22/10/2026
İyilik Yaparken Düşülen Büyük Hata! | Hz. Ömer’den İbretlik Kıssa
İyilik yapmak kadar, o iyiliği hangi niyetle yaptığımız da önemlidir. Bazen insan, yaptığı yardımın karşılığında teşekkür bekler, insanların kendisini takdir etmesini ister veya başkalarının gözünde iyi bir insan olarak görülmeyi arzular. Oysa gerçek iyilik, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, samimiyetle ve karşılık beklemeden yapılandır.
Bu ibretlik kıssada, Hazret-i Ömer’in halifeliği döneminde Medine’de çıkan büyük bir yangın anlatılır. Yangını söndürmekte zorlanan halk, Hazret-i Ömer’e başvurur. Kıssada Hazret-i Ömer, insanları cimrilikten uzaklaşmaya, ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaya ve yaptıkları iyiliklerin ardındaki niyeti sorgulamaya çağırır.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 264. ayetinde, yapılan iyiliklerin başa kakma, insanları incitme ve gösteriş amacıyla boşa çıkarılmaması gerektiğini bildirir. Ayette, gösteriş için yapılan harcamalar, üzerindeki toprağı şiddetli yağmurla silinip giden bir kayaya benzetilir. Bu benzetme, iyiliğin yalnızca görünüşünün değil, niyetinin de ne kadar önemli olduğunu hatırlatır.
Bir insana yardım ederken onu küçük düşürmek, yapılan iyiliği sürekli hatırlatmak veya insanların övgüsünü kazanmayı amaçlamak, iyiliğin manevi değerine zarar verir. Gerçek cömertlik ise ihtiyaç sahipleriyle paylaşırken samimiyeti korumak ve karşılık beklememektir.
Unutmayalım ki bir iyiliği değerli kılan yalnızca ne kadar verdiğimiz değil, onu hangi niyetle yaptığımızdır. İyiliklerimizi insanların takdiri için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yapmaya gayret edelim.
Allah’ım, yaptığımız iyilikleri gösterişten uzak, yalnızca Senin rızan için yapmayı bizlere nasip eyle. Âmin.
Kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 264. ayet.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu Tefsiri, Bakara Suresi 264. ayetin açıklaması.
Bilgilendirme: Medine’deki yangınla ilgili anlatı, Mevlânâ’ya atfedilen ibret amaçlı bir kıssa olarak aktarılmaktadır. Olayın tarihsel olarak gerçekleştiğini doğrulayan sahih bir rivayet tespit edilmiş değildir. Bu nedenle anlatı, sahih hadis olarak değerlendirilmemelidir.