetler)

5- Allah’ın Kitabı, Âlemlerin Rabbi tarafından detaylandırılmıştır.

İçindeki her terimin açıklaması apaçık ayetleri arasında mevcuttur.
Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
{ وَمَا كَانَ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ أَن یُفۡتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَـٰكِن تَصۡدِیقَ ٱلَّذِی بَیۡنَ یَدَیۡهِ وَتَفۡصِیلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لَا رَیۡبَ فِیهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ }
[سُورَةُ يُونُسَ: ٣٧]
“Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulacak bir şey değildir. Ancak, ondan önceki kitapları tasdik eden ve her şeyin açıklaması olan bir kitaptır. Onda şüphe yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.”
(Yunus Suresi, 37. Ayet)

6- Allah’ın Kitabı, her zaman ve her mekânda bütün insanlığa hitap edecek şekilde evrenseldir.

Belirli bireylere ya da topluluklara özgü değildir; hitap edilen ırk,dil ayırmaksızın dünyada bulunan her birey içindir.
Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
{ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ (٨٧) وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِینِۭ (٨٨) }
[سُورَةُ صٓ: ٨٧-٨٨]
“O (Kur’ân), âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir. Onun haberini bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.”
(Sâd Suresi, 87-88. Ayetler)

🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

••✾ ﷽•✾••Kur'ân-ı Kerîm'in Te'vîl Esaslarının Özeti:1. Kusursuzluk Yalnızca Allah'a Aittir:Allah Teâlâ buyuruyor:{ قُلِ ...
17/12/2024

••✾ ﷽•✾••

Kur'ân-ı Kerîm'in Te'vîl Esaslarının Özeti:

1. Kusursuzluk Yalnızca Allah'a Aittir:

Allah Teâlâ buyuruyor:

{ قُلِ ٱدۡعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُوا۟ ٱلرَّحۡمَـٰنَۖ أَیࣰّا مَّا تَدۡعُوا۟ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَاۤءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ..}
“De ki: Allah diye çağırın ya da Rahmân diye çağırın. Hangisini çağırırsanız çağırın, en güzel isimler O'nundur...”
(Sûre-i İsrâ, 110)

Herhangi bir âyetin, Allah’ın rahmetine, adaletine veya güzel isimlerinden birine aykırı bir şekilde yorumlanması kesinlikle reddedilmektedir.

Başka bir âyette şöyle buyuruluyor:

2{ وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَاۤءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا۟ ٱلَّذِینَ یُلۡحِدُونَ فِیۤ أَسۡمَـٰۤىِٕهِۦۚ سَیُجۡزَوۡنَ مَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ }
[سُورَةُ الأَعۡرَافِ: ١٨٠]

“En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na o güzel isimlerle dua edin ve O'nun isimleri hakkında yanlış yola sapanları bırakın. Onlar, yapmakta olduklarının cezasını çekeceklerdir.”
(Sûre-i A'râf, 180)

Örneğin, Sûre-i Nahl 93. âyetinde geçen şu ifade:
{ وَلَوۡ شَاۤءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةࣰ وَ ٰ⁠حِدَةࣰ وَلَـٰكِن یُضِلُّ مَن یَشَاۤءُ وَیَهۡدِی مَن یَشَاۤءُۚ وَلَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ }
[سُورَةُ النَّحۡلِ: ٩٣]

“Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir ve yaptıklarınızdan mutlaka sorguya çekileceksiniz.”

Bu âyette, Allah'ın insanları kendi iradesiyle doğru yoldan saptırdığı veya bazı kullarını dünyaya getirmeden önce sapıklığı onlar için yazdığı şeklinde yorumlanması yanlıştır. Çünkü Allah’ın isimlerinden biri “El-Hâdî” (doğru yola ileten), biri de “Er-Reşîd”dir (en doğruya yönlendiren). Allah, yarattıklarını rahmetiyle kuşatmış ve onları doğru yola yöneltmek için var etmiştir.
Nitekim şu âyette buyruluyor:
{ إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَۚ وَلِذَ ٰ⁠لِكَ خَلَقَهُمۡۗ وَتَمَّتۡ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِینَ }
[سُورَةُ هُودٍ: ١١٩]
“Ancak Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. Zaten onları bunun için yarattı...”
(Sûre-i Hûd, 119)

---
2. Peygamberlerin Masumiyeti:

Allah'ın tüm peygamberleri, gönderildikleri risaleti tebliğ etmede hatadan korumuştur. Hepsi Allah katında seçkin ve masumdur. Biz peygamberler arasında ayrım yapmayız ve “Duyduk ve itaat ettik” deriz.
{ ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَاۤ أُنزِلَ إِلَیۡهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَـٰۤىِٕكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَیۡنَ أَحَدࣲ مِّن رُّسُلِهِۦۚ وَقَالُوا۟ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ غُفۡرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَیۡكَ ٱلۡمَصِیرُ }
[سُورَةُ البَقَرَةِ: ٢٨٥]
“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de iman etti. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz’ dediler ve eklediler: ‘İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz! Dönüş yalnız sanadır.’”
(Sûre-i Bakara, 285)

Bu peygamberler, yüce Allah'ın elçileridir ve kutsal kitapları her türlü tahriften uzak olarak tebliğ etmişlerdir.
{ فِی صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ (١٣) مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ (١٤) بِأَیۡدِی سَفَرَةࣲ (١٥) كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ (١٦) }
[سُورَةُ عَبَسَ: ١٣-١٦]
“Şerefli sahifelerde, yüceltilmiş, tertemiz, değerli ve yüce elçilerin ellerindedir.”
(Sûre-i Abese, 13-16)

Peygamberlerin kıssaları Allah’ın onlara olan şahitliği doğrultusunda yorumlanmalıdır.
{ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ ٱلَّذِینَ هَدَى ٱللَّهُۖ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقۡتَدِهۡۗ قُل لَّاۤ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَیۡهِ أَجۡرًاۖ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰلَمِینَ }
[سُورَةُ الأَنۡعَامِ: ٩٠]
“İşte onlar, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Onların yoluna uy. De ki: Bu (peygamberliği) size tebliğ ederken sizden hiçbir ücret istemiyorum. Bu, sadece bütün âlemler için bir hatırlatmadır.”
(Sûre-i En’âm, 90)

Eğer peygamberlerin yolunda bir hata olsaydı, Allah onları peygamberlikten uzaklaştırırdı:

Peki, haşa peygamberler risaleti tebliğ etmede hata yapsalardı, Allah'u Teâlâ bize onlara itaat edin der miydi ???
{ وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَیۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِیلِ (٤٤) لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡیَمِینِ (٤٥) ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِینَ (٤٦) }
[سُورَةُ الحَاقَّةِ: ٤٤-٤٦]

“Eğer (Peygamber) bize karşı bazı sözler uydurmuş olsaydı, muhakkak onu kuvvetle yakalardık. Sonra da onun şah damarını koparırdık.”
(Sûre-i Hâkka, 44-47)

"Burada şah damarı olarak bahsedilen, gerçek anlamda değildir; bizimle Allah Teâlâ arasındaki ruhani tecellidir."

---
🌹𝙳𝚎𝚟𝚊𝚖ı 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚌𝚎𝚔
𝙰𝚕𝚕𝚊𝚑'ı𝚗
𝚒𝚣𝚗𝚒𝚢𝚕𝚎 🌹

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when 𝙺𝚊𝚕𝚙𝚕𝚎𝚛𝚍𝚎 𝙺𝚞𝚛'𝚊𝚗 𝙽𝚞𝚛𝚞 posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share